şükela:  tümü | bugün
  • 2004 mayıs ayında amerika'da gösterime girecek olan fransiz yapımı amelievari romantik-komedi. (bkz: jeux d enfants) (bkz: cesaretin var mi aska)
  • bu filmi her izlediğimde sanki çok çok uzun süredir olmasını beklediğim şey gerçekleşmiş gibi heyecanlanıyorum. oysa defalarca izledim. yetmedi; dün akşam iki defa üst üste izledim.

    bugüne dek hakkında duyduğum tüm yorumlar "saçma" olduğu yönündeydi ki bence de saçma. belki de hayatımda o derece saçmalama özgürlüğüne hasret duyduğum için bu film çekici geliyordur bilemiyorum ama hepsi bu kadar değil.

    bir duygunun ağaç kökü gibi en derine inişini anlatmasını seviyorum sanırım. herkes bir ağacın yeşil yapraklarına, elvan çiçeklerine, sulu meyvelerine bakar, onlara cezbolur. oysa bir de ağacın toprağın altında, görünmeyen, karanlık, nemli, böcekli, kurtlu bir kökü uzanır. dallar kırılır, yapraklar dökülür, meyveler çürür ama kök her daim oradadır. söküp atmak için insanın sınırını aşan bir güç gerekir. gövdeyi kesip atsanız da kökler yerinde kalır.

    işte bu filmdeki gözü karalık da bence bir ağacın görüldüğünde pek de çekici olmayan yanını; yani o duygunun köklerini anlatıyor diye düşünüyorum.

    ama hiç şüphesizki benim filmde gördüğüm karanlık, böcekli bir kahverengilik değil; sarıyla kırmızının pek de özdeşleşemediği ama asla da ayrılamadığı bir turunculuk.. çünkü sonunda ölüm olan tutku hikayelerinden vazgeçemiyorum.

    dün ikinci seyredişimde son yirmi dakikasında uyuyakalmışım. bugün eve gider gitmez tamamlamayı düşünüyorum.

    şunu bırakmadan gitmek de ayıp olur ve hiç ayıp etmek istemiyorum:

    https://youtu.be/x-n3zfvrpt4
  • canım sıkıldıkça açıp izlediğim filmlerden biri.

    şarkı açıp dinler gibi bu filmi açıyorum. öyle çalıyor oynuyor ben de işlerimi yapıyorum bir yandan. fazla bağlanıyorum sanırım bir şeye. daha doğrusu her şeye. bir şeyden ilk aldığım tadı asla ama asla unutamıyorum. berbat bir şey de olsa ben aynı tadı almaya devam ediyorum. o yüzden olsa gerek; sevdiğim filmleri defalarca izliyorum, düzenli olarak..

    bu filmi de dün gece bilmem kaçıncı kez izlemiştim. bu akşam yine izleyecektim ama başka bir defalarca izlediği filmi izlemeye karar verdim. o yüzden şu an leon oynuyor.

    ama şimdi konu bu değil. konu; bu filmdeki kutu. hiçbir yerde yok. tıpkısının aynısını istiyorum. baş ucuma koyup buna bakarak uyuyacağım, niyetim bu. ama bu isteğimi gerçekleştiremiyorum. neden? çünkü kutu yok. filme özel mi ürettiler nedir anlamadım. internette biraz bakınmıştım. ki hala ara sıra bakınıyorum ama yok. eski bir çikolata kutusu falan yazıyordu. adı bile varmış. ama o ismi internette aratınca o kutu dışında her şey çıkıyor, gözlerimi kanatan cinsten. oysa ben gözümün kanamasını değil; bu kutuyu istiyorum.

    bir gün alırsam mutluluk gözyaşlarına boğulacağım hediyeler listemin üçüncü sırasına koydum bu kutuyu da. hadi bakalım.