şükela:  tümü | bugün
  • beni ortaokul yıllarına geri götüren karikatür. sene 1990'dı, okuduğum özel seymen lisesi kocaeli liseler arası basketbol turnuvasında finale kalmıştı. finaldeki rakibimiz sanat adıyla da bilinen izmit endüstri meslek lisesi idi. bir tarafta biz burjuvalar, diğer tarafta liseyi 6-7 yılda bitirebilen, koca koca adamlar. bizim maçlara öğretmenlerimiz gelirken, onların öğretmenlerinden tek tük gelen vardı, onlar da öğrencilere ayak uydurmuştu.

    tribünde hocalarımız odluğu için tezahüratlarımız anca "oooo seymen" boyutunu aşamazken onlar bize "bu ibneler buradan nasıl çıkacak" diye bağırıyordu!!! maçın son 5 dakikasına girildiğinde bizim takım nerdeyse 30 sayı farkla öndeydi ama bütün tribün sanat'ın gazabından kurtulmak için erkenden kaçıyorduk.
  • --- spoiler ---

    -ağlama melis...

    --- spoiler ---
  • atlanmaması gereken başka bir detay ise sen benuga taraftarlarına "boğaz keseriz akıllı olun" işareti yapan cengizhan liseli taraftardır.
  • ağzıma sıçmış bir umut sarıkaya karikatürüdür. o çeliktepe cengizhan lisesi öğrencilerinin/taraftarlarının hele de en öndeki amigoların duruşu yok mu... tezahürat ise apayrıdır.
    karikatür komple mükemmel ama aradan sıyrılan, öne çıkan bir iki çarpıcı noktayı sayarak kendime de yeniden hatırlatmak isterim; çeliktepe cengizhan lisesi öğrencilerinin yan duruşu ve alkış şekli, davul çalan elemanın kafasındaki kravat ve tokmağın şekli, cengizhan lisesi futbolcularının şekilleri ve tavırları, sen benuga taraftarlarından(?) çıkan "ağlama melis" sözü...

    (bkz: umut sarıkaya realizmi)
  • yüzyılın derbisi. aslında bu müsabakanın tarihsel arkaplanı tanzimata kadar gider. daha o zamanlarda başlar aslında bu iki farklı tribün kitlesinin şekillenmesi. eğitimi millileştirme ve tevhid-i tedrisatı yürürlüğe koyma azmindeki genç cumhuriyet de önüne geçemez bu ayrışmanın. gelinen nokta işte budur. yine de karamsar olmayın canım, zaten tevhid-i tedrisat dediğiniz de, açık havadaki "kolejli amı kokusunu" almaya duyarlılaşmış çeliktepe liselilerin hassas burunları ile sen benuğalı melis'in yanaklarından süzülen gözyaşlarının bileşimi değil mi?

    bir de şunu webe upload yapacak erkişi hayır dualarımı kazanacaktır. golleri göremedik..

    edit: tribal enfexion repimi ve hayır duamı kazanmıştır karikatürü upload ederek, ama tek bildiğim dua fatiha. okumaya da dilim varmıyor ki, şu güzel ortamı bozmayayım?
  • bir saint benoit'lı olan beni gülmekten kırmış, gözümden yaş getirmiş karikatürdür.

    umut sarıkaya'nın benim geçtiğim sıralardan geçip de bu karikatürün sen bönuğa kısmını da detaya boğmasını çok isterdim...
    karikatürde aristokrat bir havaya bürünmüş bönuğa taraftarı görüyoruz oysa ki saint benoit'da da her okulda olduğu gibi cengizhan lisesinin yarısını dövebileceğini sanan kofti kabadayılar bulunur.
    bir de değişmez gerçek yüzü (en azından çoğunluğu)** mini etekli, lacoste lacivert sırt çantalı kızlar; lacoste gömlekli, tommy hırkalı abilerden oluşmaktadır.

    ha benim söylediğim belki de nostaljidir 98 yılında sıraları terketmiş bir adam belki şu an değişmiş olan okulu hakkında yanlış yargılara varıyordur. ama umut kardeşimiz de çizmek için bu okulu seçtiyse belli ki pek değişmemiş.

    gerçi karikatürde sen bönuğa taraftarında bir 70'ler türk filmi elit gençliği havası hakim, eğer gerçeğe yakın olaydı o zaman tat vermeyebilirdi...
  • beyaz türkler ile siyah türkler arasında, kolejli batı eğitimi almış futbolda sportmentlik tezahüratta mağruriyet arayan aristokrat çocuklarına karşı, öteki türkiye'nin cinsel açlığıyla harmanlanmış tezahürat eşliğinde futbolu bir eziklik hıncı alma vasıtası olarak kullanan sanayi çocukları arasındaki maçtır. (bkz: biz sanayi çocuğuyuz karizması)
    sen bönüğa liselilerin çiziminde ne kadar semiz oldukları, çeliktepelilerin tiplerinin ise ne kadar protein eksik, karbonhidrat ağırlıklı beslenme sonucu olduğuna kadar irdelenmesi çizerinin elinin öpülmesi gereken karikatürdür.
    "türkiye'nin az gelişmişliği sürecinde tevhid-i tedrisat kanununun uygulanışı ve umut sarıkaya'nın lise dö sen bönüğa-çeliktepe cengizhan lisesi futbol karşılaştırması konulu karitakürünün bu bağlamda irdelenmesi" konulu doktora tezi yazasım geldi.

    o değil de , bu karikatürü taraflardan birine hakaret sanan; sen bönüğalı hatta saint benoitli olmadığı halde bu espriyi üzerine alınan insanlar için (bkz: sana hiçbir şey demiyorum)
  • ilk gördüğümde hayatımı karartmış,istisnasız 1 hafta boyunca beni esir almış, gülmekten yarıldığım umut sarıkaya karikatürü. velhasıl tam sırasıdır, bir de anı nakletmek lazım tam burda;
    sene 1993...k.a.l olarak ilk kez futbol takımı kurmuşuz, izmir elemelerinde başlamışız oynamaya. şahsım da o vakitler süper sağ açık (esbpl takımlarına duyurulur). daha tarihimizin ikinci maçı, yer halkapınar atatürk stadı yan sahalarından biri, rakip bayraklı lisesi. bizim okul, takımı maça götürmek için okulun servis araçlarından birini vermiş, öyle gelmişiz sahaya. başımızdaki hocalarımız da kılık kıyafet konusunda fazla hassas, eşofmanlar düzgün giyilmiş olacak, yok efendim formayı gidip soyunma odasında giyeceksin, evvelden içine giymek yasak vs...öyle karşıdan bakıldığında bayağı düzgün gözüküyoruz yani. biz stada geldik, henüz rakip gelmemiş. biz eşofman üstü+forma ciddiyetiyle sahaya ısınmaya çıkmışız. derken ufukta bayraklı lisesi gözüktü, okul olarak belediye otobüsü ayarlanmış. içerden müstakbel rakipler iniyor,yarısı tek tip eşofmanlı,ki onlar da belli renkler atmış kimisinin, yarısı da üstüne ne bulursa gelmiş. otobüs tıklım tıkış, anladık ki taraftar desteği olarak öğrenciler de gelmiş.
    neyse uzatmayalım, maç başladı ve biz "tribün baskısı" denen şeyle genç yaşımızda tanışmış olduk. bizi desteklemeye sadece aile fertlerimiz gelmiş idi, hesaplayın işte, en fazla 20 tane anne-babadan oluşan bir güruh, karşılarında ise 100 den fazla bayraklı lisesi öğrencisi.annem seneler sonra dahi bayraklı lisesi gençlerinin bize "zengin piçleri" diye bağırmasını unutmaz. oynadığımız sürede ferdi olarak işittiğimiz küfürler ve dayak tehditlerini saymıyorum. hayır biz de memur çocuğuyuz sonuçta, böyle bir tepkiye anlam da veremiyor genç dimağ o vakitler.bereket tek tarafta tribün vardı da maçın ikinci yarısı uzak çizgi benimdi, sol açık arkadaş maruz kaldı hadiseye. böyle bir anıdır yani, üç aşağı beş yukarı aynı manzarayla bir de imam hatip lisesiyle oynarken karşılaşmışlığımız vardır. o zaman da "bu herifler büyüyünce imam olacak, bu kadar küfrü nasıl ediyolar" diye çok takmıştım.
    merak edenler için; k.a.l 3-imam hatip lisesi 3, k.a.l 1 - bayraklı lisesi 1 şeklindedir skorlar. biz bir üst tura çıkmış idik.