şükela:  tümü | bugün soru sor
  • yahel'in around the world albumunun 7. sarkisidir. bir looptur gidiyor.
  • zygmunt baumanın 2003'te yayımlanmış kitabı. kendi üretimi "liquid modernity" kavramından yola çıkarak ilişki,beraberlik, aşk gibi mevzuları, modernite/postmodernite incelemesine eklemliyor. basitleşmemiş sade bir dile, çok güzel cümlelere, doğru yargılara sahip, çözüm çabasını kaybedip buhar olmamışlardan; okunası.
  • ray of light albümüne konmayarak harcanan william orbit harikası. üstelik bu şarkı coadf'da da yer almamıştır ama yine de bir şekilde internete düşmüştür.` : 2006 haziran` şarkının girişinde sizi elektronik tuşlar karşılar, bitiminde de su sesleri uğurlar..

    sözlerini de yazalım tam olsun:

    you're love is like liquid
    it fills me, it chills me
    can't hold it, control it
    it runs from my touch

    it slips through my fingers
    the taste of it lingers
    your love is like liquid
    i want it so much

    liquid love
    pouring down like rain
    liquid love
    let it wash all over me

    your love is like liquid
    it drenches it quenches
    it drowns me, surrounds me
    it lies on my skin

    it flows through my veins, just
    like warm summer rain, yes
    your love is like liquid,
    i feel it within

    liquid love,
    pouring down like rain
    liquid love
    let it wash all over me

    liquid love,
    flowing through my veins

    liquid love
    liquid love

    my heart was frozen
    'til you came and melted it
    now, my heart is molting
    you turned it into

    liquid love
    pouring down like rain
    liquid love
    let it wash all over me

    liquid love
    flowing through my veins

    liquid love…

    liquid love
    pouring down like rain
    liquid love
    let it wash all over me

    liquid love
    flowing through my veins
    liquid love
    liquid love

    liquid love
    flowing through my veins
  • above and beyond grubunun, tri state albumunden bir parça. richard bedford'un duygusal sesinden daha da etkileyici bir hale gelmiş:

    i wait for you my love
    i ache for you my love
    call this a liquid love
    rain down on me

    (you should have come over)

    your love slips through my hands
    these streets like sinking sand
    drowning in liquid love
    rain down on me

    i call out your name (you should have come over)
    your love is chasing through my veins (you should have come over)
    such a foolish game (you should have come over)
    your love's no good for me - good for me
    but it makes me happy

    (makes me happy)

    i wait for you my love
    i ache for you my love
    call this a liquid love
    rain down on me

    i call out your name (you should have come over)
    your love is chasing through my veins (you should have come over)
    such a foolish game (you should have come over)
    your love's no good for me - good for me
    but it makes me happy

    (makes me happy)
  • zygmunt baumanın aynı adlı kitabından: "her aşkta en azından iki varlık vardır, her biri bir diğerinin denklemindeki büyük bilinmeyendir. bu anlamda aşk kaderin bir kaprisi gibidir. tuhaf esrarengiz, önceden bilinmesi, kaçılması, hızlandırılması ya da durdurulması imkansız bir gelecek sizi bekler."
  • zygmunt bauman'ın tam adı liquid love - on the fraily of human bonds olan kitabı. kitabın öznesi insan ilişkisidir. "insanlar arasındaki bağların tekinsiz kırılganlığı, bu durumun esinlediği güvensizlik duygusu ve bu duygunun bağları bir yandan sıkılaştırırken, diğer yandan gevçek tutma yönünde kışkırttığı çatışan arzular" anlatılır. ilişkilerden güç alırken güç yitirmemek, boğulmadan tatmin bulmak isteyen günümüz kadını ve erkeğini dile döker. yalnızlığın yarattığı güvensizlikten bahsederken, ilişkinin yarattığı kaygının da aynı şey olduğunu, adının başka olduğunu söyler. insan bir ilişkideyken, o ilişkideki belirsizlik ve geçicilikle, ilişkide olmadığı zamanki kadar güvensiz, hatta daha da güvensiz hissedebilir kendini. bauman'a göre makul bir çift, belirsiz bir geleceğe beraberce rıza gösterendir.
  • "ölmüş görüneceğim, gerçekte ölmeyeceğim oysa."
    (antoine de saint-exupery, küçük prens, s. 101)

    zygmunt bauman'ın "elektronik ağ sayesinde (...) sürekli hazır bulunan sanal yakınlık" saptamasından hareketle denebilir ki:

    salt sözcüklerden başka bir şey de yaratılabilir sanal ağlar sayesinde. akışkanlığın başladığı asal düzlem de bu düğümde aranmalıdır. kablolar bir raddeye dek sözcükleri buharlaştırır, her şeye rağmen ben ve ötekini karşı karşıya, en sonunda yan yana getirir. ama nihayetinde elektronik bir akışkanlıktır bu. bu yüzden bauman bu akışkanlığı, sentetik olan da diyebilirdik aslında, kitabında şöyle ifade etmeyi yeğler:

    "gerçek ilişkilerin tersine sanal ilişkiye girmek ve bu ilişkiden çıkmak kolaydır."

    işte akışkan aşk'ın paradoksal encamı. olan biten budur ve yok hükmündedir. ben ve öteki arasında hiçbir yükümlülük bağı olmadığı için, bizi birbirimize bağlayan sadece kablolar olduğu için aradakiler (ne tür bir çizgi çekildiyse kutuplar arasında, işte onlar) akışkanlık içre buharlaşarak tıpkı gün boyu sarf edilen beyhude sözcüklerin birbiri ardı sıra havaya karışması gibi elektronik ortam dahilinde yok olacaktır.

    sanalite olmazsa olmazdır artık, ondan kaçamayız modern hayvanlar olduğumuz için, bu kabul; ama ya akışkanlık ilişkileri, kabloların dili, ekranların parıltısı? işte buna hayır demeye getirir bauman, koskoca bir hayır.

    ilaveten (bkz: sanal hayvan /@hanging rock)
    (bkz: sanal aşk) ve (bkz: sanal seks)
  • zygmunt bauman'ın türkçe'ye akışkan aşk olarak çevrilen ve insan ilişkilerinin kırılganlığına dair yazdığı okunası kitap.

    bauman, "aşk söz konusu olduğunda sahiplenme, iktidar, kaynaşma ve düş kırıklığı, mahşerin dört atlısıdır" der ve devam eder, " aşk ve sevme hakkında ne öğrenmiş olursanız olun, sizin bilgeliğiniz, kafka'nın mesihi gibi, ancak varışından bir gün sonra gelebilir. aşk, varolduğu sürece, bozguna teğet geçer. yol boyunca ilerlerken kendi geçmişini fesheder, sorun çıktığında sığınabileceği hiçbir liman bırakmaz ardında. kendisini neyin beklediğini, geleceğin ona getireceğini bilmez. bulutları dağıtacak ve kaygıyı bastıracak güveni asla bulmaz. aşk, belirsiz ve nüfuz edilemez bir gelecek üzerindeki ipotektir"
  • türkçe'ye akışkan aşk-insan ilişkilerinin dayanıksızlığı olarak çevrilmiş, 4 bölümden oluşan zygmunt bauman kitabı. söz konusu bölümler:

    1- aşka düşmek, aşktan düşmek

    "çağımızda yaşamlarındaki birden fazla deneyime aşk diyen, yaşamakta oldukları aşkın sonuncu olduğuna güvence veremeyen ve gelecekte de aşk yaşayacağını düşünen insan kesimi hızla artmaktadır. eğer varsayımınız doğrulanırsa, bunda şaşılacak bir şey olmayacaktır. sonuçta ölüm bizi ayırana kadar şeklindeki romantik aşk tanımının kesinlikle modası geçmiştir. bununla birlikte bu kavramın sonu, kaçınılmaz bir şekilde, bir deneyimin aşk diye adlandırılmak için başarması gereken sınavların basitleştirilmesidir.

    hatta aşkla ilgili becerilerin deneyim sayısıyla arttığına; bir sonraki aşkın yaşanandan daha baş döndürücü bir deneyim olacağına, ama önceki kadar kalp çarptırmayacağına ve heyecan vermeyeceğine de inanilabilir, genellikle de inanılır. fakat bu yeni bir yanılsamadır. edinilen beceri hızla bitirmeye ve yeniden başlamaya yardım eden beceridir."

    "diğer tüketim malları gibi, partnerlik de anında tüketilir (hiçbir ilave antrenman ya da uzun süreli hazırlık gerektirmez), tek kullanımlıktır, önyargısızdır. öncelikle ve en önemlisi kullan at şeklindedir. ... uzun süre kullanımda kalmaları beklenemez; sonuçta, gayet kusursuz çalışan arabalardan, bilgisayarlardan, hatta cep telefonlarından, geliştirilmiş yeni versiyonları daha mağazalarda belirir belirmez ve bütün şehir bunlardan konuşurken hiç üzüntü duymadan -üzüntünün gölgesi bile görülmeden- kurtulunur. partnerler bu kuralın neden istisnası olsun ki?"

    2- sosyalliğin alet edevat kutusunun içinde ve dışında

    bu bölümdeki en güzel kısımlar cep telefonuyla, hepimizin elinin altında anlık ulaşabileceğimiz bir dolu insan olmasıyla ilgili sayfalardı bence.

    "cep telefonunuz varken asla dışarı çıkmış ya da bir yerden ayrılmış olmazsınız. her zaman oradasınızdır ama asla tek bir yere kapalı değilsinizdir. çağrı ve mesajlar ağının bağrında gayet korunaklı bir halde, yara almazsınız."

    "zaman içerisinde cep telefonları gözleri görmeden bakmaya alıştırır."

    "temaslar, girişmek için daha az zaman ve çaba islerler; bunları parçalamak için de daha az zaman ve çaba yeter."

    3- komşunu sevmenin güçlüğü üzerine

    "siz bağlı olursunuz ama partneriniz çekip gitmekte özgürdür ve sizi hareketsiz kılabilen bağların hiçbiri onun yerinde kalmasını garanti etmeye yetmez. büyük ölçüde paylaşılan bu bilinç bütün ilişkilerin saf (yani kırılgan, çatlayan, sağladıkları rahatlıktan daha uzun süre sürme şansı olmayan ve dolayısıyla daima yeni tebliğe kadar) olduğunu söyleyen beylik laf, güvenin kök salacağı ve yeşerebileceği gerçek bir zemin olamaz."

    4- parçalanmış birlik

    mülteciler ile ilgili meseleler üzerine yoğunlaşılmış bir bölüm. elimde bu kitabı gören hiç kimse eminim içinde böyle ciddi sosyolojik bir bölüm barındırdığını düşünmemiştir.*

    benim bölümleri okurken aldığım keyif de tam olarak bu sırayla çoktan aza doğru ilerledi. ilk iki bölümü yüksek keyifle, son iki bölümü daha uzak olduğum konular hakkında sosyolojik fikirler okuma motivasyonuyla okudum.

    anlaşmalar şeklinde yaşanan, derinliği olmayan ilişkiler için düşünülebilecek şöyle bir cümle var ki, gerçekten çok etkilendim: "nitelik olmadığında kurtuluşu nicelikte ararız. süre yoksa, sizi kurtaracak olan şey değişimin hızıdır."

    yazarın okuduğum ilk kitabıydı ama son kitabı olmayacak. bu tip konulara ilgisi olan ya da bu tür kitapları okumayı seven insanlar için okudukları diğer kitaplardan çok üstün bir kitap olmayacaktır muhtemelen ama konuya giriş için çok güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum; yazar günümüz ilişkilerini ve dinamiklerini, tüketim hızlarını çok sade ve net bir dille açıklamış.

    son olarak, "bir ilişkinin yenilgisi genellikle iletişim yenilgisidir."