şükela:  tümü | bugün
  • m.ö. 700 ve 300'lü yıllardan kalma ibranice yazılmış kayıtlar ve eski ahit'te lilith (kısıkıl lila) ile ilgili tanımlamalara sıkça denk gelmekteyiz.
    bu kayıtlar kimlikleri pek bilinmeyen kişilerce toplanmış, yahudilik ve hiristiyanlık inançlarının ortak değerleri olarak bu inançların din kurallarının oluşumunda da etkin olmuştu.
    babil efsanelerinde ismi lilitu olan, sümer yazıtlarında isminin kısıkıl lil-la olduğu anlaşılan bu kadın ile ilgili bilgilerin verildiği ibrani inançsal metinlerde bu kadının kötülüklerin anası ve inananların zaaflarından yararlanarak insanlara musallat olan şeytani cinsellik nesnesi olduğu anlatılmıştı.
    yahudilik ile ilgili batini bilgilerin verildiği kabalada lilith, havva'dan önce adem'in ilk eşi olan ilk kadındır.
    hiristiyanlar için hiristiyan olmayanlar, yahudiler için israil oğulllarından olmayanlar, evanjilist aryanlar için ise siyah, sarı, esmer tenli bütün insanların lilith'in doğurduğu şeytan zürriyetinden gelen sapkınlar oldukları anlayışı hakimdir.
    bu sami ibrani anlayışlarından yola çıkan, israiloğulları gibi sami ırkından olan araplar kendilerini nuh peygamberin sam isimli oğlundan, türkler gibi asyalı milletlerin ise nuh peygamberin sapkın olduğu iddia edilen yafes isimli oğlunun zürriyetinden gelenler olduklarını islami hadislerinde anlatmışlardı.
    bu hadislerden yola çıkan zamanının zır cahili, kürt milliyetcisi, eski kitaplarında kendini saidi kürdi olarak tanıtan saidi nursi ise özbek, kazak, tatar gibi türk boylarını şeytanın zürriyetinden gelenler olduklarını iddia etmiş,fetullah cemaati olarak bilinen nurcular tarafından kuran'a eşdeğer olarak görülen saçma risalelerinin oluşturduğu kitabına da türklerin mecücün soyundan gelen sapkınlar olduklarını yazmıştı.

    neysekine sonunda sümer tarihi ve dili uzmanı, ünlü sümer ve asurolog samuel noah kramer'in in anna ve hulupu ağacı ile ilgili efsanelerin yazılmış olduğu gılgamış destanının anlatıldığı yazıtların bulunup çevrilmesinden sonra yazdığı "tarih sümerlerle başlar" isimli kitabından sonra tarihi ve dinsel gerçekler meydana çıkmaya başlamıştı.
    bu yazıtlarda adı an'dan/tengri'den anlamına gelen tengri'nin kadın kağanı in anna sel sularından efsanevi hulupu isimli ağacı kurtarmış, uruk kentinde olan kutsal bahçesine dikmişti.
    agaç iyice büyüdükten sonra in anna ağacı kesmek ve kendine yatak ve taht yapmak ister, fakat ağacın altında hiç bir büyünün işlemediği yılan yuvası vardır. ağacın dalları arasında ise "im gugu(kuşu)" isimli, ünlü fırtına kuşu da denilen devasal muhteşem bir kartal yuva yapmıştı.
    hulupu isimli ağacın gövdesinin yüksek kesimindeki evde ise kısıkıl lilla isimli bir kız yaşamaktadır.
    sümerce bu sözcük "gök yüzünün bakir temiz saf kızı" anlamına gelmektedir.
    lil sözcüğünü günümüz türkçesinde yel anlamında kullanıyoruz. sümerler bu sözcüğü gökyüzünü oluşturan boşluk ve rüzgar için de kullanıyorlardı. kısıkıl sözcüğünün başındaki "kıs" eki hiç bir değişikliğe uğramadan ergenliğe erişmemiş, kadınlığa hazırlanan kız olarak hala günümüz türkçesinde kullanmaktayız. musevi ve hiristiyanlık inançlarının kutsal sayılan metinlerine sümerce bu ismin son eki lil-la, akadlarda lilitu olmuş sonrada lilith olarak bu inançlara girmişti. bu sözcüğün anlamıda sadece "göksel" veya "rüzgarsal"dır.
    hepsi bu, başkada anlamlar içermez. sümer yazıtlarında bu kızın özellikleri hakkında başka aksi hiç bir bilgi de yoktur.
    jean bottero sümerlerle ilgili yazısında "sıkıl" sözcüğünü enki'nin karısının isminin "nin sıkıl" olmasından dolayı tanrı'nın kadını olarak çevirmişti. bu sözcük üzerinde de çalışması olan ünlü sümerolog kramer ise sıkıl tanımlamasını hiç bir hata olmayan, kusursuzluğun, bozulmamışlığın,saflığın ifadesi olarak "bakir" olarak vermiştir.
    akadlarda lilitu, ibranilerde lilith olarak ismi değiştirilen sümeri kısıkıl lilla neden şeytanımsı sapık bir varlığa dönüştürülmüştü ?
    2000 yıldan fazla öncesi olan musevi ve hiristiyanlık inancı ile ilgili verilerde kötülüklerle ilgili bir sürü anlatımlarda bu kızımız bunların faili olarak karşımıza çıkmaktadır.
    yahudilerin babilden sürgün edildikleri zamanda, isimleri bilinmeyen fakat kötü niyetli haham oldukları anlaşılan kişilerce yazılmış bu yazılarda gerçekte kusursuz saflığı ifade eden kısıkıl lil-la kötülüğün yaratıcısı, şeytanımsı bir varlık olarak o dönem ibrani inancına sokulmuştu.
    mezopotamyada sami olmayan, yazımlarını turani dilleri diğer dillerden temel ayrışım özelliklerini gösteren eklemeli yazım özellikleriyle örf,inanç ve efsanelerini kayda geçiren sümerlerden sonra sırasıyla akad, babil, asur, ahameniş, selevkos, part uygarlıkları oluşmuştu.
    uzun zaman diliminde bu uygarlıklarda sümer isim,inanç ve efsane olguları değişikliklere uğrayarak başka anlamlarla yozlaştırılmış halleriyle ifade edilmeye başlanmıştı.
    sami ibraniler ise bu uygarlıklar içinde oluşmuş, kendilerine has büyük bir uygarlık kuramamış bir kavimden ibaretti.
    kramer'in çevrisinde hulupu isimli ağacındaki evinden uzaklaştırılan bu genç kız, gılgamışın da yardımıyla korku içinde çöle kaçmasından başka onunla ilgili aksi bilgi veren başka hiç bir yazıt ve anlatım da yoktur.
    gılgamış destanının hititler tarafından son yazıldığı tarih ile ilk israil oğullarının ilk isimlerinin geçtiği mısırlılar tafarından m.ö. 1200 yıllarında yazılmış "menepha" yazıtları arasında 800 yıl gibi bir fark vardır.
    sümerlerin yazmış olduğu gılgamış destanıyla ilk israiloğullarının adlarının geçtiği menepha yazıtı arasında ise en az 2000 yıllık bir zaman dilimi vardır.
    mö 600'lü yıllarına kadar kendilerine ait uygarlıkları olmayan, çölde yaşayan bedeviler olan israiloğulları kısıkıl lilla'nın son ekini babil efsanelerinden lilitu olarak almış, bu kadını kendi inanç efsanelerinde de ilk insan olarak algıladıkları adem'in ilk eşi olduğunu ahitlerine yazmışlardı.
    kendileri havva'dan doğan temiz seçilmiş insanlar, diğer insanların ise şeytanımsı bir varlık olarak yarattıkları lilith'in zürriyetinden gelen sapkınlar olduklarını söylüyorlardı. kendileri hak'tan olmuş oluyorlar, diğer insanlar ise şeytanın zürriyetinden gelen, şeytanımsı sapkın kadının doğurduğu sapkın insanlar olmuş oluyordu. bu inanç anlayışında oldukları için de israiloğullarından olmayan insanları yahudilere hizmetçi köleler olmaları için siyonizmi dünyada egemen kılmak istiyorlar.
    oysa ibrani samiler, sümer uygarlığının son bulmasından 2000 yıl sonra o dönem babil efsanelerinden esinlenerek yarattıkları inançlarında nerde duracaklarını neye inanıp inanmayacaklarına dair bir yerde konumlanma konusunda tamamen şaşırmışlardı.
    doğaldırda, bu dönemde fazla gelişmemişlerdi.
    karşılarına devasal kentlerle yüksek binaları yapmış, sanatta ve bilimde çok ileri bir geleneğin ürünü uygarlık ve inancı çıkmıştı. çölden yeni çıkan ibrani bedevi samiler kendilerine yabancı bu muhteşem uygarlığın sanat, edebiyat,bilim ve örfsel zengiliği karşında tamamen bocalamışlardı.
    bu ileri uygarlık karşısında birazda kıskançlıkla bu uygarlığa ait insanlık anlamına gelen ademi yani atapa/atana gibi bazı insan ve inanç olgularını kendilerine uyarlamışlar, kısıkıl lilla'da olduğu gibi bazı kişileri kötülük, uğursuzluk şeytanımsı göstermişlerdi.
    yahudiliğe ait dini uygulamaların yazıldığı kabalada museviler kısıkıl lilla'yı yeni doğan bebeklere musallat olan, kötülükler ve hastalıklar getiren, insanları cinsel fantazilerle saptırtan, rüyalarında cinsel ilişkiler kurarak insanları kirleten şeytanımsı bir varlığa dönüştürmüşlerdi.
    kısıkıl lilla hiristiyan söylevlerinde asırlardır anlatılan kayıp spermin, bozuk tohumunda faili olmuş, haspel kader gece cinsel içerikli rüyalar gören genç insanlara lilith ile ilşikiye girdikleri söylenmiş, bu gençleri kirlendikleri iddiasıyla toplumdan dışlamışlardı.
    bu söylevleri söyleyen din adamları 25 asırdır insanların kafasına kirlendiklerini, günahkar olduklarını lilith ile ilgili öykülerle yerleştirdiler. asırlarca insanların ruhsal dengelerini bozdular ve hala günümüzde bu insanları istedikleri gibi yönlendirebilmek için lilith'in kendilerine musallat olmaması için kendilerine muhtaç olduklarını anlatmaktalar.
    lilith hiristiyan ve yahudi topluluklar içinde öyle bir yer edinmişti ki ünlü italyan ressam michel angelo'nun bir tablosunda bile cennette adem ve havva'yı kandırarak yasak meyveyi yedirten üst tarafı kadın, alt tarafı yılan olan şeytanımsı bir varlık olarak resmedilmişti.
    eski ahitte ismi bolca geçen kısıkıl lilla hakkında hiristiyan ve yahudi din bilimcileri adem'in havva'dan önceki ilk eşi olarak şeytani güçleri olan, şeytanla işbirliği yapan bir kadın olaraktan incil ve tevratın ayetlerinde konusu edildiğini öykülerle anlatırlar.
    adem'in kaburgasından yaratılmamış olan lilith nasıl dünyaya gelmişti ?
    chabat(şabat) günününde her gün okunan tevratın başlangıcında lilith'in cehennem tozundan yaratılmış dişi bir şeytan olduğu yazıyor.
    m.ö. 180 yıllarında yazılmış, hakaret ve iftiralarla dolu "ben sira yazımlarında (ben sira alfabesi de denilir)" midraşh isimli yahudi kabalasını (tasavvufunu, düşüncesini) oluşturan kitapta ise şunlar yazmaktadır; "lilith, adem gibi aynı maddelerden yaratıldığı için kendisinin adem gibi aynı seviyede olduğunu düşünür. sevişirken adem'in altına yatmayı istememesinden dolayı büyük kavgalar sonunda tanrı'ın sonsuz ismini söyledikten sonra kanatları çıkan lilith adem'i ve eden cennetini terk eder. adem'in tanrı'ya yakarmasından sonra lilith'i ikna etmeleri için tanrı üç melek görevlendirir, fakat lilith geri dönmeyi istemez, meleklerin önerilerini geri çevirir. lilith hem barışmak isteyen erkeği, hem de tanrı'ın tekrar erkeğin egemenliğine girme emrini red etmiştir. cezalandırmak için tanrı lilith'ten doğacak olan bütün çocukları doğumlarında ölüme mahkum eder. çaresiz kalan lilith intihar etmek üzereyken arabulucu melekler doğacak olan çocukları sünnet çağına varan süre içinde lilith'e öldürme gücü verirler. bu süre erkekler için sekiz, kızlar için yirmi gündür. lilith sonra şeytan samael ile karşılaşır, onunla evlenir ve jehanum vadisine yerleşirler. öcünü almak için lilith adem'i cennetten kovulmasını sağlayan yılan kılığına girer, sonra kabil'in habili öldürmesini sağlar. çocuklarının birbirlerini öldürmesi sonucu adem ve havva 30 yıl cinsel ilişkiye girmez. bu zaman sürecinde toprağa düşen adem'in spermlerinden lilith şeytanlar doğurur."

    günümüz feministleri haklı olarak incil, tevrat ve arap emevi müslümanlığı inancında olmaktansa haklı olarak lilith olmanın daha onurlu olduğunu söylüyorlar. kadını horlayan şeytana yakın kirli yaratık olarak gören bu inançlar karşında haksız da sayılmazlar yani.
    bu gibi nedenlerden dolayı incilde "efsuncu kadını öldüreceksin" ayetinden yola çıkan avrupa hiristiyan dünyası orta çağda şeytanla ilişkiye girip işbirliği yaptıkları gerekcesiyle yüzbinlerce kadını diri diri yakmış, yada kaynar kazanlarda haşlamıştı. 1592'da sir edward kelly, lilith'in karanlıkların kötü ruhu "kara bakirenin" akrabası olduğunu söylemişti. ortaçağda lilith'in şeytan'nın anası,akrabası gibi tanımlamalar bir sürü kitaplara yazılmıştı.
    yahudilerin tarihi bellekleri olarak kabul edilen, tarihi olayları ve uyulması gereken kuralların anlatıldığı talmud'da lilith konusunda başka milletleri kötülemek için şunlar yazmaktadır; " lilith gibi aynı zürriyetten gelmekteler". yahudi şeriatına göre kadının saçı erkeği tahrik ettiği ve erkekten aşağı bir derecede varlık olduğuna inanıldığı için kadın saçını gizlemelidir. bu dini kurala uymayan, saçını açan uzun saçlı kadınlara " aynı lilith gibi saçını uzatıyorlar" demişlerdi.

    lilith ile ilgili öykünün de olduğu gılgamış destanı 11 yazıttan oluşan anlatımla son bulur, efsanevi anlatım tamamlanır.
    bu yazıtların 1'ci anlatımından 11'ci anlatımına kadar olan bölümü serbest bir koşuktur ki eski kaynaklardan yararlanılmış olmasına karşın, bağımsız olarak biraz degiştirilip yeni bir kalıba sokulmuştu.
    bu yazıtlardan ayrı m.ö. 2000 yıllarında sümerceden birebir çevrilmiş bir yazıt daha vardır.
    sümerologların diğer sümer yazıtlarından edindiklerine göre bu çevriyi yapan kişi en küçük bir değişiklik yapmamıştı.
    destanın çevirmeni yüzlerce satırdan oluştuğu tahmin edilen metinlerin 154'ünü ancak çevirebilmişti. bu yazıtta öykü yarım kalmış, bütünlüğünü yitirmişti.
    bu yazıtı sümerceden çeviren dr albert schott'un böyle bir hata yapacagının pek ihtimali olmasada bu yazısını türkçeye çevireni muzaffer ramazanoğlu isimleri yazarken bu kişilerin yaşadıkları tarihi göz önünde bulundurmamış anlaşılan. schott'un çevrisini yapan bu çevirmen bir de bunları prof. landsberger'e göstererek düzelttim diyor !!! lakin tarihi verilerle isimlerin uyuşmamazlığını nasıl landsberger gibi sümer ve asurca uzmanı, sümer yazıtlarını okuyan,anlayan bir dehaya onaylatmış gerçektende şaşırdım. şöyle ki, sümerceden bire bir çevri olduğu söylenen yazıtın türkçe çevrisinde gılgamış gök tanrıçası iştar ile barışmak için olağanüstü değeri olan hulupu ağacını devirmeye gidiyor.
    oysa iştar akadların 1000 sene sonra aşk tanrıçasına dönüştürdükleri in anna'dır. iştar isminde bir kadın veya tanrıça sümerlerde yoktu.
    efsanede bu ağacın yaprakları arasında ünlü fırtına kuşu yaşamaktadır.
    bazı sümer yazıt ve görsellerde aslan ve kartal bileşimi olarak betimlenen bu muhteşem kuş yavrularıyla birlikte hulupu ağacında yaşamaktadır.
    türkçeye çevriyi yapan kişi bu ağacın gövdesinde bakireler tanrıçası lilith'in evi olduğu yorumunu çevrisine ekliyor !!!
    oysa sümerlerde bakireler tanrıçası lilith diye bir tanrıça yoktu.
    sümerlerde bu isim kısıkıl lilla'dır. neden bunun akad ve samilerde korkunç bir varlığa dönüştürülmüş lilith ismiyle veriyor anlaşılır gibi değil. bu yazıtta tanrıça iştar olarak verilen in anna, kısıkıl lilla'ya iyi davranıyor, gılgamışın ağacı devirmesiyle özgürlüğüne kavuşuyor...
    başkada hiç bir yazıtta "gök yüzünün saf bakir genç kızı" kısıkıl lilla şeytanımsı bir varlık olarak hiç bir sümer yazıtında betimlenmemiş olmakla beraber baska hiç bir yerde de öyküsü edilmiyor.
    kramer'in çevirdiği saf'lık ve kusursuzluk da manasına gelen "bakir" tanımlamasından yola çıkan schott'un yazılarını çeviren ramazanoğlu oldu bittiyle kısıkıl lilla'yı bir çırpıda kafasınca bakireler tanrıçası yapmış !!!
    ne kadar tanrı, tanrıça yaratma merakı varmış insanlarda !!!
    daha çok tanrılar ve tanrıçalar olduğunu söyleyenlere ödülmü veriliyor ?.
    saflık, temizlik, bozulmamışlık ve kusursuzluk anlamlarında ismi olan kısıkıl lilla akadlar ve sonrası uygarlıklarda şeytanımsı sapkın bir varlığa dönüştürüldüğünü göz önünde bulundurduktan sonra ,ilahi güçleri olduğuna inanılan tanrılar olarak gösterilen sümeri tarihi kişilerin aslında öyle aşırı derecede tanrısallık özelliklerinin olmadığını da görmüş oluruz.
    sonuçta onlar dingir an'ın altında olan yardımcı veya göksel varlıklardır.
    göksel varlık olmayanlar ise sümerlerde tengri'nin yeryüzündeki temsilcileri olan kağanlarıydılar.
    enlil, enki, ninlil gibi isimleri geçen lakin tarihi kişilikler olmayanları ise tengri'nin insanları uyarmak için gönderdikleri aracılık yapan göksel varlıklar olarak niteleyebiliriz.
    hepsi bu.
    kısıkıl lilla ise, hulupu ağacında evi olan sadece efsanevi genç bir kızdı.
    başka hiç bir sümer yazıtlarında aksi bilgi de yoktur.
    sami musevilerde kötülük imgesi olan lilth'in sami araplara gece anlamında giren leyla ismi, bizim gelenegimizde leyla ile mecnun efsanesinde sevgiliye verilen değerin, aşkın simgesi olmuştu.
    leyla ile mecnun efsanesini günümüze taşıyan, sunan kişi ise bayat boyundan olan divan şairimiz fuzuli'dir.

    akadlar ve günümüz musevi ve iseviler bu genç kızı şeytanımsı, sapkın bir varlık yaptılar diye illa bizimdemi bu saçma, saplantılı anlayışlarına inanmamız mı gerekiyor ?
    insanların tarihi gerçekleri yavaş yavaş öğrenmesiyle inanırlığını ve itibarını kaybeden kilise çömezleri önceden attıkları iftiraların üzerini örtmek için kısıkıl lilla ile ilgili metinlerin incilde olmadığını ispatlamak için çeşitli ayak oyunları oynamaya başladılar !!!
    ancak bu kadar riyakarlık olur.
    2000 yıl insanları kandır, yüzbinlerce insanı lilith ile ilişkiye girdi diye diri diri yak.
    kayıp sperm öyküleriyle insanlara cehennem azabıyla işkence et.
    sonra da yalan ve iftiralarını tekrar başka bir yalanla incilde lilith ile ilgili bir veri yok diye insanları kandırmaya çalış !!!
    dünyanın gelmiş geçmiş en büyük rönasans ressamı olan michel angelo'nun vatikan içinde bulunan papa'ya özel yapılmış sistine şapeline lilithi resmetmişti !!! bedeni yılan, üst tarafı kadın şeytanımsı bir varlık olarak cennette ademi kandıran kadın betimlenmesini gösteren devasal resmin üzerini neyle kapatacak yeni kilise çömezleri bayağı merak ediyorum...
    michel angelo resimleri gibi binlerce ikon ve freskler kilise duvarlarını, inanç akidelerinin yazıldığı kitapları süslemişken, günümüzde bir kaç çömez kiliseyi ve baronlarını aklamak için bu tür takiyeye başvurmaları bu insanların ne kadar riyakar ve iki yüzlü olduklarını bize göstermektedir.
    "bible", incil tanımlaması bile eski mısırlılarda yazmak anlamında kullanılan babil uygarlığı sözcüğünden türetilmişti !!!
    musevilerin tevratı olan eski ahit ve ms 325'de iznik konsiline kral konstantin'in yazdırdığı yeni ahit toplamına incil denilir.
    incilde lilith tanımlaması yoktur diyen yeni kilise, 2000 yıldır iman ettikleri incilin yarısına imandan vaz geçerek sapkın kitap olduğunumu itiraf edecekler şimdi !!!
    vatikan asla böyle bir söylemde bulunamaz. böyle bir söylem hiristiyanlığın ve vatikanın yok oluşu demektir.
    lilith'in incilde olmadığı iddiası yine kilisenin bir kandırmacası ve takiyesidir sadece.

    ibrani ve hiristiyan inancı anlatımlarında lilith ile şu söylemler kayıtlara geçmişti;
    lilith uçan bir şeytandır, hamile kadınlara musallat olur, kadınları bebesiyle vahşice katleder.
    lilith ayrıca erkek spermlerinin bozulmasını sağlar. masturbasyonla toprağa düşen her spermden hamile kalan lilith şeytanlar doğurur. erkeklerin şehvetli cinsel dürtülerini lilith ateşler......
    oysa her erkek, herhangi yaşta olursa olsun, isterse yaşamı yalnızlık içinde geçsin, isterse hiç bir kadın eline bile eli değmemiş olsun farketmez, her erkek yaşamının herhangi bir döneminde yine de gönlünde tanrısal aşkla sevdiği leyla yaratır, yaratmıştır da. mistik dünyasında yarattıgı leylas'ı temizdir, kusursuzdur, saf tanrı aşkıyla sevilen sevilidir. bu aşk kalleşliğin, ihanetin olmadığı kusursuz göksel bir alemde yaşatılır.
    gök yüzünün bakir genç kızı, bizim geleneğimizde gönlümüzde arzu ettiğimiz, tanrısal aşk'la sevdiğimiz, her an gelebilecek umuduyla hayellerimizde bekledigimiz kusursuz sevgili olmuştu.
    bir gün ur,uruk veya kışh kentlerinin çöllerinde bulunacak yazıtlarda gök yüzünün kusursuz temiz kızının çölde ne olduğunu, nasıl yaşadığını daha sonraki zamanlarda belki öğreneceğiz.
    şimdilik gönlümüzde sevdiğimiz, kusursuz güzellik imgesi olarak herhangi bir kadında tanrısal aşk olarak yaşamaya devam edecek.
    sümerlerden sonraki uygarlıklarda tanrılara dönüştürülen, göksel varlıklar olan meleklerin ve kağanların hiç birinde olan özellikleri olmayan, tanrılar sıralamasında hiç ismi geçmeyen, sadece kutsal hulupu ağacında tengri'nin fırtına kuşuna komşu olmuş, sade temiz bir kız olarak gönlümüze mihman ettiğimiz gönlümüzün leylası olarak içimizde yaşamakta. kimbilir, belki çölde bir yerlerde geziniyordur, belki de in anna'nın kutsal bahçesindeki hulupu ağacında olan yuvasına geri döndü...
    ibranilerin sapıklıklarla dolu korkunç inanç öykülerine asla inanmayın.
    gerçek sonsuz anu'da, sümer yazıtlarında duruyor.
    eski ahit'i oluşturan, ben sira gibi kötü niyetli kişilerin yazdığı yazılarda ve yahudi kabalarında bakirlik ve saflık imgesi olan bir kızın şeytanımsı korkunç bir varlığa dönüştürüldüğünü gördükten sonra diğer anu/sümer inancı kağanlarının ne duruma getirildiklerini artık siz düşünün.
    insanlık ibrani/arabizm inancı akidelerinin yazıldığı kabala saçmalıklarına daha ne kadar iman edecek ?
    asırlardır insanlığın belleğine uruk'ta dingir mabedine kerhane, tanrı'nın erkek, kadın ayrımı yapmadan kağanlık vererek yücelttiği in anna'nında buranın fahişesi olduğu yalanlarını yazan rabinlere daha ne kadar inanacak ?
    daha ne kadar insanlık bu ibrani sami yalanlarını kambur gibi sırtında taşımak zorunda ?