şükela:  tümü | bugün
  • adı anılmaması gereken kişi.

    tam adı tom marvolo riddle, annesi safkan, babası muggle.

    bundan sonrası hala izlemeyenler için spoiler olduğundan dikkat.

    --- spoiler ---

    annesi çok köklü ve safkan bir aileden geliyor. hatta evlilikleri bile aile içinden yapılıyor ki safkanlığı bozulmasın.

    tabii aile içinden yapılan bu evlilikler, herkesin kalan mirastan bol miktarda yemesine de sebep oluyorlar ve köklü, ama çok parası olmayan bir aileye dönüşüyor.

    peki bu köklü ailenin soyu kime dayanıyor? salazar slytherin. safkan takıntısı başka yerden gelemezdi elbet.

    annesi merope, karşı komşuları tom'a aşık oluyor. tabii ki bu yasak bir aşk, çünkü bir muggle.

    ama aşkından vazgeçmiyor ve tom'u aşk iksiriyle kendine aşık ediyor. onu aşk iksiriyle sürekli besliyor. hamile kaldığında da artık tom'un ona gerçekten aşık olduğunu sanıp iksiri vermeyi bırakıyor, ama…

    tom onları maalesef terk edip gidiyor. yeni adıyla bildiğimiz voldemort doğana kadar sefalet içerisinde yaşıyor ve en sonunda 31 aralık gecesinde bir yetimhanede doğum yapıyor.

    ona babasından gelen tom ve dedesinden gelen marvolo isimlerinin konulmasını istiyor. “umarım babasına benzer” dedikten kısa bir süre sonra da ölüyor.

    yetimhanedeki kadın bu dileğinde haklı olduğunu, kendisinin pek de güzel bir kadın olmadığını dumbledore'la konuşmasında belirtiyor.

    dumbledore ona tom dediğinde, marvolo denilmesini istiyor, herkeste olan basit bir isme sahip olmak istemiyor. hatta kesin bu ismin babasının soyundan geldiğini, babasının köklü bir aile olduğunu iddia ediyor.

    tabii hogwarts'a başlayınca asıl soyun annesinden geldiğini anlıyor.

    onunla ilgili ilginç olan, emanet biriktirmeyi çok sevmesi. küçük yaşlardan itibaren hırsızlık yapan voldemort, daha sonra ender bulunan nesnelere merak salıyor.

    slytherin'in madalyonu ve hufflepuff kupası gibi nesneler de eline bu şekilde geçiyor. bunlar ondan çokça etkilenen bir kadının elindeydi. bir gün yaşlı kadın koleksiyonundaki ender parçaları voldemort'a gösteriyor ve ertesi gün kadın evinde ölü bulunuyor.

    --- spoiler ---

    böylece gelmiş geçmiş en karanlık büyücü doğuyor.
  • pek sevdiğim karakter olan tom riddle debe’ye girince ben de hakkında iki kelime söylemek isterim. kitaptan bolca spoiler içerir.

    --- spoiler ---

    tom riddle, hogwarts’tan sınıf başkanı, ardından öğrenci başkanı ve okula hizmet ödülüyle oldukça parlak bir genç olarak mezun olur.
    onu tanıyan herkesin beklentisi büyüktür. çünkü fybs’lerinden bu kadar yüksek puanlar alan, etkileyici, karizmatik ve çalışkan genç adamın gelecekte sihir bakanı olma ihtimali gayet somuttur. o kadar akıllı, o kadar etkileyicidir.

    ne var ki aniden borgin&burkes isimli ikinci el antika dükkanında işe başlar. herkes için (en başta da iksir profesörü slughorn için) şaşkınlık ve biraz da hayalkırıklığı kaynağı olur. çünkü dediğim gibi, her şeyden tam not alan örnek bir öğrencinin bunu yapmasını kimse beklememektedir.
    ama bilinmeyen şudur ki; tom riddle çoktan bir işten reddedildiği için borgin&burkes’te çalışmaya başlamıştır. reddedildiği iş ise: hogwarts’taki karanlık sanatlara karşı savunma hocalığıdır.

    mezun olur olmaz, henüz sadece 18 yaşındayken müdür armando dippet’ten bu işi ister*ancak dippet ona çok genç olduğunu ve ileride bunu düşüneceğini söyler. tom büyük bir hayalkırıklığı ile okuldan ayrılır.

    (şimdi buraya bir parantez açmak lazım. tom riddle için hogwarts bir okuldan çok bir yuvaydı. aynen harry gibi sahiplenildiğini hissettiği yegane yerdi. ayrıca harry’nin ayrıcalıklarına da sahip değildi ilk geldiğinde. cebinde parası ve ona hayran olan tonla insan yoktu, yetimhanede büyümüştü*.)

    bunun üzerine tom borgin&burkes’te işe girer. bu dükkanı özellikle sırlar odası kitabından hatırlayabiliriz. genelde kara büyü eşyaları, lanetli objeler, antika değeri olan bin yıllık sihirli ürünler el değiştirir. tom’un amacı, hogwarts’ın kurucularına ait olduğu iddia edilen nesneler hakkında bilgi edinmekti zaten. o bunların peşindeydi. ayrıca çarpıcı görüntüsü ve manipülatif kişiliğiyle borgin’in müşterilerini çok rahat parmağında çevirebiliyordu.

    gelelim hepzibah smith’e. debe’ye giren entry’deki kadıncağız budur.
    “hepzibah smith.”

    bu kadın yalnız, yaşlı, akrabasız ama süsten püsten pek hoşlanan deli gibi zengin bir kadındır. hobi olarak cincüce zırhı falan satar borgin’e.
    ayrıca orada çalışmaya başladığından beri tom’a pek düşkündür. tom da flörtöz ama alçakgönüllü tavırlarıyla kadını mest eder. ona çiçekler getirir. (iş ahlakından ödün vermez ama hfkdj)

    asıl can alıcı nokta ise şu: hepzibah smith, helga hufflepuff’ın soyundan gelmektedir. tıpkı tom’un slytherin soyundan olması gibi. ancak genç adamın aksine bu acınası ihtiyar hepzibahın serveti ve yadigarı boldur.
    işte bir gün bu hepzibah tom’a sahip olduğu en en en kıymetli iki antikayı göstermeye karar verir.
    ilki hufflepuff’ın kupasıdır. hepzibah bunu patronuna söylememesini yoksa bunu almak için kendisini darlayacağından şikayet eder. tom gördükleriyle şoke olur ama metanetini korur, çünkü sonunda bunca zaman borgin’de çalışmasına değecek bir şey bulmuştur.

    ama daha da önemlisi, slytherin’in madalyonudur. eski, bir o kadar da kıymetli, işlemeli, muhteşem bir parçadır.
    hepzibah tom’a bu madalyonu nereden bulduğunu anlatır.

    hepzibah bu madalyonu yine borgin’den satın almıştır. borgin’e satan kişi ise pejmürde görünümlü, yoksul, karnı burnunda hamile bir kadındır. borgin bu kadar kıymetli bir madalyon için ona yalnızca 12 galleon teklif edince bile havalara uçmuştur genç kadın.

    bu hamile kadının annesi olduğunu anlaması uzun sürmez tom’un. slytherin’in madalyonunu incelemesi için verir hepzibah.
    öfkeden o kadar sıkı tutar ki eklemleri bembeyaz olur, asla bırakmayacak gibidir. hatta hepzibah kısa bir an onun gözlerinde kırmızı bir ışıltı gördüğünü söyler. sonra ışık oyunu zanneder. tom teşekkür eder ve eşyaların harika olduğunu söyler.
    hepzibah’ın ev cini olan hokey adlı zavallı gidip bunları tekrar eski yerlerine kaldırır. üzerine gizleme büyüleri yapar.

    ertesi gün de ev cininin sıcak kakaosuna “yanlışlıkla” zehir karıştırmasıyla ölü bulunur.

    lakin kimsenin bilmediği antika eşyaları ise artık yoktur. madalyon gerçek sahibine geri dönmüştür. kupa ise sadece faizidir..

    --- spoiler —-
  • tüm dünyanın kendisine haksızlık ettiği gariban bi insandır. evet tüm zamanların en kötü ve zalim büyücüsü ama suç kendisine ait değil.

    annesi olacak merope gaunt yellozu baba tom'a aşk iksiri içirdi ve hamile kaldı. aşk iksirinin bi yan etkisi doğacak çocuğun hiç bir zaman sevgiyi hissedemeyecek olması. merope gaunt bunu biliyordu ama hiç umursadı mı? tabiki hayır. sonra ölüp gitti çocuğunu hem sevgisiz hem annesiz bıraktı.

    tabi bazı şeylerde tesadüf işte, bu annesiz ve sevgisiz büyüyen çocuk aynı zamanda aşırı azimli, zeki, becerikli vs. insan doğası gereği biraz kötülüğe meyillidir ama çevresinde ona yön veren pozitif bireyler sayesinde iyi olmaya çalışırız hepimiz ama voldemort için öyle bi ihtimal yoktu.

    aşırı zeki, sevgi hissedemiyor (bi nevi psikopati) yetimhanede zorbalığa uğradı, anne baba yok, tüm bu etkenler onu tarihin en kötü büyücüsü olmasını doğru kılmaz ama biraz empati yaparsak çokta şaşırmayız.
  • yaratılmış tüm fantastik evrenlerdeki gelmiş geçmiş en karizmatik kötü karakterdir.
  • iyilik veya kötülük yoktur. sadece güç vardır. ve onu (gücü) arayamayacak kadar zayıf olanlar vardır.

    sözlerini sarf etmiştir.
  • harry potter serisinin yumuşak karınlarından bir diğeri. seri tamamen biri iyi biri kötü olmak zorunda olan iki kişi etrafında kurulmuş. zorunda olmakla yanlış anlaşılmak istemem, iradi bir iyilik-kötülük tercihinden bahsediyorum. mutlak iyiler, mutlak kötüler. biraz da habil ile kabil'in hikayesi gibi, düşman kardeşler çatışıp duruyor. fakat en baştan kimin iyi kimin kötü olduğunu bilip, iyilerin kazanması için dua ederken buluyoruz kendimizi. bu haliyle edebi olarak epey zayıf bir iş olduğunu düşünüyorum, çocuk kitabı deyip çocuklara hakaret etmek istemedim. ama çocukları konu edinen bir roman olması hasebiyle pal sokağı çocukları'nı harry potter'a tercih ederim; tam da bu yüzden, iyinin kötünün olmayışından dolayı efsane bir eserdir bence.

    hele bir de garibim tom'u aşk iksiri sonucu doğmuşluktan dolayı kimseyi sevememek gibi bir yük ile malul etmiş ki rowling dillere destan. hem kötü hem güç peşinde hem de kimseyi sevemiyor. zor işler azizim. hoş belki de lord voldemort bu zorunlulukları fark ettiği için spinoza düşüncesine merak salıp "iyilik veya kötülük" yoktur diyebilmiştir.
  • --- spoiler ---

    fantastik canavalar'ın 3. filmiyle anladım ki gelmiş geçmiş en güçlü büyücü lord voldemort'tur.
    grindelwald'ın yaptığı gibi diğer insanların içinde dolanmayı geçtim, millet korkudan adamın ismini telafuz edemiyordu.

    filmin sonunda kaç kişi grindelwald'a saldırdı. bırak voldemort'a saldırmayı adam kaç yoldaşını katletti kimse sesini çıkaramadı g*t korkusundan. mürver asalı dumbledore bile başa baş anca kalabiliyordu reise karşı.
    --- spoiler ---
  • asa tutusuna ve sirlar odasinda cikan genclik haline (bkz: tom riddle) asik oldugum karakter. onun disinda harry potter da diger asik oldugum karakterler:

    (bkz: oliver wood)
    (bkz: fred and george weasley)
    (bkz: victor krum)
    (bkz: severus snape)
    (bkz: lucius malfoy)

hesabın var mı? giriş yap