şükela:  tümü | bugün
  • sahip olunan bir seyi kaybetmenin getirecegi mutsuzlugun o seye sahip olmanin getirdigi mutluluktan daha fazla olmasi nedeniyle, kayip (loss) vermekten kacinmanin kazanc elde etmeye (gain) tercih edilmesi durumu. ornegin %50 ihtimalle 100 lira kaybedilen, %50 ihtimalle 150 lira kazanilan bir piyangoyu oynamak istememek buna ornektir.
    baska bir ornek icin: (bkz: asian disease problem)

    daniel kahneman ve amos tverskynin ortaya attigi prospect theorynin en onemli sac ayagidir. endowment effect ve status quo biasin aciklanmasinda da kullanilir.
  • duke üniversitesinde bir araştırma yapılıyor hakkında..
    okulun basketball takımının final maçı biletleri için yüzlerce öğrenci günlerce önceden beklemeye başlıyorlar.
    okul yönetimi bu bekleyenleri topluyor ve hepiniz bilet almayı hak ettiniz ama yeteri kadar biletimiz yok o yüzden biletleri kura ile verecez diyorlar. bir kısmı bilet sahibi oluyor bir kısmı olamıyor haliyle.
    kura sonrası araştırmacılar bilet kazananları ve kazanamayanları ayrı ayrı arıyorlar.
    kazananlara mevcut biletinizi ne kadara satarsınız diye sorduklarında ortalama eder $ 2000 civarı çıkıyor.
    kazanamayanlara da bilet için kaç para verirsin diye sorduklarında cevap $ 100 civarı çıkıyor.
    işte bu farkı yaratan etkiye loss aversion deniyor.
  • tam anlamiyla anlayabilmek icin oncelikle neoklasik iktisadin varsayimlarina bakmak gerekir. neoklasik iktisat ozetle bireyin rasyonel oldugunu varsayan ve butun modellerini bu varsayima gore gerceklestiren iktisat okuludur. oyun teorisinde utility yani mutluluk fonksiyonu tanimlanir ve bireylerin bu fonksiyonu maksimize ettikleri savunulur.
    u(x)=3x olsun.
    buradaki x tuketim miktari olabilir, mesela bu fonksiyon bize bireyin bir elma tukettigi zaman; 3 mutlu oldugunu soyluyor. buradaki 3 mutlu olma kavrami bize karsilastirma hakkinda fikir vermektedir, yani oradaki 3un aslinda bir anlami yoktur, biz bu yuzden utlity fonksiyonlarina kardinal degil ordinal fonksiyonlar deriz.
    bu birey bir elma kaybettiginde de
    u(x)= 3(-1)=-3 mutsuz olmaktadir.
    iste davranissal ekonominin loss aversion'i neoklasik iktisattan tam bu noktada ayriliyor.
    loss aversion ozelligine sahip bir birey bir elma kazandiginda 3 mutlu olurken, bir elma kaybettiginde -3 degilde -4 gibi bir miktarda mutsuz oluyor. yani kayiplar kazanclardan daha etkiliyor. bir baska ifadeyle, ayni mutlak degere sahip olsalarda kazanclar kayiplarda daha dusuk mutlak degere neden oluyor:
    |u(-x)|>u(x)
  • kaybetme durumunun kazanma durumunun getireceği mutluluktan iki kat fazla sıkıntı yaratması olarak özetlenebilir. bu durum en güzel borsa yada yatırım araçları için ifade edilebilir.. açtığınız pozun kazanç getirdiği veya kayıp getirdiği durumlardaki tepkilerinizi kameraya aldırtırsanız az çok fikir sahibi olursunuz bunla ilgili...

    "loss aversion also explains one of the most common investment mistakes: investors evaluating their stock portfolios are most likely to sell stocks that have increased in value. unfortunately, this means that they end up holding on to their depreciating stocks. over the long term, this strategy is exceedingly foolish, since ultimately it leads to a portfolio composed entirely of shares that are losing money. "
  • kayıptan kaçınma adı verilen bu kavram sosyal bilimlerin en bilinen ilkelerinden birisi. bir şey kaybetmenin aynı değerde bir şey kazanmaktan daha güçlü bir duygusal etki yaratması durumudur.
    özellikle satış sektörü bu yöntemi çok güzel kullanır. potansiyel müşteriye bir ürünü aldığında ne kazanacağı değil, almadığında ne kaybedeceği söylediğinde satışlar artıyor.

    örneğin "eve yalıtım yaptırırsan ısı tasarrufun %20 artar" dediğiniz insan "bakarız ya bir ara" derken, "eve yalıtım yaptırmazsan %10 ısı kaybın olur, her ay faturana haşırt diye eklenir" dediğiniz insan "in iyi yilitim milzimisi hingisi icibi" diyerek fellik fellik araştırma yapar.
    inanmayan denesin.
  • extended self (genişletilmiş benlik) ile yakın ilişki içinde olan kavram. genişletilmiş benlik teorisine göre sahip olduğumuz nesne ya da ilişki içinde olduğumuz kişiler bizim benliğimizin bir uzantısı olurlar. bu nedenle elimizdeki bir nesneyi kaybetmek ya da bir ilişkiyi bitirmek benliğimizden de bir parça yitirmek anlamına geleceği için çoğu zaman zor gelir ve rasyonel kararlar alamayabiliriz. bu nedenle ekonomi dışında duygusal yatırımlar konusunda da kaybetme korkusu ile kötü giden bir ilişkiyi bitirme konusunda çekimser davranırız.

    bonus: (bkz: batık maliyet)
  • hayatımda hep uyguladığım ve hep de işime yarayan kavramdır.
    mutsuz olacaksan, yaralayacaksa, işine yaramayacaksa kaç.
    tavsiye ederim, hayat kurtarır.
  • (bkz: şerefsizim benim aklıma gelmişti)

    bildiğim ama tanımlayamadığım bir duyguydu. koyu bir galatasaraylı olarak, örneği benim için çok anlamlı olan fenerbahçe derbilerinden vermek istiyorum. çok da önemli olmayan, sıradan bir maçta alınan yenilgide yaşadığım üzüntünün yoğunluğu, 21 yıl sonra gelen kadıköy galibiyetinde yaşadığım sevincin yoğunluğundan daha fazla oluyor. loss aversion tam olarak bu demek değilse bile bir bağlantısı var diye düşünüyorum..
hesabın var mı? giriş yap