şükela:  tümü | bugün
  • herifin hoslandıgı kızı camından lipton sallayarak tavladıgı reklam
  • yalnizca karikaturlerde gorulebilecek bir surata ve boya sahip izbandut herifin, posetleri havaya filan ataraktan kisa siyah sacli sirin kizi tavladigi reklam.

    kiz da sihirbazlik yapip izbandut'un kulagindan bisey cikarir, ne oldugunu anlayamadim bir turlu.

    sonra izbandutumuz, koca burnu, at gibi olan cenesi ve yiyecekmis gibi bakan gozleri ile korkunc bir gulucuk atar, dislerini gosterir, sonra arkalarini donerler ve salona, arkadaslarinin yanina geri donerler. bu sahnede adamin kafasi tavana degmektedir neredeyse.
  • liptonun son reklam filminde oynayan, spincrus'un izbandut olarak tabir ettigi kişi, ajansın bu rolü oynamaya uygun türk oyuncu bulamamasından dolayı almanyadan getirtilmistir.
  • lipton reklamındaki dallama herifin oynadığı reklam
  • (bkz: ipek değer)
  • efendim bu reklâmımız, kendini hokkabaz zanneden bir grup genci konu almaktadır.. bu gençlerin en beteri olan ve bir zebra köşegeni [ki diyorum: zebragen kendisini pek iyi açıklar] biçiminde salınan dallama arkadaşımız, çaydanlıktan tavşan* yapıp, yeşillendiği kızceğize nevi madrabazlıklar sunmaktadır..

    buraya kadar yine belirli bir mantıkî mıntıka izleyen reklâm beyler, na bundan sonra zıvanadan çıkmıştır işte efendim, sinirlendirmeyin adamı..
    bu göbeği sırtına yapışık kızceğiz de, hokkabazlıkta zebragenden geri kalmadığını göstermek amacıyla, herifin kulak arkasından şekerkamışı imâl etmesin mi birden aa, valla ne şirin şeysin sen..

    bu arada, hadisenin geçtiği memlekette, teknoloji o kadar ileridir ki efendim, bu şekerler çaya atıldığı anda, karıştırılmaya gerek duymadan mevzuuya girmektedir.. çay kaşığı tarih olmuştur yani kuzum..
    delirtme lan beni, hadi binbir dolapla çıkardın o şekerleri de attın çayın içine a benim dambıl evlâdım, hiç aklın kesmiyor mu bu şekerler nasıl karışacak diye, hıı.. adam olaydın, herifin diğer kulağından da bir çay kaşığı çıkarır, paşa paşa ordinaryus hokkabaz olurdun zaten ulan..

    çay kaşığı diyorum, çay kaşığı.. kaşağı'yı 118 kere okuyup, 17 kere anlattım; ünite 5'in de metin çalışmalarını defterime yazdım..
  • taksimde istikal caddesinin başındaki bir binanın yan tarafındaki her görüldüğünde kahkahalara boğarak istanbulsuzluğu* belli ettiren reklam.. boy boy köşeleri kırpılmış lipton karelerinden oluşturulmuş bir çember, ve bu kareler sırayla kendi etraflarında dönmeye başlıyolar, bi bakıyosunuz hepsi birden deliler gibi dönüyo, patlatır gülmekten, sonra bi bakıyosunuz durmuşlar, sonra yine dönüyolar falan..
    alem adamlar şu reklamcılar cümlesinin sebebi..
  • ocak 2005'de guzel goruntusu ve muhtesem muzigi ile akillarda yer eden reklam. 70'lere ait bir fransiz sarkisi idi galiba.
  • ralph myerz & the jack herren band - nikita dır parcanın adı, güzel parcadır, reklam da ugrastırmıstır ama sonunda güzel olmustur