şükela:  tümü | bugün
  • dinlendiricim... beni olmu$um gibi dunyadan koparan bi ses
  • (bkz: gladiator),(bkz: hans zimmer)
  • eski dead can dance vokalisti olan allahsal hatun..

    dead can dance'den kopu$u sonrasında kendi albümlerini çıkarmı$,en son olarak da hans zimmermann ile beraber gladiator filminin müziklerini icra etmi$tir..

    (bkz: bitirmi$)
  • (bkz: pieter bourke)
  • the mirror pool (95) ve duality (98) adlarinda iki solo cali$masi var. the mirror pool albumu rastladigim en karanlik albumlerden biri. kesinlikle cok ba$arili, e$siz bi kadin.
  • insider soundtrackinden önce sacrifice sonra da sondaki meltdown u her dinlendiğinde sesi, yeteneği, yorumu karşısında her türlü tanımın kifayetsiz kaldıgı bambaska bir boyuttan gelen varlık.
  • dunyada hem bas hem de soprano seslerini çıkarabilen tek bayandır kendisi. sesinde bahsedildiği gibi bir huzur varsa eğer bu pek bilindik bir huzur değildir. güneşin kendini hiç göstermediği zor bi günün sonunda lisa hanım kendinizi bir mezarın içinde hissetmenize, hatta üzerinize kürek kürek atılan toprağın sesini duymanıza neden olabilir. nitekim ölüm de kimilerine göre sonsuz bir huzurdur. böyle zamanlar dışında dinlemekten vazgeçilemeyen bu bayanın şarkıları 17 ağustos depreminden sonra hemen hemen tüm haber bültenlerinde insanın yüzünde tokat gibi patlayan görüntülerin fonunda yer almıştır.
  • avustralya melbourne dogumlu olan bu tanrica, buyudugu turklerin ve yunanlarin yasadigi mahalleden cok etkilenmis... hatta kucukken turk muzigi dinledigini soyluyor..
    alinti: dead can dance pompei konserinin videosunda bunlarla yapilan bir roportaj var aha orada soyluyor.
  • en son man on fire filminde duyduğum anda tanıdığım, gene beni benden almış; hem hüznü, hem huzuru, hem acıyı, hem sevinci aynı anda yaşatabilen eşsiz bir sese sahip, başka dünyaların kadını...

    şimdi the mirror pool albümünü dinliyorum.. laurelei mi desem, la bas mı desem, celon mu desem, the rite mı desem, violina: the last embrace mi desem; nasıl anlatsam bütün bu şarkıların ve diğerlerinin hissettirdiklerini..

    o ses inip çıkarken boyut değiştiriyorsunuz sanki, arınıyorsunuz, sadece ruhunuzla nefes aldığınızı hissediyorsunuz.. kulaklarınızla duyduğunuz o sesin dünyevi olduğuna inanamıyorsunuz, saf mutlulukla doluyorsunuz bir anda; aynı anda, o sesin oluşturduğu melodi doluyor içinize ve yarattığı hüzün yakalıyor benliğinizi.. aynı anda, iki zıt duygu sizi sarmalıyor... kalbiniz göğüs kafesinizin içine sığmıyor sanki.. o kadar mutlu ve o kadar hüzünlüsünüz ki...

    bu anlatılabilir mi? bu sadece beyinle, yürekle yaşanabilir mi? hayır! ruha seslenebilen yegane insandır kendileri, başka dünyaların, başka boyutların sesini getirir bize ve bizi oralara götürür.. eşi benzeri olmayan bir varlıktır kısacası...
  • yaptigi %80 eserde türk ezgilerini duydugum yarı gurur, yarı nefret ettigim sanatcı...