şükela:  tümü | bugün
  • pink floyd grubunun "anti - woodstock" düşüncesi altında yaptığı konser.yönetmen adrian maben bu orjinal fikrin doğuşunu şöyle anlatıyor :

    - lanet olası pasaportumu eşimle tatil icin gittiğim pompeii de amfi tiyatroda kaybettim. tekrar anfi tiyatroya döndüm ve pasaportumu aramaya başladım. birden sessizliği ve mükemmel ışık parıltısını gördüm. ve o günlerde pink floyd menejeri steve o'rourke ile konuşmam geldi aklıma : "pink floyd konser videosu yapalım ama orjinal bir fikirle gel bana adrian.. " işte mükemmel bir seçim! belki de ileride deep purple live at taj mahal yada moddy blues live at grand canyon da yapabilirim düşüncesiyle işe başladık...

    konseri tam anlamıyla sadece tanri izlememiştir.. 3-5 meraklı velet de sessizce konseri izlemiştir ve gene yönetmenin ağzından o çocuklar:

    - tiyatronun tüm girişlerini kapamamıza rahmen 3-5 çocuğun sessizce kösede fotograf çekmelerine izin verdik.. yıllar sonra 2002 yilinda pink floyd - live at pompeii the director s cut versiyonu için extra pompeii görüntüleri çekmek istedim ve turist ofise gidip izin almam gerekliydi. gittim ve oradaki adam bana "sizi tanıyorum " dedi.. önce "hayır yanlışınız var ben burada turistim ve bu 3. gelişim" dedim ve adam bana " siz burda 1971 de pink floyd ile video çekerken sizi izleyen çocuklar arasında ben de vardım" dedi..bu inanılmaz zevk verici birşeydi...

    ayrıca pink floyd'un inanılmaz aksaklıklar beklediği konserdir. 6günlük programda 3gün elektrik olmadığı için grup pompeii nin tarih kokan yerlerini gezmiştir, tozmuştur. nitekim full konser kayıtlarında konuşmalar, yemek yeme sahneleri, gitar çalma denemeleri ve geyikler oldukça fazla gözüküyor.

    ayrıca film editlenirken pink floyd dark side of the moon kayıtları için abbey road studiosda olması büyük bir şanstır yönetmen için. pek çok abbey road studiosdan görüntü kullanılmıştır, roportajlar alınmı$tir ve kayit sırasında sahneler mevcuttur...
  • pink floyd elemanlarının yüzlerini (resimleri haricinde) ilk kez gördüğüm konser...tabii ki betamax videodan. onların da insan olduklarını farkedince biraz yıkılmıştım ...
  • köpeğin uluyarak eşlik ettiği bölüm bir haber bülteninde, tv kanalını hatırlamıyorum, "evet sayın seyirciler şarkı söyleyen köpek bulundu, işte izliyoruz" denilerek yeni bir haber görüntüsü gibi kullanılmıştır, habercilikte son nokta da budur herhalde.
  • nick mason çalarken coştuğu bir anda bagetlerinden biri uçar elinden ve aynı hızda yenisini tutturur eline. şeytan ayrıntıda gizlidir
  • bu konserde david gilmour sadece 4 tane pedal kullanmıştır. şimdilerde nice gitaristlerin efekt olayı için sıra sıra rackleri dizip bişeye benzeyemediğini düşündükçe gülüyorum.
  • bu "konser" videosunun (belgeselinin) en mukemmel uc sahnesi vardir bence. pink floyd'un insancilligi, guzelligi, yetenegi, hepsi bu uc sahnede saklidir adeta.

    1) a saucerful of secrets'in climaxinde roger waters'in buyuk bir hisimla gongu calmasi.

    2) abbey road studio'sunun kantininde sut ve elmali pay uzerine donen muhabbet.

    3) (ki bence en guzeli, sona sakladim) echoes'un ikinci bolumunun son kitasinda "almost everyday you fall upon my waking eyes / inviting and inciting me to rise" kisminda david gilmour ve richard wright'in "inciting and inviting" demesi, bu sirada "neettik la biz?" seklinde birbirlerine bakmalari. ne tatlidir, ne guzeldir o bakis.

    a saucerful of secrets'in son bolumunun (celestial voices) ve echoes'un yorumlari mukemmeldir bu videoda, her pink floyd hayrani izlemelidir mutlaka.
  • gelmiş geçmiş en etkileyici ve bir tuhaf "konser" kaydıdır. bir kere o konseri izleme şansına sahip bir tane bile biletli izleyici yoktur. biletsiz izleyici sayısı ise sıfır civarıdır. muhteşem bir atmosferde elemanlar dönemin en kral aletleri ile kendileri çalıp kendileri dinlemiş bize de kaydı yadigar kalmıştır.
    burada çalınan `echoes` şarkısının kaydını izlerken tüyleri diken diken olmayanlar ise daha önce pink ve floyd kelimelerini yanyana görmeyen veya müzik denince "hao?" diye karşılık veren insanlardır.
  • üniversteli kızlar'daki şahin k gibi bi taşın arkasına çömüp izleyebilmiş olmak için neler vermezdim bu konseri.
    zaten konser değil, izle(dinle)mekten hayvani bir haz duyduğum psikolojik gerilimdir benim için live at pompeii.

    öğlen vakti echoes ile başlar, akşama doğru saucerful of secrets ile devam eder ve gece "one of these days,i'm going to cut you into little pieces" ile devam ederken sabahın ilk ışıklarıyla (gibi) echoes ile bitiririz yine bu günü.

    3 ayda 1 kere izlenmelidir. ilac niyetine.
  • gerçek dışı bir eser. pink floyd şarkılarında (özellikle o dönemki şarkılarında) bulunan atmosfere uyabilecek ender görüntüler, sıcak yemek muhabbetleri, uçmuş bir waters, piç piç sırıtan bir gilmour, daha mesafeli ve pek ortalıkta gözükmeden sırf echoes ve a saucerful of secrets'la bile yapacağını yapıp ortalığı dağıtan bir wright (ruhu şad olsun), efsane bıyıkları ve her zamanki gösterişsiz ancak cuk oturan tarzıyla mason.. biraz da zaman zaman bayan "ekipman" muhabbetleri, o kadar sorulacak soru, değinecek şey varken neden bu kadar ekipman muhabbeti dönmüş anlayamadım.

    ayrıca sonrasında the pulse izlendiğinde, ya da ne bileyim wish you were here, the wall, the division bell vb. dinlendiğinde grubun evrimini net bir şekilde gösteren bir yapıt. pompeii'ye kadar olan pink floyd albümlerinde (meddle hariç belki) ve pompeii'de de bulunan çoğu şarkıda öyle bir hava var ki.. nasıl anlatsam.. hani mangalı yakarsınız, ama hemen üstüne et met atamazsınız, çünkü alev o kadar güçlü ve sert yükselir ki üstüne ne koysanız yakar atar. onun gibi. deha 100 km'den belli oluyor, o kadar yoğun ki, bu adamlardan ileride inanılmaz şeyler çıkacağı o kadar belli ki, ama aynı zamanda o kadar çiğ ve içine girmesi, hazmedilmesi zor ki.. sonra zaten ateşi kontrol altına alıyorlar, dark side of the moon, ve sonrası zaten...
  • uzun yıllar önce trt'de yayınlandığında pink floyd ya da rock kelimelerini hayatında hiç duymamış insanları * başından sonuna kadar ekrana çivileyebilen ilk ve son konser.