şükela:  tümü | bugün soru sor
  • mark twain'in ziyareti sırasında etkisi altında kalarak, 1955 yılında yazdığı ''the chalet school does ıt again'' adlı eserindeki elinor brent-dyer anıtın tarihçesine esin kaynağı olmuş anıt. ki danimarkalı heykeltraş bertel thorvaldsen tarafından tasarlanmıştır ve 17. yüzyılın başından itibaren fransız monarşisinin güvenliğini isviçreli muhafızların sağlamasına bağlı olarak üzerinde onlara atfen ''helvetiorum fidei ac virtuti''( sadık ve cesur isviçrelilere) yazısı yer almaktadır*. incelik.
  • ben bu anıta bakınca, isviçreli muhafızları değil nietzsche'yi anımsıyorum.

    nietzsche, salomé'ye ilk evlilik teklifini, paul rée ile ileterek yapıyor ve reddediliyor.
    ancak daha sonra rée'nin de salomé'ye ilgisi olduğunu fark ediyor ve evlilik teklifini bizzat kendisi yapmaya karar veriyor.

    bu anıtın önünde salomé'ye evlilik teklifini yineliyor, ancak yine reddediliyor. sonrasında luzern'in aslanı gibi yaralı halde rapallo'ya giderek on günde böyle buyurdu zerdüşt'ün ilk bölümünü yazıyor.

    nietzsche'nin hayat öyküsü bana hep şunu düşündürür, sert söylemine karşın aslında çok naif ve kırılgan bir insan nietzsche. babasının aklını yitirerek ölümü, papaz babasının yerini doldurmak için teoloji okumak istemesi, annesi ve kızkardeşi ile çatışmalı ilişkisi, wagner gibi büyük bir elitizm meraklısının devrimci olabileceğini hayal edip düştüğü hayalkırıklığı, salome gibi bir kadının onunla evleneceğini düşünebilmesi aslında bu naifliğin, kırılganlığın izleri.

    belki bu yüzden luzern aslanı hep onu hatırlatır bana. was mich nicht umbringt, macht mich stärker bir saptama mıydı acaba yoksa kendine verdiği bir teselli mı diye düşünürüm. çünkü öldürmeyen tüm bu şeyler, onu güçlendirmek yerine delirmesine neden olmuştur maalesef. 1889'da torino'da, sokak ortasında sahibince acımasızca kırbaçlanan bir atın boynuna sarılıp, atın gözlerinin içine bakarak ağlamaya başlamış ve o noktadan sonra aklını yitirip hayatının son 11 yılını akıl hastanesinde geçirmiştir.

    hep düşünürüm, o gözlerde ne gördü diye.
    belki acı çeken o ata bakarken, kendinin ve insanlığın acılarını o gözlerde görmüştü, ve kırılgan zihni daha fazla dayanamayıp parçalara ayrılmıştı, kimbilir...
  • önünde oturup seyretme fırsatı bulduğum şahane eser. insana türlü türlü duygular hissettiriyor. hem kocaman bir aslan, hem çok çaresiz üzgün bir bakış var gözlerinde. dev bir aslanın çok estetik bir biçimde uzanmış, kederlere bürünmüş halde sonsuza dek donduğunu düşünün.
  • beni hiç etkilememiş aslan anıtı. bir emek var tamam, ama öyle abartacak bir şeyhce yok bence.