şükela:  tümü | bugün
  • eylül 2015'te piyasaya çıkması beklenen ve şu sıralar varşova'da kayıtları devam etmekte olan altıncı riverside albümü.
  • 2015 yılı gerçekten güzel albümler yaptı. riverside'ın şimdiye kadar yaptığı tüm albümlerden birer parça koyduğu ve bana göre " yeni " grup halinden artık " olgun " grup haline geçtiklerinin ispatı olan albüm. neredeyse boş şarkı yok, en sonunda tarzları da oturmuş ve bundan sonrası için daha da umut veren bir albüm olmuş.
  • harika bir albüm olmuş diyerek fanboyumsu bir giriş yapayım.

    anno domini high definition'da progressiveliğin dozunu arttıran o second life syndrome'ki hafif bohem, duygusal havadan uzaklaşan, daha mekanik bir müzik yapan riverside, shrine of new generation slaves ile hafif eski günlerine döneceğinin sinyallerini vermişti , bu albümle tam olarak geri dönmüşler denebilir.

    son 2 albümle kıyaslarsak albümde genel olarak piotr grudzinski'nin soloları daha yumuşak, duda'nın sözleri ve vokali de keza öyle. açıkcası riverside'ın o kendini bulma çabaları sırasında ortaya çıkan progressive metal'e kayan tarzını ben çok beğenmemiştim, neticede o şekilde müzik icra eden envai çeşit grup var, riverside out of myself ve second life syndrome'la kazandığı o soft progressive rock tarzıyla diğerlerinden ayrılıyordu ve bu albümle de o havayı yakalamışlar ufaktan.

    lost why should i be frightened by a hat?, #addicted, saturate me, afloat, discard your fear ve time travellers özellikle öne çıkan parçalar. under the pillow, caterpillar and the barbed wire ve towards the blue horizon albümün ortalamasına göre bir nebze sert şarkılar, özellikle towards the blue horizon'ın sonlarında yoğun şekilde opeth havası hissedilebilir.

    genelde sevdiğim grupların yeni albümlerini ilk dinleyişimde sevmem baya düşük ihtimaldir ama bu albüm gerçekten olmuş, under the pillow dışında tüm şarkıları çok kaliteli hatta 3-4 tanesi her konserda çalınmalık kıvamda. umarım albüm turnesinde türkiye'ye uğramayı ihmal etmez polonyalı kardeşlerimiz.

    ek (1); progarchives'te 4.2 ortalamayla second life syndrome'dan sonra en yüksek puanı alan riverside albümü konumunda şu an.
  • suphesiz ki cok iyi bir riverside albumu ancak boyle ne bileyim seker portakali kapagiyla olsun, musikideki genel minnoslukla olsun her haliyle bir kiz albumu olmus, eheh. merve kalp mariusz gunleri cok yakin!

    albumde oyle anlar var ki duete lee douglas girse "demistim sana, anathema'nin yeni albumu super olmus" dense sasirtmaz. ya da en basitinden towards the blue horizon isimli parcayi towards.the.blue.horizon. olarak isimlendirsek steven wilson'in pek itirazi olmaz.

    riverside'in bu album icin hedefledigi sound albumun ilk yarisinda son derece leziz bir sekilde kotarilmisken, ikinci yarida bana gore ozgunluk oldukca yitiriliyor. yine de bahsettigimiz grup riverside ve bu album de 2015'in en iyileri arasindaki yerini kolaylikla alacaktir ama ben shrine of new generation slaves ile riverside'in ozgunluk problemini tarihin tozlu sayfalarina ebediyen gomdugunu dusunmus biri olarak bir miktar hayalkirikligina ugradim.

    ps: michal lapaj'in mukemmel bir jon lord - richard barbieri sentezi yarattigini dusunuyorum ve adam her album performansini zenginlestirerek efsane olma yolunda ilerliyor ama mariusz'cugum, sana bir tavsiye, eger boyle minnos, tatlis albumlere yelken acacaksak -ki bence sorun yok- piotr kozieradzki ile bu is zor. death metal kokenli bir davulcunun tusesi cok sert kaciyor kanimca :(
  • güzel bir progresif metal ya da progresif rock albümü değil ama güzel bir riverside albümü.
  • riverside' ın an itibarı ile son albümü.

    sakin sakin akıp giden bir albüm. son iki albümdeki gibi tam bir prog metal albümü değil de sanki prog rock' a daha yakın bir iş olmuş. ha sevmedik mi, tabi ki sevdik. o ayrı.

    ilk dinlemeler sonucu favori şarkım da time travellers. lost ve found da güzel şarkılar olmuş. genel olarak tatmin edici bir albüm bana göre.

    dinleyecek şeyler bulmakta güçlük çekilen bir dönemde ilaç gibi gelmiştir.
  • bir olgunluk albümünden çok, felsefi anlamda bir dönüşümü anlatan taş gibi prog rock albümüdür.

    http://www.birbabaindie.com/?p=8228
  • riverside grubunun "hard prog" dan "eclectic prog" tarzına geçiş yapmış son albümüdür. pink floyd, king crimson, yes, camel, elp gibi altın çağın muhteşem efsane gruplarının bir dinleyicisi olarak, bu topluluğun zaman içerisinde kendi döneminin avant-garde tarzını yaratıp progressive rock dünyasına kalıcı eserler bırakmakta olduğunu düşünüyorum. son albümlerinde gitaristin gitar değişimine gittiğini duydum. "under the pillow"daki prs custom 24 ile yapılan arpejler, adeta ikinci bir keyboard gibi arkada theatral bir fon oluşturmuş. "discard your fear" ve "towards the blue horizon" hem müzikal hem de sözlerin felsefi yükü açısından çok başarılı. albümün sonları her ne kadar albüm tamamlama çabası içerse de totalde 2015 yılının en iyi albümlerinden biri olarak karşımıza çıktı.
  • riverside ın son albümü. kesinlikle çok başarılı olmuş. bugün spotify den dinleme şansım oldu. under the pillow ve #addicted ilk dinleyişteki favorim oldu. birden tüketmemek lazım. gerçi öyle bir albüm değil. uzun yolculukların albümü tadında
  • yağ gibi akar.