şükela:  tümü | bugün
  • üç kız sabah kaçardık genelde. pideciye gider kıymalı pide yerdik. sabahın köründe daha fırın yanmamış olurdu ama beklerdik, 10:30'a doğru çıkardı pidelerimiz, oradan çıkıp biraz parkta otururduk, sonra pastaneye giderdik, biraz da orada takılırdık. o kadar.
    babam da çarşıda halıcılık yapardı, dükkanın önünden gider gelirdik, görünce yanımıza çıkar üçümüz için de pide parası sokardı cebime, birinin babası yoktu, diğeri de çok fakirdi.
    kayseri gibi bir yerde okuldan kaçsan da ne yapabilirsin ki en fazla. ama ota boka çok gülerdik :)
  • 9. sınıftayken okuldan kaçıp atatürk parkına gitmiştik içinde nikah salonu bulunuyordu.
    bir çift vardı kaçmışlar yıldırım nikahı kıyacaklar, gelin bizi görünce rica etti kimsemiz yok nikahımız kıyılırken yanımızda olur musunuz dedi kabul ettik
    çok fazla alkışlamıştık galiba nikah memuru: "şahitlerin ve şakşakçıların huzurunda sizi karı koca ilan ediyorum" demişti.
  • internet kafeye gidilip cs atılır.
  • okuldan kaçıp eve uyumaya gidiyodum. şimdi de aynısını ünide yapıyorum. ders biter bitmez eve gidip uyuyorum .d
  • bigün kaçtık okuldan çünkü coğrafyadan nefret ederim. yapacak bir şey yok, sadece dersten kaçıyoruz. ayarttım iki gevşeği de, çıktık.
    okuldan çıkar çıkmaz okulun önündeki durakta bi otobüs durdu. dedim atlayalım şuna gideceği yerden geri elbet buraya dönmeyecek mi? o zamana kadar ders bitmiş olur, servislere yetişiriz. dönmüyormuş. biz olaydan 1,5 saat sonra kasketli emmi habitatında çilli horozun kuzularla oynaştığı, köşe başlarında kabuk tarçına benzeyen mahalle gencolarının bize yiyecek gibi baktıkları bir kenar mahallede indirildik. üzerimizde bir karış okul etekleri, yanımızdaki bi kız muhacir; saçları sapsarı ampül gibi parlıyor. middle of nowhere. ayarttığım gevşekler ömürlerinde köy görmemiş, bana ana avrat düz gidiyorlar. bir diğeri “ağlama melis” diyerek öbürüne destek oluyor. dedim indirildiğimiz yerde bekleyelim, elbet bir otobüs geçer. 10 dakika, 20 dakika, yarım saat, 45 dakika. mahalleli yavaş yavaş toplanıp kafesteki tropik hayvanmışız gibi bizi izliyor. dedim ben birini bulayım, sen tut melisi bayılmasın. bi emmi buldum. “ileride bi yokuş var oradan inin, yolun karşısına geçin oradan geçer” dedi. aldım bunları gittik yokuşa ama yokuş değil end of the world. grand canyon. altımızda hap kadar etekler, yanımızda bir doğal sarışın, bir natural born melis, ben de obabaşı şaban, saçmasapan bir yerdeyiz. allahtan bi otobüs geldi, atladık gittik. o da ulus’ta bıraktı zaten. daha büyük bir hayatta kalma savaşı. doğal seleksiyonun iki azılı sınavını eledik o gün.

    o gün öğrendik ki, her otobüs ring yapmıyomuş.
  • en çok merak edilen neyse o yapılırdı, biz sigara tüttürürdük, bazısı aşna fişne peşindeydi.
    babannemlerin evi lisenin karşısındaydı, evin arka bahçesi liselilerle dolardı , kuytuda buluşanları keserdi camdan babannem . bir gün babannemi iş üstünde yakalayıp ne yapıyorsun burada diye sorduk, hiç istifini bozmadan, dışarıdaki çocuğa "muhacir" dilleriyle dedi ki:

    - aahh be çocuuumm sen ne salaksın! bu uruspu dün başka bi uğlanla geldi buraya !
  • kışın ortasinda, sabahin köründe ve dahi kargalar bile kahvaltisini etmemişken hem bilardo hem de kahvehane olan mekanin kapisinda durup açilmasini beklemek.
    nihayet bi gün adam bize dedi ki "gençler bari size bi anahtar yaptiralim çayi falan demleyekoyun"
    sonra bahar aylari geldiginde dibi sünnetlenen devamsizliklarin verdigi hüzün.
  • bir kaç arkadaş çok eğleneceğinizi sanarak başlanır güne. bütün gün o kafaden çıkıp bir diğer kafede oturulur, otobüse binip şehrin hareketli yerlerine gidilir, mağazalara bakılır, sonra yine bir takım kafelerde oturulur. aslında vakit geçmek bilmez. bu arada annenizi, babanızı tanıyan sizi ispiyonlayacak birilerine denk gelmemeye özen gösterilir. okul çıkışı saatine doğru cepte para kalmaz, karnınız açtır, tek yanınıza kar kalan, abuk subuk şeylere hunharca güldüğünüz dakikalardır. çocukluk güzel yahu!
    biz ebeveynlerimiz tarafından sürekli konumu takip edilmeyen, fakat (internetsiz-akılsız) cep telefonları olan son nesildik herhalde. şanslıymışız.
  • yıl: 1999
    yer: ankara- kızılay
    internet cafeye gidip sabah 9 dan akşam 17:00'ye kadar fifa 2000' de 1 sezon bitirmeye çalışmak ve deli gibi de tüm maçları oynamak.