şükela:  tümü | bugün
  • eşim, 6 aylık oğlumun da annesi
  • ne yaparsan yap unutulmayandır.

    bak lisede öğretmenim artık, kaç yıl geçti üzerinden ama şu anda deseler ki " seninki evlenmiş ", eminim ki içimde bir sızı peydah olur.
    lise yıllarım çok güzel geçti benim. o yüzdendir ki şimdi öğrencilerimi çok iyi anlıyorum.
    " hayatının hangi yıllarına dönmek istersin " diye sorsalar cevabım kesinlikle bellidir, o derece.
    liseden bazı arkadaşlarımla hâlâ görüşürüm.

    çok başka bir insandı lan! hakkında tek kötü laf edemeyeceğim dört yıl geçirdik birlikte. aynı üniversiteyi de kazandık aslında ama bitti... hayatımda o anki kadar acı çektiğim anlar nadirdir.

    düşünüyorum da birbirimize nasıl sahip çıkmışız lan biz öyle.
    o zamanlar böyle akıllı telefonlar, whatsapplar falan da yok. msn
    var hey gidi... 100 sms var.

    ben ki şimdi yalnızlığın müptelası olmuş bir adamım, o zamanlar okulda o yoksa ben de yoktum. güzel kızdı, çok güzel kızdı. bu sebeple çok tehdit edildim serseri tayfa tarafından, çok kavga ettim onun için.
    bir keresinde beni bayılttılar lan dayaktan. üç dört gün eve gidemedim. sonra öğrendik ki bu, kuzenlerine falan anlatmış da benim öcümü almış*
    ben o zamanlar ağır ülkücüyüm. topladım herkesi gittik bir de biz dövdük. bana ülkücülerin türkçülük ile alakaları olmadığını da o öğretmişti aslında biraz özel bir olay sonucu ve kurtarmıştı beni bir nevi oradan.
    bana ekmek arası bir şeyler getirirdi her gün. kısır, mantı falan getirirdi sınıfa, sayemde benim aç tayfa da nasiplenirdi.
    annesi de çok severdi beni oğlu olmadığından olsa gerek. ben ise kalbi güzel bütün annelere her daim sevgimi ve saygımı göstermeyi hayat şiarı edinmişim zaten.

    bir sevgili, sen çok öksürüyorsun diye ağlar mı lan?

    " hadi hastaneye gidiyoruz " diye diye ağladı da müdürden izin alıp hastaneye gittik. beni kessen hastaneye gitmem esasında.

    huzurluydum işte. huzur benim için her şeydir.
    ayrılmak aklının ucundan dahi geçmiyor tabi o zamanlar.
    kırmamak için çabalayıp duruyorsun fakat elbette tartışıyorsun.
    çok tartışırdık. ikimiz de kıskançlığın kitabını yazanlardanız.
    lâkin uzun sürmezdi bu dargınlıklar. sonrası uzun yürüyüşler.
    tuzla'dan maltepe'ye dek yürürken vakti akşam edip hiç de sıkılmaz mı insan?

    maddî durumları çok iyiydi. ben ise bazı haftasonları çalışmak zorunda olduğum dönemlerdeydim.
    bir kız, sırf seni düşündüğü için dilediği şeyleri giyinebileceği hâlde onları satın almaz mı lan? o zamanlar anlamıyorsun tabii. sonradan anlıyorsun çoğu şeyi. ergenlik kafası deyin ne derseniz deyin ama önemliymiş işte oğlum böyle şeyler o zamanlar.

    yedi sekiz kişilik arkadaş grubuyduk, çok sıkı. parklarda, arabalarda, babaannesiyle yaşayan ibrahimlerde sabahlardık çoğunlukla. ulan düşünüyorum da ne güzel gecelermiş öyle!

    sigara içmeyen tek kişiydim aralarında ve de kitap okuyan da tek kişi*
    bu kızdı işte benim elimi sımsıkı tutan. çok şey borçluyum kendisine. insanın kendinden daha çok güvenip dertleşebileceği bir sevdiği olması güzel şey vesselâm.
    okul bahçesinde sabahın köründe, daha okulun başlamasına saatler varken buluşup ne konuşuyorduk kızım biz her sabah?
    neden artık kimseyle konuşamıyorum bunları?

    çok sevdim lan ben.

    hani ismet özel sevdiği kızla evlenemediği için onu okuyanlar ve tanıyanlar, " şimdi sıçtık " derler ya...

    o misâl işte.
    " uzak durun lan benden " diyorum tüm dostlarıma ve başkalarına işte!

    sevdiğim kızla evlenemedim ben...
  • en çok can acıtandır şüphesiz. düşünsene küçüksün baya ciddi ciddi 15 indesin birine aşık oluyosun hem de hayatında ilk defa aşık oluyosun ve o şekilde de son defa. canını verirsin gibi geliyo hayat boyu yanında olurmuş gibi ama sonra o büyüyo sen küçük ve kırgın kalıyosun. sonra o büyüdükçe çirkin bi insan oluyo bu sefer tiksinmeye başlıyosun ve sonunda belki herkes herşeyi hazmedince ya da yeterince büyüyünce o çok sevdiğin liseden arkadaş desen değil tanıdık desen değil bi insan olarak kalıveriyo hayatında. bugün bile yüzüstü bırakılışını hatırladığında kimseye güvenmemeye sebep olacak kadar derinden gelir lise aşkları.
  • aradan 16 yıl geçmiş, 64 mevsim gitmiş, sokakların ismi değişmiş, insanlar yaşlanmış, insanlar ölmüş, ben hala unutamamışım.
  • üniversite kazanılıp şehir terk edildikten sonra kısa sürede unutulan ama bir gün evlendiğini duyduğunuzda sizi derinden etkileyen, maziye goturen aşktır.
  • lise aşkı başkadır. o ana kadar hissetmediklerini hissetmeye başlarsınız hem de bu kez hormonlarınız da destekler bu aşkı. genellikle platonik olur. ona açılmaktan korkarsınız çünkü reddedilmekten korkarsınız. birinin sizi reddetmesinden korkuyorsanız o kişiyi önemsiyorsunuz demektir. yoksa hiç kimsenin önemsemediği biri tarafından reddedilme korkusu olduğunu sanmam. bazen ise siz seversiniz içten içe ama bilmezsiniz ki onunda size olan hisleri farklı değildir. bunu yıllar sonra öğrenmek çok acıdır.

    yıllar sonra karşılaşırsınız. yıllar öncesinden gelen duygular birden saklandıkları yerden çıkar ve birden bire bir şeylere başladığınızı görürürsünüz. başladığınız şeyin içerisinde her şey vardır da bir tek o açılamamaktan korktuğunuz önemseme ve masumiyet yoktur. hızlı başlayan "şey" aynı hızla tükenmeye başlar. işte o zaman o "şey"e başlama nedeninin değiştiğini gördüğün bedende yıllar öncesinden izler aramak olduğunu anlarsın ama çok değişmiştir işte. en az senin kadar değişmiştir. belki de aynılaşmıştır sadece, yaşadıkları onu da değiştirmiştir.

    sonuç olarak; en büyük hayalin gerçekleşmesi kadar hayal kırıcı hiçbir şeyin olmadığı gerçeğini bir kez daha yaşarsın. o "şey"den geriye ise demir demirkan'ın bir şarkısının sözleri kalır sadece. yani, varsa vaktin, cesaretin, gücün zamanında değiştir bir şeyleri ki sonra arama aynı bedende eskimiş duyguları.
  • yıllar sonra görüldüğünde "bunun için mi o kadar tantana yaptım ben?" dedirtendir. okulun açık ara en karizma, en yakışıklı delikanlısı olmuş sana fıratpen reklamlarındaki tut şunun ucunu döşiyelim abi. allah'tan platonikti.*
  • bütün duygularınızı uçlarda yaşadığınız aşktır.
  • ne kadar zaman gecse de ustunden asla unutulmayacak olan, hele de ilk asksa. her daim ozlenen, ufacik anilarla hatirlanan, keske aramiza mesafeler girmeseydi de bu kadar ayri dusmeseydik diye yakinilan. her yeni sevgilide aranan ancak yerini hicbir seyin tutamayacagi ask.
  • hayatimi bok etti