şükela:  tümü | bugün
  • asıl adı louise bourgeois olan 1911 dogumlu fransiz sanatci. demis ki “my childhood has never lost its magic, it has never lost its mystery, and it has never lost its drama.”
  • 1911 dogumlu aslen fransiz olup amerikali bir sanat tarihcisiyle evlenerek oraya hatta tam olarak newyork'a yerlesmis komple bir sanatci kisilik. en basta heykeltras, ama fotograf, gravur, dokuma, hatta enstalasyona kayan calismalari mevcut bu bayanin. fernand leger'in ogrencisiymis. ciglik atan, hapsolmus figurleri francis bacon hayranligindan ileri geliyormus. genelde butun eserlerini otobiyografik acidan incelemek gerekirmis, cunku kendisi "art is memory" demis, yaptigi her parcayi yasadiklariyla iliskilendirirmis. hatta bu noktaya "spider" adli eseriyle biraz daha aciklik getirmek mumkun, soyle ki, 1995 yilinda celikten yaptigi ve gecen sene paris'te sehir modern sanat muzesi'nde sergilenen bu eseri icin sanatci soyle buyurmus: "bu orumcek annem. ikisi de kirilganliklariyla ve dantel ormeleriyle benzerlik gosteriyorlar" demis. bunun disinda jardin de tuileries de bir grup bronzdan yapilmis vucud uzuvlari heykelleri sergilenmektedir (el,ayak vb), zaten kendisi vucudu bolmek, fragmanlamak adina bir heyecan duymakta imis. bu yonunu de bruce nauman adli plastik sanatcisiyla karsilastirmakta imis sanat cevreleri- zaten iki sanatci da 1993 senesinde venedik biennal'ine katilmislar el ele kol kola eserlerini begeniye sunmuslar. heykelleri icin ahsap, celik, alci, bronz gibi cesitli materyallerle calisiyor, her birine hammadeyi yucelten formlar veriyor imis. siddet, klostrofobi, tutsaklik gibi temalara da ilgi duyan bourgeois, 10 senelik bir heykel calismasi yapmis, bu koleksiyonun ismi cell (eyes and mirrors).
    boyle sanatcinin cevresi de tabii kacinilmaz olarak sanatci dolu olur, zira kendisi le corbusier, pollock gibi simalarla kanka imis. ayrica 1954 yilinda icinde ad reinhard'in da yer aldigi soyut sanatcilar grubuna katilmis, 1973 te pratt institute da hocalik yapmis. kendisi halen hayatta, allah bagislasin.
  • "beauty is the pursuit of 'the other' " demistir.
  • perihan mağden in kendinde de varolan bir çok garipliği onda bulduğunu ve çok gururlandığını radikaldeki yazısından anladıgımız şahsiyet. köşe ablası perihan hanım bourgeois in sergisini gezmiş ve çok etkilenndiğini etkili bir şekilde bize de anlatmıştır ama bizim algımız onlar kadar etkili olmamıştır.

    bu ikiliyi bourgeois in malikanesine koysak, malikaneyi de bir kafese koysak ama tepesine giyotini koymasak,
    onlar halıların uzerine otursa ve saatlerce oyun oynasa...
  • ingiliz dadısı için "ben,beni sevmesini istemiştim o gitti babamı sevdi diyen"çocukluğunun acı içinde geçtiğini söyleyen bununda eserlerinde gördüğümüz inanılmaz kadın,sergisini gezdiğinizde kendinize bidaha gelemediğiniz,fan istemiyorum dedikçe fanı olacağınız fransız sanatçı.
  • örümcek kadın.
  • 1974 yılında yaptığı "destruction of the father" isimli çalışmasını, çocukların babalarını yemek masasına koyup yemeleri şeklinde tanımlamıştır. işin daha güzeli, burada yemek masasını tercih etmesinin sebebi, yemek masasının ailelerin çocuklarına en çok acı çektirdikleri yer olması. hay, ellerinden öpeyim!

    2010 senesinde 99 yaşındayken de vefat etmiştir. neyse ki ölümünden kısa bir süre önce contemporary art'ın bir diğer zehirli aklı olan tracey emin ile beraber bir sergi yapmayı kararlaştırmıştı. kendisi göremese de "do not abandon me" şeklinde bir ortak çalışmaları vardır.
  • '' anılarıma ihtiyacım var. belgelerim onlar benim. süreklilikle onlara göz kulak oluyorum. bu benim mahremiyetimdir ve onları hem de çok yoğun bir biçimde kıskanırım başkalarıdan (...) anılarınız arasında ayrım yapmak zorundasınız. onlara mı gideceksiniz yoksa onlar mı size gelecek. onlara gidiyorsanız zaman yitiriyorsunuzdur. nostarji üretken değildir. onlar size geliyorsa, o zaman bir heykelin tohumları demektirler. ''

    hasan bülent kahraman tarafından küratörlüğü yapılan akbank sanat sergisi ve konferansı ile yakından tanıma fırsatı yakalamıştım louise bourgeois' u. eserlerindeki figürleri yansıtma biçimleri serginin konferansına katılmamış olsaydım eminim birazcık fazla bayaaa bir sanat gelecekti bana. dünyayı algılama biçimi o kadar farklı düşündürecek tarzdaki her türlü sıradanlıktan 100% sıyrılmış durumda, zamanın sanatçıları aksine feminist akımlar ile tanımlanmak istememiştir, mesela. bu konuya yaklaşımları da hem feminizme mesafeli hem de karşı olmayan yine kendine özgü bir perspektiften olmuştur. zamanının, geçmiş ve geleceğin dışında kendi sanatını yaratmayı başarmıştır.
    (bkz: hatun full orjinal)
  • "anılarıma ihtiyacım var. belgelerimdir onlar benim. süreklilikle onlara göz kulak oluyorum. bu benim mahremiyetimdir ve onları hem de çok yoğun bir biçimde kıskanırım başkalarından(...) anılarınız arasında ayırım yapmak zorundasınız. onlara mı gideceksiniz yoksa onlar mı size gelecek. onlara gidiyorsanız zaman yitiriyorsunuzdur. nostalji üretken değildir. onlar size geliyorsa, o zaman bir heykelin tohumların demektirler."