şükela:  tümü | bugün
  • belle & sebastian'ın write about love albümlerinin 5. şarkısıdır. stuart murdoch'a norah jones eşlik etmekte olup albümün en güzel şarkılarından biridir demek isterken "zaten belle & sebastianın kötü şarkısı mı var?" diye düşünüp vazgeçmiş bulunuyorum.
  • dört yıl aradan sonra yeniden gülümsememi sağlayan şarkı. artık ne desem bilemedim. şuna benzeyen sözleri var:
    (stuart)
    what a waste, i could've been your lover
    what a waste, i could've been your friend
    perfect love is like a blossom that fades so quick
    when it's blowing up a storm in may

    travel south until your skin turns, woman
    travel south until your skin turns brown
    put a language in your head and get on a train
    and then come back to the one you love

    (norah)
    yeah you're great, you're just part, of this lifetime of dreaming
    that extends to the heart of this long summer feeling
    cry at night, you see the tv's glowing
    cry at night, you hear the walls are awake

    being you, i'm getting out of a party crowd
    can i see what's underneath your bed?
    can i stay until the milkman's working?
    can i stay until the café's awake?

    (together)
    do you hate me in the light?
    did you get a fright?
    when you looked across from where you lay

    yeah you're great, you're just part, of this lifetime of dreaming
    that extends to the heart of this long summer feeling
    all the history of wars i invent in my head
    little lou, ugly jack, prophet john

    all the history of wars i invent in my head
    little lou, ugly jack, prophet john

    (stuart)
    what a waste, i could've been your lover

    (norah)
    what a waste, i could've been your friend

    bir de norah jones var.
  • norah jones'un tek kelimeyle döktürdüğü ve yatmadan önce mutlu olmak için dinlenmesi elzem olan bir şarkı.

    belirtmek lazım ki belle and sebastian & norah jones birlikteliğini daha sık görmek ister taraflı tarafsız herkes.
  • inanılmaz güzel bir şarkı. günde 100 defa dinlenmesi gereken bir şarkı, kesinlikle öyle. sözleri falan çok güzel.
  • hergun mutlaka dinledigim dunya otesi parca. anlamiyorum ben bunlari nasil kafalar yasiyorlar, bole guzel bir sarki yapilmaz. yapilamaz! ayiptur gunahtir aylardir dinliyorum ama bikamiyorum.

    ayriyetten her ne zaman dinlesem keske hayatimin arkafonunda calsa diyorum o kadar da masum ve neseli bir parca ayni zamanda da huzunlu birsey. anlamadim bunlari. simdi entrymide okuyunca kendime dedigim tek sey, kurdugum cumleye bak kafana sicayim boolm.
  • daha ilk cümleyi duyduğumda gözlerimi doldurmuş mükemmel şarkıdır. bak yine duygulandım yine duygulandım. "what a waste.." dediği kadar var. benden kilometrelerce uzakta ve bu şarkıyı duyduğunda benimle aynı şeyleri hissedebilecek birileri var ama ne yazıktır ki asla bu duyguyu paylaşamayacağız. ben de buradan üzülmekle yetinebilirim, ve norah jones şahanesinin sesine kaptırıp gidebilirim.

    belle and sebastian diye diye çektiğim acılar nedir böyle bilmiyorum, her şarkıda ayrı bir duygu yoğunluğu, yepyeni kapılar. oof of.
  • hayatımın tam yerine denk gelerek etrafta "what a waste" diye mırıldanmama sebep olan şarkı.

    little lou, ugly jack, prophet john, size laflar hazırladım.
  • şu üçlü ile herhangi bir çocukluk oyununu oynamak istiyor insan. hem tek başlarına, hem de üçü beraberken oluşturdukları fonetiğin bunca tatlı olması, fonetik kavramına yeni bir bakış açısı getiriyor resmen. fonetik dediğiniz, güzel olur, estetik olur. fakat tatlı olur mu, binaenaleyh oluyormuş.

    norah jones un ses rengi ve söyleyiş biçiminin şahane oluşu iddialarına, tüm benliğimle katılıyorum. fırından yeni çıkmış turta gibi bir söyleyiş ve ses. epeyce yumuşak ve homojen. insan huzur mu hissetsin, yoksa hüzünlensin mi, karar veremiyor doğrusu.

    kavga dövüş etmeden, herhangi bir büyük hata sonucunda olmadan ayrılanlar, örneğin taraflardan birinin, diğerine hissettiği duygunun yeterli olmayışı sebebiyle ayrılanlar için, şarkının girişi ve sonucu hüzünlendirici. ama sert bir hüzün de değil. tatlı bir hüzün. tatlı bir hüzün olur mu peki, meğer ki oluyormuş. şarkı adeta tabuları yıkıyormuş, haberim yok.

    havası kaçmasın diye, şarkının sözlerine hiç bakmayıp, anladığım kadarını anladım. muhakkak ki anlamı başkadır, fakat bende uyandırdığı hissiyat, çocukken sıkı dost olduğum, ama lise çağlarından sonra izlerini kaybettiğim dostlarımla artık görüşemediğime hayıflanma hissiyatı. oradaki prophet johnun yerine de kendimi konumlandırıyorum afedersiniz bir şerefsiz gibi.