şükela:  tümü | bugün
1413 entry daha
  • internet cafeye gidip delta force ve bunny yapa yapa counter-strike oynamak.
  • cafe kültürünü benimsemiştim o zamanlar. okuldan kaçtığımız gibi doğru cafeye koşardık.
    o keyif, o mutluluk, o muhabbetler, o arkadaşlıklar, o kahkahalar ve o ağlaşmaları unutmam mümkün değil...

    edit: kısaltma.
  • adapazarı'ndan istanbul'a trenle gitmek 1-2 saat kadiköy'de turlayıp geri dönmek.
  • tabi ki internet cafe'ye gitmektir başka ne olacak? oynanan oyun değişebilir. biz genelde dota veya age of empires falan oynardık.
  • 1 - okulun yanındaki bimin önünde buluşulur.
    2 - müdavini olduğumuz börekçiye gidilip kıymalı börekler yenir meyve suları içilir
    3 - karınları doyurduktan sonra avm açılış saati 10'a kadar vakit öldürmek için florya ormanına gidilir. (neden bilmiyorum)
    4 - giderken yürüdüğümüz yollardaki villaların arasından geçerken " şu ev benim bu ev senin " diye salak salak zenginmiş gibi eğlenilir.
    5 - ormanda boş boş vakit öldürdükten sonra avm açılış saati ormandan ayrılınır ve avm de en sevilen kocaman popeyes menüsü yenilir.
    6 - avm den sonra mevcut kankanın evine gidilerek en sevilen sikko romantik dizi ve filmler izlenir ( lahmacun eşliğinde) (bkz: twilight)
    7 - hava kararır eve dönülür msn de gece yarılarına kadar görüntülü sohbet edilir.

    şimdi bakıyorum da o kadar güzeldi ki o yıllar ne gelecek kaygısı ne sorumluluk o zamanda dertlerimiz vardı tabi ama büyüyünce işler daha ciddiye biniyor.
  • arkadaşın zoruyla gösterime ilk girdiği gün ilk seansında "deli yürek bumerang cehennemi" ni izlemeye gittik. sırf arkadaşım ilk seansta izleyemeliyim dediği için kaçmıştık. güzel filmdi.
  • eve gidip uyurum. bazen döner alıp evde film izlerken onu yerdim sonra yine uyurdum. genel olarak uyurdum aq 6 da başlayan okulun
  • internet kafeye gider sro’da kervan çekerdik hey gidi günler be.
  • cs ve pes
  • turizm meslek lisesi'nde okuyordum. bizim okulun bir yemekhanesi vardı ancak o yemekhane kendi öğrencilerine yemek vermezdi. bizim okulda sadece idare ve kimi öğretmenler yer, kampüs içerisinde olduğu için diğer okuldan öğrenciler gelirdi. şimdi bazılarınız "yahu bu çok saçma değil mi?" diye düşünebilir. öyle evet. sanırım ürettiğimiz mal ve hizmetin mülkiyetinin bize ait olmadığını şimdiden alıştırmak için eğitiyorlardı bizi.

    her neyse, benim bir arkadaşım vardı. bir keresinde bize gelmişti, annemin yaptığı değişik, yoğurt, zeytinyağı ve mayonez ile bulanmış havuç salatasını yemişti. çok beğendi. annemden bunu yapmayı öğrendim.

    şimdi, lise için öğle arası 1 saat. bizimkisi küçük bir şehir ama eve yürüyerek varmak 40 dk alıyor. dolayısıyla ara sıra öğle yemeği için kaçamak yapmak amacıyla tek çaremiz okulu öğleden sonra asmak oluyordu. kaçıyorduk, bir marketten bir havuç bir ekmek, yoksa yoğurt ve mayonez... eve gelip yapıp yiyorduk. güzel zamanlardı.
41 entry daha