şükela:  tümü | bugün
89 entry daha
  • 4 sene evvel haberini duyup beklediğim ve tabloların yapım maliyeti dolayısıyla durdurulan ancak sonra yeniden devam edildiğini duyup merakla bekleyip bıgün koşa koşa izlemeye gittiğim filmdi. yorum yapmıycim. şu gözlerin sinemada izlediği en güzel şeylerden bir tanesiydi.

    "great artista has unpeacfull souls"
  • filmden çıktıktan sonra bacaklarım tutmuyordu, bence izleyin, bikac kere hem de.
    böyle biriyle aynı dünyayı paylaşmışız (ben hala onun buraya ait olmadığını, buranın onun rüyası olduğunu düşünüyorum, filmin bi yerinde "keşke onlar gibi olabilseydim" diyor, tam da bundan bahsediyorum işte) böyle küçücük bir ortak noktaya sevindirecek kadar büyük biri van gogh ve bu film onu anlatmayı başarmış.
  • vincent ne kadar derin ve hassas hissediyor..
  • öncelikle filmin üzerinde muhteşem büyüklükte bir emek var . düşünsenize van gogh ' un çizdiği tablolar canlanıyor ve size onun kısacık yaşamını anlatıyor . film her yönden dokunuyor insana, hayatının büyük büyük bir bölümünü toplumda kendine bir rol bulmaya çalışan birinin hayatını anlatıyor . babasının , annesinin sevgisini görebilmek için her şeyi deniyor ama olmuyor , yapamıyor . van gogh kendini toplumsal kalıplara sokamıyor. her şey bitti derken 28 yaşında alıyor eline ilk kez fırçayı , sonrasını biliyorsunuz zaten 8 yıl , 800 eser ve modern sanatın kurucusu olarak anılıyor ölümünden sonra . bu filme mutlaka gidin , çünkü bu film , başarmak için , başlamak için hiçbir zaman geç olmadığını gösteriyor . geçmişe saplanıp keşke yapsaydım demeyin , o an yapsaydım dediğiniz an yapmaya başlayın , hiçbir zaman geç değildir. bunu görmek için gidin filme , bırakın o kaçık dahi adam dokunsun hayatınıza fırçasıyla .

    edit: emin olmamakla birlikte , bir arkadaşımın dediğine göre bugün vizyonda son günüymüş sanırım.
    2.edit : istanbulda 11 ine kadar bazı sinemalarda seansı bulunan film.
  • filmi baştan sona ağlamaklı bir halde seyrettim. zaten van gogh takıntım malum; onun zorbalığa uğrayışını, hassas kişiliğinden ötürü toplumdan deli gibi dışlanışını sade ve çarpıcı bir şekilde dışavuran bu film beni iyiden iyiye etkiledi.

    --- spoiler ---

    réne sen bir asalaksın oğlum.

    --- spoiler ---
  • parasızlığın, leş ebeveynlerin sadece günümüze değil, tüm zamanlara özgü olduğunu yüzümüze vuran sinema harikası. ama her zaman olduğu gibi büyük buhranlardan, en zor zamanlardan daima büyük işler çıkmıştır. vincent çocukluğundan beri varoluşsal bunalımının neticesinde arayışa çıktığı yaşam amacı yolculuğunda son durağı ressamlık oluyor ve dehası sayesinde "modern sanatın kurucularından" sıfatı layık görülüyor. üstelik yalnızca 10 yılda. aynı deha kendi sonunu da hazırlıyor aynı zamanda.

    paris'teki sanat sosyetesine girseydi, birkaç resmi satılsaydı neler olurdu acaba. insan merak etmiyor değil.

    anlamsız ugraşlarınızı bırakıp mutlaka gidin bu filme. bir buçuk saatliğine bu müthiş zihnin evreninde kaybolun.
  • sadece bir hafta vizyonda kalabilmiş bir sanat filmi.

    hiç şaşırmadım ama üzüldüm.

    uzun zamandır bekliyordum ve vizyona girdiği gün gidecektim. sevdiğim bir arkadaşım beraber gitmek istediği için onu bekliyordum. yarın ya da bu haftasonu gidecektik ama tesadüfen öğrendik ki bu akşam sonmuş. yarın vizyonda olmayacakmış.

    hayatımda ilk defa tek başıma sinemaya gideceğim bu akşam. heyecanlıyım hem film için hem de (bkz: tek başına sinemaya gitmek) eylemini gerçekleştireceğim için.

    eğer erteleyenlerden iseniz bu akşam son şansınız, bilginiz olsun.

    edit: istanbul için durum bu. her şehirde öyle midir, bilemiyorum.
  • bugün izlediğim film. öncelikle 65k yağlı resimin 100'ün üstünde ressam tarafından yapılması büyük bir takdiri hakediyor. uyum, ahenk, renkler çok hoş.

    filmde bolca ters köşeye düştüm. sanki izleyicilere kesin yargılara varmamamız gerektiğini anlatıyordu veyahut da ben öyle ders çıkardım.

    bir van gogh sever olarak sevdiğim resimlerin olduğu her sahnede mutluluk duydum.

    film bence bir tür saygı projesiydi. vincent'ın bir insan olduğunu gösterdi. filmi yaratan insanlar ile aynı dünyada yaşamaktan kıvanç duyuyorum.
  • birkaç yıl önce projenin ve yapım aşamasının kısaca anlatıldığı bir tanıtıma denk geldiğimden beri her haber aldığımda heyecanlandığım ve bugün nihayet sinemada izleme şansı bulduğum masalsı bir film.

    yaşadığım şehir olan izmirde sadece 3 sinema salonunda olması, gösterim gününün kısıtlılığı ve aynı oranda ilginin düşük kalması ne kadar üzücü olsa da, bu eseri ülkemizde sinemada izlemiş şanslı azınlık içerisinde yer almak daha bir o kadar sevindirici.

    film, baştan sona hayranlık uyandırıcı bir görsel şölen olmasının yanı sıra, hayatına dair çok kısıtlı bilgim olan vincent'i bu kadar içselleştirmeme yol açması bende ayrı bir etki bıraktı. herkese tavsiyem şu son saatlerde hâlâ fırsatınız varken sinemaya koşup en azından son seansı yakalamanız ve hayatınızın en farklı sinema tecrübelerinden birini yaşamanız

    edit: bugün itibariyle seanslar yenilenmiş gözüküyor, daha öncesinde perşembe gününden itibaren seansların kalktığı yazıyordu. o yüzden hala hiçbir şey kaçırmadınız, fırsatınız varken değerlendirmenizi şiddetle tavsiye ederim.
  • bugün vizyondaki son günü olduğunu duyunca çok üzüldüm. gerçekten gitmeyi çok istiyorum ve planlarımın arasında bu film. fakat türkiye’de yaşadığımı unuttum.

    cinemaximum üzerinde akasya avm’de cumartesi günü için hala bilet alınabiliyor.
123 entry daha