şükela:  tümü | bugün
  • lisesine göre değişen bir durum. meslek liselerinde durum tam da böyleyken kolej bünyesindeki anadolu ve fen liselerinde tam tersi de olabiliyor. yine de ergenliğinin ve kendini ispat çabasının zirvesindeki öğrencilerle haşır neşir olmak riskli tabi.
  • öğretmenine göre değişen bir durum. öğretmen eğer iyi bir öğretmen ise, o liselilerin saygısını kazanırdı. ne kendisi ile maytap geçtirirdi, ne derste sus deyince diklendirirdi, ne de öğrencileri tarafından saygısızca davranılırdı.

    o yaştaki öğrencilerin, bütün bu anormal davranışlarının altında yatan neden, çevresine birey olduğunu anlatmaya çalışmaktır. eğer öğretmen karşısındaki öğrenciye “tamam koçum. sen büyüdün. sen yetişkinsin. kendi kararlarını verirsin. hayatının sorumluluğu sana ait.” şeklinde davranırsa, öğrencinin saygısını, sevgisini kazanır. öğretmenliğn ilk kuralı da öğrencilere kendilerini sevdirmektir. bir öğrenci öğretmenini severse, o dersi de sever/başarılı olur.

    minik ergenlerim benim. liseliler şu dünyadaki en sevdiğim yaş grubu. asıl sıkıntı, ilk okuldan çıkmış ama kendini hala ana okulundaymış gibi sanan/ öyle davranan, mıy mıy ortaokul öğrencileri. * bende mi bir sıkıntı var bilmiyorum. ama bir türlü ortaokul öğrencilerin zihnine giremiyorum.
  • sorun sadece lisede ya da öğretmenlikte değil.
    şu an her meslek inanılmaz riskli ve sıkıntılı. hepsinin itibarı yerle bir. doktor olsan dayak yiyorsun. öğretmen olsan yine öyle. dayakla kurtarırsa yine iyi. polis ya da asker olsan zaten hali ortada.
    maalesef her meslek son dönemde itibarsızlaştırıldı.
  • dayak çağ dışı bir eylemdir, haklısınız. peki sorarım; biz çağdaş bir ülke miyiz?

    bırakın da sadece çağdaş ülkelerde öğrenciye şiddet yasak olsun. sen kimsin ki 2019'un insanına uygulanacak kuralları kendi ülke insanına uyguluyosun? 30 yıl geriden gelen ülkesin lan sen!
  • bizim sınıfta da vardı bolca it serseri tayfası. bi gün bi tanesi dalga geçmişti de,hoca sınıftan çıkarmıştı,kendisi de arkasından. 2-3 dk içinde eleman geri gelmişti sınıfa. boyun bölgesi kıpkırmızı :) sonra da bi daha sesi çıkmadı hiç..
  • öğretmen değilim baştan yazayım. bu ülkede öğretmenlik sevilmiyorsa parası için çekilecek iş değil. insan bazen, bu kadar orospu çocuğunu hangi bilimsel yöntem ile bir sınıfa topladılar diye merak ediyor.
    ayrıca ; 25 yaşındaki arkadaşlar! şimdi kuru sıkı sallıyorsunuz.çocuğunuz olunca en uslu sınıf hangisi diye götün götün araştıracaksınız.
  • “erkek meslek lisesinde matematik öğretmeni olmanın büyük cesaret işi olması” olarak değişse çok daha etkili olacak başlık.

    nereden biliyorum? çünkü annem, bu ulvi mesleği icra etmekte ve kendisinden dinlediğim hikayelere bakılırsa gryffindor kanından geldiğim kesin.
  • söylenildiği gibi sadece meslek lisesi ile sınırlı değildir. liseye başladığımda okulum, bulunduğum şehrin en yüksek puanla alan 3. yada 4. anadolu lisesiydi. diğer liselerdeki öğrenciler sürekli bizim okulun ne kadar disiplinli, nazi kampı gibi olduğuyla ilgili konuşurlardı. ama gel gör ki bıçaklanma, meydan kavgaları, toplu ot içme seansları, sınıflarda içilen vodkaların şişelerinin bahçeye fırlatılması, evli erkeklerle birlikte olan, sexting yapan kızlar gibi daha bir çok şey gördüm, yaşadım.

    temel problem eğitim sisteminin boktanlığı ve koyulan kuralların hiçbir şekilde uygulanmaması , yaptırım olmaması. en basitinden sınıfta kalmak o kadar zor ki , gerçekten çaba sarfetmek lazım. mesela ben o liseyi 1 defa bile dersten kalmadan güle oynaya, güzel bir ortalama ile bitirdim. peki bitirmeyi hakettim mi ? sonuna kadar hayır. normal şartlarda benim o liseyi minimum 6 senede falan bitirebilmem gerekiyordu. yani aslında eğitim sisteminin ne kadar boktan olduğunu kendimden biliyorum.

    ifşa olmamak adına çok fazla bilgi veremesem de öyle şeyler oldu ki hapis cezası alması gereken kişiler ya hiçbir şey olmamış gibi okula devam etti ya da ailelerinden çocuğu başka okula almaları istendi ve hiçbir işlem yapılmadı sırf duyulmasın da okulun adı kötülenmesin diye.

    ee peki öğrenciyi bu kadar salarsanız ne yapar? ya birbirine ya da öğretmenine saracaktır. disiplinden kastım saç, sakal, kravatın 2cm aşağıda olması falan değil. orası eğitim yuvası, askeriye değil. o yüzden öğrenci ne giymiş, ne çıkarmış, saçını mı boyatmış gibi şeyleri değil, temel disiplin problemlerini ele almak gerekiyor.
  • maalesef lisesi ortaokulu kalmamıştır.
    2 sene boyunca toplum standartlarına kazandırmaya çok uğraştığım yani ana avrat küfür etmeyi ve kavga etmeyi normal gören 7.sınıf bir öğrencim en sonunda bana ana avrat dümdüz geçip gitmiştir.yolda sokakta çarşıda olsa belki unutup geçersin ama her gün yüz yüze baktığın için adama koymuyor desem yalan olur.evet 2 ay tatil göze çok hoş gelen bir olgu ama bedelini ödemek kaydıyla..
  • insan olmakla ilgili bir durum. sadece insan. göreve başladığımda 22 yaşındaydım ve 55-65 kişilik sınıf mevcudu olan bir düz liseydi okulum. ilk giride yazıldığı üzere izbandut gibi çocuklar da vardı. okulumda ben göreve başlamadan bir yıl önce öğrenciler iki öğretmeni tartaklamış. atandığım gün hemen tartaklanan öğretmen arkadaşım anlattı bu olayı.

    neyse efendim titrek, ürkek ve tırsak bir insan olarak girdim derslere. kimseden en ufak bir terbiyesizlik, saygısızlık, tehdit görmedim.

    her ilişki çift taraflıdır kıymetli kardeşlerim. siz bir şeye dokunursanız o şey de size dokunur. sizin dokunma biçiminiz, size nasıl dokunulacağını belirler.

    çok ilginç bir olay anlatacağım: öğrencilerimin arasında geceleri barda çalışan da vardı, kadın pazarlanan otelde çalışan da vardı, babasının iş yerinden para vs araklayan da vardı. izbandut gibi çocuklardan biri bir gün bana yakkaşıp “hocam siz bekarmışsınız filan otel bizim ihtiyacınız olur bekleriz” dedi. ben de “evladım benim dünya görüşüme aykırı bu tür durumlar” dedim. çocuğun bu sözüm üzerine “özür dilerim hocam, saygı duyuyorum” deyişi gözümün önünden gitmiyor.

    kendinizi sevdirmek için kılıktan kılığa girip komik iğreti durumlara girmeyin. sadece insan olduğumuzu hatırlayın.