şükela:  tümü | bugün
  • ismi sanki sarhos biri tarafindan yazilmis gibi duran sehir
  • eylül 2008 - temmuz 2009 tarihleri arasında erasmus programı kapsamında yaşadığım şehir.

    şehri birkaç kelimeyle anlat deseler şöyle derdim: küçük, huzurlu, büyük avrupa başkentlerinden biraz daha ucuz, avrupa'nın coğrafik olarak ortasında yer alan, aynı anda hem başkent hem de öğrenci şehri olan yegane avrupa şehirlerinden biri.

    şu ülkede erasmus'u gerçekten dolu dolu yaşayan öğrencilerden biriyim diyebilirim. tanıdığım ve haftanın 6 günü-gecesi buluştuğum yüzlerce erasmus insanı, gezdiğim 15 avrupa ülkesi, yine haftanın 6 gecesi non-stop etkinlik, parti ve sarhoşluk...

    "bu şehirde yaşar mısın?" diye sorsanız kesinlikle hayır derim. 22 sene istanbul'da yaşamış bir bünye için ljubljana fazla küçük ve sakin bir şehir. ama erasmus programı için avrupa'nın en güzel şehirlerinden biri olduğunu söyleyebilirim. şöyle ki:

    ----------

    1- erasmus'un en önemli olayı erasmus insanlarıyla kaynaşmak olduğuna göre en önemli madde bu oluyor: bu kadar küçük bir şehirde insanlarla kaynaşmak o kadar kolay ki. zaten yurtları şehrin merkezine ve birbirine yakın yapmışlar. şehrin en önemli ulaşım aracı da bisiklet, çünkü mesafeler çok yakın. hal böyle olunca bir arkadaşınızı arayıp "15dk sonra şehir merkezinde buluşalım" diyebiliyorsunuz.
    ben, eylül 2008 - temmuz 2009 dönemi boyunca, hangover'la uyandığım sabahlar, sarhoşluk nedeniyle tüm gün evden çıkamadığım günler ile rehabilitasyon ve alkolden arınma günüm olan (ayrıca hafta boyunca gece dışarı çıkmadığım tek gün olan) pazar günü hariç sürekli olarak erasmus insanlarıyla birlikteydim; hiç yalnız geçirdiğim bir zaman olmadı. dediğim gibi zaten erasmus'un en önemli olayı kaynaşma olduğuna göre, bu şehrin erasmus programında ilk sıralarda geldiğini söylerim.

    ---

    2- erasmus'un tüm nimetlerinden yararlanmanızla doğrudan ilgili olan, tüm erasmus döneminizin çehresini değiştirebilecek çok önemli bir unsur var: şehrin pahalı veya ucuz olması. ljubljana, ne batı ülkelerinin başkentleri kadar pahalı, ne de balkan ülkelerinin başkentleri kadar ucuz. ikisinin arasında, fakat pahalı başkentlere daha yakın diyebilirim.

    öte yandan öğrenciler için öyle güzel imkanlar var ki, yetişkin birinin yaptığı aylık harcamanın bayağı altında geçinilebiliyor. örneğin yemek konusunda. şöyle ki:
    slovenya'da birçok restoranın devletle anlaşması var, restoranda bulunan öğrenci menüsünün % bilmemkaçını devlet ödüyor. aynı menüye normalde 7-8 € ödeyecekken, devlete bağlı "öğrenci ofisleri"nden, kendi öğrenci kartınızla satın aldığınız bu kuponlar sayesinde sadece 2 ile 4€ arası bir ücret ödemiş oluyorsunuz.

    gelelim diğer harcamalara. yurt masrafları, 60 küsur euro'dan başlayıp 120€'ya kadar değişiyor. 2 haftada bir çarşaf değiştirilmesi, her gün yurtların ortak kullanım alanlarının gıcır gıcır silinmesi cilalanması, torrent'ten saniyede 2,6 megabyte download etmenizi sağlayan internet ücreti dahil!

    sosyal yaşam harcamaları ise şöyle böyle denebilir. bir kafede espresso 1,20 - 1,40 €. bir pub'da yerli bira laško'nun 50'lik şişesi 2,50 €. ortalama bir gece kulübünde 33'lük bira 3,5€. yalnız bu tablo sizi çok sevindirmesin. market alışverişi tabii ki de türkiye'den çok daha pahalıya çıkıyor. ülkemizin birim parası, an itibariyle euro'nun yarısı değerinde olduğu için bu çok normal. onların "en ucuz" diye sattığı şey için, biz türkiye'de 1tl öderken, orada 1€ = 2tl ödüyoruz.

    ---

    3- şehir hem öğrenci şehri, hem başkent olan yegane avrupa şehirlerinden biri. aynı anda hem öğrenci atmosferini soluyabiliyor, hem de başkentin imkanlarının çeşitliliğinden yararlanıyorsunuz. örneğin pazar gecesi hariç haftanın her gecesi sokakta toplanıp içki şişelerini deviren öğrenci gruplarını görebiliyorsunuz. öte yandan alışveriş (günlük veya genel), sosyal mekanlar (kafe, bar, pavyon, gece kulübü), ulaşım (şehirler arası veya ülkeler arası), alınan hizmetler (şehir düzeni, temizliği, organizasyonu) açısından da başkent çeşitliliğinden yararlanıyorsunuz.
    kısacası erasmus öğrencileriyle kaynaşma amacıyla, öyle bir market, bir benzin istasyonu ve birkaç hane evden oluşan köy gibi bir avrupa kentine de gidilmez demeye çalışıyorum. bu yüzden ljubljana'nın "hem öğrenci şehri ve hem başkent" profili, şehre ayrı bir dinamizm kazandırıyor.

    ---

    4- erasmus öğrencileri için bir diğer çoook önemli özellik olan avrupa ülkelerinde seyahat açısından da ljubljana çok doğru bir seçim. slovenya coğrafi konum olarak avrupa'nın neredeyse tam ortasında. avrupa haritasında bir x-y eksenleri çizerseniz, aşağı yukarı orijin noktasının biraz aşağısında kalıyor. batı avrupa ülkeleriyle balkan ülkelerinin tam ortasında (batı avrupa ülkelerinin italya'dan itibaren başladığını düşünürsek). ljubljana da, ülkenin tam ortasında. 2 saat içinde hangi yöne giderseniz gidin, ülkenin sınırına gelip farklı bir ülkeye geçiş yapıyorsunuz. dolayısıyla bir erasmus öğrencisi için avrupa'da dolaşmak için çoook elverişli bir şehir. ben 15 ülke dolaştım. bu ülkeleri "gördüm" diyebiliyorum çünkü her birinde en az 3 gün kaldım. yani öyle interrail'da bir ülkede günübirlik kalma gibi yüzeysel değildi.

    ----------

    şehri erasmus açısından avrupa şehirleri arasında üstlere taşıyan en önemli özellikler bence bunlar. yazımı bitirirken son olarak şehir ve erasmus dönemim hakkındaki duygularımı belirtmek istiyorum:

    bu yazıyı yazmamdaki amaç, aslında gelecekteki erasmus öğrencilerine yardımcı olması değil. zaten farkındaysanız üniversiteden ve derslerden hiç bahsetmedim! erasmus dönemim benim için çok önemli ve anlatılamayacak kadar güzel bir dönem olduğu için ljubljana hakkındaki bu görüşlerimi bir yerde yayımlamak istedim. hatta bunu kendime bir borç bildim bile diyebilirim.
    erasmus deneyimim hakkında daha geniş bir yazıyı kendi arşivimde bulunması için ayrıca yazmaktayım. o yazıdan bir kısım bilgileri de ya bu başlık altına ya da erasmus başlığı altına ayrı bir entry olarak girebilirim. esas o bilgiler gelecekteki erasmus öğrencileri için yararlı olur.

    eylül 2008 - temmuz 2009 ljubljana... benim için unutulamayacak bir dönem.
    insana komik gelebilir, şu kısa sürelik yaşamımda "hayatımın kararları" dediğim kaç tane karar vermişimdir? her zaman sayarım, "1- lise tercihim" ve "2- üniversite ile bölüm tercihim" diye. şimdi bir üçüncüsü eklendi: "erasmus kararım ve ülke-şehir tercihim" !
    se vidiva, moj prijatelj ljubljana!
  • slovenya'nın başkenti olan ljubljana diğer avrupa şehirlerine nazaran küçük bir şehirdir. nüfus olarak 300.000'nin altında olup, kaleleri, köprüsü, ejdarha heykeli ve meydanı ile muhteşem bir şehirdir.

    ancak yüz ölçümü de oldukça küçüktür, haliyle gezecek çok fazla mekana da sahip değil. bu yüzden 1-2 günlük bir zaman ayırmanız yeterli. komşuları avusturya, italya, hırvatistan, macaristan olduğundan turlarınızı planlarken bu güzel şehri de hesaba katabilirsiniz. özellikle kuzey italya turu yapanlara mutlaka tavsiye edebilirim. venedik'e sadece 2,5 saat mesafede.

    italya'dan slovenya'ya geçerken ayrıca bir pasaport işlemi veya kontrolü yapılmamaktadır.
    bunun nedeni ise italya'nın geçis üstünlüğüne sahip olmasıdır.
  • orta avrupa rotamızın başlangıcı olarak seçtiğimiz ve 2 gece konakladığımız şirin başkent. thy sabahın köründe sefer gerçekleştirdiğinden, 2 tam gün boyunca köşe bucak gezme şansımız oldu. gelip gezmek isteyen yazarlar için amme hizmeti yapmak istersek;

    * şehir merkezindeki oteller genelde pahalı, airbnb'yi tavsiye ederim, 2 gece airbnb'den kiraladığımız, old towna 20 dk yürüme mesafesindeki evde gayet rahat ettik. airbnb ücreti dahil 2 gece 110 euro ödedik. (2 yetişkin +1 çocuk)

    *havaalanı şehre 20 km, oldukça küçük bir havaalanına sahip, uçaktan inip pasaport kontrolü, bagaj alma ve kendinizi dışarı atma 10-15 dk bile almıyor.

    * avrupa'nın tümü gibi ücretsiz park yeri yok şehir merkezinde. bizim gibi araba kiralamışsanız ya arabayı otel/evde bırakıp yürüyün, ya da yanınızda mutlaka coin euro olsun. şehir merkezindeki otomatlar ne kredi kartı ne de kağıt para kabul ediyor. sadece demir para geçiyor. saati 0,7 euro, akşam 7 veya 8'den sabaha kadar ise ücretsiz.

    * slovenya'da otoban kullanacaksanız, muhtemelen buraya kadar gelmişken bled ve bohinj göllerine gitmek istersiniz, o yüzden bir adet slovenya vinyet'i alıp araç camına yapıştırmak gerekiyor. en ucuz vignet 2 hafta geçerli olan ve 15 euro olanı. bütün benzinliklerde satılıyor. aracı burada kiralamışsanız vinyeti zaten kiralama şirketi almış olur, ama başka ülkeden geçecekseniz mutlaka vinyet alın, cezası var çünkü.

    * supermarket fiyatları türkiye'nin az biraz üstünde, restaurantlar ise avrupa ortalamasında, küçük ve eski bir yugoslav ülkesi diye ucuz sanmayın. sıradan bir pizza 10 euro, biralar genelde 3-5 euro arasında.

    * en ünlü sloven biraları lasko ve union. union özellikle yoğun aromalı ve çok lezzetli bir bira. sıcakta kana kana içebilirsiniz.

    * gezilecek yerlere gelirsek, muhtemelen 2-3 saat içerisinde ljubljana'da gezilecek bütün yerleri gezebilirsiniz. belli başlı gezilecek yerler, preseren meydanı, triple bridge, dragon bridge, franciscan church, food market, ljubljana kalesi ve metelkova. şehrin en canlı bölgesi dragon bridge ile cobbler's bridge arasında nehir etrafında kümelenmiş mekanlar, insanlar genelde bu bölgede gezinip, nehir kenarında bir şeyler yiyip içiyorlar. ljubljana kalesine finiküler ile 2 euro'ya çıkılabiliyor. kalede çok fazla görülebilecek bir şey olmasa da şehri tepeden panaromik olarak fotoğraflamak için en ideal yer. yine preseren meydanı çevresindeki bütün sokakları girip çıktık, yaklaşık 3-4 saat bütün buraları gezmek için yeterli. sonra gözünüzün kestirdiği bir nehir kenarı cafe/restaurant'da bira, kahve veya yemek molası verilebilir. restaurant'lar genelde italya restaurantı, fakat lezzet açısından italya'nın epey bir uzağında.

    *ljubljana'da 1 gün geçirdikten sonra bizim gibi ikinci gününüzü muhteşem gölleri ve jülyen alpleri ile çevrili muhteşem triglav milli parkı bölgesini gezmekle geçirebilirsiniz.

    *ljubljana-bled arası yaklaşık 45 km. bled'e girerken dünyanın en eski old town'larından birine sahip radovljicada uğranılmazı tavsiye edilen yerlerden. zaten yarım saatte gezmek mümkün. bled de ise isteğe göre yarım gün veya 1 tam gün ayrılabilir. biz günümüzün yarısını bled'e, diğer yarısını ise diğer bir ünlü göl bohinj'e ayırdık. bohinj gölü bled'den sonra yaklaşık 30 km. bled daha çok turistlerin, bohinj ise slovenler'in tercih ettiği bir yer. özellikle bohinj'de bir çok doğa sporu yapmak mümkün.

    * ljubljana'ya en yakın şehirlerden birisi zagreb, yaklaşık 150 km uzaklıkta. ljubljana zagreb arasında slovenya-hırvatistan sınırında pasaport kontrolü oluyor, o yüzden vizeniz multi ise gitmenizi öneririm yoksa slovenya ya geri dönemezsiniz. hırvatistan'da vinyet uygulamaıs yok, hırvatistan girişinde sadece 1 euro otoban ücreti ödüyorsunuz. ljubljana zagreb arasında uğranabilecek yerlerden birisi novo-mesto. vaktiniz varsa uğranabilir. yol üzerinde çok fazla radar kontrolü yok, neredeyse ayağımı gazdan çekmeden zagreb'e kadar geldim, yine de yanınızda radar noktalarını gösteren bir navi mutlaka olsun.

    * yeme içme olarak vereceğim tek tavsiye kremna rezina tatlısı, onu da bled'de yemenizi tavsiye ederim. sloven mutfağı çok güçlü bir mutfak olmadığından italyan takılabilirsiniz genelde. ama bol bol union birası içmeyi tavsiye ederim.
  • türkçesi lubyana'dır
  • osmanlilarin almaya calisip alamadigi bir kaleye sahip sirin mi sirin bir baskent. üclü köprünün bulundugu ufak meydan sehrin en can alici ve merkezi noktasi.
    baslarini 4 tane ejderhanin tuttugu köprü, orta cagdan kalan ve tüm sehri görmeye imkan taniyan kalesi ve onun kulesi ve nehir kiyisi görülmeye deger yerlerinden bazilaridir.
  • yamulmuyorsam slovencede aşıkların şehri ya da aşk şehri gibi bir anlamı olan başkent ismi.
  • erasmus süresince 10 ay içinde yaşadığım şehir.
    kendimi son 15 yılda evimde hissettiğim tek yer. o kadar huzurlu, o kadar güzel. kendi ülkemde beni gurbette bırakan şehir.
  • küçücük ama çok şirin çok güzel bir şehir. çok büyüleyici bir havası var, ben sadece 1 gün kaldım ama aklım orda kaldı. ikinci gün sıkılır mıydım bilmiyorum, gerçekten küçük bir yer. dragon bridge'in hemen yanındaki alanda sabahın çok erken saatlerinde kurulan pazarda çok taze meyveler var, kokusu her yeri kaplıyordu nerdeyse. özellikle yaban çileği çok çok iyiydi. aklımda kalan en güzel an bu çileklerden ufak bir kutu alıp, dragon bridge in altından akan nehrin kenarında güneş doğarken yaptığım kahvaltı oldu.
    düşünsenize, bir tepenin üstünde tarihi şatonun arkasından güneş doğuyor, elinizde muhtemelen 2-3 saat önce dalından toplanmış çilekler, yanınızda ışıldayarak bir nehir yavaş yavaş akıyor...
    masal gibi bir yer, masal yani...
  • avrupa'da türk etkisinin belki de en az olduğu şehir. türk etkisi derken osmanlı anlamında veya herhangi bir milliyetçi anlamda değil. şimdi efendim allahın stockholmünde malmösünde her yer kebapçı, dönerci, shawarmacı. sağdan soldan birileri paso türkçe konuşuyor. bu açıdan ljubljana daha içine kapanık bir yer. nüfusu az. nehir etrafı bir şehirleşme. ve doğu avrupa sayılabilecek bir yer olarak belki de en ideali. çünkü yozlaşmışlık yok. fakirlik az. kibarlık çok. düzen çok. neşe çok. huzur çok.

    edit:bisiklet çok. bir yerde bisiklet varsa orası gelişmiştir benden söylemesi. istisnaları vardır tabiki.

    genel olarak beni şaşırtan şehir. böylesini beklemiyordum çünkü. hele belgrad, bratislava ve maalesef budapeşte gibi skandallar varken...