şükela:  tümü | bugün
  • evelio rosero'nun can yayınları'ndan ordular adıyla yayımlanan romanının orijinal adı. hırpalayan, insana ağzının payını veren bir roman. çok güzel bahçeniz, sakinlerini çok iyi tanıdığınız kasabanız ve bu kasabada saygınlığınız, bireysel küçük dertleriniz ya da muzipçe bir vurdumduymazlıkla sürdürdüğünüz hayat görmezden gelmeyi seçtiğiniz savaş kapınıza dayandığında tarumar olabilir diyen, çok güzel bir roman. savaşın içindeyken dışında kalmayı seçtiğimizde, yıkılan hayatları görmemek için elimizden geleni yaptığımızda ya da bir hayatı yıkıp bunu hiç umursamadığımızda kaçınılmaz olanın geleceğine ve yaşayabileceklerimize dair. savaşın acımasızlığına ve sakin bir kasabanın nasıl bir cehenneme dönüşebileceğine dair. evlatların yük olacak bir babayı geride bırakabileceğine, bir portakalın bir bombaya dönüşebileceğine, kasabanın en güzel ve en asil kadınının savaşta askerler için bir et parçasına dönüşeceğine dair.

    --- spoiler ---

    ismael, komşusunun eşini ve diğer kadınları dikizlerken, yaşına ve eşinin sessizliğine sığınan yaşlı bir adam. hayatta tek derdi birkaç portakal toplamayı bahane ederek komşunun evini gözetleyebilmek ve bu sırada kendisini takip ettiğini bildiği eşiyle bunu hiç tartışmamak. fakat savaş, yıkım kapımıza geldiğinde umursamazlığı nasıl bırakmak zorunda kalacağımızı anlatıyor roman. bir başkasını görmezden gelmeyi seçtiğimizde, bazen savaşın mağdurlarını ve bazen evdeki eşimizi, hayatın nasıl bunca hiçe saymaya bir biçimde, bir zaman karşılık verebileceğini anlatıyor.

    eşi otilia'nın hislerini, aşağılanmışlığını hiç umursamayan ismael ancak onu kaybetmeye çok yaklaştığında anlıyor yarattığı yıkımı. o andan sonra ne savaşı, ne de otilia'yı yok sayamayacak bir hâle geliyor. çünkü, hakkını vermediğin bir şeyin ruhunda yarattığı boşluğu kaybedince çok iyi anlarsın.

    --- spoiler ---

    "... o kediyi gömmem gerekecek, kedini asla ölü halde görmeyeceksin, otilia. ağaca kadar gidiyorum: kedinin parçalanmış cesedi hâlâ orada duruyor; onu aynı ağacın altına gömüyorum."

    "... köyün kimin elinde kaldığını henüz bilmiyoruz. kim olursa olsun, eller hep aynı eller."

    "... istersen gömleğinin ucunu ısır, ismael, böylece kendi çığlığını işitmezsin."

    *
  • ülkemizde kıymeti bilinmemiş, nitekim tarafımca da bir kampanya neticesinde alınıp uzun süre sıra beklemiş, ancak bir solukta okunan oldukça kaliteli bir güney amerika romanı.
  • kolombiya’yı kasıp kavuran bir terör dalgası, lakin bir süre sonra vatandaşlarını korumakla yükümlü devlet güçlerinin de insanlar için teröristlerden farkı kalmadığını çok iyi anlatan bir roman.

    özellikle “şimdi sıra bize geldi” hissi birçok yerden çok tanıdık. ne kadar bizim topraklarımızdan bir hikaye diyor insan okuyunca. iki başat gücün ortasında kalan ve hayatları mahvolan alelade insanların hikayesini anlatıyor evelio rosero.

    “yıllar önce evlerini terk etmek zorunda kalan başka köylerin sakinleri bizim köyümüzden geçerlerdi; erkekler, kadınlar ve çocuklardan oluşan başı sonu görünmeyen kafileler... aç bilaç meçhule giden sessiz kalabalıklar halinde geçişlerini seyrederdik. yıllar önce üç bin yerli uzun süre san jose’de konakladı ve derme çatma sığınma merkezlerinde yiyecek sıkıntısı baş gösterince gitmek zorunda kaldılar. şimdi sıra bize geldi.”
  • can yayınları tarafından yayımlanan ve kapak / içerik uyumu mükemmel olan kitap. şirin bir latin amerika köyünde yaşlı bir adamın bakış açısı ile iç savaşa tanıklık etmemizi sağlıyor. sineklerin tanrısı romanındaki gibi, cennet tasvirinin insan eliyle cehenneme dönüşmesi ise acı verici. muhakkak okunması gereken bir eser.