şükela:  tümü | bugün
  • aladdin çakıcı' nın cezaevine sokulmayan elbise çantası
  • (bkz: moron)
  • annemde sahtesi vardı, gerçek olsa servet edicek ebatta, onnan pariste printemps'e girdiğimizde bizimle çok ilgilenmişlerdi..
  • viktorya devri zarafeti. ve ingiliz klasikligi cizgisi.
  • bir marka.
  • ünlü ve pahalı çanta markasına adını veren fransız saraciye ustası eskiden dükkanının tabelasında louis vuitton malletier a paris yazarmış.
  • avrupa'da orta yaşlı, kariyer sahibi, hayatta bir louis vuitton*u kimseye muhtaç olmadan satın* alıp koluna takabileceğini ispatlamış kadınların statü sembolü olarak görülen; sonradan görmelerle dolu memlektimizde ise hakikileri baba parası ile gardrop düzen, sahteleri de ulus pazarından giyinen gencecik kızlarımızın omuz başlarını süsleyen; bir çanta, cüzdan vb. markası.
  • japonya'da insanların mağaza kapılarında yattığı, belki de japonya pazarı olmasa çoktan batmış olacak olan fransız marka.
  • ilk yurtdisi magazasini londra'da acmis, butun unlu tuks tuketim markalarini lv luks tuketim grubu catisi altinda toplamaya ahdetmis gibi gorunen marka.
    (bkz: louis vuitton cup)
  • tokyo omotesando semtinde acilan subesi onunde 1500 kisinin iki gun boyunca sirada bekledigi ve acildigi anda boka konan sinekler gibi atilganlik yaptigi cantaci... paris'teki ana magazasina artik japonlarin girmesi yasaklanmis, onlar icin yine paris'te ozel bir magaza daha acmislar... louis vuitton almak icin gercekten yemek yemeyen, hergun 100 yenlik noodle'la yiyerek yasayan, gotunu satan insanlar var ve bu insanlar oyle az buz sayida degil...
    demek ki neymis, para ile saadet olmuyormus...