şükela:  tümü | bugün
  • bir sürü grubun bu ya da buna benzer isimli albümleri olur. tam da böyle bir albümü olan grup ise mesela dire straits'tir. alchemy'den daha iyi bir konser albümü olamaz, bunu bilmekteyim lakin bu da hiç fena değildir, kaldı ki down to the waterline vardır açılışta, peşine de six blade knife. tadından yenmez.
  • dire straits'in onuncu albumudur.

    down to the waterline / six blade knife / water of love / wild west end / sultans of swing / lions / what's the matter baby / tunnel of love parcalarinin canli yorumlari ile suslenmis konser kaydidir.
    what s the matter baby isimli parcayi ayri tutuyorum, opuyorum onu sol anahtarindan.
  • 1979'da kayıt edilmiş, 1995'de yayımlanmıştır.
  • en saf dire straits albumudur. cafe racers ın dire straits e donustugu yılların başıdır. kendinizi yakın hissettiğiniz ama daha once aslında hiç duymadığınız, emek işi, kalem işi, duygu ve zeka işi ama yinede kolaymış gibi mütavazi bir albümdür.
  • the beatles'in en sevdigim kayitlarindan birisi. bunca yildir orijinali izmir'deki evde kaldigi icin dinleyemedigim bu muhtesem albumu bugun bir kez daha indirdim. albumun ciktigi gun aklima geldi.

    sene 1994 (dede mode on), gazetenin birinde (muhtemelen hurriyet) the beatles'in yeni albumunun cikacagiyla ilgili bir haber okudum. o zamanlar da butun the beatles arsivim kasetlerde ve plaklarda. bir de guclukle ele gecirmis oldugum iki tane cd'm (please please me, magical mystery tour) var. bu haberi okur okumaz para biriktirmeye basladim. bunu kaciramazdim: the beatles donemine yetisememis olsam da the beatles'in daha once yayinlanmamis kayitlarinin piyasaya cikisina yetismis, tarihi bizzat yasamis olacaktim. o zamanlar -inanmazsiniz- mtv cok yaratici ve bilgilendiriciydi. the beatles'in sac kesimlerinin yildonumunu aksam 8 haber bulteninde verirdi. nitekim bir bakiyorum boyle haberlerde albumun cikacagi gunun oncesinde ingiltere'de muzik marketlerin onunde sabahlayan insanlar, sabahlara kadar the beatles sarkilari soylemisler falan. ben de ayni heyecanin izmir'deki bir subesiyim. o zamanlar gul sokagin paralelindeki bir sokakta -sanirim 1381 sokak uzerindeydi- panda muzik diye bir muzik market vardi. hastaydim oradaki albumlere. inanilmaz guzel bir koleksiyonlari vardi. albumun ciktigi gun atladim poligon'daki evimizin onunden gecen 86'ya. montro'de inip kosar adimlarla ilerledim panda muzik'e. o cd'nin parasini biriktirebilmek icin iki ay ugrasmistim; ama degmisti! mis gibi bir double album ellerimin arasinda duruyordu! hem de cd'ydi, daha ne olsundu? basina bir kaza gelmesin diye eve kadar acmadim bu taptaze albumu. belediye otobusu ortami hic belli olmazdi. fakat jelatininin disindan derinlemesine inceledim albumu. icindeki sarkilarin listesi cok heyecan vericiydi. zaten rock 'n' roll hastasi olan bendeniz, listedeki isimleri gorur gormez "tamam" dedim "tam bana gore bir album olacak bu."

    eve gider gitmez usulca actim albumun ambalajini. icinden bir kitapcik cikti ki, sirf o kitapcik icin bile beklemis olmaya degerdi. sarkilarin, konusmalarin detaylarini veren, bir suru ilginc orijinal fotograf barindiran ozenli bir calismaydi. hemen koydum birinci cd'yi siktiriboktan mamul vestel muziksetinin az kullanilmis cd haznesine. the beatles'in henuz meshur olmaya basladigi yillar; beatlemania salgininin yeni yeni ortaya cikmaya basladigi yillar... the beatles radyoda canli yayinda caliyor. insanlar radyolarinin basinda gulumseyerek ve cilgincasina dinliyorlar bu tarihi tinilari. arada john, paul'a satasiyor; seyirciler ringo'ya takiliyorlar; sunucu george'la ugrasiyor falan... 1963-1965 yillari arasinda ingilitere'nin dort bir yaninda yasamis o sik insanlar merakla the beatles'in radyoda programa cikmasini dort gozle bekleyip, cikinca olduklari yerde cosuyorlar, dans ediyorlar delicesine. kralice sempatizani muhafazakar anne-babalar (daha cok dedeler-nineler artik bu noktada) tav oluyorlar bu duruma. "genclik cok bozuldu" falan diyorlar. gerci arada bunlardan yarim kusak kadar once, ayni muhabbetlere maruz kalmis bir caz kusagi var. onlar halden anliyorlar. anliyorlar ki hic degilse the quarrymen'in olusmasina oncu olacak skiffle akimi cikabiliyor. yoksa oyle her anne tenceresini, tavasini, tabagini, kasigini vermez evladina muzik yapsin diye. neyse, dunyaya yayilacak olan bu ates orada, o zamanda, o insanlar tarafindan ozumsenirken neyse ki iclerinden bazi uyaniklar bu kayitlari kendi ekipmanlariyla kaydediyorlar*. iste, bu album o kayitlardan olusuyor. zaten o zamanlar neredeyse butun kayitlar mono oldugu icin, bunun da mono olmasi bir farklilik olusturmuyor. kayitlar icinde biraz fazlaca eski ve kalitesiz olanlar yok degil; ama onlar bile digerlerinin yaninda gidiyor. cunku albumdeki sarkilarin cogu o kadar canli, dinamik ve dolu dolu kaydedilmis ki, o zamanki ses muhendisleri ile gunumuz ses muhendislerinin ortak calismasi olan bu esere saygisi bir kat daha artiyor insanin. paul'un o yumusak* cello bas tonu gayet guzel vurgulanmis, dolu dolu bir bas duyuluyor. ringo, sonradan oldugundan daha az sunepe bu kayitlarda. haha, ringo'yu cok severim, super efendi adamdir, metronomun ta kendisi bir davulcudur, minimalisttir, candir; ama biraz sunepe oldugu da bir gercek. surada gelsin, yuzune de soylerim. o da sallamaz gerci. iste, guzel olan da bu degil mi? neyse, bir yandan da cikali dokuz sene olmus olan back to the future, star tv tarafindan dayatilmis oldugu turk gencligi uzerindeki etkilerini hala surduruyor. ben de o donemdeki her turk genci gibi marty'nin sahnede johnny b. goode calmasina hastayim. hem sarkiya ve sahneye hastayim; hem de elimde sarkinin dogru duzgun bir kaydi yok. bir bakiyorum ki birinci disk, 29. sarki johnny b. goode. merakla 29'u beklemeye basliyorum. ...ve bekledigime bir kez daha degiyor. inanilmaz guclu, inanilmaz derecede tok bir versiyonu sarkinin... beklenilenden agir; ama momentumla ilerliyor the beatles chuck berry'nin actigi yolda, kurudugu [sic] ulkude. dinler dinlemez asik oldugum bu johnny b. goode versiyonunu defalarca basa sariyorum. ama cd dinledigim icin kasetteki gibi beklemem gerekmiyor! japon yapmis? hemen yeni yeni ogrenmeye basladigim gitari aliyorum elime, bir heyecanla nota nota cikarmaya ugrasiyorum sarkiyi. boyle bir haz yok...

    gelelim bugune... su albumu dinlemedigim son 4 yil icinde icimde ozlem birikmis bu guzel muzige, su en yalin haldeki straight rock'a. boylesine saf ve dolu bir muzige ihtiyac duyuyor bunye zaman zaman. aradaki sakalari, geyik muhabbetleri, canavar gibi kayitlariyla her cagda dinlenesi bir album. kitapcigi ise sirf arka kapagindaki ziplamis beatle'lar pozu icin bile canli canli elde tutulasi bir sanat eseri.

    http://en.wikipedia.org/…he_bbc_(the_beatles_album)

    not: bu arada, bunca senedir boylesine muhtesem sanatcilara canli yayin veya kendi studyolarinda kayit yaptirmis olan bbc'ye butun ictenligimle tesekkur etmek istiyorum. su listeye bir goz atmakta fayda var:

    http://en.wikipedia.org/wiki/live_at_the_bbc