şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ilkokulum. kendisi leventtedir. leventin güzel bir yerindedir hatta. yanında da yıldız erten ana okulunun bulunması da cabasıdır. zamanında abuk subuk haberler çıkmıştı okulda deli var gibilerinden.
  • 2 yıl okuduğum ve diploma aldığım güzel okul (o zamanlar ilkokuldu). bodrum katında sapık olduğu söylentileri dolaşırdı, hepimiz o kata inen merdivenlerden uzak durmaya çalışırdık. hey gidi hey..
  • canım okulum benim.guzel bi bes senem gecmisti o okulda..okulun karsısındaki perili ev olsun,bodrum katındaki sapık olsun veya arka bahcedeki ciklet felan satan okkes amca olsun gorulesi seylerdi..bide saddam huseyin adında bir ögretmen vardı, cok iyi adam diyolardı ama tip tam saddam, gorunce bahcede altımıza sıcıyoduk korkudan..
    bu okulu yaptıran adamda banat fırcalarının sahibi lutfi beydi, bir kac sene evvel duymustum olmus.uzuldum tabii...
  • 4,5 sene boyunca enfes günler geçirdiğim ancak son sene yaklaşan sınavlar öncesi geri kalmayayım diye öğretmenimin* rahatsızlığı sonrası başka okula gidip oradan mezun olduğum okulum. bahçesinde yaptığımız kağıt toplarla maçlara, zaman zaman arkadaki parktaki oyunlara, yan tarafındaki bir kaç ağaçlık alana savurduğumuz pervanelere, a takımına özenip arkadaşlarla kurduğumuz grupla civardaki perili ev gezilerine, ve ökkeş amcaya kadar geriye baktığımda güzel anılarla hatırladığım okul*.
  • ilkokulun son 3 senesini geçirdiğim okulum. ökkeş amca falan kalmamış aklımda, okuyunca hatırladım... muhtemelen türk ilkokul tarihinin en iyi ilkokul öğretmenini orada tanıdım*; bizden sonra da zaten rahatsızlanarak* okulu bırakmıştı...
    okulun hemen karşısında bir camii vardı (hala da var haliyle), sürekli askeri cenazeler kalkardı oradan.
    bir de zeki alasya civarda otururdu muhtemelen; sık sık görürdük. servis penceresinden utangaç utangaç el sallardık da o karşılık verince nasıl sevinirdik... severdim o zamanlar...
    lütfi banat arada sırada okulu ziyaret eder, öğrencilere bakar sevinir, bize öğütler verirdi. o zaman bile takdir ederdim adamı, kaç yaşında adam, parasını okula bağışlamış mutlu oluyor diye.
    güzel günlerdi...
  • arkasında bahçelik bi alan vardı, soradan etrafını tel çevirdiler. ökkeş amca, illegal çalışıyodu sanki. derme çatma yerlerde fruko gazoz, gofret, celibon falan satardı.
  • 80 kisilik siniflar ve bir tekme ile nadiren de olsa delinebilen duvarlar ardinda, benim okuma bayrami müsamerem seninkini dover yarismalari. sultan ilhanögrencilerinden biri olarak 5 senemi geçirdigim beden egitimi derslerine okul mudurunun girdigi ve bize derslerde sadece halay cekmesini ogrettigi okulum. okula toplu girislerde ve cikislarda ezilme tehlikesi gecirilen, sinifimda anadolu yakasindan levent'e kadar yuruyerek gelen bir arkadasimin bulundugu, anilarla dolu gercek bir ilkokul. favori oyunlar : trencilik, kizlar tuvaleti kale yakalamac ve evet kesinlikle yag satarim bal satarim.
  • ökkeş amca'nın sattığı stickerler ve cinolar, okulun karşısındaki perili ev, park, aynı bahçe içindeki anaokulu, okulun kocaman bahçesinde oynadığımız oyunlar... hepsini hatırlamak mutluluk verdi birden. çocukluktan olsa gerek hayatımın en eğlenceli günleriydi sanırım... aradan yıllar geçse de nurullah çebi gri takım elbisesiyle capcanlı gözümün önüne geldi birden. ahh beee diyorum ah beee keşke tekrar çocuk olsam....
  • küçücük yaşta bahçesinin uçsuz bucaksızmış gibi göründüğü ilkokulum.
    servislere gidilirken ökkeş amca'dan sulugöz ve içinde renkli kolonyaların olduğu minik poşetçikler almak elzemdi. sonra servislere binilince poşetler arkadaşların suratına doğru sıkılarak kolonya fışkırtılır, sulugöz çiğneyerek ağlanırdı. bir de sandviç şeklinde şekerler vardı süper zararlı, onlardan yenirdi.
    okulun içinde öğle teneffüsü için poğaça açma falan satılırdı. kocaman bir okuldu*.
    ahmet kurtul'un imzası küçücük dimağlarımıza "bu ne lan?!" efektiyle kazındı, yıllar yılı unutulmadı. eğitimi iyi olan bir ilkokuldu.
  • ilkokulum. ökkeş amca'nın sulugözleri, şekerleri falan bir de esas sigara şeklinde şekerleri vardı. allahım o ne çocukları sigaraya özendirmek.. sonra bahçesinde oynanan en güzel oyunlardan biri yerden yüksekti. en güzel yerden yüksek vaziyette durulacak yerlerden biri de atatürk büstünün önüydü. sonra küçük ağaçlıklı bir bahçeciği vardı yan tarafta. topraktı yerler. orası acayip güzel gelirdi bize. tabii o toprak bahçecikle ilgili muhteşem yaratıcı efsaneler dönerdi. yok ölüler yok ruhlar. biz zavallı beton bahçe çocukları toprak görünce ilgilinç geliyor herhalde..
    95 yılında 4. sınıftayken lütfü banat'ın öldüğünü söylediler törende.. okulun en büyük sınıfları olarak 4. ve 5. sınıf öğrencileri olarak levent camii'nde kılınan cenaze namazına götürdüler bizi. küçücük aklımıza kazındı kaldı o sahne. bize okulumuzu hediye eden adam orda tabutun içindeydi. yağmur da yağıyordu sanki (veya ben iyice dramatik kazımışım beynime sahneyi)
    güzeldi.. son yıllarımız bol bol test çözüp kolej-anadolu lisesi sınavlarına hazırlanarak geçtiyse de güzeldi be..
    saddam hüseyin lakaplı öğretmen karşı sınıfın hocasıydı. bizimki şükran koldemir'di. arada kızı gelirdi sınıfa ne kadar sevinirdik.. adı da şebnem'di. şebnem abla gibi öğretmen çocukları tüm sınıfın çok sevdiği ablalar abiler oluyor nedense..
    ilkokulum güzeldi benim..