şükela:  tümü | bugün
  • 70 li yillarda japonyayi kasup kavuran yolsuzluk. donemin basbakani tanaka kakuei ucak alim ihalesini lockheed firmasina veriyor ve buradan haksiz kazanc sagliyor, ancak bu paralari bizim politikacilar gibi yemiyor ve dogdugu gelismemis, niigata kentine devasa yatirimlar yapiyor. tabiki bu olay ortaya cikiyor ve japonyada yer yerinden oynuyor donemin hukumeti istifa etmek zorunda kaliyor.
    (bkz: tanaka kakuei)
  • martin'in cok kizdigi yolsuzluk.
  • sadece japonya'da degil, turkiye de dahil bir cok ulkede hukumetlerin basini yakmis skandal. yolsuzlugun ustunun ortuldugu tek ulke, turkiye, tahmin edebileceginiz gibi. muhtemelen isin icinde, ordunun da olmasindan.
  • özellikle amerika ile ilişkileri güçlü olan ve bir şekilde askeri vesayet altında rejimleri olan ülkelerde ortaya çıkmış yolsuzluk skandalıydı. belçika, yunanistan, japonya olayı çözdü. suçlular cezalandırıldı. ancak bir tek türkiye, üstelik herşey belgelendiği halde olayın üstüne gitmedi.
    uğur mumcu herşeyi kitaplarında yazmıştı üstelik. işin merkezinde cuntanın üyesi 12 eylül darbecisi tahsin şahinkaya olduğu için üstü örtüldü. kendisi hava kuvvetleri komutanıydı. hatta bu yolsuzluklardan ötürü kendisi time dergisinin "dünyanın en zengin generalleri" listesine gimişti. o sayının türkiye sınırlarından içeri girmediği rivayet olunur.
  • içinde türkiye'nin de adı geçen skandal.

    nato'nun artan av-önleme uçağı gereksinimini karşılamak için lockheed firması f-104* kodlu uçağı geliştirmiştir. buna eşzamanlı olarak da ingilizler roket motorlu bir savaş uçağı geliştirmişler, ve nato'da kabul edilen av-önleme uçağının kendilerininki olmasını istemektedirler.

    ingilizlerin tasarladığı savaş uçağı, f-104'ten çok daha iyi manevra kabiliyetine sahiptir. kanatları daha geniş olduğundan daha çok silah taşıyabilmektedir. ne var ki amerikan lockheed şirketi, bir kalemi andıran f-104 için (ki "missile with a man in it" de denmektedir bu uçağa) çok paralar harcamıştır, ve bu uçaktan çok paralar kazanmayı beklemektedir.
    tek getirisi çok yüksek hızı olan f-104, devrinin herhangi bir savaş uçağıyla kapışamayacak kadar hantaldır. yani ingilizler'in uçağının yanında hiç şansı yoktur.

    ne var ki yapılan müzakereler sonucunda nato, birden bire f-104'ü kullanmaya karar vermiş, ingilizler'in roket motorlu savaş uçağı hayali noktalanmıştır.
    daha sonra, lockheed firmasının, f-104'ü, nato'daki tüm ülkelerin (türkiye de dahil) yüksek rütbeli askerlerine çok büyük rüşvetler vererek kabul ettirdiği ortaya çıkar.
    nato karışır.
  • lockheed yolsuzlugunun türkiye'de açığa çıkmamasının sebebi şu olabilir:
    şirket, türkiye'de rüşvet vermeye bile ihtiyaç duymadı..
    rockefeller'in eisenhower' yazdığı ünlü mektubunda "oltadaki balığın yeme ihtiyacı yoktur" dediği türkiye'de, rüşvete gerek var miydi gerçekten?
    yolsuzluk olup üstünün örtülmesi mi daha acı, rüşvete bile gerek olmamasi mi?
    bunun cevabını o uçaklarla düşüp ölenlerin yakinlarindan duymak ilginç olurdu...
  • (bkz: f-104)
  • lockheed skandalı sırasında hava kuvvetleri komutanı olan org. emin alpkaya
    amerikan uçak firması lockheed in türkiye'deki uçak alımları adına rüşvet verdiğini açıkladı.

    5 subat 1976
  • yapanın yaptığının yanına kâr kalması ile başlayıp, benim memurum işini bilir aşamasından geçerek, güzel yurdumuzun her köşe ve bucağına yayılan ve nihayetinde memleketin çivisini çıkartan yolsuzluk ve rüşvet halkasının ilk ve en sağlamlarından biridir. olay patladıktan sonra hava kuvvetleri komutanı emin alpkaya emekliye sevkedilmiş ve bazı kurmay subaylarla birlikte yargılanmış, lockheed firmasının türkiye temsilcisi altay kollektif şirketinin sahibi nezih mete dural tutuklanmış ve gazetelerde terli fotoğrafları çıkmış ama sonuçta herkes beraat etmiştir.
  • avni özgürel, 19 mart 2006 tarihli radikal'deki köşesinde bu konuya "örtülen dosya" başlığı altında değinmiştir:
    "tastamam otuz sene geçti üzerinden. 19 mart 1976'da northop uçak şirketi türkiye'de askeri uçak alımları için yetkililere rüşvet verdiğini açıklamıştı.. sadece türkiye değil neredeyse nato üyesi bütün ülkeler hatta japonya bile kurtulamadı 'lockheed'ten. amerika'da açılan soruşturma, rüşvet verilen ülkelerin adli makamlarına konuyu ulusal ölçekte soruşturup müsebbiplerini cezalandırmaları için kendileriyle alakalı belgelerin peyderpey verilmesini de içeriyordu. ancak amerikan savcılığının makul olan bir şartı vardı. belgeler dava açılana kadar kamuoyuna yansıtılmayacaktı. şayet sızma olursa belge gönderilmesine son verilecekti. o dönemde gazeteci olarak ankara'nın bu konuda ne denli gönülsüz olduğunu biliyorum. ama gerek askeriye gerekse siyaset alenen 'örtelim üstünü gitsin' diyemediği için 'tamam kabul ediyoruz' dendiğini de. nitekim belge akımı başladı... daha ilk ağızda şirket yetkililerinin türkiye'nin de rüşvet verilen ülkeler arasında olduğunu itiraf ettikleri ifadelerle asker-sivil önemli bazı isimlerin bu işten yakalarını sıyıramayacakları belli oldu. sonra kimin aklına geldiyse 'belge akışının kesilmesiyle soruşturmanın suya düşeceği' fikri patlatıldı. habercilikti basının yaptığı görünüşte. ama neticede isimlerin yer aldığı belgelerin gelmesini durdurdu amerikan mahkemesi. ve soruşturma dahi yapmadan dosyanın üzerinin örtüldüğü tek ülke olarak kaldı türkiye... "
    (bkz: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=181788)
    (bkz: yiyin efendiler yiyin)*