şükela:  tümü | bugün
  • emeklilerle iftar yemeğinde dillendirilmiş, "allahını seven bir şeyler yapsın, iktidar elden gidiyeaah" alt metnine sahip bir rte çırpınışıdır. yakın zamanda o emeklilerin arasına katılması dileklerimizi iletiyoruz.

    --- spoiler ---
    cumhurbaşkanı ve ak parti genel başkanı recep tayyip erdoğan, emeklilerle iftar yemeğinde buluştu.
    erdoğan'ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

    emeklilik bir son değil yeni bir başlangıç. sizlerin şanslı bireyler olarak emekliliğinizi değerlendirdiğinize inanıyorum.
    kademeli olarak emeklilerinmaaşlarını 2, 3 4 katına yükselttik. bayram ikramiyeleriyle emeklilerin bayramlarını bayram gibi geçirmesini sağlamaya çalıştık.
    türkiye büyüdükçe ortaya çıkan zenginlikten emeklilerimiz başta olmak üzere milletimizin tüm fertlerini faydalandırıyoruz.sizler yıllarınızı verdiğiniz işinizden emekli olmuş kardeşimizsiniz. emekli olunca yeni bir dönem başlıyor demektir. kiminiz ertelediği hobilerle kiminiz keyif aldığı işlerle uğraşacaktır. her biriniz gönlünüz ne istiyorsa onu yapacak bir zamana sahip oluyorsunuz. emekliliği son değil yeni bir başlangıç olarak görüyorum. hiç bir emekli kardeşimin bu güzel dönemi evinin duvarlarına hapsolarak geçirmemeli. sizlerin aileniz ve ülkeniz için yapacağı çok şeyler olduğunu biliyorum. sizlerin desteğine, katkınıza daima ihtiyacımız olacak.
    iktidara gelince ilk yaptığımız işlerden birisi emeklilerimizin durumuna bakmaktı. öğle emekli maaşları bağlanıyordu ki onları görünce yüzümüz kızarıyordu. real olarak 2 katına, 3 katına, 4 katına varan artışlar yaptık. asgari ücretin altında emekli maaşı alanlar bulunmuyor.
    emeklilik için başvuru yapan ancak işlemleri sonuçlanmayan 100 bin vatandaşımız bulunuyordu. bunların işlemlerini tamamlayarak onların da bayram maaşlarını ve ikramiyelerini almalarını sağlıyoruz, temmuz zammından da faydalanacaklar.
    siz emeklilerden ricam her fırsatta gençlere eski türkiye'yi anlatmanızdır.

    kaynak
    --- spoiler ---
  • anlatayım yaşım 33
    şimdi biz o zamanlar ava çıkardık tavşan keklik artık ne vurursak yoksa aç kalır mağaramızın kapısında ateş yakar ısınırdık.
    düşünün iphone bile yoktu neler çekti bizim nesil
  • gelin anlatayım, iski skandalı diye bir şey vardı bugünün parasıyla birkaç yüz bin dolarlık rüşvetten ötürü ülkede (olması gerektiği şekilde) yer yerinden onamıştı, şimdi milyar milyar dolarlar göz göre göre cukkalanıyor - peşkeş çekiliyor ama yorgan bile kımıldamıyor. neden? çünkü bokumuzda boğuluyoruz.
  • emekli değilim ama son 16 yılı 56 yıl yaşamış gibi hissettiğimden ben de emekli sayılıp anlatabilirim sanırım.

    valla benim gençliğimde bu ülkede huzur vardı her şeyden önce, eğitim kalitesi epey iyiydi, anadolu liseleri, fen liseleri falan baya iyiydi, zehir gibi bir nesildik yani. işçi babam tek maaşla kardeşim ve beni üniversitede okutabilmişti. tek maaşla bir ev satın alabilmişti. sofradan et eksik olmazdı. bütün kanallar tüm partilere eşit süre verirdi.

    ilk aklıma gelenler bunlar.şimdi mi? şimdi bunların hiç biri yok. öyle yani.
  • şanlı ordumuzun üst rütbeli subayları hakkında "terörist" yakıştırması yapılmayan günler mi onlar?

    insanların birbirine "her an boğazlayacakmış gibi" bakmadığı, selam verebildiği, konuşup anlaşabildiği günler mi yoksa?

    "dindar" insanlara duyulan saygının, "dinci" insansılara nefrete henüz dönüşmediği günler olmasın?

    yaklaşıyor "vaat edilen günler" inceden. az kaldı "fabrika ayarlarına", "kurucu değerlere" dönmeye.
  • bir rte beyanı.

    sayın erdoğan'ın anlayamadığı veya anlamak istemediği şey şu: gençler pek de umursamıyor eski türkiye'yi. gelin, bir genç olarak anlatayım:

    ben üniversiteyi bitirmek üzereyim. ak parti iktidara geldiğinde ise anaokulundaydım. 7 haziran 2015 gününden sayın davutoğlu'nun seçim hükümetini kurmasına kadar süren yaklaşık 3 aylık hükümetsizlik dışında tek gördüğüm şey ak parti iktidarıydı. o yüzden eski türkiye dendiğinde aklıma gelen şey de ak parti iktidarı*

    şaka bir yana, bugün internet gibi bir imkan var. ben amerika'da, kanada'da, almanya'da, fransa'da, ispanya'da gençlerin özgür bir şekilde yaşayabildiklerine her gün şahit oluyorum. kusursuz olmasa da düzgün işleyen bir adalet mekanizması önünde haklarını arayabiliyorlar. memnun olmadıkları bir meseleyi insanlara duyurmak için yürüyüş yapabiliyorlar. şöyle 1-2 ay cafede barda çalışıp para biriktirerek arkadaşlarıyla seyahatlere çıkabiliyorlar. bizde genç 2 ay barda çalışsa eline geçen para 3000 lira. 2 ayı hiçbir şey yemeden sokakta uyumak suretiyle geçirip döviz bürosuna gidince eline 550 euro sayıyorlar.

    oralarda sorunlar yok mu? elbette var. örneğin ispanya'da hükümet yolsuzluklar nedeniyle güvenoyu alamayarak düşüyor. fakat mariano rajoy çıkıp da "bize bunu yapan yüce ispanyol halkına düşman dış güçlerdir" falan demiyor.

    uzun lafın kısası, gençler eski türkiye'yi pek takmıyor. bugünün özgür dünyasına her gün şahit olup özeniyor ve muhafazakar hükümetlerine karşı duruyorlar.
  • genç arkadaşların bazıları neden sadece sağlık dediği için parçalı yazacam işinize hangisi gelirse onu okuyun arkadaşlar.

    sağlık (bkz: #77742672)

    eğitim (bkz: #77756883)

    sosyal hayat (akşam)

    güvenlik (mümkünse bu akşam yok yarın)

    ---------------------
    biri demişki iski skandalı günümüzdekilerin dişi tırnağı değil. hee kardeş, he. karısı boşanırken adamdan dünyanın parasını istediği için kopmuştu o kıyamet. adam isviçre bankasını açıklayamamıştı. o çok sevilen uğur dündar bey aklamak için kıçını yırtmıştı. ilk anda araştırmayı bile reddetmişti. sonra baktı olmuyor üzerine gitmişti. ahahaaaaa bu arada o boku yiyen adam 2002 yılında chp den aday oldu ve milletvekili seçildi.
    ----------------------
  • tabi hic de azimsanmayacak kadar kafaya alinmayacak zehir gibi cocuklar var, yer mi ulan bunlar sizin palavralarinizi.
  • sorunlarımız vardı ama doya doya yaşadık sorunları, böyle birbirimizden nefret ederek düşman görerek değil.

    birileri çalardı milletten ama bu kadar doyumsuz değildi.

    ve en önemlisi, siyasiler "aman videosu vardır" bile demeden (ki yoktu) daha önce dediğinin tersini demekten sorumlu hissederdi kendini, neden belirtirdi.

    bir şey bilirdik, türkiye meclis ile yönetilir, liderler gelir ve giderdi.
  • mesela eski türkiye’de köy enstitüleri vardı.

    tarih derslerini ordinaryüs profesör enver ziya karal veriyordu. zooteknik derslerini profesör selahattin batu, ekonomiyi profesör muhlis ete, edebiyatı sabahattin eyüboğlu, ziraatı profesör kazım köylü, coğrafyayı profesör ferruh sanır anlatıyordu.
    ankara konservatuarı'nın saygın ustaları klasik müzik öğretiyordu. mesela, hasanoğlan köy enstitüsü'nün enstrüman demirbaşı şöyleydi: 259 mandolin, 55 keman, 37 bağlama, sekiz akordeon, üç piyano, üç davul, bir metronom, bir pikap.
    mozart, vivaldi, beethoven dinliyorlar, gorki, tolstoy, zola okuyorlardı. “her mezunumuz en az 150 klasik okumuş halde diploma almalı” diye gelenek vardı. moliere'in kibarlık budalası'nı, sofokles'in kral oedipus'unu, gogol'un müfettiş'ini sahneliyorlardı.
    bahçeleri heykellerle donatılmıştı.
    kız erkek beraberdi.
    karma eğitim yapılırdı.

    senin o abd uşağı, arkasında gözü yaşlı metres bırakan adnan menderes’in tarafından kapatıldı.

    yeter mi daha anlatsınlar mı ?