şükela   tümü | bugün
  • abd'nin gözlemci olarak yer aldığı için zaten imzalanmasına gerek olmadığı anlaşma. bak bakayım taraflara, amerika'nın am'ı geçiyor mu?

    the british empire, france,italy,japan,greece,roumania and the serb-croat-slovene state,
    of the one part,

    and turkey,

    of the other part

    hala lozan'a "savaş galibi" olarak gittiğimizi düşünen dangalakların "100 yıl şakirtyum madenlerimize ipotek koydulaaağr" diye saçmalayarak bok attığı anlaşma. lozan'la ilgili böyle şeyleri üfüren bi hasan mezarcı vardı, o da üfürmekten beyni yaktı sonunda..
  • öncelikle şunu söylemek istiyorum müthiş bir zafer değildir. olması da beklenemez zaten. bazı salaklar sanıyor ki biz kurtuluş savaşını kazandık, galip devlet olarak oraya gittik bu sebeple bu anlaşmada itilaf devletlerinin anasını sikmemiz lazımdı.

    bak az okuyan arkadaşım; ilk olarak lozan anlaşması 1. dünya savaşından bağımsız olarak yapılmış, kurtuluş savaşındaki galibiyetimiz sonucunda tüm dünyayı köşeye sıkıştırdığımız için imzalanan bir anlaşma değildir. malup bir devletin mecburen imzaladığı ölüm fermanının direniş sonucunda tekrar düzenlenerek orta yol bulunması amaçlanmıştır. yani lozan imzalanmasa balkanlara kadar ilerleyip yeni bir imparatorluk falan kurmayacaktık. yapabildiğimizin en iyisi buydu, anadoludan işgal devletlerini yenilgiye uğratarak göndermek (yunanistan, ermenistan) veya onların kendi rızasıyla çekilmesini sağlamaktı(italya vb.) . türk milleti o tarihte bu anlaşmayı imzalamasa ve yeni bir harb çıksa yapabileceği en fazla işgal altındaki istanbulu tekrar almak veya en iyi ihtimalle trakyada şu anki sınırlara ulaşmaktı. lozan anlaşması neden bir kazançtır peki?

    -ilk olarak türk milleti sadece savaşarak değil, dünya üzerindeki gündemle de savaşı sürdürmeye çalışıyordu. yani dünyayı savaş yanlısı olmadığına, amacının sadece wilson ilkelerine dayanarak hakkı olan toprakları almak istediğine inandırmak zorundaydı. misakı milli'nin amacı da buydu zaten. balkanlara veya başka bir tarafa uzanan bir devlet kurmak değil, bağımsız ve tüm dünya kamuoyunun o dönemler uygun gördüğü wilson ilkelerine aykırı olmadan hakkı olan topraklarında yeni bir türk devleti kurmaktı. kendimizce haklı yanlarımız vardı yani, kutsal bir amacı vardı. hakkımız olanı almaktı amaç, fazlasını değil.

    -batum olayına gelelim. bunu hangi salak söylüyor gerçekten bilmiyorum. batumla lozanın ne alakası var yahu? batum lozandan önce teslim edilmişti zaten. misakı milli'den ödün verilmişti evet ama lozanla bir alakası yoktu. tek amacı bağımsızlık savaşında bitmiş olan türk ekonomisi ve askeriyesini sovyet rusyanın desteğiyle ayakta tutabilmekti. batum'u verdik ama karşılığında bizi kurtuluş savaşında ayakta tutmayı başaran silah ve lojistik destekleri aldık. bu tip bir diplomatik bağlantı kurulamasaydı yüksek ihtimalle bu savaşı kaybetmiş ve ikinci bir anlaşmaya imzalamaya gerek kalmadan ikinci bir malubiyeti tadmıştık. yani o müthiş galibiyetler karşılığı neden toprak alamadık diye ağladığınız savaşlarda, inönü muharebelerinde, sakarya muharebesinde, büyük taarruz da ayakta kalabildiysek bunlara sovyet rusya ile kurduğumuz sıcak temas oldukça etkilidir. neyse konuyu dağıtmadan asıl cümleyi söyleyelim; batum ile lozan'ın ne alakası var yahu? ahaahahah.

    -adaların alınamaması. 12 adalar olayına zaten yorum yapmıyorum. 12 adalar ile lozan arasında bağlantı kurabilen insan ile tarih tartışması yapılması zaten mantıksızdır. 12 adaların verilmesi balkan savaşlarına denk gelir ki o zamanlar bırakın kurtuluş savaşını, dünya savaşıyla alakalı bir kıvılcım bile yoktur. egenin diğer adalarındaki vatandaş çoğunluğu o dönemde rumlardadır. bu nedenle türklerin bu adaları alması wilson ilkelerine uymaz. buna uyulması türklerin wilson ilkelerini ne kadar benimsediğini, tüm stratejilerini bunun üzerine kurduğunu gösterir. verilen mücadele herkesin altına imza attığı bir bildirinin uygulanabilmesi içindir yani. haklıdır. bozcaada ve gökçeadayı boğazların güvenliği için türkler almıştır bunu kabul ettirmesi bile türklerin bana kalırsa büyük bir başarısıdır.

    -musul kerkük. bu olayın lozanla bir bağlantısı olmadığını anlatmama gerek yok sanırım. anlaşmada muğlak kalan tek konu bu'dur. ingilizler ve türkler arasındaki görüşmelere bırakılmıştır ki siz sevgili şakirtlerin pek seveceği bir kişilik olan şeyh sait'in ingilizlerce gaza getirilmesinin etkisiyle, lozandan yıllar sonra türkler bu topraklar üzerindeki haklarından vazgeçmişlerdir. lozanla bi alakası yoktur yani. şu ingilizler tarafından kışkırtılma olayına ayrı bir parantez açmak istiyorum ayrıca; bugünkü olayları yaratan insanların şu olayı bir gözden geçirmesi olayı genel hatlarıyla anlayabilmesi için yeterli sebeptir. kışkırtmayla ayaklanan saygı değer şeyhimiz ingilizlerin istediği toprakları elde etmesiyle isyanı karşılığında neyi aldığı malumdur. bu sebeple fazla hayallere kapılmamanızı tavsiye ederim.

    -kıbrıs mı? kıbrıs dünya savaşından çok çok önce ingilizler tarafından ilk önce himaye altına alınmış, ardından da topraklarına katılmıştır.

    türklerin bu anlaşmadaki en büyük kayıpları boğazlar komisyonu gibi bir saçmalığın olması ve rumlarla nüfus mübadelesi gibi bir saçmalığa imza atmasıdır. boğazlar sorunu lozandan yıllar sonra çözüme kavuşmuş fakat 1930'larda ancak gerçekten uygulanabilen nüfus mübadelesi olayında olan anayurtlarından, evlerinden koparılan insanlara olmuştur. zira yunanistanda siz türksünüz diye aşağılanan insanlar trakyaya geldiğinde de siz rumsunuz diye aşağılanmış ve dünya üzerindeki tüm sosyal kuralları hiçe sayan bir uygulama gerçekleştirilmiştir.
  • şurada ismet inönü'nün 1973 yılında türk tarih kurumu'na yaptığı istiklal savaşı ve lozan adlı bir konuşması var. kurtuluş savaşı cephelerinden lozan antlaşması'nın imzalanmasına kadar itilaf komutanlarıyla yaptığı birebir konuşmalar da olmak üzere birçok konuya değinmiş ismet paşa.
  • şuna yeğ görülmesi, son zamanlardaki cumhuriyet değerlerini itibarsızlaştırma çalışmaları kapsamında mümkün olmamaktadır. çünkü damat feritler, yüzyıldır başka şeylerin peşindeler.
  • her kuşu sikip de bir leyleği bırakan orospu çocuklarına turnusol olabilen antlaşma.

    istisnasız her şey tartışılır eyvallah fakat iş sinsi bir itibarsızlaştırma propagandasına dönüşüyorsa ve bunu yapanlar da haysiyetsiz tacirin en önde gideniyse, hele ki ramazanda dahi fitneyle fesatla içlerindeki irinlerini akıtmaya çalışan çapulsuz, çapsız, hasiyetsiz, şerefsiz insanlar bu işi yapıyorsa bu tanımı pekala hakederler.
  • daha fazlası alınabilir miydi meçhul; ancak sözlükte olabilecek en sığ şekilde değerlendirilmiş olan anlaşma.

    şu anki türkiye sınırlarını zaten “verilmiş” olarak kabul eden at gözlüklü için musul’un, trakya topraklarının, batum’un neden alınamadığını görmek zor. diplomasi taktiklerinden de bihaber olunca, böyle yüzeysel “ya kıbrıs da olsa iyiydi yaa” şeklinde kalıyor tabii değerlendirme. bu anlaşmada tüm akdeniz, doğu anadolu, güneydoğu anadolu bölgeleri, edirne’ye kadar olan topraklar alınmıştır. alınamayanlar kadar alınanları da görmek lazım.
  • hakkında atılıp tutulması çok keyifli olan üzerinde yaşadığımız ülkenin kurulmasını borçlu olduğumuz antlaşma.

    şakirt gençlik her zamanki gibi tarihin kendi işine yarayan bölümünü sentezliyerek aslen o dönem akp iktidarda olsa kanuni zamanından sonra kaybedilen tüm toprakları alırdık viyanda zaten kendi katılırdı fethe gerek kalmazdı diyesi.

    aslen italyanın olan on iki adayı nasıl alacağımızı çözemedim yani o adalar zaten başkası tasarrufuna girmişti çoktan sittiret limni yi neden sakız,rodos,midilli bize teklif edilmedi çünkü italya ya bağlı idi,kaldı ki edilsede gidip üzerine bayrak dikecek donanmanan yoktu,çook sevdiğiniz abdülhamit zamanında haliçte çürütülmüştü,elde olan tek adam gibi gemi yavuz'du midilli çoktan dibi boylamıştı.

    geç batı trakya yı, zaten balkan savaşı rezilliğinde çatalcaya kadar tüm trakya doğusu batısı elinden çıkmıştı,edirne eski payitaht başkenti olduğu için ulaşabileceğin yegane sınırdı zaten, o sınırı almıştın.adam vermese de gidip alacak ordun yoktu,mevcutu nasıl boğazdan aşıracaksın o da meçhuldü, türk kurtuluş savaşı yedi düvele değil ama yunana karşı yapılmıştır,bu savaş sonrasında geldiğin yerde karşında artık gerçekten yedi düvel vardır,ingiltereye karşı savaşa girmeye mevcut ordu ile kimsenin petkası sıkmamıştır,sıksaydı musulu alırdık. kısacası gücümüz buydu hala da öyle aha suriye jetini düşürdü ne yapabildin. konuyu değiştirmek için bu güdük tartışmayı açmaktan başka hiçbir şey elinden gelmiyor değil mi?

    atatürk neden büyük adamdır çünkü elindeki silahlı ve silahsız güçlerden maksimumu alıp bu devleti yeniden ayağa dikmeyi becerdiği için büyüktür.o dönem yapılabileceğin maksimumu budur ve az değildir dünyanın en önemli su yollarından ikisini ve adı rumça mermer demek olan marmarayı geri almak ve 750bin km2 toprağı kurtarmak,daha fazlasını isteyenin gözünü toprak doyursun,önce mevcutu adam et. her yeri hes yaptın doğanın canına okudun, binlerce yıldır olan meke gölünü kuruttun,amik gölünü kuruttun, gölün olduğu yere havalimanı yaptın her yağmurda sel oluyor. önce elindekinin kıymetini bil çok değil bir on yıl sonra anadolunun ortası bugünün konya ovası bildiğin çöl olacak,sonra git batuma,limniye ya da kıbrısa sulan.

    son söz olarak bir kıbrıs haritasına bak orada dana kadar ingiliz üssü göreceksin bir araştır bakalım ne zaman kurulmuş,kıbrısı isteseydin sana nasıl bir hareket çekerdi o ingilizler,tarihe tele objektifle bakarsak hep istediğimiz gözükür, ne ismet paşa çook kahramandır ne de iş bilmez pazarlıkcı,türkün gücü o tarihte o kadardı aha şimdi de bu kadder.
  • savaşı kaybedince ne olacağını merak edenler sevr anlaşmasına bakabilir. kazanılan savaş sonunda kazanan ülke halkı arasında okuyanlarının anlamamak için bu kadar direndikleri,bu yönüyle dünya tarihinde yeri ayrı, anlaşmalardan.
  • bazılarını gereksiz kudurtur. bir antlaşma imzalarken karşında dünya'nın en büyük devletleri varsa ve seninde askeri ve mali durumun içler acısı ise alabileceğinin en fazlasını almaya çalışıp alamayacaklarına da razı olursun. bir savaşı kazanmak bunu değiştirmez. örneğin o bahsedilen ege adaları kimin kontrolündeydi o zamanlar? italya. kurtuluş savaşı sırasında türkiye'ye savaştan çekildikten sonra askeri mühimmat sağlayan devletlerden biri de kimdi? italya. neden? çünkü savaşta kendisine vaadedilen toprakları "kazandığı" halde alamaması ve kendisine komşu olan güçlü bir yunanistan istememesi. şimdi sen bu tabloda italya'dan ege adalarını nasıl isteyeceksin? üstelik adalara çıkarma yapacak donanman bile yokken. yani cidden merak ediyorum kurtuluş savaş'ının anlatıldığı gibi sıfır yardım ile mi kazanıldığı sanılıyor? tamam yunanistan ve ermenistan yardım gördü, fakat sscb ve italya'nın verdiği yardımları da unutmamak lazım. özellikle sscb'nin yaptığı yardımlardan ve imzalanan moskova antlaşması'ndan sonra nasıl batum'u isteyeceksin? eğer boğazlar, musul ve kerkük konusuna gelirsek bunlar lozan ile kabul ettirilememiş olsalar dahi sonradan bunu için çaba harcanmıştır ve boğazlar konusunda başarılı da olunmuştur. musul ve kekük konusunda neden başarılı olamadığımızı ise bazıları çok iyi bilirler...
  • tartışılsın. tartışılmalı tabii, hobi olarak, bilim ya da beyin fırtınası adına vs. tartışılmalı ama bilenlerce tartışılması gereken anlaşma.
    üç gün sonrasını göremeyenlerce değil...