şükela:  tümü | bugün soru sor
  • felsefi mesajlar veren bir kinobe şarkısı.
    "the earth really is alive!"
  • delain'in debut albümü.
  • delain adlı semfonik/gotik metal grubunun 2. albümü.. bu albümde bana değişik gelen; şarkıların yarısında marco hietala'nın eşlik etmesi (hem bas da hem vokalde).. bazı şarkıları kız yerine sharon den adel adlı meleğin söylemesi.. konuk sanatçı bir olur iki olur ama albümün tamamını başkasına yaptırmışlar sanki?..

    şarkı listesi:

    1. sever - 04:53
    2. frozen - 04:43 (çok güzel bi şarkı, kızın sesi inanılmaz güzel)
    3. silhouette of a dancer - 05:25
    4. no compliance - 05:10 (sharon ve marco'yu aynı şarkıda dinleme imkanı sağlamışlar.. ve mükemmel olmuş.. bu albümde ne işi var emin değilim ama teşekkürler delain)
    5. see me in shadow - 04:41 (albümdeki en güzel şarkılardan biri, yazanı tebrik ediyorum.. liv kristine de çok güzel oturmuş şarkıya)
    6. shattered - 04:20
    7. the gathering - 03:35 (marco'nun vokalleriye götürdüğü şarkı.. o söylemse sıradan olacakmış)
    8. daylight lucidity - 04:36 (albümün adını taşıyan şarkı (en azından en yakın bu).. ortalamanın üstünde, ama the gathering'den sonra kızın sesi uçuk kalıyor biraz.. peşpeşe dinlememek lazım)
    9. sleepwalkers dream - 04:27
    10. a day for ghosts - 03:37
    11. pristine - 04:31
    12. deep frozen (bonus track) - 04:46
    13. silhouette of a dancer (acoustic) (bonus track for japan) - 03:23
  • süpır bir tame impala parçası.

    --- sözlerini de yazayım tam olsun ---

    i know where you went but i don't know how you got there
    i know where you went but i don't know how you got there
    silver tongue hill where you talk up what i'd play down
    i would speak up but i wouldn't know what to say

    lucidity, come back to me
    put all five senses back to where they're meant to be
    oh, it's hard to tell, it breaks down
    there is a will, there is a way

    wondering around like spare time never knew it
    i might suck fizzle or i might just float away

    and we'll go running off tonight
    high above, where we won't even need to reach the sky
    my love, oh, there will be a change in the air
    nobody will be anybody else
    lucidity, come back to me
    put all five senses back to where they're meant to be
    oh, where we'll go, tiptoe
    tread boldly right down to the lair

    --- sözlerini de yazayım tam olsun ---

    klip
  • aynı zamanda yeni bir soen şarkısı. şubat ayında çıkacak olan yeni albümleri lykaia'da yer alacakmış.

    https://www.youtube.com/…=frh9addqlim&feature=share

    (çok da güzel namıssız.)
  • everyone's a stranger wearing disguise.

    yeryüzünün en acı sorusu "baban ne iş yapıyor?", ikincisi de "beni seviyor musun?"dur. birincisini hiç sormadım. ikincisini sormamak için o kadar kasıyorum ki, hani ağzın içinde çıkan minik yaralar oluyor ya, onlardan çıktı kalbimin içinde. kimseye cevaplayamayacağı sorular sormak istemem. çünkü sonra hoca "otur, sıfır." diyor. içime oturuyor. kendimle savaşırken kendime yenilmişim gibi oluyor. rövanş alayım derken savaştığım artık kendim olmuyor. aynı savaşta iki kez savaşılmıyor.

    sonsuz bir denizin karşısında oturuyorum. sonsuz bir gökyüzünün altında. eğer gökyüzü denize paralel gidiyorsa denizle gökyüzü sonsuzda kesişir mi? ben meselâ kendimle bile kesişemiyorum. bir yanım mutluyken bile bir yanım üzgün kalıyor. özellikle kış göklerindeki dalgalı bulutlarla birleşince bazı şarkılar insanı alıp uzaklara götürebiliyor bazen patika gibi. aşağısı boşluk olunca insan gökyüzünde yürürken biraz zorlanıyor biliyor musunuz?
  • https://www.youtube.com/watch?v=frh9addqlim

    gözlerimi kapatıyorum. karşımda sonsuz bir deniz. gökyüzünde ise parlak bir kutup yıldızı. o kadar parlak ve güzel ki uzanıp yakalamak istiyorum. elimi kaldırmak istiyorum ama bir şeyler engel oluyor. önceki yaşanmışlıklarımdan ziyade yaşayamadıklarım yüzünden uzanamıyorum. biraz uzaklaşıyor benden. ona ne kadar parlak ve güzel olduğunu söylüyorum gözlerim ışıldayarak. öyle bir yörüngede dolaşıyor ki, bir milim uzaklaşsa felaketim; bir milim yaklaşsa mutluluğum oluyor. yerdeki kumlara uzanmak istiyorum izlemek için. adım attığım her yer betona dönüşüyor, uzanamıyorum. kutup yıldızı bir milim uzaklaşıyor, göğsüm sıkışıyor. açıyorum gözlerimi.

    daha önce kimseye "seni seviyorum" demedim. kimseye cevaplayamayacağı şeyler söylemek istemem. belki kendimle de savaşmak istemiyorum kim bilir. ama tüm umutlarım tükenmişken kutup yıldızı geliyor. üstelik bu sefer gözlerim açık. hem de bir milim daha yakın bana. ona hissettiklerimi o kadar içten anlatıyorum ki kendi gözlerimin parladığını hissedebiliyorum. uzanıp dokunmak istiyorum ama kolumu kaldıramıyorum. tıpkı daha önce uzanamadığım gibi kalıyorum öylece. aynı savaşta iki kez savaşılmıyor mu sahiden? benden uzaklaşıyor, ağlıyorum peşinden. haykırmak istiyorum; bari sönme ne olur. sönme.
  • sözlerini de kimse yazmamış yazalım...

    ın a purple robe
    throne of needles
    sailing to the sun
    reaching higher
    sleeping on a bed
    of broken bottles
    passing night and day
    wasting hours

    rings on the water caressing your hair
    touch of a mother so gently aware
    let the journey entice you to stay
    draped in water seduced to immerse

    lying on the grass
    by the river
    captured by the moon
    barely breathing
    dreaming while awake
    moving slowly
    waiting for a change
    never coming

    can you see the danger
    within my eyes
    everyone’s a stranger
    wearing disguise

    rings on the water caressing your hair
    touch of a mother so gently aware
    let the journey allure you to stay
    let the water seduce you to immerse