şükela:  tümü | bugün
  • ''aşkın en acımasız yanı; ağzından çıkmaya cesareti olmayan sözlerin, yürekte fırtınalar koparmasıdır.''
  • sana büyük bir sır söyleyeceğim zaman sensin
    zaman kadındır ister ki
    hep okşansın diz çökülsün hep
    çözülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına
    bir taranmış bir upuzun saç gibi zaman
    soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi
    zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken
    sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi
    ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
    bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi
    ah bu daha beter işkence hiç giderilmemiş istekten
    bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
    bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
    daha beter seni kaçak seni yabancı bilmekten
    aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
    tanrım ne kadar ağırdır sözcükler asıl demek istediğim bu
    hazzın ötesinde sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün sevgim
    sen ki benim saat-şakağımda vurursun
    boğulurum soluk alıp veremem
    tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın

    sana büyük bir sır söyleyeceğim
    her söz dudağımda bir dilenen zavallı
    acınacak bir şey ellerin için kararan bir şey bakışının altında
    işte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim
    boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakça kalp kristali
    kaba konuşmamdan gücenme benim
    bu konuşma ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar

    sana büyük bir sır söyleyeceğim bilmem ben
    sana benzeyen zamandan söz açmayı
    bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm
    tıpkı uzun bir süre garda
    el sallayanlar gibi gittikten sonra trenler
    bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının

    sana büyük bir sır söyleyeceğim korkuyorum senden
    korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri
    el kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
    korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden

    sana büyük bir sır söyleyeceğim kapat kapıları
    ölmek daha kolaydır sevmekten
    bundandır işte benim yaşama katlanmam
    sevgilim
  • ''beni sev ya da benden nefret et, ikisi de benim yararıma. seversen hep kalbinde olurum. nefret edersen hep aklında.''
  • oyle derin ki gozlerin icmeye egildim de
    butun gune$leri orada gordum ,
    oarada butun umitsizlikleri bekleyen olum
    oyle derin ki her$eyi unuttum iclerinde,

    ucsuz bir denizdir bulanir ku$ golgelerinde
    sonra birden gune$ cikar o bulaniklik gecer
    yaz meleklerin eteklerinden bulutlar bicer
    goklerin en mavisi bugdaylar uzerinde
    ...............
    kainat paramparca oldu bir ak$am uzeri
    her kurtulan ate$ yakti ustunde bir kayanin
    gordum denizin uzerinde parlarken elsa nin
    gozleri elsa nin gozleri elsa nin gozleri.

    aragon dan gercekustu yorumla elsa nin gozleri....
  • son noktayı koyandır. buyrun:
    "boş yere bağırıyorum
    sana tapıyorum diye
    aşkından başka neyim ki.."
  • nice yıllar yalnızca bir kadın için yazmasını mı yoksa o kadını bulabilmiş olmasını mı kıskanmalı bilemiyorum.
  • randevular şiiri başyapıttır.

    "terk edip giderek beni bütün kapılardan
    bütün çöllerin ortasında bıraktın

    tan sökerken aradım seni ve gün başlayınca yitirdim
    hiçbir yerde değildim geçtim oralardan da
    sensiz bir oda sahra çölü’dür başka kimse bilemez bunu
    kimse bilemez senin olmadığın bir pazar günü kalabalığının ne olduğunu
    deniz kıyısındaki dalgakıranlardan daha bomboş bir gün bu
    bir suskunluksun çağırırım seni ama cevap vermezsin

    yanımda dururken terk ettin beni hiç kıpırdamadan
    her yerden terk ettin beni gözlerinle terk ettin
    yüreğinle düşlerinle
    bitmemiş bir cümle gibi terk ettin
    rastgele bulunmuş bir nesne gibi bir eşya gibi bir sandalye gibi
    yazın sonunda gelen bir yaz tatili gibi
    bir kartpostal gibi hani bulunur ya bir masa çekmecesinde
    senden dökülen biriyim ben bütün bir ömür boyunca en ufak bir jestinle

    başını yana çevirdin hiç görmedin beni ağlarken
    görmedi bakışların benim gibi birini
    uzaklardayım bir iç çekişinde bile
    hiç acıdın mı ayaklarında dolanan gölgene

    *****
    seni hiç bu kadar güzel bulmadım kendinden umudunu kestiğin anki kadar
    aynalar çehren yaklaştığında ışık tutuyor yaşamıma gözümü kamaştırıyor ışığın
    sözcükler parça parça dökülüyor seni görünce dizelerimse en küçük bir kıpırtınla susuyor
    yaşamam senin nefesine bağlı varoluşum da sesine senin suskunluğun beni korkutuyor
    delicesine yollar katetmem gerek seni düşlerinde yakalayabilmek için konuştuğun esnada bile
    sözcüklerle randevulaşıyorum ama sen gelmiyorsun binde bir defada bile
    ama binincisi bu binincisi

    *****
    işte böyle seni bütün bir ömür boyunca bekleyeceğim
    ister yanımda ol ister yok ol ister başka yerlerde burada yakınımda ya da uzakta ol
    seni suskunluklardan dileneceğim
    ve sözlerimle seni bir portakal gibi yiyeceğim
    izini yitireceğim bir kez gece vakti
    bir kez de gündüz vakti karanlıktaki elini
    hani o tutup kaçıveren o harikulade çocuksu elini
    işte böyle bütün bir ömür boyunca bekleyeceğim seni

    *****
    sana sonunda ulaşamayacak kadar umutlandım vakit de geçti artık
    sözcükler de bulamam bundan böyle
    her şey dönüşür eninde sonunda bir fısıltıya ve boğuk sesli bir haykırışa
    sana verebileceğim tek şey içimden kopan bu türküdür yalnızca
    ne sen ne de başkaları işitmeyecek onu
    bilemeyecekler içimde nasıl çırpındığını o kocaman kırmızı kanatlı kuşun
    demek ki sana doğru koşan sonu gelmez bir cümleyim yalnızca
    vakit de geçti artık geçecek bundan sonra da
    ama olsam bile aynen o zaman ve hatta
    boşuna sahibini arayan bir köpek gibi avare avare
    ve kendi peşi sıra kopuk tasmasını sürükleye sürükleye
    hiç umudu olmadan da

    en azından diyorum kendi kendime gezinin sonuna yaklaşıyorum
    içimde hep aynı yürek aynı anlayış aynı iç yanması
    yolda bir ses duyuyorum arkamda
    senin yaralı sesin bu hani o mavi sesin beyaz sesin

    elekten geçirilen bir buğday sesine benzer bu yinelenen ses
    senin sesin işte ikimizin varlığı o
    ve bir kez daha uzatıyorum sana külden kollarımı "
  • dadaist siirlerde, surrealizme, direnis siirlerinden, ask siirlerine, varolusculuk siirlerinden elsa siirlerine kadar yazmis fransiz sair.
    elsa'nin gozlerini anlatti ve dunya baska bir yer oldu.
  • zaman sensin diyerek elsa yı kilitlemiş aşk adamı.
  • fransizlarin 20. yuzyildaki en onemli birkac sairinden biri.
    her ne kadar sairlik yonu on plana ciksa da aragon'a sadece iyi bir sair demek onu kucumsemektir. aragon, yirminci yuzyili yonlendiren kultur ve dusunce adamlarindan biridir. gerek surrealizm'e olan etkisi, gerek genc sairleri desteklemesi ve gerekse de siirleri ile basli basina bir donemi kaplar aragon. elsa'ya siirleri ile meshur olan aragon'un hemen tum siirleri turkceye de cevrilmistir.
    (bkz: fransız edebiyatı)
    (bkz: avrupa edebiyatı)