şükela:  tümü | bugün
  • üniversite kazanılıp şehir terk edildikten sonra kısa sürede unutulan ama bir gün evlendiğini duyduğunuzda sizi derinden etkileyen, maziye goturen aşktır.
  • ergenlikle boğuşurken aynı zamanda lisede bir kızı sevmek ve onu düşünmek. genelde cesaretini tam toplayamadığın için (benim zamanımda öyleydi) platonik seviyede kalır bu aşk... sonra unutulur gider. üniversiteye girdiğinde daha bir cesur olursun, alemlere akarsın, içersin, bu sırada elizabethe talim etsen bile en azından kızlara teklif etmişsindir ama reddedilmişsindir. ama lise aşkının rengi, kıvamı bir başkadır.
  • lisede kalması gerekendir. üniversiteye geçtikten sonra da aynı kişi için "hayatımın kadınını buldum heyooo" şeklince çocukça laflar etmeyin. siz sadece lisedeki hayatınızın "sevgilisini" bulmuştunuz, lise bitti. farklı insanlar olucaksınız artık. bitecek o ilişki siz ne kadar uzatsanız bile.
  • akla ah muhsin ünlü'yü düşürür.

    sol yanlarım cumartesi küle çalışsın
    mason teşkilatlara çapsın bisiklet
    titreyeyim muştalara sapayım kopkor
    rabbim kız okula geliyor, yaşasın cumhuriyet!
  • anadolu lisesini kazanıp hazırlığa başlamış cücük oğlumuz sınıfın onur kurulu temsilicisi olmuştur. onur kurulunun başkanı da lise sonlardaki okul birincisi, okul standartlarının düşük olması nedeniyle hayran sayısı fazla olan saftirik kızdır. bir gün cücüğümüz arkadaşlarıyla merdivenlerden çıkan kıza "bir dakika bakar mısın?" diye seslenir. kız yanına gelince laf arasında ".. arkadaş olabilir miyiz?" diye sorar. cücüğün hazırlıkta olması ve onur kurulunda da olmasına dayanarak kız bunu " işte derslerde anlamadığım şeyleri sorabilir miyim? bir derdim olursa gelip paylaşabilir miyim aplaa?" diye algılayıp gülümseyerek "tabi" der. sonra arkadaşlarının yanına dönen kıza olay sorulur, kız anlatır; "çocuk sana teklif etmiş sende kabul etmişsin" denir, "daha hazırlık olur mu öyle şey" falan fistan der ama içine kurt düşer. çocuğun sınıfını arayıp bulur, abla tavırlarıyla arkadaşlarının yanından " sen bi gel bakiim" diye çağırır; "benim seninle arkadaşlıktan anladığım; bir sorunun olduğunda gelip anlatman ve benim yardımcı olmaya çalişmamdan başka bir şey olamaz. yanliş anlaşılma olmasın tamam mı?" minvalinde şeyler geveler ve çocuğun gözleri dolmaya başlar, kız şok olur, kafasını peki anlamında sallar arkasını dönüp yıllar sonra yazılı t- shirtü, üniversiteye gençliği tarzı uzun saçlarıyla facebookta karşısına çıkmak üzere gider.
  • lise aşkı başkadır. o ana kadar hissetmediklerini hissetmeye başlarsınız hem de bu kez hormonlarınız da destekler bu aşkı. genellikle platonik olur. ona açılmaktan korkarsınız çünkü reddedilmekten korkarsınız. birinin sizi reddetmesinden korkuyorsanız o kişiyi önemsiyorsunuz demektir. yoksa hiç kimsenin önemsemediği biri tarafından reddedilme korkusu olduğunu sanmam. bazen ise siz seversiniz içten içe ama bilmezsiniz ki onunda size olan hisleri farklı değildir. bunu yıllar sonra öğrenmek çok acıdır.

    yıllar sonra karşılaşırsınız. yıllar öncesinden gelen duygular birden saklandıkları yerden çıkar ve birden bire bir şeylere başladığınızı görürürsünüz. başladığınız şeyin içerisinde her şey vardır da bir tek o açılamamaktan korktuğunuz önemseme ve masumiyet yoktur. hızlı başlayan "şey" aynı hızla tükenmeye başlar. işte o zaman o "şey"e başlama nedeninin değiştiğini gördüğün bedende yıllar öncesinden izler aramak olduğunu anlarsın ama çok değişmiştir işte. en az senin kadar değişmiştir. belki de aynılaşmıştır sadece, yaşadıkları onu da değiştirmiştir.

    sonuç olarak; en büyük hayalin gerçekleşmesi kadar hayal kırıcı hiçbir şeyin olmadığı gerçeğini bir kez daha yaşarsın. o "şey"den geriye ise demir demirkan'ın bir şarkısının sözleri kalır sadece. yani, varsa vaktin, cesaretin, gücün zamanında değiştir bir şeyleri ki sonra arama aynı bedende eskimiş duyguları.
  • bütün duygularınızı uçlarda yaşadığınız aşktır.
  • hormonların tavan yaptığı,libidonun sınırları zorladığı dönemde sadece bir göz kontağının bile çekim gücünü arttırdığı kimyasal olay.durum itibariyle bakıldığı zaman dünyevi zevkleri olan,kişisel görüşü günden güne değişen birinin sabit bir kişiyle gönül bağı kurmasının yanında,uzun ömürlü ilişkinin peri masalı olduğu açığa çıkar.
  • içinde "lise" ve "aşk" sözcükleri geçen her cümle direkt bir çağrışımla aklıma kargonun yıllar sonra isimli şarkısını getiriyor. böyle ortamda hafif sararıyor sonra zaten. al sana nostalji. ayıkla pirincin taşını şimdi.*
  • ne kadar zaman gecse de ustunden asla unutulmayacak olan, hele de ilk asksa. her daim ozlenen, ufacik anilarla hatirlanan, keske aramiza mesafeler girmeseydi de bu kadar ayri dusmeseydik diye yakinilan. her yeni sevgilide aranan ancak yerini hicbir seyin tutamayacagi ask.