şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: logo terapisi)
  • (bkz: logotherapy)
  • (bkz: anlam istemi)

    durumumuz vardı okuduk demek isteyenler için:*
  • varoluşçu psikoterapiler üzerine olan sevgili tezimi yazarken ara verip sözlüğe girdim,sağda logoterapi başlığını görünce yüreğime iniyordu ama gene dayanamadım yazdım. toplama kampından sağ kurtulmayı başarmış avusturyalı psikiyatr viktor e. frankl tarafından geliştirilmiştir. bütün ailesini ve eşini kampta kaybetmiş olan frankl'ın kitaplarını okuyunuz,okutturunuz. güzel adamdır.
  • logoterapinin temel ilkelerinden birisi, insanın temel uğraşının haz almak ya da acıdan kaçınmak değil, yaşamında bir anlam bulmaktır. insanın elbette acısının bir anlamı olması koşuluyla, acı çekmeye hazır olmasının nedeni budur. anlam bulmak için acı çekmek kesinlikle gerekli değildir. acının kaçınılabilir olduğu durumlarda yapılacak en anlamlı şey, ister ruhsal veya fiziksel, ister politik olsun, acıya yol açan nedeni ortadan kaldırmak olacaktır. gereksiz yere acı çekmek, kahramanca değil, mazoşistçe bir tutumdur.
    (bkz: viktor e. frankl)
  • logoterapi genellikle ya hümanistik psikoloji kategorisinde değerlendirilir ya da fenomenolojik veya varoluşçu psikiyatriyle özdeşleştirilir.
    yaklaşımı oluşturan viktor e. frankl'dir.
    logoterapinin, psikanalizi tekrar insancıllaştırdığı söylenegelmiştir.
    logoterapi sisteminin dayandığı üç ana ilke vardır: anlam istemi (iradesi), yaşamın anlamı ve irade özgürlüğü.

    kaynak: viktor e. frankl, duyulmayan anlam çığlığı
  • 'bütün bu acıların, çevremizdeki bunca ölümün bir anlamı var mı? çünkü eğer yoksa hayatta kalmanın kesinlikle hiçbir anlamı yok! çünkü anlamı böyle bir rastlantıya bağlı olan yaşam, nihai anlamda yaşanmaya değmez.'

    bu düşünceyi kamptayken ölecekmiş duygusuna kapıldığı zamanlarda kendi kendine sorarmış.

    burda akıllara yaşamın geçiciliği ve ölüm geliyor tabi. arka fonda benden sonra tufan kimin umrunda çalıyor olsa da kendileri bu durumu '... sadece yaşamın gerçekten geçici olan yanlarının potansiyeller olduğunu söylemekten hiçbir zaman bıkmadım; ancak bu potansiyeller gerçekleşir gerçekleşmez, o anda gerçekliğe dönüşür; bunlar korunur ve geçmişe gönderilir ve burada geçicilikten kurtarılır, çünkü geçmişteki hiçbir şey geri kazanılmaz bir şekilde kaybedilmemiş, her şey geri dönülmez bir şekilde kaydedilmiştir. bu nedenle varoluşumuzun geçici olması, bunu anlamsız kılmaz, ama sorumluluklarımızı oluşturur; çünkü her şey bizim, öz itibariyle geçici olan olasılıkları gerçekleştirmemize bağlıdır.' şeklindeki ifadelemeleriyle yaşamda bir anlam bulmanın yollarının geçmiş nevrozlara boğulmadan daha yararlı/anlamlı olduğunu savunmuş ve logoterapi yöntemini geliştirmiştir.

    peki ne istediğimizi kavramamızın geçmiş deneyimlerimize olan yüksek bilinç seviyesiyle mümkün olduğunu düşünüyorsak, geçmiş nevrozlarımız şüphesiz farkındalığımızı artıracak ve belki yaşamımıza anlam katmada daha başarılı kılacaktır bizi.

    çağımız depresyonlarına yararlı olabileceğini öngördüğüm bir yöntem.

    teşekkürler viktor e. frankl