şükela:  tümü | bugün
  • türkçesi ağustos ışığı adı ile iletişim'den murat belge'nin muhteşem bir çevirisi ile çıkmış, 1932 tarihli bir william faulkner şaheseridir. siyah-beyaz ayrımını ve ırkçılığı odak alıp, dönemin güney abd'sini anlatır. din konusunda çok sağlam retorikler, inanç ile körleşmiş insanlar, zencileri tanrının lanetlileri olarak görenler ve zencilere yardım ettiği için aforoz edilen karakterleri ile çok kaotik bir yapıya sahiptir. romanın ana karakteri, zenci olup olmadığını kendisi bile bilmeyen ama onu olduğu gibi kabul etmeyen dünyaya isyanını kendisini koyu bir zenci olarak tanıtarak haykıran joe christmas, kimilerince amerikan edebiyatının en yalnız karakteri olarak gösterilir.
  • bir sahafta murat belge çevirisinin birinci baskısını bulup almıştım. profesyonel çevirmen olan bir arkadaşım, murat belge çevirmişse iyi çevirmiştir deyip kitabı benden alıp okudu. kitabı okuduktan sonra çevirinin çok kötü olduğunu söylemişti.
    evet gerçekten de murat belge'den beklenmeyecek derecede kötü çevrilmiş.
  • allahını seven bu kitabın pdfsini üzerime atsın. mümkünse çevirisini.
  • amerikan edebiyatında 3 şaheser var ise üçü de william faulkner'e aittir. sırasıyla ses ve öfke, ağustos ışığı ve çılgın palmiyeler
  • 1932 tarihinde yazılmış olsa da 19. yüzyıl sonralarındaki amerikanın güney bölgesi'nde geçer. 1929 yılında the sound and the fury ile başlayan tamamen şahsi edebi yolculuğuna faulkner 1930 yılında as i lay dying ve 1932 bu roman ile devam eder. şahsi yolculuğun ne anlama geldiğini bilen bilir.

    mühim konulardan bahsetmesinin yanında faulkner'ı faulkner yapan bilinç akışı anlatım özellikleri romanın ilk satırlarında ortaya çıkar. örnek olarak romanın kahramanlarından lena, hamile bir biçimde 1 aylık yolu yürüyerek jefferson'a gelmişken onun bakışı ile romanı takip ederiz.

    ben olsam heralde lena'nın onca yol yorgunluğunu bir başka karakter ile konuşarak gösterirdim. misal;

    -merhabalar. alabama'dan geliyorum. lucas burch'ü nasıl bulabilirim?
    -bıçkı evinde çalışan şu bizim lucas mı?

    faulkner, klasik anlatım yerine monologsuz, bilinç akışı düzeyinde kurar okur ile iletişimini bu romanında. çok mühim bir kitaptır. hakkında bu kadar az yazılmış olması ise ayrı üzücü demek gerekse de yurttaşı amerikalılar da zaten pek okumaz bu adamı. hemingway okurlar daha çok.