şükela:  tümü | bugün
  • ankara’da farilya iş merkezinin girişinde yeni açılmış kitabevidir. sahibi sınav yayınlarının kurucusu metin özer diye sanıyorum. hediye çeki vermişlerdi gittim gördüm kitaplarımı aldım ve çok beğendim.

    yeni açılmasından dolayı eksikleri çok bazı yayınları bulamadım ama çok yakında tamamlanacaktır.

    iki katlı giriş katında kitaplara ek olarak kahve içme alanı var. üst katında da tek kişilik veya grup çalışma odaları var. kitap okumak ya da kitap okuma toplantısı yapmak için çok uygun görünüyor.

    özenilmiş güzel bir yer ilerleyen zamanlarda tekrar gideceğim. tavsiye edilir.
  • bugün benimde gezinmiş olduğum kitabevidir. gerçekten çok güzel düşünülmüş ve dizayn edilmiş çukurambar'a renk ve güzellik katılmış. insanları okumaya , ders çalışmaya ve hatta grup çalışma odaları ile farklı bir bakış açısı getirilmiş. çalıştığım iş yerine çok yakın bir yer olduğu ve sadece yeme - içme mekanlarından sıkılanlar için çok güzel bir yer.

    ayrıca kitaplarda gayet uygun. yolunuz düşerse bir gözatın derim.
  • ankara’daki bu tür mekanların en iyi yönlerinin çok iyi analiz edilerek bünyesinde toplandığı şahane mekan.
    dost kitabevinin başarılı konu ve alanlarına göre kitap sınıflandırması, arkadaş kitabevinin yiyecek&içecek bölümü, caribou’nun çalışma alanı (grup ve bireysel çalışma alanlarıyla çalışmak için çok uygun görünüyordu), online satış sitelerinin kitaplara yaptığı indirim (açılışa özel liman kartlılara %15 indirim), ve hoş bir dizayn.

    sahibi olsa bu kadar övmezdi mekanı ama kesinlikle bu alanda müthiş biçimde ihtiyaç giderecek gibi görünüyor.

    bozulmaması ve tadının kaçırılmamasını umarım.
  • dün 2-6 yaş arası çocuklar için gerçekleştirdikleri kitap okuma etkinliğine katıldığım, ankara için eksik olan bir konsepti yapmış kitap/kahve/yemek/kütüphane ortamı.

    fazla vaktim olmadığı için gezemedim ama hemen girişte yemeğinizi yiyebileceğiniz, kitapların olduğu bölümün hemen yanında kahve içip tatlı yiyebileceğiniz bir yer mevcut. üst kata çıkmadım bilmiyorum ama sanırım orası da ders çalışma/toplantı vb. işler için ayırdıkları yer. şu an kitaplara %15 indirim uyguluyorlar ve çocuk kitapları konusunda geniş bir alana ve çok fazla olmasa da ingilizce kitaplara da yer vermişler. henüz bir arkadaş kitabevi değiller bu konuda ama açılalı 1 ay olmadı dedi çalışan kişi, normaldir. kızıma oradan aldığım kitabı okurken menü isteyip istemediğimizi sorduklarında zamanımızın olmadığını ve okuyup kalkacağımızı söylediğimde de gayet olması gerektiği gibi kibar davrandılar.

    şimdi çocuk kitap okuma etkinliğiyle ilgili notlarıma geçiyorum. bu işi istanbul'da ya da dünyada yapan yerlere bakarlarsa bu kadar geniş bir yaş grubu için aynı anda etkinlik düzenlemediklerini göreceklerdir. sonraki seferlerde buna dikkat edebilirler. yaptıkları saat ve gün biraz yanlıştı bence, haftasonuna ayarlasalar katılım daha çok olacaktır. böyle bir etkinliği duyururken hangi kitapların okunacağını bildirmeleri de yerinde olur, ben arayıp sorup öyle götürdüm, diğer insanlar da aynısını yapabilirler ama kendileri yazarlarsa daha rahat olur diye düşünüyorum. kitap okuyan kişi konusunda ne yazsam bilmiyorum ama nine konseptini kıyafetle yaratmaya çalışmak ve gürültülü aşırı hareketlerle canlandırma yapmak yerine daha sakin bir şekilde bu işler halledilebilir diye düşünüyorum, 2-6 yaş çocukları rahatsız olmadı belki ama kitap okuyan birisinin gerekli gereksiz çığlık atması biraz rahatsız etti beni, role play bu değil çünkü. (aynı kitaplar bizde uzun zamandır var ve defalarca okumuşuzdur, oradan biliyorum, siz bir düşünün)

    en önemli mesele çalışanlardan birisinin sürekli flaş patlatarak çocukların fotoğrafını çekmesiydi. hayırdır, siz? bakın, siz bu yola biz entelektüel bir ortam yaratacağız hedefiyle girmişsiniz, bu bakış açısının pedofili, o çocukların fotoğraflarının çekilmesi için ailelerden izin alınması gerektiğini ve internette yayınlanması için izin alınması gerektiğini bilmesini bekliyorum. bu durum beni gerçekten rahatsız etti, hiç durmadı fotoğraf çekimi çünkü.

    diğer yandan oradaki ebeveynlerin powerbank taktıkları iphone'larıyla aralıksız video çekmelerini de uyarmak sizin göreviniz olmalı. sonuçta o videoya sadece kendi çocukları girmiyor. (hayır nesini çekiyorsun birisi kitap okuyor çocuğun dinliyor, bu kadarı çocuğum dahi sendromunda bile görülmedi. 1 yaşındaki çocuğun kitap okusa bile bu yalnızca seni ilgilendirir, videonu evde çek, başka çocukların haklarını gasp etmek kimsenin hakkı değil.) bu şekilde çekim yapan 3-4 ebeveyn vardı ve onları uyarmak da benim görevim değil, bunları gerekirse uyarı şeklinde yazıp oraya koyarsınız, okuma yazması olduğu halde anlamayanları da uyarırsınız.

    güzel işler başarma potansiyeli olan ama bazı kararları baştan verip uygulaması gereken, umarım uzun soluklu olacak olan, tekrar gidip uzun zaman geçirip kitap okuyup, kitap almak istediğim, her şey dahil kitabevi olma amacıyla yola çıkan yer.
  • istabul’a da açılmasını dört gözle bekliyorum. muhteşem bir konseptle kurmuşlar, kesinlikle türkiye standartlarının üstünde.
  • umutsuzca bari avm’ye gidelim diye çıktığımız, tesadüfen kendini içinde bulduğumuz şahane mekan. bir kere avm dışındaki bir yere böyle bir mekan açtığı için sahiplerini kutluyorum. kitabevi kısmı beklenti neyse karşılıyor, cafe kısmının içeriği çok güzel (ballı az zencefilli organik süt tavsiyem). üst katta müthiş bireysel veya grup çalışma odaları var, priz wifi hdmi ekran bağlantısı vs dahil, ücretsiz. ist
    kitaplarımızı aldık, 50 tl’yi geçtiğimiz için bir de filtre kahve ikram ettiler, kafe kısmında oturup keyif yaptık.

    fiyatlar doğal olarak internetten pahalı, 50 tl üzerine %15 indirim var ne kadar sürer bilesem de. keşfeden keşfetmiş tabi. dün bir tiyatrocu arkadaşım ankarada izleyici sayısının türkiye toplamı kadar olduğunu söylenmişti, bugün kitap fuarına kalabalıktan giremedik, ankarayı seviyorum sözlük.
  • arkadaşlar ısmarlama entry kokusu var. para ya da kitap veriyorlarsa övelim biz de.
  • içerideki müzik çok kötü.
    self servis yazıyor ama öyle değil. oturun biz getirelim diye talimat veriyorlar.
    ne dediğinizi anlamıyor işletmedekiler. bir şey soruyorsunuz ama başka şey gibi algılıyorlar bunun da suçu içerideki müzikte.

    bazı kafelerde arkada ney sesi ve şadırvandan akan su vardır ya burada da arkada yaylı enstruman var. yaylı enstrumanlı müzik koyarsak entelektüel görünürüz diye düşünmüşler galiba. duvarda cemil meriç imzalı bir söz ve çizim var ancak çizim çok kötü.

    rezerve yazan masalar var her işletmede olduğu gibi.
    büyük masaları hemen birileri kapıyor ve size "şuraya alalım sizi" diye tavsiye veriyor birileri.
    yan masanızla dip dibe oturuyorsunuz. ders çalışan gençler var ama o rahatsız edici müzikte nasıl yapabildiler bilemiyorum.
    mekan sıradan bir kitapçı dükkanı. ulaşımı zor. epey yürümeniz gerekiyor.

    bazı kitaplar zarar görmüş, kapakları kırışmış. satın aldığım kitabın kapağı yıpranmamış olanını bulmak için rafta en arkadakine kadar bakmak zorunda kaldım.

    üst katta bazı yazarlar için ayrı raf yapılmış. yani bir yazarın tüm eserlerinin bulunduğu raflar var. güzel düşünülmüş.
    çalışmak için uygun mu?
    üst kat evet.
    alttaki kafede bırakın çalışmayı biriyle konuşmak bile istemiyorsunuz o müzik seçimleri yüzünden ancak dışarı çıkar ve girişte oturursanız müzik falan yok. harika.

    tatlılarını beğenmedim. içine çilek dilimi atılmış pudingi bilmem ne tatlısı diye satıyorlar. bozuldum.
    masalarda bir düzenek var. masa takvimi gibi arkaya doğru katlayabiliyorsunuz. mavi kısmı katlayınca garson geliyor. tekrar turuncuya çevirip gidiyor sonra. bu da güzel. ancak hemen görmüyorlar maviye döndüğünü. (garsonluk zor iş)

    yabancı eserler yetersiz. çok bilindik romanlar var ve yerli yazarların yabancı baskıları var ancak geçen yıl yayımlanmış bir yabancı romanı tabi bulamıyorsunuz.
    o roman ülkemizde çok satan birinin romanıysa olabiliyor ancak abd'nin çok satanıysa getirmiyorlar (bu da büyük kitapçıların hemen hepsinin ortak tutumu)

    ankara'nın bir kitapçısı daha olmasına çok sevindim ama yetkililer "o müziği değiştirin lütfen"

    vallahi mekana bakış açımı on üzerinden üç etkiliyor müzik.
    eğer dıp tıs dıp tıs müzik olsaydı ona da tepki verirdim. yahu ne insanların ciğerini sökün yaşama sevincini eritin ne de disko gibi olsun. zor bir şey değil değil mi?
    efendim, bu yapıcı eleştirimi burada bitirirken emeği geçen herkesin eline sağlık demek istiyorum. gene geleceğim yolum düştükçe.
    önceliğiniz kitapçı olmak olursa diğer her sorun rahatlıkla çözülecektir.
  • önce hafta da bir, sonra üç günde bir ve nihayetinde her gün gitmeye başladığım kitap cenneti.
  • önce yılda bir sonra haftada iki sonra günde 3 ardından gecede 5 posta gittiğim kafe.