şükela:  tümü | bugün
  • hükümete karşı darbe girişiminde bulunan romalı bir aristokrat. cicero tarafından engellenmiştir.
  • sallustius, catilina hakkında şu ünlü sözü etmiştir; "yüzü, ölümünden sonra bile kahramanlığını yitirmemişti, varlıklıları küçümsemekte devam ediyordu."
  • cumhuriyet rejimine özellikle de aristokrasiye karşıydı. soylu ama varlıksız bir ailenin çocuğu olarak i.ö 108 de doğan catilina i.ö 68 yılında afrika praetoru olarak atanmıştı. 66'da geri döndüğünde bir darbe girişiminde bulundu fakat başarısız olacağını anlayınca vazgeçti. i.ö 63'te konsül seçimlerinde ciceroya kaybettikten sonra daha büyük bir darbe hazırlığında iken cicero tarafından senatoya ispiyonlandı. roma'dan kaçmak zorunda kalan catilina 62'de pistoria civarında yandaşlarıyla beraber çarpıştığı bir roma ordusu tarafından öldürüldü.
  • bir tarafta marcus tullius cicero bir tarafta lucius sergius catilina... aman aman. rocky balboa - ivan drago, river plate boca juniors rekabeti gibi bir mücadelenin mavi köşedeki kişisidir catilina. mö 63'te caesar'ın desteğiyle ve antonius'un gazlamasıyla cicero'ya karşı seçimlerde yarışmıştır. bu yarışta rüşvet ilişkilerinin ön planda olması, o tarihlerde değerlerin yitirildiğinden dem vuran, ahlakın çürümesinden ve cumhuriyetin tehlikede olmasından rahatsız olan cicero'nun sinirlerini bozmuş, aynı tarihte cicero senatoda catilina nutkunu vermiştir. bu nutukta darbe girişimlerinden haberi olan cicero, senatoya "uyumayın sayın vekiller, keyfi irade üstün geliyor, silah zoruyla özgürlüklerimiz elimizden alınıyor" uyarısını yapmıştır. tabi o tarihlerde henüz kendisine doğru yaklaşmakta olan kılıcın gölgesini bile fark edecek durumda değildir cicero. hayatını "ne olacak bu memleketin hali" sorusuna cevap arayarak rakı sofralarında geçiren cicero, catilina'nın hamlelerinin, ileride gerçekleşecek değişikliklerin işareti olduğundan habersizdir. ufka bakar, orada bir ışık görür ve bunun yeni günün ilk ışıkları olduğunu zanneder. lakin bu ışık, yeni günün habercisi değil onun dünyasını karartacak bir yangının alevleridir.

    bu rekabetin tarihsel ayrıntılarının bir başka bahara burada yer almasını diledikten sonra catilina nutkundan bir kuple okuyarak sözlerime son veriyorum sayın romalılar:

    "ne yapıyorsun catilina? ne düşünüyorsun? senin büyük suçlarını ve tuzaklarını farkettik. ey çağlar! ey töreler! senato bunları anlıyor, konsül görüyor. o [catilina] buna rağmen yaşıyor. yaşamak ne kelime? senatoya bile geliyor; hatta şimdi konsüle yol göstermeye cesaret ediyor; gözleriyle bizi ölüme yolluyor! ve biz, iyi adamlar, hiçbir şey yapmıyoruz! senato ve konsül seni ölüme mahkum etmek zorunda. bir kararımız var be bunu uygulamak zorundayız. eğer şimdi uygulamazsak, biz, biz -açık söylüyorum- hata yaparız. kaç şimdi catilina, ve kendinle arkadaşlarını da götür. bizimle kalamazsın; sana da, şu adamlarına da, planlarınıza da katlanmayacağım."

    [cicero, in catilinam, 1.1. ff] (çevirideki yardımı ve katkısı için ekin öyken'e teşekkürü borç bilirim.)

    "cicero rahatsız" manşetiyle duyurulan bu konuşmadan sonra hayat catilina'ya zindan olmuş, kabuğuna çekilmiş, cicero da "oh nası koydum çocuğu" edasıyla ortamlarda gezinmeye devam etmiştir. lakin senatoya karşı silahlı mücadelede bulunan 5 kişinin yargılanmadan öldürülmesi cicero'nun başını ağrıtmış, muhtemelen sokakta her yürüyüşünde "hani eşitlik, hani cumhuriyet" yakınmalarıyla karşılaşmıştır.
  • tarihi kazananlar (victores), güçlü olanlar (potentes), siyasi idareyi elinde tutanlar (potentatus) yazar, tarihi catilina yazmaz veya şeyh sait! ikisini bir tutmuyorum, anakronizm salt düşüncede çarpıklığa, bozukluğa değil aynı zamanda düşünceden hareketle oluşturulan düzenin uygulanmasında da problem yaratır. catilina'nın cumhuriyeti yıkmaya kalkışması tabi ki sait'inkiyle bir değil, ancak ikisinin ortak noktası şudur ki, (buna said-i nursi'yi de katabilirsiniz) okuduğumuz tarihteki (en azından bugüne kadar) haklıları ve haksızları belirleyemediler. şimdi konumuz l. s. catilina olduğundan, diğer paydaşlarını bir kenara bırakıyorum.

    catilina'ya baktığımızda egemenliği elinde tutanların (yukarıda dile getirdiğim "tarihi yazan"ların) tarihinde alt edilmesi gereken bir bela, zillet olduğunu görüyoruz. bunun için en temel iki metin sallustius'un catilina tertibi (catilina coniuration) ve cicero'nun in catilinam adıyla anılan "catilina'ya karşı" yazmış olduğu metindir. bilinir ki (ya da "bilinmeli ki") cicero iyi bir hatip, cevval bir avukattır. yani hakkını muazzam savunur. tarihi yazanlardan bahsettim ya yukarıda, cicero ve onun anladığı cumhuriyet idaresi her ne kadar eskiye duyulan özlemle karışık tüm serzenişleri içinde barındırıyor olsa da, dönemin roma'sının başındaki sağlam kudrettir. daha sonra dengeler cicero'nun ve birbaşka mukaddesatçı, cumhuriyetçi cato'nun aleyhine dönerek caesar'ın, yolunu açtığı mutlak "imparatorluk" idaresine doğru meyletmiş hatta sonunda bu gerçekleşmiştir. o halde cicero'nun ve benzer şekilde cato'nun ölümüne kadar olan süreçte catilina gibi cumhuriyeti sarsan zihniyetin bir virüs olarak değerlendirilmesi gerektiğini bilmeliyiz. biz "yazılı tarihten al haberi" bebelerinin gözünde nasıl ki henüz kartacalı hannibal barbarlık niteliğinden kurtulamamışsa, catilina da cicero'nun "in catilinam" adlı metninden hareketle bela olarak düşünülmekten kurtulamayacaktır. bu yüzden "cicero vs catilina" karşıtlığını da kuramıyorum. bir tarafta egemen güç, diğer tarafta tertip içindeki asi. arada güç dengesini sağlam oturtabilmek mümkün değil. tıpkı julius caesar'ın ölümüyle birlikte ikinci triumviri'yle roma'nın baş efendileri haline gelen, her biri "tek adam" yönetimini düşleyen bir ayağı doğuda diğeri batıda olan marcus antonius ile julius caesar'ın gölgede yetiştirdiği sarışın oğlan octavianus (daha sonra augustus) ile cumhuriyetin bekasını savunan, dilinden ve saygınlığından başka da gücü kalmamış olan cicero'nun karşılaştırılması gibi bir şey olur, o dönemde catilina ile cicero'nun karşılaştırılması. catilina'nın aristokratlığı, cicero'nun deneyimine yenik düşer, düşmeliydi de.

    daha ayrıntılı konuşuruz sonra, benim asıl bu entiriyi aktarış amacım cicero'nun "in catilinam"'ının başında catilina'dan nasıl bahsedildiğini göstermekti, yukarıdaki satırları da bu yüzden bir praefatio olarak nitelendirebilirsiniz.

    şimdi gelelim çevirime.

    cicero, oratio in catilinam

    [1] i. quo usque tandem abutere, catilina, patientia nostra? quam diu etiam furor iste tuus nos eludet? quem ad finem sese effrenata iactabit audacia? nihilne te nocturnum praesidium palati, nihil urbis vigiliae, nihil timor populi, nihil concursus bonorum omnium, nihil hic munitissimus habendi senatus locus, nihil horum ora voltusque moverunt? patere tua consilia non sentis, constrictam iam horum omnium scientia teneri coniurationem tuam non vides? quid proxima, quid superiore nocte egeris, ubi fueris, quos convocaveris, quid consilii ceperis, quem nostrum ignorare arbitraris? [2] o tempora, o mores! senatus haec intellegit. consul videt; hic tamen vivit. vivit? immo vero etiam in senatum venit, fit publici consilii particeps, notat et designat oculis ad caedem unum quemque nostrum. nos autem fortes viri satis facere rei publicae videmur, si istius furorem ac tela vitemus. ad mortem te, catilina, duci iussu consulis iam pridem oportebat, in te conferri pestem, quam tu in nos [omnes iam diu] machinaris.

    *
    "ne kadar daha sabrımızı sınayacaksın catilina? şu çılgınlığın ne kadar daha bizi oyalayacak? en nihayetinde şu dizgin bilmez cüretkarlığın bir işe yarayacak mı? palatium'un şu gececil savunması hiç mi mani olmadı sana, hiç mi kentin bekçileri, halkın korkusu, tüm doğrulukların birleşmesi, sıkı korunan şu senatus, senatorlerin üzleri, bakışları, hiç mi mani olmadı sana? arzularının gerçekleşebileceğini mi sanıyorsun? senin bu girişiminden halihazırda tüm senatörlerin haberi olduğunu görmüyor musun? en son, bir önceki gece bulunduğun yerde yaptıkların, toplantıya çağırdıkların, güttüğün amaçlar hangimizin gözünden kaçar? ah şu günler, ah şu adetler! senatus her şeyin farkında, konsül görüyor ama yine de catilina hala hayatta! hayatta mı? evet, kesinlikle; hatta senatoya bile gidip geliyor! bir kitle hareketinin lideri oluyor, gözleriyle herbirimizi kılıçtan geçirmenin planını açık ediyor sanki, tasarlıyor! fakat biz şu adamın çılgınlığına ve silahlarına bir çare bulunca, cumhuriyet adına ne gerekiyorsa onu yapmış adamlar olarak tanınacağız. senin, catilina, çoktan konsülün emriyle ölüme gönderilmen gerekiyor; çoktandır hepimizin başına sarmak itediğin bela bulsun seni!
    *

    [3] an vero vir amplissumus, p. scipio, pontifex maximus, ti. gracchum mediocriter labefactantem statum rei publicae privatus interfecit; catilinam orbem terrae caede atque incendiis vastare cupientem nos consules perferemus?

    *
    "nasıl ki çok büyük bir adam olan, maximus pontifex p. scipio tek başına cumhuriyet devletini adım adım zayıflatan tiberius gracchus'u öldürmüştü, kuşkusuz biz konsüller de yeryüzünü kinle, katliamla kana bulamak isteyen catilina'yı öyle durdurmalı değil miyiz?"
    *

    yapı kredi'nin eşantiyonlarından not tutma kağıtlarının ve buluşmaya 7 saat geç gelmiş olan sevgilinin sponsorluğunda gerçekleşmiş bu güzide (naçizane) çeviri faaliyetinin ruhuna aykırı değil, hatta orjinal bir tat katıyor efendim:
    http://farm3.static.flickr.com/…32_755025294b_o.jpg
    http://farm4.static.flickr.com/…95_63a0ac6fc0_o.jpg
  • -sallustius'un kaleme aldığı "de catilinae coniuratione" (catilina tertibi üzerine) başlıklı eser kapsamında- roma tarihinde oynadığı role ilişkin bkz.
    http://jimithekewl.com/2011/06/14/catilina/
  • ezilenlerin ezenlere karşı verdiği ilk büyük savaşın fakir ama soylu lideri. hayın cicero karşısında hem sahada hem masabaşında kaybetmiştir.

    trajedilere konu olmuş, çaktığı kıvılcım spartakus ile alev olmuş ve o alev hepimizi yutmuştur...
  • "büyük roma imparatorluğu'nun ilk hümanisti, dönemin en büyük hatibi ve hukuk savunucusu marcus tullius cicero, otuz yıl boyunca imparatorluktan miras kalan yasaları ve cumhuriyeti korumaya çalıştı; söylevleri tarih yıllıklarına, edebi yapıtları latince yazılmış taş levhalara kazınmıştır. catilina'nın kişiliğinde anarşiyle, verres'in kişiliğinde yolsuzlukla, zafer kazanmış generallerin kişiliğinde diktatörlükle savaştı." stefan zweig - sternstunden der menschheit