şükela:  tümü | bugün
  • her ne kadar ufak tefek farklılıklara gidilse de ye$ilçam'daki arak senaryolardan biri de bu filmden alınmadır. billy wilder'ın her anına gölgesini ektiği bu filmin $ahane diyalogları ve büyü gibi görüntüleri bir yana, bizdeki versiyonunda gary cooper yerine cüneyt arkın, audrey hepburn yerine ise türkan $oray vardır. hani onlar da kefeye koysan aynı ağırlıktadır ama ne gary cooper'ın havasını ne de audrey'in inanılmaz oyununu bulabilmi$imdir kendilerinde..
  • ayak bileğine halhal takmış bir audrey hepburn ihtiva eder. kalp sağlığına zararlıdır.
  • yesilcam'a arim balim petegim olarak birebir aktarilan hollywood klasigi. keske bir de renkli olsaymis.
  • kadin erkek ili$kilerindeki rol dagilimini fevkalade ozetlemi$ bir yapimdir.

    nedir, esas oglan (ne oglani lan, dede resmen) ayni anda 485749309 kadini idare eden, hem capkin, hem zengin bir keyif pezevenginin tekidir. mottosu aman kimseye baglanmayayim, her $ehirde uc-be$ sevgilim olsun, bazilariyla operaya gideyim, isvecli twinlerle threesome yapayim, hep gonul eglendireyim'dir.

    peki ya onu dize getiren, nikahi basan kizimiz? o ise bir melek kadar pur-i pak, ama bir yandan da kafasi cali$an, guzel, egitimli, kisacasi mukemmel bir e$/anne adayidir. sevdigi adami oyuna getirerek en az onun kadar capkin olduguna, her hafta elinden be$ adam gectigine dair rol yapar. babasinin dosyalarinda okudugu duk, borsaci, hokeyci gibi bilumum adamlari sevgilileriymi$ gibi anlatir sevdigine. bu sirada yava$ yava$ a$ik olmaya ba$layan esas oglan kiskanclik krizlerine girer, kendini ickiye vurur, dellenir. halbuki esas kizimiz adamin ili$kilerini ayrintilariyla okumu$, kendisiyle olurken birkac kadinin daha varligini hissetmekte, adam $ehirden gidip bir sene donmediginde o yil boyunca bir suru insanla beraber oldugunu bilmektedir. buna ragmen kiskanclik krizleri degil, uzuntuyle yetinir ve adami kendine a$ik etmek adina canla ba$la cali$ir.

    a$k denen nanenin iki taraf acisindan nasil farkli algilandigini gosteriyor bu: adam kadinin hipotetik ili$kilerinden oturu bile delirmekte, sevdigi kadinin ba$kalariyla olma ihtimaline bile dayanamamaktadir. oysaki kadin adamin ili$kilerinin gercekliginden emindir, bunu kabul etmi$tir, ve bir de uzerine onun sevgisini kazanmak icin ugra$ir. bu olaylarin hicbiri kizin istedigi senaryo da degildir, kiz adam kendisini sevsin ister bir tek. ama o sevgi o kadar buyuktur ki adami degi$tirmeye ugra$maz, adam aniden gidip bir yil sonra donunce sorgulamadan yine onunla olur. yani kadin kendisini imha eder a$ki ugruna. adam ise birakin imhayi, kadinin sadece kendisine ait olmama ihtimalinden bile delirmektedir.

    sonuc ne: a$ki icin kendini yok edip iki yil boyunca sadece adam icin var olmu$, o esnada da ba$ka biri gibi davranmi$ olan bir kadin. ve $imarikca "niye bir suru adam var hayatinda" diye tepinen, ama ayni zamanda bin farkli kadinla takilan bir adam. i$in daha fenasi sonunda kizin bu davrani$i odullendiriliyor, adamin "gercek sahibi" oluyor nikahi basip. demek ki adamin ihtiyaci olan da ona "haddini" bildirecek bir kadinmi$. ama bu kadin gercekten capkin olamiyor mesela, sadece capkinmi$ gibi yapiyor ve esasinda filmin ba$indan beri temiz ve puruzsuz.

    "amanin kadinlari boyle yansitiyorlar, onlar da sevi$emez mi, erkek egemen toplum puu" filan da demiycem. cunku hakikaten kadin a$ik oldugunda durum ahan da boyle. aninda bir kendini imha sureci, adama yuzde yuz tapinma, nolursa olsun kendini arka plana cekerek onun icin var olma istegi. onun gidebilirligini ba$indan beri bilerek, ve buna ragmen o adami sevmek. gittiginde olmek, aglamak, mahvolmak; ama donunce yeniden onunla olmak icin bir saniye bile du$unmemek. aklin, mantigin yok olmasi.

    ve ben gene deliriyorum.
  • 130 dakika süren 1957 yapımı başrolünde audrey hepburn'ün oynadığı türk filmi versiyonunda türkan şoray'ın başrolde olduğu film.
  • (bkz: fascination)
  • 1957 yapımı bu klasik filmin çekimlerinin ilk günü yönetmen billy wilder acı bir gerçekle karşılaşır.
    filmin erkek başrolü gary cooper rol için çok yaşlıdır. bu sorunun giderilmesi için cooper'in yüzüne bol miktarda kozmetik uygulanır, ışıklar daha özenli yerleştirilir, hatta kameraya filtreler felan takılır ama nafile, cooper audrey hepburn 'ün babası gibi durmaktadır. bunun üzerine yönetmen çareyi cooper'in yüzünü tüm yakın çekimlerde gölgede bırakmakta bulur, audrey hep ön planda cooper ise uzaktan çekilir, hatta bazı sahnelerde bir duvarla yada kapıyla gizlenerek film tamamlanır.
  • audrey hepburn'ün bir sanat eseri gibi ışıldadığı film.
  • siyah beyaz nostalji olması bir yana, audrey'nin masumluğu ve sevimliği bir yana kaliteli replikleriyle de baştan sona keyifle izlenebilecek bir film.

    audrey hepburn filmleri listemde two for the road'dan sonra ikinci sıraya koydum bu filmi.

    dikkat: film boyunca dilden dile dolaşan fascination'ın melodisi filmin sonunda sizi de ele geçiriyor.