şükela:  tümü | bugün
  • biraz once denk geldigim haklı serzenistir.

    kaynak

    edit: uye olmayanlar icin ekran alintisi

    --- spoiler ---

    teklifimdir. bütün yeni mezunlar vatandaşlıktan dahi atılsın. gönderilsin yurt dışına. onların ülkede ne işi var ki. belki bişeyler öğrenir gelirler. çünkü onlar daha konuşmasını bile bilmezler. onlar senelerce eğitim almamıştır çünkü. hep yan gelip yatmışlardır. hatta dövün yeni mezunları ! neden yeni mezunsun diye. gördüğünüz yerde ihbar edin yaşamasın onlar, ne de olsa her gittikleri yerde istenmeyen insanlar onlar. hatta bu yeni sistemde suç sayılsın "yeni mezun olmak" . bir de bunların kardeşi var "tecrübesizler " etnik grubu. bunlar daha tehlikelidir. artık yüzsüzleşmişlerdir. kovulsada gitmezler. bunlarıda içeri atmak lazım üç beş sene. belki tecrübe ! kazanırlar. bunu okuyan sevgili işe alımcı beyefendi ve hanımefendi ler . çok merak konusu bu biz istenmeyen grupların içinde; acaba sizler hangi gezegenden geldiniz? orda da eğitim öğretim 16 sene mi? ışınlanmayı buldunuz mu? dünyamıza nasıl alıştınız? siz yazın ben size dönerim. !

    --- spoiler ---
  • aynı şeyleri hala düşünüyorum. çalışmama rağmen. bütün büyük şirketler google, facebook hep tecrübesiz eleman, yetiştirilmek üzere eleman ararlarken, bizim burda en az bir milyon yıl tecrübeli eleman aranıyor. gelişmez bu ülke, gelişemez.

    (bkz: kariyer.net'te yayınlanan köle ilanı)

    edit: açıklama gereği duydum. üniversite zamanı ben de yazları staj, sene içinde de özel ders veriyordum. fakat yine bir işe yaramadı. hatta stajlarını tecrübe olarak mı yazıyosun diyenler bile oldu.
  • üniversiteyi 5-6 yılda bitirip, sınavlar olmadığı zaman ders çalışmayıp, stajı naylon ayarladım diye hava atıp, facebook'ta geçirdiği zaman kadar kitap okumayıp, ingilizceyi bile tam öğrenme zahmetine katlanmayıp, okuduğu bölümü baba zoruyla seçip ya da herkes mühendis oluyor diye mühendis diploması alıp, okul bittikten sonra yazı bodrumda geçirip acaba ben nerde yanlış yaptım diye düşünmeden eylülde iş aramaya başlamış insan tarafından edilmiş isyandır.
  • yok siz bize iş vermezseniz biz nasıl tecrübe kazanıcaz falan dimi...

    okulum devam ederken halihazırda bir şirkette haftanın 3 günü işe gidiyordum, 3 kuruşa bazen de hiç parasız çalıştım ancak okulum bittiğinde çalacak kapım oldu. her nihayetinde haftanın 3 günü çalıştığım şirket diplomayı alınca 'gitme bir yere kal burada, yeni birini alıp onu tanıyana ve ona sistemi öğretene kadar sen başla, derdimiz sadece detayları öğretmek olsun' dediler. okulum bittiği gün işim hazırdı.

    okul bittiği gibi kallavi maaşlarla şak diye iş sahibi olunmuyor sevgili gençler, öğrenciyken henüz bir vasfın yokken aldığın 3-5 kuruş sana koymaz hatta ilaç gibi gelir, sonra da meyvesini toplarsın.o bahsettikleri tecrübe de böyle edinilir.
    maalesef üniversite sadece dersleri geçmek değil.

    not: haftanın 3 günü gidemem derslerim var ıdı bıdı demeyin bizim de vardı.

    mesajlar üzerine zorunlu edit:
    arkadaşlar sizin düşündüğünüz şekilde bir sömürü sistemine ben de karşıyım. ama uzun uzun yazmayınca kapitalizmin köpeği olmuşum.

    ben sürekli parasız çalışmışım gibi tepkiler geldi. ‘yeri geldi hiç parasız’ (yolumuz yemeğimiz vs. karşılanıyordu) dedim ki bu 2-3 ay kadardır, kimse bizi köle gibi çalıştırmadı (kimse bir öğrenciye, bedava buldum şirketi döndürteyim demez) aksine iş ortamını görebilmemiz, farklı insanlarla tanışabilmemiz için bize kapısını açtı. buranın sayesinde haftanın 3 günü paramı alarak gidebileceğim yerle tanıştım. bir okul dönemi (son sınıf) haftanın 3 günü çalıştım ve sigortam yapılmış, cüz-i bir miktar param verilmiş, yemeğim karşılanmış ve servis imkanı da sunulmuştur. (öğrenciydim, evde oturduğumda kimse o parayı vermedi bana, ee bilimsel projelerimizi değerlendirecek bir ülkede olmadığımızı da kabul edelim) mezun olur olmaz o zamanların gayet iyi denilebilecek bir rakamıyla da işe aldılar + özel sağlık sigortası. ortada bir sömürü yok istihdam var, haa buna kölelik gözüyle bakıyorsanız ona diyecek sözüm kalmadı. kendinizi köle olarak görmemeniz için bir öğrenciye 3 gün için ne gibi şartlar sunulmalı bilemedim.
    bunun dışında yazdıklarımız herkes için geçerli olacak diye bir şey yok, yazılanlar içinden kendine uyabilenleri değerlendiresin diye bunca farklı hikaye var burada. (derslerin çok ağırsa zaten ona göre iş alanı belli olan bir bölümdesindir işe alacak adam da farkındadır öğrenciyken çalışmayacak olduğunun ya da anadolu'nun şirketi bile olmayan bir şehrindesindir vs. ki bunda bile iş ortamı görmek istiyorsan bir çok alternatif bulunur haa alanın olmaz o ayrı sadece iş ortamı görürsün.)

    edit 2: yeter lan vurmayın abalıya...
  • gelin gençler size yaşanmış bir kariyer hikayesi anlatayım.

    yıl 2009.
    yer denizli il özel idaresi.

    denizli il özel idaresin'de tüm şube birimlerin dahil edileceği bir otomasyon var ve ben de bu ekibin bir parçasıyım. uygulamaya bazı verilen girilmesi gerekiyor. tek tek veri girişi yapılacak anlayacağınız. 4 kişilik bir öğrenci grubuna bu verileri cüzi bir ücret karşılığı girdirmeye karar verildi. öğrenciler bulundu. veri girişleri yapıldı. veri girişi yapan öğrenciler arasında bir üniversite öğrencisi çok dikkat çekiciydi. iş bitiminde bu öğrenciye yarı zamanlı iş teklif edildi. çocuk hiç düşünmeden kabul etti. şirket adına denizli il özel idaresinde çalışmaya başladı. gel zaman git zaman bu çocuk kendisini yazılım konusunda geliştirmeye başladı. boş durmadı. zaten okuduğu bölüm de yaptığı iş ile alaklıydı. okulu bitti. denizli il özel idaresi'ndeki işimiz bitti. peki ne odu? denizli il özel idaresi yeni mezun o genci hiç düşünmeden sözleşmeli olarak bünyesine kattı.

    evlendi. şu an denizli büyükşehir belediyesi bilgi işlem daire başkanlığında yazılımcı.
  • işin özü şu kardeşim: ben bu işe başlayacak adama oturup bir de işi nasıl yapacağını anlatmayayım, kendisi biliyor olsun kolaycılığı bu. sen de patron olsan sen de iş yapacak adama iş öğretmeyle vakit geçirmek istemeyebilirsin.
  • boktan isyan..

    "eööö biz nasıl tercübe kazanıcaz?".. toplan gel ben sana söyleyeyim..

    bir kere kafandaki o saçma "üniversite mezunuyum, iş yerinde imza (!??) yetkim var, ben mühendisim, ben ekonomistim, ben hebe hübeyim, 5000 tl'den aşağı imza atmam" düşüncesini sileceksin...

    üç kuruşa talim edeceksin. "yahu koca üniversite mezunu..." geçiniz birader, geçiniz. koca üniversite mezunu falan değilsin, emin ol dışarıda seninkinden daha koca üniversiteden mezun bi dolu adam var. gerekirse 2000 tl'ye bir işin elinden tutacaksın, otobüslerde sürüneceksin, maltepe'deki evinden saat 5'te çıkıp, avcılar'a gideceksin. büyüğe küçüğe bakmayacaksın, iş beğenmemezlik etmeyeceksin.

    "ama emeğimin karşılığı?.." hangi emek abicim? adın üstünde "tecrübesiz"sin sen. kıçı kırık üniversite eğitiminle sadece olaylara bakış açısı yetkinliği kazandın, ancak "iş" ile ilgili hiç bir bok bilmemektesin.

    yeri gelecek, sahaya çıkacaksın, yeri gelecek depo stok sayımında kıçından ter gele gele paletler üzerinde dolanacaksın, yeri gelecek sabahlara kadar başkasının draftını verdiği raporu düzenleyeceksin.. ileri gideyim, yeri gelecek mobbing'e uğrayacaksın, uğradığını düşüneceksin, ego'larını dizginleyeceksin. yüzüne tükürülse yarabbi şükür de, demiyorum; ancak keşke yüzüme tükürülseydi daha iyiydi diyeceğin anlar yaşayacaksın belki de..

    "ben bunlar için mi 4 yıl üniversite, 2 yıl yüksek lisans okudum?".. hayır efendim, bunlar için okumadın, ancak hayalini kurduğun o pozisyonlara gelmek istiyorsan, bunları yaşayacaksın. öyle artist artist "siz uzaydan mı geldiniz" diye küçümsemeyeceksin "tecrübeli eleman" arayanları, sen niye o uzaya gidebilmeye tenezzül etmiyorsun, onu düşüneceksin.

    başka bir entry'de şirket aracımı yazdım, premium marka, seneye mezun olacak birisi özelden yazmış hemen "hangi şirket, ben de oraya başvurayım".. sanıyor ki, buyur gel, işte araban, işte bol sıfırlı maaşın" diye buyur edecekler..

    birisi de sormadı, arkadaş bu pozisyona gelmek için neler yaşadın, neler çektin, hangi pozisyonlarda çalıştın, diye!

    en baba firmalara başvurup, tecrübesiz eleman istemiyorlar diye şikayet edeceğine, nerde, nasıl tecrübe kazanırım diye düşün çekirge. emin ol, ümüğünü burnundan getirecek bir sensei şirket bulacaksın.. yiyorsa, ordan başlayacaksın bu yola. yemiyorsa, alemin paşası sen değilsin şikayet edecek..

    mentorluk isteyenleri özelden alalım..
  • pardon da yeni mezunların çoğu daha mail atmayı bile bilmiyor.

    ben şahsen 1-2 sene bi yerlerde pişmemiş adamı alıp uğraşmak istemem. bir kaç ay önce yeni 2 satış personeli aldık şirkete biri biraz tecrubeli bi kaç sene sahada satış yapmış diğeri çok istekli ama 0 tecrübeli genç bir arkadaştı.

    sonuç: 1-2 sene pişmiş olan genç aldı götürdü işi gayet iyi çalışıyor primlerden falan da memnun. muhtemelen bizimle daha uzun seneler beraber olur. diğeri 1. ayı bitiğinde işi bıraktı, zor gelmiş hanfediye iş. ofis işi bulmuş daha düşük maaşlı ona geçiş yaptı. verdiğimiz 1 aylık maaşta değilim. geldi öğreteceğiz dedik maaşınıda verdik altına arabasınıda bir ton masraf ve en önemlisi zaman harcadık boşa. şimdi hani bu kadar istekliydin sana işide anlattık bak zor olur diye noldu desek biz kabahatli oluruz.

    bizimki ufak bir aile şirketi toplam 10 kişiyiz zaten burda diğer personelerin en yenisi 4 yıllık. herkesi elimizden geldiğince memnun etmeye çalışıyoruz. gelen herkeside uzun süre bizle kalmasını istiyoruz o yüzden eğitmeyede açığız fakat ne istediği daha oturmamış gençlere yatırım yapmak beni korkutuyor ilgili personelide ben tecrubesiz olduğundan almak istemedim başta fakat bizimkiler çok ilgili ve istekli olduğundan şans vermek istedi ben de onayladım. bize de ders oldu.

    yeni mezunlara tavsiyem uçmayın düşük maaşlar 1-2 sene tecrube edinin her anlamda işinize yarar. sonra çıkın daha iyi bir iş bulun.

    edit: yazı dilime laf edenler olmuş. kusura bakmayın uzun süredir yurt dışındayım, günlük konuşma ve yazışma dilim türkçe değil zamanında çok güzel yazardım ama maalesef dil nankördür ve bozuluyor. siz güzel türkçenizle yazın ben bozuk türkçemle elimden geleni yapayım.
  • isyan puanım 6/10, yarma puanım 1/10.

    maalesef iş hayatının bir gerçeği herkesin minimum parayla maksimum tecrübeli eleman almak istemesi. bundan 6 yıl önce ilk tam zamanlı işime başladığımda patronla ücret bile konuşmadan eşek gibi çalışmaya başlamıştım. 2 ay boyunca yol parası gibi bi paraya idare ettikten sonra maaşım asgari ücretin biraz üzerinde bir seviyeye çekilmişti. şimdi rahatım ama o zamanları unutmuyorum.

    ama bu durumu kısmen de anlıyorum çünkü bu her ne kadar haksızlık da olsa bir eleme biçimi. popüler bölümleri okuyan insanların arasından sadece rağbet gördüğü için okuyanları ayırıp gerçekten yetenekli olanları almanın bir yolu.

    sistem düzelmediği sürece bu böyle devam eder. ne zaman işverenler ahlaklı olur, okuyanlar diplomanın hakkını verir, bu işler yoluna girmeye başlar.

    kendi adıma tavsiyem, üniversitede vaktin maksimum derecede verimli geçirilmesi ve cv'nin mümkün olduğunca doldurulması.