şükela:  tümü | bugün
  • cph4 isimli uyusturucunun kaza sonucu kanına karışmasından sonra fringe deki the observer lara dönüşen film karakteri
  • ne yalan söyliyim, filmin sonunda tek düşündüğüm acaba 2.0 mı yoksa 3.0 mı oldu. ben mi düzüm yoksa senarist mi bilemedim.
  • + geçen gün lucy'yi izledim.
    - konusu ne?
    + ya kanka hani insanlar beyninin %10'unu kullanıyor ya...
    - yoo

    şeklinde yarıda kesilen diyaloglara sebep olan filmdir.
  • konu da şahane, fikir de şahane, hadi gelişme de fena değil ama öyle bir son olmaz hacı. şahsım gibi, "ee, yani? bu muydu?" diye kalan binlerce insan olduğunu tahmin ediyorum.

    tıpkı transcendence gibi, gayet güzel işlenebilecek bir konuya yazık etmiş bir başka 2014 yapımı bilimkurgu. ama izlenir mi, izlenir.
  • izlenirse bir şey kazanılmayacak, izlenmezse de bir şey kaybedilmeyecek, çerezlik bir film olmuş. benzer konularla benzer filmler de çekildi daha önce. (bkz: limitless)
  • luc besson hakikatten iyi film yapmış ne diyelim burdan kendisine selam ederim.
  • yazan ve yönetenin luc besson olduğu bir film. zat-ı şahanelerine kızıyoruz çünkü çok güzel bir fikri berbat etmiş. ikili akış başlarda çok güzeldi ancak şu yüzde on hikayesi meseleyi bozmuş. kimse kendisine akıl vermemiş mi ki? kapasite yerine potansiyel dese, biraz da bunu mutasyon, epigenetik mekanizmalar, yeni nöronal şebekeler vs ile süslese tadından yenmeyecek.
  • sonuna geldiğimizde "ben artık lucy'ye inanıyorum" dediğim filmdir.
  • en son ne zaman gözyaşı döktüğünü hatırlamayan kocaman adamı az daha sinema salonunda hüngür hüngür ağlatacak olan filmdir. filmin senaryosunu "burada dur dur bişi olacağı yok gideyim de bari senaryo olayım" deyip beynimden uçup giden nöronların yazdığını düşünüyorum.
  • "bilimkurguda mantik aranmaz" diye dusunenleri, ulu onder kim jong un'un izniyle yeniden egitim kamplarina gondermeden once, gerekli girizgahi iceren su versiyona davet ediyorum.

    buradaki versiyonunda ise ne bilimkurgu elestirisi hakkinda, ne de filmin kendisi hakkinda konusacagim. onun yerine konumuz akp sivil diktasi.. saka len, kisa tutuyorum, konumuz "beynimizin sadece %x'ini kullaniyoruz" miti. ve bunun yanlisligi degil (millet aciklamis zaten), zarari:

    2012'deki bir ankete gore ingiltere ve hollanda'daki ogretmenlerin neredeyse yarisi bu %10 safsatasina inaniyor (%48 ile %46 tam olarak)

    buna inanan biri, insanlarin basarilarini calismaya degil, beyinlerinin daha fazlasini kullanabiliyor olmalarina yorar. disiplin yerine yetenek on plana cikmis oluyor. cocuklarin boyle ogretmenler tarafindan yetistirildigini dusununce durum daha da korkunc; erken yaslarda basarisiz olan ogrencilerden umidi kesecekler, ve muhtemelen bunu pek farkinda olmadan yapacaklar.

    disiplin, calisma etigi, motivasyon onemli seyler. basarinin ana faktoru bunlarin bir karisimi olan ve turkcesini bilmedigim grit. (metanet bence karsiligi degil, azim/hirs anlami da olmali..sebat geldi tahir ile vesper isimli yazardan, bence bu karsiliyor. odul olarak o anlik hirsla hackledigim bilgisayarini issiz bir ormana goturup saliverecegim).

    bu grit meselesinin de kaynagi su

    bunun eksikligini bizzat yasiyorum cunku erken yasta, ortalamanin ustunde olan iq'um sayesinde kolay yoldan edindigim ufak basarilar, beynimi "basari = yetenek" seklinde sartlandirdi ve bu yuzden kolay yoldan basarili olamadigim konulara -ki bu hayatin buyuk kismi zaten- fazla asilmadim, dogal olarak da hakkaten o konularda basarili olamadim. hala da bircok alanda buyuk zorluk cekiyorum. benden daha az zeki bircok arkadasim uzun vadede daha basarili oldular, cunku ogrenmek veya bir yerlere gelmek yetenege/iq'ya dayali bir 100 metre yarisindan ziyade, zorluklara gogus gerebildigin bir maratona benziyor.

    bunda ailenin rolu de buyuk. cocuklari zekalarindan oturu fazla ovmemek lazim erken yasta, onun yerine calismalarini, degisik yollardan basarmayi denemelerini ovmek lazim.

    benzer sekilde ogretmenler de cocuklara maraton kosucusu muamelesi yapmali. oysa buyuk ihtimalle basta bahsettigim ogretmenler, 100 seneyi askin suredir olmeyen bu zombi mitin, einstein'in agzindan ciktigi yalan haline de inaniyorlardir: "ben beynimin yuzde 10'unundan fazlasini kullanabildigim icin bu kadar basarili oldum".

    buna inanan bir cocuk, o kadar da zeki olmadigini kavradigi an -ki benim gibi cocuklarin eninde sonunda basina gelecek de budur- ornegin einstein sayesinde ilham almayi kesecek, onun yerine bir boka yaramayacak olan einstein'i ikonlastirma/kahramanlastirma surecine girecek.

    bu gorus, paradoksal olarak, hakedilmemis bir ustunluk hissi de veriyor insanlara: "aslinda potansiyelim cok buyuk". "bizim oglan cok zeki ama calismiyor" gibi bir avuntu. potansiyel bir miktar genetigine, buyuk bir miktar da hayatinda yaptigin secimlere bagli. sadece dogmus olmakla ve o beyne sahip olmakla kimse bir payeyi haketmis olmuyor.

    bu yuzden bu tip dusunce kaliplarinin yerlesmesi zararli; diger tum alanlara yaklasimi kotu yonde etkiliyor. ve buna, bu kadar bodoslamasina katkida bulunan eserleri de once asmak, sonra yargilamak lazim.