şükela:  tümü | bugün
  • 1820’de, amerikan sanayi devriminin baharında, francis cabot lowell diye bir işadamı, boston manifaktür adında bir şirket kuruyor ve yeni fabrikalar inşa ediyor. tamamen tekstil üretimine ayrılmış bu kasabaya lowell adı veriliyor. yirmi yıl içerisinde bu kasabaya 32 tekstil fabrikasına çoğunluğunu 16-35 yaşları arasında kadınların oluşturduğu yaklaşık 8 bin işçi yerleştiriliyor.

    dökülen ter, solunan pamuk
    bir işçinin ortalama 4 yıl çalıştığı bu fabrikalarda, 10-15 yaş arasında başlayan her ortacı, deneyimli bir işçiyle eşleştiriliyor ve ortalama 14 saatlik iş günü içerisinde işi öğreniyor. her bir odadaki 80 kadın işçinin başına 2 erkek ustabaşı konuyor ve bu şekilde emek denetimi sağlanıyor. 10 yaşından 35 yaşına kadar 80 kadın, yazın cehennem sıcağında üretimi en yüksek seviyede tutmak için kilitlenen bu odalarda havada uçuşan pamuk ve iplik tozlarını çekiyorlar ciğerlerine. elleriyle bir elbise üretirken, bir elbiselik iplik ve pamuk da ciğerlerinde birikiyor her gün.

    ‘iş bırakan kadın, kadınlığın kurallarına uymamıştır’
    ilk başta bir fabrika-kasaba yaratmak için cazip kılınan ücretler 1830 ekonomik buhranıyla kırılmaya başlıyor. 1834 şubatı’nda ilk yüzde 15’lik kesinti geliyor. birçok genç kadın, o zamana kadar bankada biriktirdikleri üç beş kuruşa güvenip iş bırakıyor. fakat sayıları çoğalmayınca yenik düşüp tekrar çalışmaya başlıyorlar. patronlar, iş bırakan kadınları kadınlığın kurallarına uymamakla suçluyor, insanların gözünde itibarlarını bu şekilde zedelemeye çalışıyor. buhranın ikinci dalgasının bir sonucu olarak, 1836 yılında işçi kadınlardan kaldıkları fabrika pansiyonlarında kendilerini denetleyenlerin kirasını ödemeleri isteniyor.

    işte dananın kuyruğu burada kopuyor. işçiler derhal “fabrika kızları birliği”ni kuruyor. kadınlara seçme ve seçilme özgürlüğünün henüz tanınmadığı bir ülkede, patronlara ve yasalara meydan okurcasına kurulan ilk -ve belki de tek- sadece kadınlardan oluşan bir sendika. ve bu birlik, ekim 1836’da ilk büyük grevi patlatıyor. 1200 ila 1500 arasında fabrika işçisi genç kadın sokaklara dökülüyor ve neredeyse kasabayı işgal ediyor. deneyimsizler ama ne yaşadıklarını herkesten daha çok biliyorlar. politik sloganları ya da pankartları yok, kendilerine dayatılan yaşamı ve sömürüyü doğaçlama şarkılar söyleyip dans ederek protesto ediyorlar. fabrika kızları’nın sokaklarda yazdığı parodilerin patronların iliklerini titrettiğini dönemin gazete haberlerinden öğreniyoruz. azimli ama deneyimsiz bu genç emekçi kadınların direnişi bir süre sonra bastırılıyor. ta ki on binlerce işçi kadın 8 mart 1857’de new york sokaklarını inletene dek...

    bir kütük üzerinde ateşli bir grev konuşması
    1834’teki ilk eylemlerde boston transcript gazetesi şöyle yazıyordu:
    “sayıları kısa zaman içerisinde yaklaşık 800’e yükseldi. bir aylaklar ve oğlanlar çetesinin gönül eğlencesine tören alayı oluşturuldu ve kasabaya kadar yürüdüler ve eklediğimize üzgünüz ki hepsi de yankee kızlarına mahsup değil… liderlerden birinin bir kütüğün üzerine çıkıp, dinleyicileri üzerinde güçlü bir etki yaratan, kadın hakları ve ‘paralı aristokrasinin’ haksızlıkları üzerine ‘mary wollstonecraft’vari* ateşli bir konuşma yaptığı ve kendi mücadelelerine ölümüne sahip çıkmaya karar verdikleri haberini aldık.”