şükela:  tümü | bugün
  • hava harp okulu bahçesinde de bulunur. denize karşı yemek yerken güzel manzara yaratır.
  • dünya üzerindeki 4 sedir türünden biri olan lübnan sedirin en geniş doğal ormanları toros dağlarının yüksek kesimlerinde yer alır.
  • lat. cedrus libani. büyülü güzellikte ağaçlardır. 1200-2000 metrelerde yayılım gösterir. toroslar'dan hatay amanos dağları'na, oradan da lübnan'a uzanır. gerçi lübnan'a uzandığına ve lübnan'dan uzanmadığına göre, neden lübnan sediri yerine toros sediri (mesela cedrus taurusi) veya antakya sediri (mesela cedrus antiochi) denmemiştir gibi bir soru da sorulabilir.

    yerkürede, en çok yayılım gösterdikleri bölge toroslardır. ingilizce literatürde, taurus cedar olarak da geçer.

    http://www.vivaicuciti.it/…ages/cedrus_libani_5.jpg
  • lübnan bayrağına ve parasına simge olan sedir ağacı, artık lübnan'da sadece 7 hektarlık bir alanda mevcutmuş ve yaşları 2500 civarında olduğu tahmin edilen bu ağaçlar lübnan'da artık sadece 400 taneymiş. kısacası "adı kalmış yadigar..."
  • *meclis parkında bir adet bulunmaktadır,
  • lübnan sedirinin ışık isteği fazladır ve yarı ışık ağacı olarak kabul edilir. toprak bakımından seçici değildir. daha ziyade kayalık kalkerli yamaçlarda yetişirler. akdeniz ikliminin hakim olduğu yerlerde bulunur. kışları ılık yerler ister.
  • halk arasında katran ağacı olarak da bilinir. çok uzun süre yaşayabilen bir türdür. geçmiş uygarlıklar için önemli ekonomik değere sahip olmuş bir ağaçtır.
  • bu ağaç için zamanında (ne zamansa artık) savaş çıkmış denir.. upuzun sağlam ve düz yapısı nedeniyle de yine zamanında firavunlarınların mumyalarını taşıyan kayık mı gondol mu herneyse işte onların yapımında bu agacı kullanırlarlarmış.. toroslarda bir ağaç dikim şenliği sonrası duyumları ..(bkz: işte bunlar hep rivayet)
  • türkiye, kıbrıs, suriye ve lübnan(hadi be!)'da bulunan kokulu bir ağaç. hemen kateşistik bir monografi hazırlayalım hakkında hatçe:

    -nedir lan bu? nerede yetişiyor kanka bu? ses et bir hele.

    dedik ya, türkiye falan, git girişi oku pezevenk, sinirimi bozmayın lan benim..

    -ama hocam şi..

    kes, tatava yapma. bak şimdi velet, biraz daha detaylandırayım sana: aslında bakınız çok ilginç ki bu ağaç, rus aleksandrit'ini andıran falkreath çimlerini, zümrüt gözlü hatçe'min gözlerinden hık diyen kırları sevmezdir; lübnan ağacı, taşlı yüzeyde, kireç taşında yetişen dağ ağacıdır. dağ ağacı olmasına rağmen sıcağı sever. aslında lübnan'dan çok türkiye'de, akdeniz'de ırak'a uzanan toros dağları'nda bulunur bu dik başlı varlıklar. o yüzden "flora of turkey and its east aegean islands” gibi bazı yerlerde türk sediri diye de geçer. sıcağı sever dedik de, neme de ihtiyacı vardır, yazın akdeniz'in hali malum, ama işte toros dağlarında yazları sis oluşur, bu da nem sağlar.

    hatta alın(kaynak sanırım prof. dr. musa genç): http://i.hizliresim.com/d4307m.png

    -peki baba, yüce bilgeliğinin aşkına affet beni, sorarım şimdi: ismi nereden gelmektedir bunun?

    bak şimdi güzel kardeşim. sedir diyoruz, lübnan diyoruz, beyin diyoruz; bu üçünü bir genişçe bir tencereye atıp pembeleşene kadar karıştırıyoruz. pembeleşince anlayacaksın ki lübnan'dan geldiği için lübnan sediri diyoruz kendisine. ha sedir ne demek bilmiyor olabilirsin. bize fransızca'dan gelir sedir, "cedre" der dokunaklı firençler, ama nihayetinde yunan uygarlığına dayanır kelime. bizim yunan baklavaları iğneye kedros dermiş canımın içi, bu ağaca da bakmışlar iğne gibi duruyor, asaletinden ter damlıyor, "bunu da kedros yapalım" demişler.

    nitelik paralelliği bizim yunan abilerin büyük aktivitesidir evelallah. ama tabii bu karışıklıklara da sebep olabiliyordu, antik abiler pinus'la(çam) karıştırırdı zaman zaman. bizim toroslarda "katran" derler, ikinci mini yayılım bölgesi olan tokat civarlarında da "kökmer ardıcı" diye geçer. "katran" kelimesi de belli ki yunanca "kedros"tan geliyorken(ya da katranının kullanımı dolayısıyla konmuştur herhalde bu ad) "kökmer ardıcı" hakkında bir fikrim yok, ama ardıç servigillerden bir ağaçtır; problem "kökmer"dir, kökmer nedir ey "tohat"lılar?

    -ee nedir yani, ne yapıyorlar bu ağaçlan?

    antik dönemlerde gemi yapımında kullanılırdı, mısırlılar pek severdi bunu gemide kullanmayı(khufu'nun gemisinin %95'i lübnan sedirindendir), zira pek dayanıklıdır ve mısır'da da bu tarz bir ağaç bulmak pek kolay değildir, o yüzdendir ki sarcophaguslarda da rastlanırdı; aslında mısır ağaçtan tamamen yoksun değildir tabii, gize nekropolünün oralarda orman vardı, sorun şu ki kerestelik ağaç yoktu adam gibi; lübnan'dan getirtirlerdi. bunun dışında lübnan sediri dendiğinde ilk akla gelen historikal kullanımlardan biri de mısırlıların bunun sakızını mumyalamada kullanmasıdır elbette.

    savaş mı çıktı, savaşın çıktığı yerde lübnan sediri mi var, hemen istiflenirlerdi bu mısırlılar! dahası seyrekliğinden olsa gerek ki kutsal bir anlamı da vardı, ra'nın bayrağının direği için sedir kullanılmıştı, djehuty-nekht'ın tabutu bu tahtadandır, baal'ın sembollerinden biri sedirdi ve gizemli tanrımız osiris'in mitolojisinde de arada bir karşılaşırız; osiris'in mitolojisini bir kenara atıp ezoterizmine baktığımızda da pek karşılaşılabileceğini tahmin ediyorum. sadece mısır değil, fenikeliler, asurlular, romalılar ve hatta türkler için de önemli bir yeri vardır, solomon tapınağını lübnan sedirinden inşa etmiştir; hepimiz elbet o lübnan'ın cedars of god(tanrı'nın sedirleri)'ından otlanmışızdır.

    -hocam başka diyeceğiniz yoksa benim uyku saatim geldi, yatayım ben, yatayım evet.

    defol yavrum, piç ettin entariyi.
  • bu ağacı işlerken etrafı hoş kokular sarar. bu yayılan koku aynı zamanda böcekleri ve tahtakurularını da uzak tutar kendisinden.