şükela:  tümü | bugün
  • kanda olgunlasmamis kan hucrelerinin cogalmasi seklinde izah edilebilecek bir kanser turu; miyelositer ve lenfositer olmak uzere ikiye ayrilir, her iki tip de kendi icinde akut ve kronik olmak uzere tekrar ikiye ayrilir; akut tipler genellikle cocuklarda, kronik tipler ise çogunlukla erişkinlerde gorulur; akut tipler hizli seyirli ama tedaviye cevap verebilir olarak kabul edilirken, kronik tipler uzun seyirli (kronik lenfositik losemide beklenen yasam suresi ortalama 10 yildir) ama tedavisi simdilik olanaksiz hastaliklardir.
  • halk arasında sonun başlangıcı sanılan ama aslında,özellikle akut tiplerinde %90'lara varan tedavi şansı olan kanser türü.
  • yaklaşık 3000, ya da daha fazla çesidi olan kanser türü.
  • sözlük yazarlarımızdan necrolyt'in ölümüne* neden olan amansız hastalık.
  • annemi benden koparan allahin belasi hastalik.yakalananlara acil sifalar diliyoruz.
  • candostumun can kardeşini-kardeşimi daha geçen cuma aramızdan alıp can kardeşimin yanına götüren lanet hastalık, hakkında hiçbir şey öğrenmemeyi dilerdim. bilimadamları nanoteknoloji ile uğraşıp bir yandan da yapay zekayı yaratma çabasındayken, bunca eski olan kanser hastalığının hala çaresinin bulunamamış olması kulağa tuhaf hatta inanılmaz geliyor. giden gitti, ne çare...
  • kara haber. akşamın yorgunluğu üzerimde, arabamız bozuk çekici ile serviste "abi bu kadar da olmaz" gibilerden söylenirken, can dostlarımızın 2 yaşındaki kızı, canım oğlumun şaka yollu beşik kertmesi, sarı kafalı bıcırık bişi dünya tatlısı bebişe lösemi teşhisi konduğunu öğreniyorum. zaman duruyor, akmıyor, "kendime niye, nasıl, ama" diye durayım, kuru bir geçmiş olsundan başka ne yapabilirim kaygısı içimi kemirirken, telefonu kaldırıyorum, konuşurken fondan bıcır bıcır sesleri geliyor kulağıma steril bir odada bir aylık belki de daha uzun süreler geçireceği o odadaki yaşantısının daha ilk gecesinde, kan grubunu soruyorum, tutmuyor, birşeyler yapmak istiyorum, içim içimi yiyor, sadece geçmiş olsun vb. anlamsız bir iki söz dökülüyor dudaklarımdan, ağlıyorum için için, gidip sadece 6 ay daha büyük 2.5 yaşındaki oğluma sarılıp öpüyorum, öpüyorum... televizyondaki lösev tanıtımları daha bir batıyor gözüme, duvarda asılı lösev takvimine bakıyorum, birden içimden milyonlarca takvim satınalmak geliyor, çaresizlik yıllardır içine biriken dertleriyle başa çıkmlarına yardımcı olmaya çalıştığım insanların tüm sıkıntısı olup içime çöküyor, çökmekte olan gece kadar sessiz, susuyorum...

    yılların ardından gelen edit: kader bıcırık kızımıza sağlıklı günler getirdi, gariptir ki bana da bir dolu lösemili çocuktan oluşan bir hastane servisinde onlarla başbaşa çalışma imkanını verdi, şimdilerde onların yanında saf tuttum savaşmaya devam ediyoruz...hadi hayırlısı...