şükela:  tümü | bugün
  • elime geçen her baskısını, devamını, önünü arkasını milyon kere okuduğum, gene de okuyacağım kitap. çok küçük çocuklar için çıkarılan bir baskısında, çocuklar üzülmesin diye sanırım, beth ölmüyodu, o versiyonu daha bir zevkle okurdum ben de
  • louisa may alcott'un ahlak takıntısı ve sinsi duygusallığı yüzünden zaman zaman insanı çileden çıkarsa da çoğu ergen kızın hayatında iz bırakan bir romandır. iç savaş yıllarında, idealize edilmiş bir amerikan ailesinin yaşamını anlatır. baba rahiptir ve savaştadır, anne son derecede özverili ve çalışkan, kızlarının üzerine titreyen, tatlı sert bir hanımefendidir, karakterleri birbirinden farklı dört kız ise hem çok iyi çocuklardır hem de ufak tefek kusurları yüzünden mükemmelikten uzak, bu sebeple de oldukça gerçek tiplerdir. kitabı okuyan kızların yüzde doksanının kendisini, kızlar arasındaki en deli dolu tip olan jo ile özdeşleştirmesi bir küçük kadınlar klasiğidir. louisa may alcott heyecanlı genç okurlarına en büyük kazığı "jo-bay bauer aşkı"yla atar. kendini çoktan jo zannetmeye başlamış genç okur, jo'nun yakışıklı ve zengin çocukluk arkadaşını reddederek kendisinden yirmi yaş büyük, hem de şişko bir dev olan alman profesörle evlenmesini bir türlü hazmedemez. bu tercih artık küçük olmayan bir kadın için ancak yıllar sonra anlam taşıyacaktır. şımarık ama iyi huylu çocukluk aşkındansa, entelektüel ve sevgi dolu orta yaşlı profesörle beraber olmak elbette daha doğru ve daha doyurucu bir seçimdir.
    küçük kadınlar'ın filme çekilen en son versiyonunda söz konusu tercihe christian bale ve gabriel byrne malzeme edilmiştir. sonucun tatmin edici olup olmaması izleyicinin zevkine göre şekillenecektir... kanaatimce; christian bale?... gabriel byrne?... gabriel byrne.
  • gerçek sonunu sözlükten öğrenip şok olduğum kitap. güzeldi, beğenmiştim, bir de çocukluğumda bilmeden değiştirilmiş versiyonunu okumasaydım. gerçi hiçbir şekilde anlayamazdım. kitapta herhangi bir uyarı yoktu, kafalarına göre yeniden yazmışlar eşşek herifler.

    ----- spoiler-----

    beth' in öldüğü möldüğü yoktu benim okuduğum versiyonda. burda okuyunca nasıl üzüldüm var ya, içim yandı be. çocuklar üzülmesin diye mi böyle yaptılar anlayamadım henüz ama ne hakkınız var kardeşim sizin kitabı yeniden yazmaya. laurie' nin jo' ya kesik olduğu zaten barizdi de, açılıp evlenme teklif ettiğini de bilmiyordum ne yazık ki. bir de jo onu reddetmiş, iyice şaşırdım. sonra bir de amy ve laurie evlenmiş, yuh diyorum artık. bu kadar olayı nasıl çıkarırsınız yayınlamazsınız salak adamlar.

    gece gece iyice sinirlerim zıpladı.

    ----- spoiler -----
  • artemis yayınlarından çıkan versiyonu insanı sinir edecek şekilde orijinal versiyondan farklıdır. yani beth'in hikayesi farklı bir şekilde sonlanmaktadır. insan kıyısına köşesine yazar, değiştirilmiştir, tam metin değildir vs dir diye. o kadar zaman ayırdım okudum, şimdi kendimi kandırılmış hissediyorum resmen. ayrıca klasikleşmiş bir kitabı ne diye değiştirirsiniz, neyse bu karakteri kurtaralım dersiniz ya? nası bi ukalalıktır. hayır çocuk kitapları bölümünden de almadım, gayet dünya klasikleri arasındaydı.

    --- spoiler ---

    kitaplar öyle kolay değişiyorsa anna karenina da ölmesin, martin eden intihar etmesin, rhet butler scarlett'i terk etmesin, sineklerin tanrısını da silelim yerine 2 yıl okul tatili'ni kolaylım literatüre olsun bitsin.

    --- spoiler ---
  • çocukluğumun en keskin virajlarından biridir, çalıkuşu ile birlikte. bi feride olmak isterdim, bi amy march. ve nedense o jo denen kibir kumkumasına sinir olurdum. böyle bilmiş bilmiş bi haller, alıp başını gitmeler falan. tabii özgür hissedebilmenin, ödevlerim bittikten sonra rahat rahat televizyon seyredebilmek anlamına geldigini zannettiğim yaşlardayım o zamanlar. ve zannediyorum ki feride'nin en azından bi sebebi var, jo march'ın ki tamamen şımarıklıktan. - insan en çok kendi çocukluguna tahammül edebiliyor-
    sonra, hikayenin kurgusu da ayrı bi kafa karıştırıcıydı benim için. zira biliyordum ve emindim ki esas kişi, illa ölmesi gerekiyorsa, hikayenin sonunda ölürdü. ve asla 17 yaşında değil. 'onyedi yaşında ölmek' büyük haksızlıktı ve dünya o zamanlar pek bi adil görünürdü gözüme.
    sonra,
    biz büyüdük ve kirlendi dünya...
    feride kamurana döndü, amy üç kuruş paraya sattı hayallerimi, josephine çoluk çocuga karıstı. bi gun hepsinin hatırası, kendileriyle alakaları olmayan bi hikayeyle geri döndüler.
    yaklaşık 20 entry boyunca soylenen ''hiç olmamış'' ''benzememiş'' yorumları yazmayacagım. bana march kızlarını ve dolaylı olarak kendi çocukluğumu özleten şey bambaşka bişey.

    kitapçıdayım. ne aradıgımı hatırlamıyorum. bulamadım zaten. merdivenlerden inerken yolum çocuk kitapları reyonunun önünden geçiyor. muhtemelen okuma alışkanlıgını spiderwick günceleriyle edinmiş minik bi cosmo kızı annesine sesleniyor.
    ''aaa anne baaaaaak. küçük kadınların kitabı çıkmış''
  • "küçük erkekler" den sonra bir de "jo'nun çocukları" vardı ki,burda da erik bagında okuyan cocuklar büyümüştü ve de aşk hayatları konu edilmekteydi.hatta küçük erkeklerdeki zihinsel özürlü genç (billy) ve fiziksel özürlü genç (dick)(kambur) bu kitapta "çoktan ölmüşlerdi" olarak geçmekteydiler ki ben o velet halimle bile oha demiştim.louisa* ablamız böyle bir temizligi uygun görmüş,4. kitapta bir de özürlülerin aşk hayatıyla ugraşmak istememiş sanırım.
  • --- spoiler ---
    çocuk aklıyla, yakışıklı zengin romantik laurie'nin aşkına kayıtsız kalıp da, yaşlı, şişman ,sakar bir profesörü tercih ettiğini anlayamadığım jo'yu ,aslında bu tercihe sebep olan, kişiliği ve güçlü karakteri yüzünden sevdiğimi daha sonra romanı tekrar okuduğumda farkedebilmiştim.
    --- spoiler ---
    çocuk romanı deyip geçmemek lazım, küçük yaşta okunduğunda, bir daha okuyup ne kadar analiz etseniz de gözünüzdeki büyüsü yok olmayacaktır.
  • icinden sadece buyuk olan abla'nin kazak dikmeye cali$irken gozlerinin agzina vermesi ve gozu bantli olarak bir sure evde kalmak zorunda olmasi aklimda kalmi$ olan roman.. (bkz: spoil etmek)
  • icinde para etsin diye saclarini satan bir kiz in oldugunu hatirladigim bir cocuk kitabi.
    nedne okudum bilmiyorum kucuk kadinlar diye bir eseri cocuk halimde.kucuk erkekler i bekleyememisim.
  • susan sarandon lı winona ryder'la uyarlaması, kitabın özünü tam anlamıyla yansıtan film.

    gerçekten çocukluğumu ve okuduğum ilk anda hissettiklerimi filmde bulmuş olmak beni çok şaşırtmıştı. sanki daha önce izlemişim gibi. eserin en etkileyici yönlerinde birisi, fakirlikle iç içe geçirilmiş umutlardı bana göre. dickens ya da victor hugo okumaktan bile daha iyiydi bu yüzden. sefilleri öğretmen kontrolünde okuduğum zamanlarda depresyona girdiğimi düşünüyorum şimdi. kendimi çok mutsuz hissetmiştim. küçük kadınlar, bir edebiyat eseri gibi değerlendirilmez nedense ama bir çocuğa kendisini çok mutlu ve güçlü hissettirebilecek niteliktedir aslında ve bir kız çocuğu hatta çocuk kitabı olarak görülmemeli sadece.

    çok güçlü ve kişilikli bir anne karakteri, kitabın uzun bir bölümü savaşta olan ve sonrasında da silik bir karakter olan baba yanında oldukça güçlü bir figürdür. genç, yakışıklı, afacan ve kanka aşığının aşkını reddetme gücünü göstererek kendi kararlarını ön plana çıkaran "yazar", "yaratıcı" jo karakteri, bunun yanısıra, talihsiz bir hasta kardeş beth, zenginlik ve güzellik peşinde küçük kardeş amy ve hayattan fazla beklentisi olmayan, saf, içi dışı bir, anne yönleri ağır basan bir abla mag; çeşitli kadın modeller sunar. genelde ön plana çıkan ve anlatıcı olan jo'dur. dönem gereği, kadınların genelde aşağılandığı, dekoratif birer eşya gibi, süs püs içinde olmakla şekillendirildiği, oy kullanmalarının mümkün olmadığı bir dönemde, romanın erkek karakterleri de, genelde daha yüzeyselce ele alınmış olmalarına rağmen, bu ideailin bir parçası kılınmışlardır. yani iyi, nazik, fedakar, kadınlara karşı saygılı olarak ele alınmışlardır. küçücük bir eldivenin, bir dantel parçasının, bir dilim ekmek ve tereyağının bile lüks olduğu bir durumda, bunlarla neşelenen kız çocuklarını, onların tek tek yeteneklerini, kendilerine özel durumlarını, kişiliklerini ve bütün bunlar sonucu geldikleri noktayı güzel bir dizge ile okuyucusuna sunan, uzun bir zamana yayılan, güzel bir kitap.

    okurken kendimi özdeşleştirdiğim kişiye gerçekten benziyor muydum bilmiyorum ama yıllar zarfında, ona benzemeye çalıştığım ya da benzer yönler bulduğum çok oldu. demek ki, belki de hayat, zamanlar değişse bile kadınlara bir kaç temel farklı rol seçeneği sunuyor olabilir. sadece bir kaç tane.. zaman ve mekan farkına rağmen bunun böyle olduğunu düşünmek; doğrusu tuhaf hissettiriyor şu anda bana. bunun bu şekilde kitapta ortaya konmuş olması da, şu anda, o zaman anlayamadığım bir biçimci yönü vurguluyor. aslında, yaratılan kadın karakterlerin, güçlü kişilikleri ile gerçekten feminst bir duruş sergilese de, şablonlarla ilerliyor oluşu, bunun bilinçli değil sadece sezgisel bir seçim olduğu kanısını yaratıyor artık, düşündüğüm zaman.