şükela:  tümü | bugün
  • emile zola romanı
  • bulana kadar çatladığım, ve uzunca bir süre önce nihayet bitirebildiğim, "eser" ismi ile çevrilmiş bir emile zola romanıdır.

    bu kitabın şu anda, ve epey uzun süredir basımı yapılmamaktadır, haliyle 1960 basımına iktifa etmek durumdayız. 80 lerde de sanıyorum basılmış, ama benim edindiğim 60 basımıdır. ciltli, kalın kapaklı hoşça bir basımdır. denk geldiğim pek çok sahafa sormuş, fakat bulamamışımdır. bir sefer, taksimde aslıhan pasajında tek tek bütün dükkanlara sormuş, sallamayan ve geçiştirenler haricinde birinden de, adamın yanında çalışan çocuk beni desteklemesine rağmen, "öyle bir kitap yok" diye laf yemiş, tabi şansıma hemen o gün üst katta bulup getirerek gözüne sokmuşumdur. bu da bana bu kitabın getirdiği ayrı bir hazdır. yaşattığı ayrı bir haz, duygu yoğunluğu ise, eve sahaflardan topladığım kitapları paçavra diye nitelendiren, onlardan nefret eden ve hepsini çöpe atmakla tehdit eden annemin, ben okuyup bitirip iyice sayfalarını dağıttıktan sonra odama bıraktığım kitabı bulup, benim tutsun diye yapıştırdığım dandik bantları çıkarıp bir güzel tamir etmesi, sapasağlam hale getirmesi, hem de bunu kitabın hiç bir parçasını ziyan etmeden özenle yapmasıdır. uzun süredir annemin beni gerçekten sevdiğini hissettiğim tek andır bu, resmen gözlerim yaşarmıştı görünce. böyle de minik şeyler beni mutlu edenler.

    sırf bu içeriğinden alakasız sebeplerle bile benim için hususi bir önemi vardır bu kitabın, özellikle bu bendeki bulduğum cildinin.

    tabi bu manasız fakat kendimce önem arz ettiğini düşündüğümden mütevellit not düşmek istediğim lüzumsuz şahsi bilgileri geçersek, bu roman zola'nın diğer eserlerinden ayrılan bazı yönleriyle de ehemmiyet taşımaktadır.

    diğer eserlerinden önemli bir farkı, bu eserindeki karakterlerden biri, romancı sandoz karakteri ile kendisini simgelemektedir; ressam claude karakteri için ise zola'nın o dönemler yakın arkadaşı olan cezanne'ı feyz aldığı söylenmektedir, ki doğrudur. hatta, kitabın hazin sonu ve kitaptaki ressamın başarısızlığı sebebiyle, cezanne ile zola'nın arası açılmıştır.

    kitapta zola, ana konu olarak müthiş bir resim yapma tutkusuna sahip, bu konuda da doğalcılığı-gerçekçiliği benimsemiş bir ressamın hayatını, bu tutkusunun onu nasıl delirttiğini ve nerelere götürdüğünü dönemin şartları içinde anlatıyor. tabi, kitaptaki ressamın sanat anlayışı, başarıları ya da başarısızlıkları olayın geçtiği zamanın yapısındaki pek çok parametreye bağlıdır. sanat akımları birbirini izler, ve hep bir öncekinden farklı bir şeyler üretme tutkusu vardır. hepsi öncekini beğenmez, kendisinin en doğrusunu yaptığını sanır, fakat hepsini ezip geçecek bir gençlik de vardır. fakat bu değişim dönemleri her zaman sancılıdır, eskilerin henüz tükenmemiş etkisi ve toplumun alışkanlıkları altında, arada harcanan yetenekler de cabasıdır. işte bu eser, böylesi bir durumdaki bir ressamı konu alır. başkahraman yeteneklidir fakat; hem dönemdeki etkin sanat anlayışı, hem de kendi kendini bitirmesi, tutkusunun deliliğe dönüşmesi nedeniyle, peş peşe başarısızlığa uğrar. bu durum onu kendi sonuna kadar götürür.

    romanda dönemin sanat anlayışının yanı sıra, piyasanın nasıl şekillendiği, sanat başkenti sayılan pariste resim, heykel ve mimari gibi sanat dallarının nasıl bir yeri olduğu ve bu işlerin nasıl işlediği detaylı rapor havasında anlatılmaktadır. fakat bunun yanı sıra, daha dikkat çekici olan, daha evrensel sayılabilecek bir konu olan sanatçı bunalımları üzerine zolanın yorumlarıdır. yani bu kitap, zolayı da daha iyi anlamak için okunabilecek bir eserdir. romancı sandoz'un ağzından kendi sanatsal, üretim süreci ile ilgili görüşlerini aktarmaktadır. başkahraman ressamın bunalımlarını da, karısı ile ilişkisi üzerinden, balzac'ınle chef-d'oeuvre inconnu'su kadar olmasa da, oldukça güzel anlatıyor. zira sonları da birbirine benzemektedir bu kitapların, ama zola'nın ki daha az duygusal, daha gerçekçidir bekleneceği gibi. daha farklı, geniş bir yelpazeden toplumsal parametreleri de katar hikayenin gidişine.

    kitabın en etkileyici noktaları da ressamın yavaş yavaş resim aşkı içinde delirip, başka hiç bir şeyi görmez oluşu ve ona deli gibi aşık karısının bundan nasıl etkilendiğinin yansıtılışıdır. gençliğinde, henüz tutkusu umutsuzlukları yüzünden onu delirtmemişken bir kadına aşık olur ressam, ve kadınla bir süre çok güzel aşk yaşar. fakat resim yapma isteği onu yavaş yavaş uzaklaştırır karısından, karısı onun için her fedakarlığı yapar fakat uzaklaşmasını engelleyemez. kadın, ressamın yaptığı resimlerden nefret etmektedir, çünkü onları rakip olarak görmektedir. hem de, baş edilemez rakipler, ve haklıdır da aslında. ressam kendi yaptıklarına aşıktır. hatta, kitapta bir yerde ressamın başka bir kadınla birlikte olduğunu öğrenen karısı, bunu duyunca sadece hala bir kadına ilgi duyabildiği için, kendisi için de umut olduğunu hissetmiştir. onun için başka bir kadın zaten rakip değildir, ressamın resimlerindeki, kimisine kendisinin model olduğu o kadınlar rakiptir. fakat kurtaramaz tüm çabalarına rağmen biricik aşkı ressamı.

    zola'nın diğer kitaplarının yanında, bu kitabın ayrı bir yeri vardır, özellikle resimle ilgilenen insanların ilgisini çekebilecek bir eserdir.

    son olarak, eser hakkında bir zamanlar, bir yerlerden bulup kaydettiğim, ne zaman nereden tam anımsayamadığım şu güzel yazıyı da ekleyerek bitiriyorum:
    http://www.yeniakademya.org/…r”_romani_uzerine.html
  • 1886 yılı paul cézanne’ın hayatındaki en önemli yıllardan biridir. o yıl hem babası ölmüş hem de insanlarla çok zor ilişki kuran sanatçının en yakın çocukluk arkadaşı emile zola ile ilişkileri bir daha düzelmemek üzere bozulmuştu. emile zola’nın 1886’da yayınladığı l’oeuvre adlı kitabında resim yapma tutkusuyla yanıp tutuşan ama başarısız bir ressam karakteri olan claude lainter’ın hayatı anlatılmaktadır.

    zola’nın romandaki başarısız claude lainter karakteri için cézanne’ı model alması sanatçıyı oldukça sarsmış ve aix’daki evinde resme yoğunlaştığı bir inzivaya çekilmiştir. aynı romanda claude lainter’ın en yakın arkadaşı olan kurgu karakter pierre sandoz da emile zola’dan başkası değildir.

    cezanne et moi adlı filmde cezanne ve zola'nın dostluklarının bitmesine neden olan bu kitaba da yer verilmiş ve bir sahnede zola, aslında orada başarısızlığa uğrayanın kendisini olduğunu ve cezanne'ın bunu anlayamayacak kadar 'kalpsiz' olduğunu söylüyor. neredeyse otobiyografik bir nitelik taşıyan bu kitap, zola'nın bir deha olarak gördüğü cezanne'ın yaşamından birçok veriyi kullandığı ve onu esin kaynağı olarak seçtiğini gösteriyor. elbette birbirini çocukluktan itibaren tanıyan bu iki sıkı dosttan birinin roman dahi olsa diğerinin kariyerine biçtiği rol çok sarsıcı olsa gerektir.

    türkçe'ye ilkin 1945 yılında "eser" olarak çevrilen bu kitap, son olarak "başyapıt" adıyla payel yayınları'ndan basıldı.