şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ing. eşiktelik

    (bkz: ukte)
  • victor turner bahsedermiş bundan; bir çeşit marjinallikmiş, yani marjinalleştirilme durumu. ama okuyup öğrenmek lazım tabi.
    (bkz: soytarı)
    (bkz: çingene)
  • antropolojide ilk kez arnold van gennep'in "les rites de passage" (geçiş ritleri) adlı yapıtında, ortaya attığı kavram. bir toplumsal statüden diğerine geçerken, iki toplumsal statü arasındaki eşikte, statüsüz ve belirsiz kalmak, eşiksellik anlamına geliyor. liminal (eşikteki) varlıklar, iki toplumsal statü arasında hiçlik ve yokluğu yaşıyorlar. topluluğun diğer üyeleri onlar yokmuşçasına hareket ediyor -ta ki onlar yeni toplumsal statülerini elde edinceye değin.

    victor turner, liminality (eşiksellik) kavramını alıp, otantik bir marjinallik anlamında başka yerlere, communitas'a götürüyor.
  • okuduk, öğrendik. bakın, turner'in kendisi ne demektedir: “eğer basit toplumsal modelimiz “konumların yapısı” modeli ise, kıyı* yahut “eşiktelik” yapılararası bir durumdur.” (1) bu kavramsal çerçevede eşik dönemi “yolcunun” haletinin muğlak olduğu geçici bir dönemdir ve töremsel nesne* geçmiş yahut gelecek durumlarındaki niteliklerin ya çok azına sahip olan ya da hemen hiçbirisine sahip olmayan bir alandan geçmektedir; “törem dönüştürücüdür.” (2) dahası, eşik dönemi töremsel öznenin “artık sınıflandırılmamaktadır ya da henüz sınıflandırılmamıştır”, bu yüzden de “görünmezdir”; “cemaatin yeni mensuplarının (neophytes) bazen ‘başka bir yerde oldukları’ söylenir. fiziksel olarak sahip olsalar da, toplumsal ‘gerçeklik’ sahibi değildirler, bu yüzden de saklanmak zorundadırlar, zira orada olmaması gereken birinin görülmesi bir paradox, bir skandaldır!” (3) son olarak da, bu geçici varlıklar hiçbir şeye, hiçbir hak ve mülkiyete sahip değildir, bu yüzden de bir yoldaşlar topluluğudur ve aralarında hiyerarşik bir yapı yoktur.

    (1) turner, v., "the forest of symbols", s. 93, 1970.
    (2) a.g.e., s. 94.
    (3) a.g.e., s. 96,8.
  • bir ulusun kendini tahayyül ederken bazı üyelerini coğrafi, entellektüel ve yapısal olarak eşikte tutma durumu.
    örneğin eşkiyalar, bedeviler, konar-göçerler coğrafi/alansal; deliler, hainler, işbirlikçiler, hasan celal ne güzel'in ciğersiz aydınları, bohemler entelektüel; yoksullar, kadınlar, eşcinseller, etnik azınlıklar ise yapısal olarak eşiktekilik durumuna örnektir.
    bunların hepsi eşikten içeriye ya da dışarıya dahil olmaları için bazı yeter ve gerek-şartları yerine getirmesi gerekmektedir. bu şartların neler olduğunu yazmaya gerek yok. alenen ortada.
    eşiktekiler, muhayyel ulusun kendini kurarken olması gereken bir çeşit eşikteki ötekidir; ulus, eşiktekiler üzerine düşünerek, farklıklar ve benzerlikler çetelesini çıkararak kendi ulusal içeriğini, repertuarını oluşturur. ermeni dölü versus temiz ve ari türk dölü; brakifesal türk kafası versus kuyruklu kürtler; vatanseverler vs. işbirlikçiler gibi...

    homi bhabba'nın margin kavramıyla benzerliği var gibi ama yine de temkinliyim çünkü bhabba'dan sadece haberdarım, yazacak kadar bilmiyorum.
  • liminality ve turner'ın limonoid, toplumsal performans, karşıyapı gibi kavramları odağa alarak yaşar kemal'in "binboğalar efsanesi" kitabına konu olan karaçullu yörükleri üzerinden anadolu'da göçebe kimliği'ni araştıran bir makale var, indiana üniversitesi yakın doğu dil ve edebiyatları profesörü kemal sılay'ın yazdığı: orjinali, "liminality, ritual and social performance: yashar kemal's legend of the karachullu yürüks and the problems of nomadic entity in anatolia" adıyla "an anthology of turkish literature"'da yayınlamış. makalenin türkçesi ise, "kebikeç" dergisi'nin 1996 yılında çıkmış 3. sayısındadır.