şükela:  tümü | bugün
  • galatasaray'ın uefa'yı almasında payı olan eski bekimiz capone, brezilya 2. liginden 28 yaşında geldi. izlemeden itin götüne sokmayın renktaşlar. bi izleyelim, görelim.
  • ismi lionel olduğuna göre iyi topçudur.
  • ünlü fransız gazetesi l'équipe tarafından fransa'nın gelecek vaadeden 10 futbolcusu arasında gösterilmiş, pele'nin hazırladığı en iyi 20 genç futbolcu listesinde kendisine yer bulmuş ve ülkesinde de hayır kurumlarına yardımıyla tanınan...

    şaka lan şaka, kim bu herif anasını satayım bilen yok.
  • bu transferin hiçbir kötü yanı yok. hem scout nerede göz önündeki topçuları biz de görüyoruz dersiniz, hem de böyle transferler yapılınca yok vizyonsuz, yok çapsız dersiniz. adam yıllık 700 bin euro alacak takımın en dusuk maaş alacak oyuncularından biri. 2 senede 70 kusur maça çıkmış. geçen sene lig2 de topla en çok buluşan oyuncu , defans oyuncuları içinde pas yüzdesi en yüksek oyuncu.
    ayrıca maç başına 2.2 isabetli ortası var , bizim vizyon abidesi 7.5 m€ lık telles'in mac başına isabetli orta sayısı 0.4 , evet 0.4
    trabzondan 5m€ ya alınan olcan'in ise 0.5.
    tutar ya da tutmaz en azından uygun fiyata vasat bir beke sahip oluruz en kötü ihtimalle.
  • tarık çamdal'ın 1.2m aldığı takımda 750k ya oynayacaktır.
    bu arkadaş tarık'tan ne kadar kötü olabilir diye sormadan edemiyorum.
  • telles'den iyi kötü ben onu bunu anlamam arkadaş. telles'te carole'de sabri'den iyiler bu bariz. o yüzden birinden birini sağ bek alıştırsınlar olay bitsin. telles mi carole mü tartışması istemiyorum. sabri'nin olmadığı bir gs istiyorum.
  • lan galatasaraylıların bizimle alay edip aynı gün şu transferle karşı karşıya kalmalarına mı gülsem, nani diyip ospina diyip kiralık adam alan fenerbahçe yönetimine (not: fb) mi gülsem yoksa hep beraber adını bilmediğimiz adamları kötü ilan etmemize mi gülsem bilmiyorum.

    bu ülke ne zaman düzelecek de şöyle hayatın gerçek bir keyfi olarak, gerçekten beğenerek futbol izleyeceğiz?
  • kendisini muhtemelen izlememiş kişiler tarafından garip şekillerde değerlendirilen futbolcu.

    öncelikle anlamsız bir şekilde "telles'ten daha kötü olamaz" deniliyor kendisi hakkında. bu çok yanlış bir analize dayanan, ileride hayal kırıklığı yaratacak bir düşünce. zira carole dediğimiz oyuncu telles ile aynı tarzda, ondan bir seviye aşağıda bir oyuncu benim izlediğim kadarıyla. bununla alakalı olarak telles'ten farklı bir oyuncu olduğu yanılgısı da görülüyor başlıkta, ilk olarak bunu söyleyeyim.

    bu düşüncenin çıkış sebebi telles'in hangi tarzda bir sol bek olduğunun hala daha anlaşılamamış olması. sol bek sözcüğünden ne anladığınıza bağlı olarak bir oyuncu sizin için iyi sol bek veya kötü sol bek olabilir, bu nedenle sol bek kavramını kalıplaşmış tek tip bir mevki olarak ele almamak gerekir.

    dünyada genel itibariyle 3 tip bek oyuncusu vardır. bunlardan birincisi, muhtemelen türkiye'de de sonuç olarak defans bölgesinde yer alması sebebiyle gerçek anlamda bek olduğu düşünülen -hatta telles'in iyi sol bek olmadığını söyleme sebebi olan- daha sabit, defans özelliği daha yüksek, ileriye katkısı düşük, değişik taktik varyasyonlara karşı ya çok iyi, ya da çok kötü performans gösterebilen bir anlamda tutarsız beklerdir. oyunun kanatlara yığıldığı maçlarda çok etkili olabilirken (orta saha desteğiyle), tam tersi olarak ortada yoğunlaşılan maçlarda ise çok daha fazla hata yaparlar.

    örneğin hakan balta bu tarz bir sol bektir. bu az önce söylediklerimi bir düşünürseniz doğru olduğunu anlarsınız. dünya genelinde örnek vermek gerekirse chelsea'de ivanovic, shakhtar'da srna, manchester city'de sagna ve kolarov gibi oyuncuları sayabilirim.

    ikinci tip bek oyuncuları, her türlü kurguda daha stabil bir performans vermesine karşın, hiçbir zaman bu kurgularda birinci ve üçüncü tip bek oyuncuları kadar yüksek performansa erişemez. bu nedenle taktiksel açıdan esnek ve ortalama itibariyle daha hatasız görünürler ancak oyuna etkileri çok çok yüksek değildir. dolayısıyla pozitif direkt katkıları olmaz ama negatif direkt katkıları da olmaz. kısaca orta halli oyuncular diyebiliriz. takımın ihtiyaçlarına ve yapısına göre elbette orta halli oyuncu risk alınamıyorsa birinci ve üçüncü tipten daha etkili olacaktır.

    bunlara örnek olarak ise juventus'tan caceres, yine juventus'tan lichtsteiner, psg'den maxwell, dortmund'dan piszczek'i sayabilirim.

    üçüncü ve son tip bek oyuncuları ise hücum kalitesi yüksek, hızlı, takıma net pozitif katkı yapabilen, daha kompakt takımlarda (özellikle daha çevik stoperler ile) savunmada bölgesi idare eder derecede korunabildiğinde takıma negatif etkisi de olmayan beklerdir. birinci tip beklerin tam aksine savunmada negatif etkisi olabilir, o yüzden takıma zararlı olmayacak kalitede stoperler veya oyun kurgusu ile takviye edilebilirse takıma direkt gol/asist dışında hücum varyasyonu olarak çok şey katarlar.

    telles işte bu tipte bir oyuncudur. buna ek örnek olarak caner erkin'i, real madrid'den marcelo ve coentrao'yu, milan'dan abate'yi, barcelona'dan dani alves ve jordi alba'yı, gareth bale'in bek oynadığı günleri gösterebilirim.

    lionel carole ise izlediğim kadarıyla bu üçüncü tip bek sınıfına giren bir oyuncudur. şampiyon olmaları sebebiyle troyes'nın epey maçını izleme fırsatı buldum, bu nedenle iyi değerlendirebileceğimi sanıyorum. fransa ikinci liginin karakteri itibariyle onu zorlayacak bir durum olmadı, ama olsaydı eğer troyes savunmada ciddi sorunlar yaşardı, en azından onun kanadından. ciddi kanat tehdidinin olmayışını, olan maçlarda ise orta saha ile karşılanabildiğini düşünürsek iyi bir sezon geçirmiş ve oyun anlamında takımına katkısı olmuştur.

    ancak dediğim gibi telles ile aynı tarzda bir oyuncudur ve telles ondan çok daha kalitelidir. telles'in bugün taraftar tarafından kötü bir oyuncu sanılmasının birincil sebebi olan orta saha ile ortaklaşa çalışamamak ve türkiye'de fransa kadar oyun orta hattan oynanmıyor olması carole için de sıkıntı olacaktır. dolayısıyla "telles'ten iyidir ya" demek, altında "telles aslında kötü" düşüncesi yatan bir fikir olduğu için, aslında o fikrin de özünü bildiğiniz takdirde lionel carole telles'ten çok çok daha kötü olabilir.

    eğer maksat telles'i yedeklemek ise, bence doğru bir transfer, 1-1.5 milyon euro üzerinde bir para ödenmediği takdirde. ancak bundan ötesini beklememek gerekir. eğer ki geçen sezon yaşananlardan bir ders çıkarılmış olsa, tercih bahsettiklerimden ikinci tipte olan beklere yoğunlaşmak olurdu. en azından ben öyle yapardım. ancak madem telles gibi üçüncü tip bir bek alacaktık, bu durumda abate ve dani alves'e neden yoğunlaşmadık onu anlamak mümkün değil. malum kişilere verilen israf edilmiş paralarla bu gibi kilit isimlerin alınması hem galatasaray'da belli bir oyun anlayışının oturması, hem de kalitesinin artması açısından doğru bir hamle olurdu. şimdi bu gibi bir isimle buranın yedeklenmesi dolayısıyla çok da doğru bir transfer değildir ancak dediğim gibi eğer çok pahalı bir transfer olmayacaksa kabul edilebilirdir.

    dolayısıyla telles'ten iyi olacağı kadar başarılı ve güzel bir transfer değildir, çok büyük bir maharet de değildir bu oyuncuyu bulmak ve almak, ancak unutmadan söyleyeyim bazılarının küçümsediği kadar hatalı ve gereksiz bir transfer de değildir. pek çok kişi adam ikinci lig oyuncusu diye yanlış olduğunu düşünüyor ancak bu da çok mantıksız bir yaklaşım. 1.5 milyonun altında alınırsa çok da anlamsız bir transfer olmayacaktır, telles'in tam anlamıyla yedeği olacaktır. (hakan balta ile değiştiği zaman takdir edersiniz ki oyuncu tarzları arasındaki farklılık aynı zamanda kurgu anlamında bir farklılığı da zorunlu kılıyor, yapılmazsa sorun oluyor)

    bu transfer yapılınca asıl mesele telles ile uyumlu olacak bir kurguya geçiş yapılması veyahut mevcut durum için uygun ek transferlerin yapılmasıdır. doğru transferlerle bu hamle galatasaray'a rahat 3-4 yıl kazandırabilir mevzubahis bölge özelinde. bu doğru transferler ise her şeyden önce ya duruma uygun stoper olmalıdır (koray buna uygun bir oyuncu olduğu için koray'ın kazanılması en önemli transfer olacaktır bana göre), veyahut eldeki oyuncuların, özellikle orta alanın doğru oyuncularla desteklenmesidir. ki bu konuda selçuk, bilal ve hamit gibi oyuncular kesinlikle tercih edilmemesi gereken oyunculardır çok açık şekilde. dolayısıyla madem bilal transferi yapıldı ve madem selçuk da gönderilmiyor, tekrar söylemem gerekir ki yapılması gereken doğru hamle bahsettiğim ikinci tipte bir bekin alınması olmalıdır, kesinlikle telles'i yedekleme amacı güdülmemelidir. eğer ki bu transfer gerçekleşiyorsa, o halde merkezin düzenlenmesi gerekmektedir. her ikisini de yarım yapmak, bu sezon gördüğümüz orta sahayı el kol sallayarak geçen rakipleri, yapılan hataları çok daha artıracak, bunun sonucu olarak ise yine aynı zayıf defans ile ligde ne yaparız bilmiyorum ancak şampiyonlar liginde felaketlere sürükleyecektir. ne tarz bir orta saha oyuncusundan bahsettiğimi soracak olursanız, tam nokta atışı örnek olarak wijnaldum'u, ekstra örnek olarak ise chelsea'de ramires, wijnaldum gibi bir diğer psv'den andres guardado'yu (psv daha yeni* 3 milyon civarına aldı, biz alsaydık bu anlamda mükemmel bir transfer olurdu. adamlar tam bir kumar oynayarak guardado'yu çok farklı bir mevkide yeniden yarattı), bir diğer takip ettiğim oyuncu olan rosenborg'dan mike jensen'i (bu sezon maç başı 1 asistle oynuyordu en son) gösterebilirim.

    ancak elbette galatasaray sorduğunda hiç sorumluluğu ve suçu olduğunu kabullenmeyen garip bir ekiple oyuncu bulup, daha garip bir ekiple yönetildiği için, bunların hiçbir anlam ifade edeceğini, doğru hamlelerin yapılacağını düşünmüyorum. bu şartlar altında da, taraftarın lionel carole için ne çok fazla ümit beslemesi, ne de telles'ten iyi olduğuna inanması doğrudur. hayal kırıklığı yaratacak yanlış fikirlere kapılmaya gerek yok. eğer normalden pahalıya patlıyorsa elbette yanlış diyebiliriz ama aksi takdirde sadece kabullenilebilir olarak görebiliriz.

    laf edeceksek iş buna gelene kadar o kadar isim var ki...*
  • kendisi icin burada daha dun "ikinci lig topcusu" diyen bi' dallama vardi.

    sen futbol falan izleme lan cahil herif!