1. gizli maddelerinin türkiye'nin tüm kahvehanelerinde tartışıldığı antlaşma.
  2. ışığa doğru tutulduğunda satır aralarında "işbu sözleşmenin imzasından 100 bilemedin 150 sene sonra biz gavurlar bütün petrolünüzü alıp üstüne bi de sizleri zikecüüz" yazısının belirdiği oyunlu, neşeli, yazılı belge.
  3. bu anlaşmayı sevr ile eşitlemek zamanında marjinal bir dangalaklık iken son zamanlarda iyice yaygınlık kazanmaya başladı. böyle sürüyle konu, örnek vs. var. bilgilenmek isteyenler için hikayeyi çok kısa da olsa özetlemekte fayda var:

    (bkz: kurtuluş savaşı/@escherichiacoli)

    peki bu kendi ayağına kurşun sıkma sevdası da nedir? büyük ihtimalle milli mücadele yıllarında kendi kurtuluşu için savaşan orduya karşı 17 adet ayaklanma çıkaran grupların motivasyonu nereden geliyorsa, bu dangalaklığın kaynağı da aynı. gelecekte de aynı olacak. yapacak bir şey yok.
  4. abi sohbetlerinde en çok konuşulan konuların başında gelen geyikleri sözlük boyutunda devam eden anlaşma.

    aslında biraz daha kasıp 93 harbi öncesi sınırlara dönülebilirdi ama ismet paşa istemedi işte islam canlanır falan diye. hepimizin bildiği bilimsel gerçekler bunlar.
  5. bu anlaşmanın hükümlerinden birine göre türkiye cumhuriyeti gerekli gördüğü durumlarda ırak topraklarına "75 km"ye kadar girip operasyon yapma hakkına sahiptir.

    (bkz: ismet inönü)
  6. abd'nin gözlemci olarak yer aldığı için zaten imzalanmasına gerek olmadığı anlaşma. bak bakayım taraflara, amerika'nın am'ı geçiyor mu?

    the british empire, france,italy,japan,greece,roumania and the serb-croat-slovene state,
    of the one part,

    and turkey,

    of the other part

    hala lozan'a "savaş galibi" olarak gittiğimizi düşünen dangalakların "100 yıl şakirtyum madenlerimize ipotek koydulaaağr" diye saçmalayarak bok attığı anlaşma. lozan'la ilgili böyle şeyleri üfüren bi hasan mezarcı vardı, o da üfürmekten beyni yaktı sonunda..
  7. öncelikle şunu söylemek istiyorum müthiş bir zafer değildir. olması da beklenemez zaten. bazı salaklar sanıyor ki biz kurtuluş savaşını kazandık, galip devlet olarak oraya gittik bu sebeple bu anlaşmada itilaf devletlerinin anasını sikmemiz lazımdı.

    bak az okuyan arkadaşım; ilk olarak lozan anlaşması 1. dünya savaşından bağımsız olarak yapılmış, kurtuluş savaşındaki galibiyetimiz sonucunda tüm dünyayı köşeye sıkıştırdığımız için imzalanan bir anlaşma değildir. malup bir devletin mecburen imzaladığı ölüm fermanının direniş sonucunda tekrar düzenlenerek orta yol bulunması amaçlanmıştır. yani lozan imzalanmasa balkanlara kadar ilerleyip yeni bir imparatorluk falan kurmayacaktık. yapabildiğimizin en iyisi buydu, anadoludan işgal devletlerini yenilgiye uğratarak göndermek (yunanistan, ermenistan) veya onların kendi rızasıyla çekilmesini sağlamaktı(italya vb.) . türk milleti o tarihte bu anlaşmayı imzalamasa ve yeni bir harb çıksa yapabileceği en fazla işgal altındaki istanbulu tekrar almak veya en iyi ihtimalle trakyada şu anki sınırlara ulaşmaktı. lozan anlaşması neden bir kazançtır peki?

    -ilk olarak türk milleti sadece savaşarak değil, dünya üzerindeki gündemle de savaşı sürdürmeye çalışıyordu. yani dünyayı savaş yanlısı olmadığına, amacının sadece wilson ilkelerine dayanarak hakkı olan toprakları almak istediğine inandırmak zorundaydı. misakı milli'nin amacı da buydu zaten. balkanlara veya başka bir tarafa uzanan bir devlet kurmak değil, bağımsız ve tüm dünya kamuoyunun o dönemler uygun gördüğü wilson ilkelerine aykırı olmadan hakkı olan topraklarında yeni bir türk devleti kurmaktı. kendimizce haklı yanlarımız vardı yani, kutsal bir amacı vardı. hakkımız olanı almaktı amaç, fazlasını değil.

    -batum olayına gelelim. bunu hangi salak söylüyor gerçekten bilmiyorum. batumla lozanın ne alakası var yahu? batum lozandan önce teslim edilmişti zaten. misakı milli'den ödün verilmişti evet ama lozanla bir alakası yoktu. tek amacı bağımsızlık savaşında bitmiş olan türk ekonomisi ve askeriyesini sovyet rusyanın desteğiyle ayakta tutabilmekti. batum'u verdik ama karşılığında bizi kurtuluş savaşında ayakta tutmayı başaran silah ve lojistik destekleri aldık. bu tip bir diplomatik bağlantı kurulamasaydı yüksek ihtimalle bu savaşı kaybetmiş ve ikinci bir anlaşmaya imzalamaya gerek kalmadan ikinci bir malubiyeti tadmıştık. yani o müthiş galibiyetler karşılığı neden toprak alamadık diye ağladığınız savaşlarda, inönü muharebelerinde, sakarya muharebesinde, büyük taarruz da ayakta kalabildiysek bunlara sovyet rusya ile kurduğumuz sıcak temas oldukça etkilidir. neyse konuyu dağıtmadan asıl cümleyi söyleyelim; batum ile lozan'ın ne alakası var yahu? ahaahahah.

    -adaların alınamaması. 12 adalar olayına zaten yorum yapmıyorum. 12 adalar ile lozan arasında bağlantı kurabilen insan ile tarih tartışması yapılması zaten mantıksızdır. 12 adaların verilmesi balkan savaşlarına denk gelir ki o zamanlar bırakın kurtuluş savaşını, dünya savaşıyla alakalı bir kıvılcım bile yoktur. egenin diğer adalarındaki vatandaş çoğunluğu o dönemde rumlardadır. bu nedenle türklerin bu adaları alması wilson ilkelerine uymaz. buna uyulması türklerin wilson ilkelerini ne kadar benimsediğini, tüm stratejilerini bunun üzerine kurduğunu gösterir. verilen mücadele herkesin altına imza attığı bir bildirinin uygulanabilmesi içindir yani. haklıdır. bozcaada ve gökçeadayı boğazların güvenliği için türkler almıştır bunu kabul ettirmesi bile türklerin bana kalırsa büyük bir başarısıdır.

    -musul kerkük. bu olayın lozanla bir bağlantısı olmadığını anlatmama gerek yok sanırım. anlaşmada muğlak kalan tek konu bu'dur. ingilizler ve türkler arasındaki görüşmelere bırakılmıştır ki siz sevgili şakirtlerin pek seveceği bir kişilik olan şeyh sait'in ingilizlerce gaza getirilmesinin etkisiyle, lozandan yıllar sonra türkler bu topraklar üzerindeki haklarından vazgeçmişlerdir. lozanla bi alakası yoktur yani. şu ingilizler tarafından kışkırtılma olayına ayrı bir parantez açmak istiyorum ayrıca; bugünkü olayları yaratan insanların şu olayı bir gözden geçirmesi olayı genel hatlarıyla anlayabilmesi için yeterli sebeptir. kışkırtmayla ayaklanan saygı değer şeyhimiz ingilizlerin istediği toprakları elde etmesiyle isyanı karşılığında neyi aldığı malumdur. bu sebeple fazla hayallere kapılmamanızı tavsiye ederim.

    -kıbrıs mı? kıbrıs dünya savaşından çok çok önce ingilizler tarafından ilk önce himaye altına alınmış, ardından da topraklarına katılmıştır.

    türklerin bu anlaşmadaki en büyük kayıpları boğazlar komisyonu gibi bir saçmalığın olması ve rumlarla nüfus mübadelesi gibi bir saçmalığa imza atmasıdır. boğazlar sorunu lozandan yıllar sonra çözüme kavuşmuş fakat 1930'larda ancak gerçekten uygulanabilen nüfus mübadelesi olayında olan anayurtlarından, evlerinden koparılan insanlara olmuştur. zira yunanistanda siz türksünüz diye aşağılanan insanlar trakyaya geldiğinde de siz rumsunuz diye aşağılanmış ve dünya üzerindeki tüm sosyal kuralları hiçe sayan bir uygulama gerçekleştirilmiştir.
  8. şurada ismet inönü'nün 1973 yılında türk tarih kurumu'na yaptığı istiklal savaşı ve lozan adlı bir konuşması var. kurtuluş savaşı cephelerinden lozan antlaşması'nın imzalanmasına kadar itilaf komutanlarıyla yaptığı birebir konuşmalar da olmak üzere birçok konuya değinmiş ismet paşa.
  9. --- alıntı ---

    ingiltere'nin savaş tazminatından vazgeçmesine karşılık türk delegasyonu, 1914'te ingiltere'nin el koyduğu 2 savaş gemimizden ve türk hazine bonolarından doğan alacaklarından vazgeçmeyi kabul etti. rapora göre; savaş gemilerinin değeri 5 milyon sterlin, hazine bonolarının ticari değeri ise 846 bin100 sterlin idi.

    --- alıntı ---

    http://www.zaman.com.tr/…ngiltereye-tazminat-odemis

lozan antlaşması hakkında bilgi verin