şükela:  tümü | bugün
  • eric johnson isimli yuce insanin $aheserlerinden biri, hafif reverb'li bir gitarla cikartilabilinecek en guzel ses toplulugu.
  • (bkz: lone starr)
  • (bkz: amazed)
  • kutlukhan kutlu'ya göre 90'lı yılların en iyi filmi olan john sayles eseri.
  • amerika, texas san antonio da uretilen bir bira markasi.http://www.lonestarbeer.com/
  • john sayles ın yazdığı ve yönettiği 1996 yapımı, ırkçılık ana temalı muhteşem sinema filmi.

    http://www.imdb.com/title/tt0116905/ adresinden hakkındaki ayrıntılı açıklamalara ulaşılabilir.

    çok sayıda karaktere yer vermesine karşın bunları incelemekteki ve buna karşılık konuyu dağıtmamaktaki hüneri dikkat çekicidir. bu durum, izleyicinin filmin dünyasına rahatça uyum sağlamasına olanak sağlar. müthiş bir gerçeklik hissi verir. kasabada hayatın akıp gittiğini hissedersiniz. ruhu olan bir filmdir.

    --- spoiler ---
    filmin alt temaları arasında amerikan kasaba hayatı, kozmopolit toplum yapısının renkliliği ve sorunları, ensest, hızla geçen zamanda eriyen hayatlar (breh breh) sayılabilir.
    --- spoiler ---
  • microsoftun, tablet pc'ler için geliştirdiği teknolojisi olan windows xp tablet pc edition 2005 için yarattığı kod adıdır.
  • yeni sezonun en iddialı, en sabırsızlıkla beklenen dizisiydi. ve en sonunda başladı. james wolk adı sanı pek duyulmamış bir oyuncu. ama onun o suratına, o gülüşüne bakıp bob allen karakterine inanmak; ona aşık olmamak, ya da kendisi hemcinsiniz ise man-crush yaşamamak pek mümkün değil. zaten dizinin en büyük kozu da, bu nispeten no-name oyuncudan bir star; bir lone star yaratabilmiş olmak. gerçekten de bir sürü köklü oyuncu bir diziyi sırtlayamazken bu genç yetenek fox gibi bir kanalın en iddialı işini almış götürmüş.

    --- spoiler ---
    dizide bob allen adlı bir düzenbazın yaşadığı iki ayrı hayatı izliyoruz. biri daha ortalama bir amerikan vatandaşı, işinde gücünde. diğeri ise daha zengin, daha üst tabaka bir hayat. birinde tam bir genç sevgili hayatı sürdürülürken diğerinde eşinin parasını çatır çatır yiyip lüks bir hayat yaşanıyor. arada da o güzel yüzü kullanarak zavallı insanlardan para koparmayı ihmal etmiyor tabii. onlara varolmayan bir petrol şirketinden hisseler satıyor. şüphelenen bir yatırımcı olursa da onları alıp, daha önceden gidip "burada bir film çekeceğiz ama yapımcılara burayı kimse bize karışmadan gezdirmem lazım" diyerek ayarladığı bir petrol çıkarma alanına götürüp gezdiriyor. sonra da süper bir manevrayla "madem şüphelerin var, al bana yatırdığın parayı sana nakit olarak iade ediyorum. benim için arkadaşlığımız daha önemli," deyip kedi bakışları atıyor. ee, tabii hayır demek o saatten sonra mümkün olmuyor. hatta bazı zavallı kurbanlar tam o anda sözde şirketten biraz daha hisse almaya karar veriyorlar. bob zengin eşinin babasına da kendisini sevdirmiş. kayınpederinin petrol şirketinde bir iş bile kapıyor. işte hikaye burada başlıyor zaten. bob'un amacı şirketin içine girip kasaları boşaltmakmış en başından beri. kendsini eğiten ve yine bir düzenbaz olan babasıyla bu planı kurmuşlar. ama bob işi gerçekten kabul edip, evlendiği kadınla gerçek bir hayat yaşamak istiyor. ama hayatında "gerçek" nedir bilmemiş bir adamın hem iş hayatı, hem de aşk hayatı ne kadar gerçek olabilir ki? bob hangi kadını gerçekten seviyor? yoksa ikisine de tüm kalbiyle aşık mı? bob yaşadığı iki hayata da bağlanmış, vazgeçmek istemezken ikisinde de tehlike sinyalleri çalıyor. ama ne yazık ki bob bunları göremeyecek kadar duygusal ve babasının profesyonelliğinden uzak. lindsay ile paylaştığı hayatta dolandırdığı insanlar bir şeyden şüphelenmesinler diye onlara sözde yatırım yaptıkları şirketten kazanmaları gereken parayı ödüyor örneğin. sırf lindsay ile birlikte orada yaşayabilmek için. zaten biz seyircilerin standartlarında da normal olan hayat lindsay ile yaşadığı. dolayısıyla daha ilk bölümden bob'un daha çok sevdiği hayat oymuş gibi gözüküyor. ve o hayatı kaybettiğine ağlarken biz seyirci de fazlasıyla üzülüyoruz. ama zengin hayatından da hem kızı hem de lüksü sevdiği için vazgeçmek istememesi bizi şaşırtmamalı. bölümün sonunda lindsay ile evlenirken ve iki hayatı da yürütmenin temellerini atarken harika bir sezonun bizi beklediğini bize garantiliyor dizi. amerika'da iki adet geçerli evlilik nasıl yapılıyor bilmiyorum ama ikinci evliliğin aslında geçersiz olacağını ve bizim düzenbazın yine bir iş çevireceğini düğün yerinin las vegas olmasından anlıyoruz zaten.
    --- spoiler ---

    oyunculukların hepsi çok iyi. zaten deminden beri james wolk'u öve öve bitiremedim. örneğin arabadaki kriz sahnesini kıvanç tatlıtuğ izlese belki bir şeyler kapabilir sinir krizi geçiren bir karakteri oynamak için. diğer karakterler de dizinin hikayesine iyi oturmuş ve iyi yazılmışlar. iyi de oynanıyorlar. müzikler ise şahane. zaten ilk promolarında florence and the machine'den "i'm not calling you a liar"ı kullanmalarından belliydi bu işe özenle yaklaşacakları.

    dizi için tek endişem ana akım network kanalları için biraz fazla iyi oluşu. bu kadar hikaye ağırlıklı bir dizi showtime gibi bir kanalda daha da parlardı gibime geliyor. umarım lone star etrafını saran müthiş beklentiyi ekranda karşıladığı gibi rating'lerde de karşılar. fox diğer kanallara göre daha cesur olduğundan lone star'ın yıldızını parlak görüyorum ve bu sezonun en iyi yeni işi ilan ediyorum.

    üzücü edit: bir üst paragrafta yazdığım doğru çıktı. 4 küsür milyon izleyiciyle berbat bir rating aldı. şimdiden dizinin çok uzun sürmeyeceği konuşmaları dolanmaya başladı. ve ben üzüldüm. ama iş ne kadar iyi olursa olsun, kanal yanlış olunca yapacak bir şey yok. geçen iki senede dollhouse bunu bana öğretti. fox'a bu işe bir şans verdiği için teşekkür etmek lazım. ama keşke bir kablolu kanala gitseydi bu dizi, dollhouse ile birlikte.