şükela:  tümü | bugün
  • bu filmin genel yönetmeni, yani yönetmenleri yöneteni de sarah moon'dur..
  • (bkz: haiku filmler)
  • bu projede yönetmenlere bazı kısıtlamalar getirilmilştir; bunlar şöyledir:
    1-) filmi sadece üç planda ve sessiz olarak çekmek gerekmektedir.
    2-) tekrar çekim yapmak yasaktır.
    3-) film tam 55 saniye sürmelidir.

    işbu 40 film arasında en çarpıcı olanı muhtemelen david lynch'inkidir. mert yıldız'ın sözleriyle anlatmak gerekirse:

    --- spoiler! ---

    film son derece soyut: ilk planda üç polis genç bir kızın cesedini buluyorlar. son derece kısa süren ikinci planda daha yaşlı bir kadın bakışlarını bir yere yöneltiyor. üçüncü planın ise tek plandan ibaret olduğuna inanmak neredeyse imkansız; ilk izlediğimde lynch'in söz konusu kuralları çiğnediğini ve iki plan daha kullandığını zannettim. burada ilk olarak bir kadın tedirgin bir halde gizemli bir ortamda bir salıncaktan doğruluyor, sonra kamera sağa kayıyor ve görüntü ışığa boğuluyor. flashfade etkisi yaratan bu geçişten sonra kendimizi daha da garip bir ortamda buluyor ve birkaç garip, uzaylı gibi görünen yaratığın, içi sıvıyla dolu cam bir silindirin içindeki çıplak bir kızı incelediklerini görüyoruz. kamera bu kez bir perdenin önüne kayıyor, perde yanıyor ve ardından ikinci plandaki oda çıkıyor; kapı çalıyor, kadın kapıyı açıyor, polisler şapkalarını çıkararak üzgün bir biçimde filmin başındaki kızın ölüm haberini veriyorlar ve ev yasa boğuluyor.
    şimdi filmi içerik olarak bir kenara bırakalım. söz konusu kurallardan biri üç plan kullanılması idi. burada beş plan görünüyor ama aslında üç plan var! sondaki üç farklı mekan aslında tek bir mekanda ve david lynch bu farklı mekanlardan yapay (veya tam tersi yapay olmayan) "kurgu" taktikleriyle farklı planlar yaratıyor! inanması güç ama o uzaylılar da, polisler de aynı mekanda. bence sırf bu plan bile lynch'in bir dahi olduğunun ispatı.
    100 yıllık bir kamerayla çekim yapılması da çoğu yönetmenin değerini anlayamayacağı, rüyasal bir doku getirmiş filme. bu yüzden lynch için belki de bu antika kamera bulunmaz hint kumaşı niteliğinde. ortaya çıkan görüntüler tamamen zamansız ve bu dünyanın ötesinden gelmişe benziyor. 55 saniyelik bu kısa film tekrar tekrar izlenecek, eşsiz bir çalışma.

    --- spoiler! ---

    velhasıl lynch'in, 55 saniyelik süresine rağmen yönetmenliğini en iyi hissettirdiği eserlerden biri bu çalışma.
  • bu 40 yönetmenin içinde en kayda değer, özgün çalışmalar bana kalırsa ; zhang yimou, david lynch, jacques rivette, gabriel axel, claude lelouch,kiro yoshido tarafından yapılmıştır.. geri kalanlar bu tarihi fırsatı harcamışlardır acı acı` :bi kaç istisna var gerci` .. çinli yimou ve japon yoshido özllikle dikkate şayandır.. michael haneke cin fikirleriyle sıradışı bi çalışma kotarmış.. ve verdiği güzel cevap vardır "neden sinema yapıyosun" sorusuna;

    --- spoiler ---

    "bu bir kırkayak a neden yürüdüğünü veya tökezlediğini sormaya benziyor (tebessüm).... "

    --- spoiler ---
  • çoğu kalburüstü 40 yönetmeni biraraya getirebilen bir organizasyondan beklenmeyecek kadar gayrıciddi bir proje. lumiereler 1895'teki teçhizat ve birikimle bombastik filmler çekemiyorlardı diye kamerayı alıp yolda giden bir adamı çekmek bir çeşit anma sayılamaz, sen adı duyulmuş bir yönetmensen 52 saniye içinde konuşturacaksın yeteneğini. yoksa ver kamerayı ben de çekeyim sana ağacı yaprağı, lumierelere bir selam da ben yollayayım.
  • lumiere kardeşlerin ilk filmleri trenin gara gelişiyle başlıyor film. günümüzün çoğu fransız olmak üzere öne çıkmış yönetmenleri de lumiere kardeşlerin bu filminin süresine ve kamerasına sadık kalarak kendi kısa filmlerini çekiyorlar. fikir olarak çok yaratıcı ve anlamlı olan filmin içereği nedense oturmamış. arada yönetmenlere sorulan sorular kısa filmlerin anlamını bozuyor. sorular da soru olsa mesela: sinema ölümlü müdür ? acaba insanlık tarihinin başından beri kayıtlara geçen hangi sanat dalı öldü de sinema ölsün ? bence bütün kısa filmler yapılır gösterilir ardından da yapımı nasıldı diye onlarla yapılan röportajlar eklenirdi. gerçekten yazık olmuş. ancak ana yönetmenin kurgusu ne kadar kötü olursa olsun rol alan yönetmenler için unutulmaz bir deneyim olduğu açık.
  • michael haneke'nin çektiği bölümde türkiye ile ilgili bir kare göze çarpar.
  • lumière kardeslerin daha cok dokumanter/deneysel amaclarla film cektikleri goz onunde bulundurulursa lumière kardeslerin film cekim tekniklerine ve konularina sadik kalinarak yonetmenler cekimlerini icra etmislerdir. bence lumière kardesler ne olcude kurgu ve sanat kaygisi tasiyorduysalar bu yonetmenler de o derece tasimislardir. ha aralarinda gercekten génial yapitlar ortaya cikarnalar da vardir 55 saniyelik sure sinirlamasina ragmen. ama temelde anladigim kadariyla amac lumière kardersler benzeri filmler cekmektir, tamamen onlarin icat ettikleri cinématographe aletiyle birlikte.