şükela:  tümü | bugün soru sor
  • öncelikle birçok kişinin kaldığı bir ikilem olan "kiev mi lviv mi?" (kharkiv mi, odessa mı diye de devam edilebilir) sorusuna cevap vereyim. aslında türkiye'de yaşayanlar için bu ikilemin en büyük sebebi kiev'e sadece türk hava yolları ve lufthansa'nın uçması ve bilet fiyatının da pegasus airlines'ın da uçtuğu lviv'e göre baya bir pahalı olması. en azından biz kiev'e gidecekken bileti sırf bu sebepten hiç aklımızda olmayan lviv'e almış bulunduk. zira fiyat yarı yarıya fark ediyordu. ukrayna'nın başka bir şehrini görmüş değilim ama burası her yönden beklentileri karşılayacaktır. ayrıca kiev kadar turistik olmadığı için hayat da çok ucuz.

    türkiye'de lviv uçuşlarına olan ilgiyi artırmak için çıkarılan "lviv'in %85'i kadınmış beyler!!!" konulu şehir efsanesinden dolayı uçağın büyük bölümü erkekti. özellikle arkamızda oturan 3 erkek ölümüne inanmış, bütün yol "oğlum valla bak düşün yolda gördüğün 10 kişiden en az 8'i kadın yok böyle bişey yaa" diye konuşup durdular. "aha" dedik, "şimdi yarrağı yedik". bunlar kesin her yerde karşımıza çıkacaklar, bizi rezil edecekler falan diye düşündük. ama tam tersi amına koyim; 1 hafta boyunca, üstelik her gece çeşit çeşit gece kulübünde takılmamıza rağmen, koca şehirde türkçe konuşan bir tane adama denk gelmedik. bu kadar abazan hangi ara nereye kayboldu anlam veremedik. havaalanından otellerine giderken gerçekle yüz yüze gelince depresyona girip odadan bir daha çıkmadılar herhalde.

    havaalanından indikten sonra ilk iş kyivstar'dan geçici bir hat alın. sınırsız internet (bu 2g oluyor, sadece ukrayna pasaportu olanlara 3g internet veriyorlarmış) ve bir miktar konuşma süresi yanlış hatırlamıyorsam 10 lira gibi bişeydi. yalnız bu şehirde sebebini anlamadığım bir şekilde çoğu mekanda telefonun çekmemesi gibi bir problem var.

    şehrin merkezi rynok square denilen yer. bir de shevchenko avenue var, birbirlerine yakınlar zaten. otel yerine hem daha büyük, hem de daha ucuza daire tutmanızı öneririm. ben şu dairede kaldım ve lokasyon, büyüklük, temizlik açısından muazzamdı. her yere yürüme mesafesinde ve merkezde nadir bulunan balkonlu bir daireydi.

    ulaşım için araca pek gerek olmuyor ancak olursa da taksiler çok ucuz. hemen hemen türkiye'deki taksi fiyatlarının 2'de 1'i. taksimetre veya açılış ücreti yok. gideceğiniz yeri söylüyorsunuz, adam fiyat veriyor. pazarlık yapıp fiyatı indirmek de mümkün.

    tarihi yapılardan, müzelerden falan pek bahsedemeyeceğim zira biz öncelikli olarak içip eğlenmeye gittiğimizden şehrin simgelerinden biri olan opera house dışında bir bina görmedik. gerçi onu da gördük mü görmedik mi emin değilim amına koyim. her gördüğümüz büyük binaya opera house diyorduk.

    %100 el yapımı, onlarca çeşit çikolatanın olduğu lviv handmade chocolate'a gidip bişeyler almadan dönmeyin. merkeze çok yakın. kime sorsanız gösterir.

    pizza celentano'da yer bulabilirseniz pizzasından yiyin. 30'a yakın pizza çeşidi var ve hem ucuz, hem güzel.

    yine merkezde kryjivka diye milliyetçi bir konsept mekan var. girişinde kuyruk falan oluyor. elinde tüfek olan bir adam içeriden kapıyı açıp parolayı soruyor ve ancak parolayı söyleyerek girebiliyorsunuz. parola "slava ukraini". yani "yaşasın ukrayna" gibi bişey. girerken de shot bardağında ballı votka ikram ediyor. gelenlerin çoğunun turist olması ise baya bir ironik. burada hem yiyip hem içebilir, hem de ara ara gezen ekipten akordeon ve keman eşliğinde yöresel şarkılar dinleyebilirsiniz.

    merkezdeki mazoh da bize ilginç gelecek bir konsepte sahip. cinsel objelerin olduğu masalarda yiyip içiyorsunuz. menü zincirli kelepçeli falan. hesap topuklu ayakkabının içinde geliyor. garson kızlar ellerinde kırbaçla gelene geçene vuruyor. eğer istekliyseniz de üzerinizi çıkarıp yine kendinizi garson kızlara kırbaçlatabiliyorsunuz. oturduğumuz süre boyunca böyle en az 3-4 kişiye denk geldik. türkiye'de böyle bir konsept olsa adam polis çağırıp tutanak tutturur yemin ederim. gerçi bu mekanı türkiye'de açmaya kalksalar idam cezası geri getirilir, hepsini idam ederler amına koyim. mümkün değil yani.

    gelelim gece hayatına. yukarıda da dediğim gibi kiev'i görmüş değilim ancak lviv'in müthiş hareketli bir gece hayatı var. zaten gitmeden önce en az 10 mekanlık bir liste çıkarmıştık. hepsine de gittik. sadece taksi değil, burada her şey ucuz. 50'lik bira 3-4 lira, votka 5 lira, viski 6 lira diye gidiyor. evet tekelden değil, gece kulüplerinden bahsediyorum.

    metro club buranın en bilinen gece kulüplerinden. zaten gitmeden önce gece hayatını araştıranlar da, biraz da menajerinin türk olmasından dolayı en başta bu ismi duyacaktır. akşam 10 gibi hareketlenmeye başlayıp sabah 6'ya kadar hemen hemen aynı doluluk oranıyla devam ediyor. vip masalar çok ucuz. türkiye'de millet bir şişe açtırmak için bütün maaşını verirken burada 150 liralık harcama yapmanız şart koşuluyor. bu paraya da değil tek şişe, en az 2-3 şişe açtırabilirsiniz. gittiğimiz mekanlar arasında en iyi dj bu mekandaydı. bar kısmının hemen yanında çok güzel yemekler yapan istanbul isimli bir restoranı var. duvardaki televizyonda da powertürk açık. barın ayrı bir odasında nargile de içebiliyorsunuz. diyeceğim o ki, buraya mutlaka gidin.

    diğer görülmesi gereken gece kulüpleri fashion club, millenium club, fenomen club ve zanzibar. zanzibar'ın ilk katı karaoke (bence bar kısmından daha güzel), ikinci katı nargile, yemek falan, üçüncü katı bar. burada gece kulüplerinin hepsinde nargile de bulunuyor ve fiyatları da öyle fahiş fiyatlar değil, türkiye'de herhangi bir nargilecideki fiyattan biraz fazla. fena da yapmıyor şerefsizler. zanzibar'da şaraplı, votkalı, viskili, hatta absinthe'lı nargile bulabilirsiniz. strip club olarak da rafinad people ve cazanova'ya gidebilirsiniz. bu mekanların hepsi de haftanın her günü sabah 5-6'ya kadar açık ve hareketli. hepsinde de mekanın en az yarısı kız. türkiye'de damsız içini bile göremeyeceğiniz yerler yani. ama türklerin imajının pek iyi olmadığını hatırlatayım. gördüklerimden sonra haksız da sayılmazlar. yine sayıca az da olsa türkleri sevenler de var. bunlar da genelde "ooo marmaris'i biliyo musun geçen yaz gelmiştim süper bi yer" diye giriyor muhabbete.

    son aklıma gelenleri de ekleyip entry'i bitiriyorum. tekrar tekrar; hayat çok ucuz. buradaki fiyatlara alıştıktan sonra insanın türkiye'ye dönesi gelmiyor. 2 kişi yemeğini yiyip bir güzel içiyorsun, gelen hesap 50 lira. insanların çoğu ingilizce bilmiyor. bilse de konuşmuyor. vizesiz olması büyük nimet. istanbul'dan 2 saat. kızları çok güzel. millet çok rahat. herkes hayatından memnun. tayyip erdoğan yok. üstelik nereden baksan 2000 kilometre uzakta. daha ne olsun amına koyim?
  • eurolot + thy ile güzel bir krakow-lwow-istanbul-lwow-krakow yolcuğu yapacaktım ama kısmet maceralı yoldan yapmakmış. eurolot kapçıkağızlığı yapıp iki uçuşun da saatini değiştirince mecbur karayoluna döndüm thy uçuşlarını yapabilmek için.

    iyi ki de dönmüşüm.

    olur da benzer rota izlemek isteyenler olursa diye yazayım:

    krakow'dan tren ile przyemsyl (ismine çaktığım) şehrine gidiyorsunuz 23 lira civarında bir paraya. sınıra en yakın büyük şehir bu. 4,5 saat sürüyor tren. sonra tren istasyonunun bitişiğindeki dolmuşa biniyorsunuz tanrıya emanet. 1 lira gibi bir paraya sınıra (medyka köyüne bağlı - granitsa diye de geçer) götürüyor o da sizi. baya dolmasını bekliyorsunuz ama. büyük valiziniz, çantanız varsa bir yerlere sokmaya çalışın hemen.

    indiğiniz yerin hemen orda bir yaya yolu gidiyor sınıra doğru. kaçırmanız imkansız. orada para da bozdurabilirsiniz zlotyniz varsa. oranlar güzel. birçok teyze göreceksiniz koltuk altlarında vodka, karton sigara falan olan. birazdan bahsedeceğim gruba dahiller.

    yok dur şimdi bahsedeyim unutmadan. şimdi bu arkadaşlar (karınca deniyor) sınırdan sınıra bavul ticareti yapiyorlar sürekli. hangi ülkede ne ucuzsa, ordan alip diğerine getiriyor ve el altından satıyorlar. bu yüzden zaman zaman yaya sınırında (tren ve araçlar için de ayrı iki sınır var) çılgın kuyruklar olabiliyormuş. benim gidişimide de dönüşümde de in cin maç yapiyordu. o yüzden çok detaylı bahsedemeyeceğim. ama duyduğuma göre, turist olduğunuzu bir şekilde belli edebilirseniz öne geçme şansınız var. ingilizce bilen yok gibi ama. rusça-lehçe çat pat anlaşıp öyle geçebildim ben.

    sınırda bavulunuzda içki, sigara, ilaç vs var mi diye soruyorlar. yoksa bakmayabiliyorlar bile. geçişler zaten vize derdi olmadiği için kolay (ukrayna'dan polonya'ya geçişte şengen vizemizi unutmuyoruz) . polonya tarafında da ukrayna tarafında da sorun yaşamadım. çılgınlar gibi içki taşımayacaksanız siz de yaşamazsınız.

    neyse efendim kırmızı-beyaz bayraklı ülkeden sarı-mavi bayraklı ülkeye geçtik. alfabe değişti, saatlerimiz bir saat ileri zıpladı. fiyatlar polonya'ya göre bile birden bire düştü (kaba hesapla 2,5 hrivna/grivna eşittir 1 zloty, o da eşittir 0,55 kuruş diyebiliriz). bulunduğunuz yerin adı şehini(shehyni) ya da şhengi gibi bir yer. sınırı yayan geçtikten sonra yol boyunca 100-150m gidip sola dönüyorsunuz. hemen 20-25 metre sonra ufak bir gar göreceksiniz. işte lviv'e giden marşrutkalarımız oradan kalkıyor.

    garda bir bilet ofisi var. oradan alabileceğiniz gibi, araca binince direkt şöfer veya muavinine de ödeme yapabilirsiniz. ücret 24 grivna (nasıl çevireceğinizi biliyorsunuz artık). yanlış hatırlamıyorsam yarım saatte bir idi bu dolmuşlar fakat batı avrupa dakikliği beklemeyin. zaman zaten yavaş akar doğu'da. eğer seviyorsanız çibörek de yiyebilirsiniz oradaki büfede. ne eti olduğunu bilmiyorum ama tadı beni çocukluğuma götürdü.

    dolmuşa bindiniz. yine tabi bagajınız varsa kendinize yakın tutun. duruma göre tıklım tıklım olacaktır. dolmuş baya yetmişlere götürüyor insanı. sağı solu paslanmış mı, sincap mı kemirmiş nolmuş. kumaşlar ve döşeme doğduğum zamanın modasını yansıtmakta. hafif mayhoş, renkli ampüller var. ferdi tayfur da çalsa tamamım.

    dolmuş her köye uğruyor yol boyunca. sınırdan lviv merkeze mesafe 80km falan ve dümdüz bir otoyol var fakat bu sağa sola sapmalardan dolayı iki saati aşıyor seyahat. etrafa bakının, çirkin ama güzel köyleri, genç yaşlı güzel insanları seyredin.

    ve şehre vardınız. ana tren istasyonunun (gar binasının üstünde kocaman vokzal yazıyor kril alfabesiyle) dibinde iniyorsunuz. indiğiniz yerin az gerisinde tramvaylar var. buradan şehrin eski merkezine gidebilirsiniz. ben, hava aşırı soğuk olmadığı(artı bir falandı gün içinde), çok yüküm de olmadığı ve gideceğimiz yol bayır aşağı olduğu için yürüdüm. hem sağı solu da görmüş oluyorsunuz.

    şehrin merkezi, iki senedir yaşadığım krakow'a kıyasla minik sayılır. gittiğim zaman da tam christmas öncesine (2 ocak) denk geldiği için cıvıl cıvıldı ortalık. nüfusun cinsiyet bölümüyle ilgili tartışmalar var. evet, ben de doğu avrupa'daki şehirlerin genel nüfuslarının fifty-fifty olduğuna inanmakta güçlük çekiyorum ama kadın egemen milletler olduğu için dışarıda daha çok kadın görmek çok doğal. alıştım ya da. sonuçta bağcıların da demografik dağılımı (attım bunu, tutmadıysa sori) eşite yakın ama yoldan geçene sorsan "kadınlarınızı eve mi bağliyorsunuz" diye sorarlar.

    old town etrafı bir gün için gayet yeterli. sevimli de bir şey. yemek için alternatif yerler var. hiç anlatmayım, kendiniz keşfedersiniz. bir sürü pastane var ama ben tatlı ağırlıklı gıdalara hala alışamadım. bağaçayı falan özlüyorum. peynirli diye satılan şeylerin tatlı çıkması hiç hoşuma gitmiyor. siz de alışmayın. tuzlu isteyin. bir şubesi de krakow'da bulunan bir çikolata atölyeleri var. meşhur lviv çikolatası yapiyorlar canlı yayında. hediyelik eşya niyetine buradan alişveriş yapabilirsiniz. karışık yemiş gibi çikolata paketleri oluşturabiliyorsunuz. tuzlu dedik, adamlar tuzlu çikolata da yapmişlar. bence uzak durun. zaten burada kahverengiye doyacaksınız.

    gece hayatıyla ilgili yorum yapamayacağım çok üzülerek. fakat rynek'te(meydan diyelim) 14 numarada kriyifka diye bir mekan varmış methini duyduğum. tabelasız, reklamsız; içeri sadece doğru parolayı(slava ukrayni) höykürünce girebildiğiniz bir yer. önüne kadar da gittim ama çılgınlar gibi sıra vardı (nasıl saklı mekansa arkadaş). üşendim. lokaller napar diye gidilebilir. şehrin dışında da metro diye birkaç clubtan oluşan mekanları varmış yine bana methedilen. fakat üşendiğim için buraya da gitmedim.

    yürümek için güzel bir şehir ama old town dışına çıkınca bir güngören, bir bayrampaşa'ya benzeyebiliyor. sanırım içinde yaşamyacaksanız iki günden fazlası da sıkabilir. zaten oraya gidiyorsanız krakow'a da gidin.

    gidiş de(maceralı karayolu) zaten entrynin başladında anlattığımın tersi istikamette çalışıyor. yapacağınız şeyler tamamen aynı. tüm yolculuk 30 liraya falan denk geliyor. gece treni ve otobüs de mevcut ama sınırda bunlar içinde bekleme olasılığınız daha yüksek (sanırım bir de trenlerin raylarının değişmesi gerekebiliyormuş). düşünürseniz, tren(yataklı, kuşetli; kıllı, tüylü) 100 lira, otopüs de (yine seksenler olabilir, yarısı develer tarafından yenmiş o302 falan gelirse şaşırmayın) 55 lira falan. he burada bu üç çeşit gidişin de süresi 7,5 - 9,5 saat arasında değişiyor (sınırdaki yoğunluğa bağlı).

    yanlış bilmiyorsam thy dışında pegasus da uçuyor buraya sabuha gökçen hava şeysinden.

    evet kısa ve öz bir entrymizi daha burada bitiriyoruz. bit.
  • nüfusunun %85'inin kadın olduğu koca bir yalandır. amaç tabii ki abazan türk erkeklerinin dikkatinin çekip okuyacakları haber yapmaktır. 2007 de yapılan nüfus sayımına göre oran şu şekildedir.

    2007: 735,000 inhabitants.
    by gender
    51.5% women
    48.5% men

    kaynak: wikipedia
  • ukrayna'da ama ukrayna gibi olmayan şehir. zaten herkes sahip çıkıyor kendine. polonyalılar bizim diyor ruslar bizim ve şu an ki sahipleri... bi hafta gibi edindiğim izlenimleri maddeler halinde aktarayım.

    - lviv, lvov, l'vov ve daha bi sürü şey dediğim gibi kendisine sahip çıkan her millet farklı isimlerle anıyor bu şehri.

    - lviv bir çok avrupalı tarafından küçük paris olarak adlandırılıyor. gerçektende öyle. şehir mimarisi ve düzeni hatta köklü geçmişi binalara yansımış ve bir avrupa şehri gibi görünmekte. keza aşk şehri tanımlaması paris için ne kadar uygunsa burası içinde öyle.

    - ukrayna'nın mevcut tarihi ve görsel öğelerinin yarısından fazlası lviv'de. o yüzden bu şekilde gezmeyi seven binlerce turisti ağırlıyor.

    - halkın çoğunluğu -yüzde 90 gibi- ukraynalılardan oluşmakta ancak içerisinde ruslar, polishler, ermeniler, azeriler, vb. milletler de mevcut. bu yüzden cami hariç değişik hristiyan mezheplere ait türlü türlü kilise var hem de onlarca. tabi bir de sinagog ki henüz tadilat aşamasındaydı ben ordayken.

    - bu kadar kilisenin hakkını da veriyorlar gerçekten. her kilisenin cemaati bol miktarda vardı. her daim ayinler, vaftizler ve bi sürü aksiyon kiliselerde... sadece yaşlılar değil gençler de baya bir rağbet ediyorlar.

    - ukraynalılar daha doğrusu lvivliler tam anlamıyla mikro milliyetçiler. gitmeden önce yaptıgım araştırmada insanların rusçaya bile karşı olduklarını okurken - hadi be demiştim ama yüzümü kara çıkardılar. rusça bile konuşanlara ukraynaca cevap vermeler bir tavırlar bir tavırlar. bu milliyetçiliklerinden dolayı 24 ağustos bağımsızlık günlerinde ukrayna'nın diler şehirlerinden binlerce yerli turist akın etmişti şehire. en iyi kutlamalar orda hissediyormuş gibi geldi bana. 18 marta bizim çanakkale'ye gitmemiz gibi misal..

    - hah işte tam da bu noktada nüfusun yüzde 85'inin kadınlardan oluşmadığını anlıyorsunuz. hem turist akını, hem sizin hatun hatun diye oraya gitmenizden ötürü gözünüzün sadece onları görmesi üstüne de hizmet sektörünün bütün çalışanlarının kadın olduğunu tecrübe etmeniz böyle bir algı oluşmasına neden oluyor. ha güzel değiller mi? fevkaladenin ötesinde güzellikleri var. her zaman ki antalya, bodrum vs geyiklerini burada çevirmeniz işten bile değil.

    - direk malum iş için buraya kiev otobüsüne benzer bir şey kaldırmak gereksizlikten ziyade şehirin kültürel yapısına ayıp olur. zaten o amaçla giden cengaverlerimizin - abi burası kiev ya da odessa gibi değil deyip, iki günde kaçmasına vesile olmaktadır. ama güzel bir aşk yaşayacağınız sayısız güzellikte ve niyette olan kızlar var. var gerçekten varlar. biliyorum. tavsiyem de bu yönde olacak ki, açık açık ta söyleyim fuhuş için kalkıp lviv'e gitmeyin arkadaş. adımızı bir de orda gereksiz yere kirletmeyin amk. neyse ordaki bir kaç densiz aklıma gelince sinirlendim bir an.

    - burada hoşuma gitmeyen tek şey oldu o da bizim karadenizliler gibi her şeyi kendilerine mal etmeleri, her bir şeyi ünlü lviv şeysi diye tanıtmaya çalışmaları. bu da euro 2012'den sonra artış göstermiş gibi. çikolota, bira, kahve, şarap ve daha bir çok yemek. ama allah var güzel ve lezzetliler. lezzetli deyince aklıma bizim türklerin her haltı işleyip restoranlarda ve kafelerde ''no pig no pig'' deyişleri aklıma geldi şimdi. yapmıyor değiliz. işin içine domuz girince çok dikkatli oluyoruz.

    - istanbul ile arası 2 saat uçakla thy ve pegasus uçuyor. saat farkı yok. iklim dediklerine göre sürekli yağışlı. yılın yarısı yağışlı geçiyor. hava çok güzel oluyor özellikle temmuz-ağustos aylarında yalnız geceleri serin yazın bile kalın bir hırka almanız geceleri için iyi olur. kışın -20 lerin üzerinde olan gün sayısı ise bir hayli fazlaymış.

    - yemek konusunda ise dediğim gibi lezzetli!! yiyecekler var. vareniki diye mantımsı, derunei diye rendelenip kızartılmış patates, borş çorbasını zaten herkes biliyor. gerçi bunlar ukrayna'ya da özgü yemekler fakat en iyisi burda gibi iddiaları var tabi. (isimlerini kendi telaffuz şeklimle yazdım. onlar bile farklı farklı söylüyorlar)

    - bütün olay rynok meydanında (pazar meydanı) dönüyor gibi görünse de şehrin farklı yerlerinde aynı anda en az 3-5 etkinlik bir arada götürülüyor. yani sırf bunun için bile takip edilip gidilesi bir yer. filarmoni orkestrası mı dersin, sokak dansçıları mı dersin, opera falan hiç bahsetmiyorum. herkesi tatmin edecek kadar faaliyet 7/24 var.

    - görülecek binaların başında opera binası, ermeni kilisesi (çok eski), st. george katedrali, latin kilisesi gibi... siz en iyisi giderseniz ne bulursanız inceleyin.

    - bu şehirde yabancı hele türk olduğunuz şıppadanak anlaşılıyor boşuna kıçınızı yırtmayın. bir sözleri varmış zaten. 'lviv'li yabancıyı 100 metreden' anlar diye. hoş farklı olduğunuz en azından kıyafetlerinizden anlaşılıyor. siz ne kadar fazla markalı ürünler giyinmeseniz de ayağınızdaki spor ayakkabı en azından beynelmilel markalardan biriyse hemen sobeleniyorsunuz. çünkü halk burada gerçekten fakir. kızlar çok güzeller mi diye giydikleri kıyafetler de güzel geliyor insana bilmiyorum ama global gençliğin giydiği markaların bir tanesi bile yok hiç kimsenin üzerinde. biz de asgari ücretli bile ayağına kıçına bol reklamlı şeyler giymek için uğraşırken burada o yok. yokluktan yok. ama tezgahtar olup iphone 5 kullanım sıklığı da gözüme çarpmamış değil.

    - kişisel gelir çok düşük. para birimi grivna. 100 dollar dujsuz 810 grivna etmekte. yani bizim 1 lira onların 4 grivnası. ve şehir bize göre ucuz kaçıyor. tabi ki iyice keşfedildikten sonra bu fiyatlar artacaktır diye düşünüyorum. avrupalıların ilgisi de hayli fazla. bira bizim paraya göre 2 tl benzin 2 tl şehir içi ulaşım bir sakız parası sigara en pahalısı üçte bir fiyatına. genel turist mekanlarının dışında gezerseniz burada çok az paraya çok uzun vakitler geçirebilirsiniz.

    - kalacak yer olarak mükemmel restore edilmiş butik oteller var. biraz pahalı geldi bana yalnız. size ucuz gelebilir. hosteller var bulaşmayın bok götürüyor. temizleri de vardır ama araştırmaya değmez gibi. bir de bizimkilerin icat ettiği ev kiralama işi çıkmış günlük olarak. amaç belli.. güzel evler varmış ben bilmiyorum... internetten gerekli kontak kurulabilir o şahıslarla. uygun bir zamanda uygun fiyata otelde kalmanız tavsiye edilir. hem havanız bile olur. şehir meydanına yakın da olursa tuvalet ihtiyacınız için iyi olur. ortak tuvaletleri kullanmanızı önerilmez, bok götürüyor.

    - gece hayatı da baya renkli. hoş clublar var, barlar var. insanlar eğlenmeyi hem biliyor hem de çok seviyorlar. özellikle kızlar çok seviyor. kiev otobüs nasihatları vermeyim diyorum ama dürtüyor resmen. çünkü kızlar resmen av burada bu kadar bariz bir şekilde aranan hatun kitlesi ben görmedim. metro club, rafinad, fashion vb. fashion tercih ediniz.

    - metro club bizim türklerin zaten daha çok daha gençler ve türkler takılıyor. gloria jeans kafe; o da bizim türklerin hatta öğrendiğime göre ertuğrul günay burayı resmi olarak ziyaret ederken burayı çok beğenen yakın bir akrabası ikili ilişkiler sayesinde açmış.

    - peki şehirde türk izi var mı derseniz? (yoksa boş ver %85 i anlat mı diyorsunuz) bir kaç yerde esamesi okunuyor azerileri de sayarsak. aslında onları saymazsak daha iyi çünkü bizim burdaki roman stayla yaşam tarzı oarada azerilere ait ve açıkçası pek sevilmiyor istenmiyorlar. neyse osmanlı mirası olarak karşıma sadece küçük bir top mermisi mi desem güllesi mi desem o çıktı karşıma zaten o da tam meydanda bir kiliseye asılı duruyor. güya osmanlı burayı işgal ederken attıkları o gülle kilisenin bir camından giriyor öteki camından çıkıyor ve hiç bir zarar vermemişmiş. o yüzde n kutsallığına inanıp asmışlar duvara. görürseniz aklınızda bulunsun. bunun dışında yuri kulczycki diye lvivli avrupaya kahveyi tanıtmış birisi.. peki türklerle ne alakası var? bu puşt kahveyi bizden götürmüş avrupaya tanıtmış çünkü. biraz dalavereci, türkçeyi çok iyi konuştuğundan ve osmanlılara benzediğinden viyana kuşatması sırasında türklere ihanet ederek kuşatmayı başarısız kılmış ve olaylar gelişmiş şimdi detaya girmeyim. zaten kömür madenin konseptli kahve shopa girerseniz fesli maketini görebilirsiniz.
    bi de cami var diyollar. kilise kurulmuş üzerine. inanmadım.

    ... daha fazla detaylı yazılabilir şeyler var ancak bize ayrılan sürenin sonuna geldik. giderseniz küçük bir ön bilgi olmuş olur size bunlar sadece. ama arkadaş gelin şu yukarımızdaki ülkelere karşı olan ön yargımızı evde bırakıp gidelim. onlar da insan amk açıp beklemiyorlar ya. gitmeden önce bir şeyler okuyayım diye interneti açtım herkes aynı yöne kanalize olmuş. bakın birinci ağızdan diyorum farklı zevkler için oraya gitmeyin güney ukraynaya gidin hem deniz de var kum da.
  • nasıl geçti anlamadım lviv hikayesi. bir hafta değil sanki yıllar geçirmiş gibi bir hisle ayrıldım bu kentten. toparlıyorum,

    pasaport sırasında bazı türkleri ayrı bir odaya ayırdılar. bir kişiyi de aynen türkiye'ye geri paketlediler. adamı neden yolladılar bilmiyorum. dönüş bileti, bir miktar nakit, otel rezervasyonu vs. yanınızda olursa iyi olur. benim pasaportuma bakan polis çok güzel bir kızdı. pasaport fotoğrafımda epey farklı olduğum için güldü, "o zaman daha tatlıymışsın" falan dedi gayet güzel ingilizce konuşuyordu. ukrayna ilk dakikadan yaptı ukraynalığını.

    central square isimli hostelde kaldım. burası teknik olarak kaldığım en kötü hosteldi, bir tane banyo var vs. ama ortamı, çalışanların dostluğu çok güzeldi. çabucak arkadaş olduk, müşteri ilişkisinin ötesine geçtik. şimdiden özledim onları.

    ukrayna ucuz arkadaşlar. 1 tl 10 uah yapıyor, 1 eur 30 uah, alım gücüne bire on gibi yansımıyor tabi bu kur, ama iki katına yakın diyelim alım gücümüz. söz konusu alkol olunca durum değişiyor tabi, türkiye'ye mukayese götürmeyecek kadar ucuz alkol, özellikle votka. dönerken bavula vodka doldurun, bakan eden yok. bi tane de bana getirin. ben yapamadım ucuz ucuz diye diye çok para harcadım parasız kaldık. bir para notu daha düşersek, taksi çok ucuz. havalanı-şehir 50 uah falan tutuyor yani 5 lira.

    tamam hepiniz esas kız mevzularını merak ediyorsunuz biliyorum. artık ukraynalı kızların ne kadar güzel ve sempatik olduğunu söylemeye gerek yok. fakat burada türk'lere karşı ciddi bir ön yargı var. bir defasında ukraynalı bir arkadaşım diğerlerine bizi şöyle tanıştırmıştı: "they are turkish but don't worry, very cool guys" bu cümle durumun vehametini anlatmaya yeter sanırım. buralara kadın beklentisiyle giden ciddi bir hayal kırıklığıyla dönebilir. ama şansınız yaver giderse evlenmek isteyeceğiniz bir kızla dahi tanışıp bir şeyler paylaşabilirsiniz. bir de şu %85 kadın muhabbetine inanan var mı ya ?

    hemen her turistik noktayı gördüm. belediye binasının kulesinde harika bir manzara var fakat belki bin basamak çıkmışımdır. kondisyonuna güvenmeyen denemesin derim, merdivende can verirsiniz valla. bir de high castle var, ismine aldanmayın orada bir kale yok. manzara süper ama çıkmak yine çok zorlu. üstelik yüksek olduğu için de baya soğuk oluyor.

    krivka mutlaka ziyaret edilmeli, herkesin bahsettiği milliyetçi mekan. vurulmak istiyorsanız "ben rusum" falan diyebilirsiniz burada. arka tarafında stalin ya da lenin resmine silah sıkabileceğiniz bir bölüm var.
    denk gelirseniz opera izleyin. opera binasının orada ismini hatırlamadığım bir mekan var, canlı müzik oluyor, fiyatları çok uygun orada bir akşam takılabilirsiniz. red snikers diye bir grup çıkıyor, bu adamlara sokakta da çalarken rastlayabilirsiniz çok iyiler.

    mazos da çok keyifli, mutlaka tecrübe edilmesi gereken bir mekan. ama içip içip sonra kendinizi kırbaçlatmayın bence. bir yahudi restoranı var civarda şakşukası lezzetli, sahte bir hesap getiriyorlar şarkı falan söylerseniz indirim geliyor. tepesinde araba olan ünlü bir kafe var adını hatırlamıyorum orada da bir şeyler için derim. sabaha kadar çıkmak istemeyeceğiniz kadar hoş bir ortam kurmuş adamlar. rynok square civarında gireceğiniz her kafenin acayip bir atmosferi var zaten, alayına gidiniz.

    ecza müzesi ilgilisi için enterasan bir yer, silah müzesi de güzelmiş ama orayı göremedim.

    meydandaki pizzacı olağanüstü iyi, central pizza mı neydi ismi. nispeten pahalı, diğer yerlere göre. big plate diye bir yer var 24 saat açık orada da çok lezzetli pizzalar var, servisi çok geç geliyor, yanına da bir amstel ya da zenik sipariş etmeyi unutmayın türkiye'de yapamadığımız şeyler... yerel yemekleri vareniki'yi test edebilirsiniz. green isimli bir vejetaryen restoranı var ki orayı yemekle çok da arası olmayan ben özellikle tavsiye ediyorum. tertemiz ve lezzetli yemekleri var. market alışverişini arsen'den yapabilirsiniz, ucuz ve çok çeşit var. şu peynir çikolatalarından alın çok leziz bana da getirin olur mu ? peynir demişken türlü türlü kaşar peynir alabilirsiniz buradan ve hemen yanındaki pazardan. yine türkiye'de olmayan şeylerden biri olarak peynir kültürünü es geçmeyin derim.

    serbska caddesinde meyveli sıcak şarap tadabilirsiniz. sokak müzisyenlerini dinlerken yanınızdaki kişiye çekinmeden merhaba diyebilirsiniz.

    biraz ukraynaca ezberlemek işinize yarar. dobo bachenya, slava ukrayini ! du pyvo bud laska ! en azından rakamlar vs. rusça antipatiyle karşılanıyor, ingilizce pek bilen yok ama nadiren denk gelebiliyor da. kiril okumayı öğrenirseniz işinize yarar...

    havalanları hayatımda gördüğüm en salak personellere sahip burada çok dikkatli olunması lazım. adam kızın tekine boarding pass vermemiş, aynı kişi gate'de bilet kontrolü yapıyor ve pass'ı yok diye kızı uçağa almıyor... bir başka kişiye check-in'de ses etmedikleri halde kapıda bavulu kabin için büyük diye uçağa almıyorlar vs.

    döndüğümde bitmek bilmeyen uzun bir pasaport kuyruğu karşıladı beni. nasıl sıra olacağını bile bilmeyen umre dönüşü yolcuları ve onların bu haline aşağılayan gözlerle bakan ulusalcı teyzeler vardı. sırada çakallık yapıp öne geçmeye çalışanlarla hakaretli tartışmalara girenler vardı. çıktım havalanından. her yanımda amansız bir kalabalık, gördüğüm ilk televizyonda bir diktatör bozuntusunun çirkin yüzü ve nefret söylemleri... belediye otobüsü, trafik. beton bloklardan oluşan bir kent, çirkin binalarla dolu manzara. insan memleketine döndüğüne üzülüyor.
  • barda kağıda rusça yazarak hatun tavlayacağını umud eden ve şehirlerini istila eden barzo türk erkeğini gayet güzel laf sokup bir güzel tersleyen kızların yaşadığı şehir.

    helal olsun lvivliler. bu 200 liraya uçak bileti alıp yanında 300 dolarla yola çıkıp şehrinizi kerhane sanan bu türklere ağızlarının payını verin.
  • gerçekleştirdiğim seyahatin üçüncü günü rynok meydanında gerçekleşen kalabalık bir açık hava konserinde sırt çantamdan pasasportum ve cüzdanımın çalındığı şehir. cüzdanımda para bulamamasından ötürü hırsız kişi, cüzdanımdaki kyivstar hattına ait kartta yazan numarayı arayarak pasaportum karşılığında para istedi. talebini reddederek polis çağırdım ve olay yerindeki polisin ilgisiz tavrından sonra ertesi gün polis karakoluna giderek tutanak tutturdum. karakoldaki memurların ingilizce konuşamamasından ötürü iletişimin bir kısmında google translate kullandım. en nihayetinde aldığım tutanak ile bir kaç gün sonra kiev'deki türk büyükelçiliği'nden geçici pasaport alarak türkiye'ye giriş yapabildim.
    polisin de söylediğine göre son zamanlarda artan yankesicilik olaylarına karşın lviv'e gidecek olanları gerekli tedbirleri almaları için uyarmak isterim. gelelim lviv ile ilgili izlenim ve tavsiyelerime.

    *havalimanı'na ulaştığımda pasaport kontrolünde üç sıra vardı ve ukrayna polisi kafasına göre üç sıradan, içinde benim de olduğum grubu seçti, türk vatandaşı olanları tek tek bir odaya aldı. odada son derece kaba ve sert bir türkçe ile (otur!, kalk! sen, geç şuraya! vb.) otel rezervasyonlarımı ve cebimdeki parayı görmek istediğini söyledi. ülkeye geliş sebebimi, kaç gün kalacağımı sorduktan sonra, dönüş biletimi ve konaklama rezervasyonlarımı istedi. cebimdeki 5 liranın da fotoğrafını çektikten sonra beni karşı masaya gönderip bir başka memurdan parmak izimi almasını istedi. bu anlamsız muamele 20 dakika sürdü.

    *havalimanından çıkışta başlıkta bahsedildiği gibi taksiciler sizi kapmaya çalışıyor. tavsiyem über benzeri, ukrayna'da yaygın biçimde kullanılan uklon uygulamasını telefonunuza indirip bir araç çağırmanız. uklon uygulaması sizden kredi kartı istemiyor, cash ödeme de yapabiliyorsunuz. bulunduğunuz yeri ve gideceğiniz yeri harita üzerinde işaretlemeniz yeterli. fiyatlar araç yoğunluğuna göre değişse de havalimanından şehir merkezine 60uah gibi bir rakama gidebilirsiniz.

    *lviv, elektronik sigara kullanıcıları için eşsiz bir şehir. ülkede cihaz ve likit satışı yasal, hatta expo'lar düzenleniyor. google map'e vape yazarak şehirdeki vape cafe ve barları tespit edebilir, birbirinden güzel, ucuz likitleri deneyerek satın alabilirsiniz.

    *şehir her ne kadar yolunu yapmış olsalar da bisiklet kullanmak için pek konforlu değil. yollara döşenmiş iri taşların üzerinde tangur tungur bisiklet sürerken beliniz yerinden çıkabilir. yine de not düşeyim, bazı noktalarda vodafone'a ait bisiklet kiralama istasyonları var. ayrıca özel bisiklet kiralayan yerler de mevcut. en sağlam bisikleti araştırmalarım sonucu en uygun fiyata rynok meydanı'daki kryyivka'nın yan pasajında (no.16 oluyor) buldum. burası aynı zamanda uygun fiyata sırt çantası, bavul gibi eşyalarınızı da emanet alıyor.

    *yemenin içmenin son derece uygun olduğu bir şehirde, daha neler uygun olabilir diye yaptığım araştırmalar sonucu lviv'e gitmeden önce stüdyo ve sanatçılara facebooktan ulaşıp, çalışmalarını inceleyip, tasarım için fiyat alarak bir adet dövme yaptırdım. 8cm x 8cm ölçülerinde bir dövme için 600uah ile 1000uah (80tl - 130tl) arası bir ödeme yapmanız yeterli.

    *rynok meydanı'ndaki önü her saat insanla dolu olan lviv drunk cherry liqueur'de vişne likörü içmenizi, lviv croissants'ta uygun ve lezzetli kruvasanlar yemenizi, lviv coffee mining manufacture ve kryjivka'nın ilginç atmosferini görmenizi şiddetle tavsiye ederim. ayrıca celentano'nun dehşet pizzaları ve insanı kendine müdavim yapan yaponakhata'nın muhteşem suşilerini yemeden (ve hatta civardaki barlara göre daha da ucuz olan kokteyllerini içmeden) dönmeyin.
    bir kaç blogta yer verilen pravda beer theatre ise biralarıyla tam bir fiyasko. burada tuvalet ihtiyacınızı giderebilirsiniz, tuvaletlerin pisuvarları çok şekil gerçekten.

    *lviv'e gideceklerin yapacakları araştırmalarda sıklıkla karşısına çıkacak olan yerlerden lychakiv mezarlığı, görülmeye değer bir durak. içeride birbirinden güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. burada devlet adamları, ünlü sporcular, bilim adamları, sanatçılar, 1. ve 2. dünya savaşında hayatını kaybetmiş ukraynalı, amerikalı, polonyalı askerler yatıyor. 300,000den fazla mezarın olduğu alanın tamamını yürüyerek gezmek 5-6 saatinizi alacaktır. burayı sonbaharda gezmek ayrı bir güzeldir.
    mezarlıktaki uzun yürüyüşünüz biter de haliniz kalırsa yakınlarındaki museum of folk architecture'a da uğrayabilirsiniz. son derece ilginç eski ukrayna evlerinin olduğu bir açık hava müzesi.

    *gelmişken tarihi opera binasında bir de opera izleyim derseniz, opera gösterimleri çoğunlukla orjinal dilinde. sahnenin üzerinde yer alan bir levha üzerinde repliklerin çevirilerini veriyorlar fakat ukraynaca. bu nedenle ben konuyu takip etmek için internetten faydalandım. eğer sanatın bu alanına ilginiz varsa buradan programa bakıp bir opera ya da bale etkinliği izlemenizi tavsiye ederim.

    *şayet lviv'den trenle bir yere gidecekseniz, rezervasyonunuzu mutlaka bir hafta önceden ukrainian railway üzerinden yaptırın. özellikle yataklı trenlerde yer bulmak zor olabiliyor. biletinizin de çıktısını yanınızda bulundurun, binişte kontrol edecekler.

    -işbu entry daha sonra yeni bilgiler eklemek üzere editlenebilir.-
  • iş gereği sık sık gittiğim şehir. genel olarak yeme, içme ve konaklama fiyatları çok uygun. her gittiğimde çikolataya, kahveye, içkiye ve yemeğe doyuyorum, herkese gidip görmesini tavsiye ederim. tek sorun yoğun talep nedeniyle (vizesiz olmasının da etkisiyle tabi) uçak bileti fiyatlarının günden güne pahalılaşması. şu ana kadarki deneyimlerimi paylaşacağım. çoğu mekan rynok meydanında. lviv'in merkezi zaten oldukça küçük, tavsiye edeceğim mekanların hepsine yürüyerek gidebilirsiniz. yalnız mekanların çoğunda yer bulmakta zorlanabilirsiniz, önceden rezervasyon yapmanızda fayda var.

    lviv doğu ukrayna şehirleri aksine rusya karşıtlığının ve ukrayna milliyetçiliğinin yoğun olduğu bir şehir, zaten neredeyse polonya sınırında. tüm hediyelik eşya dükkanlarında putin resimli tuvalet kağıtları görebilirsiniz. insanları genel olarak sakin ve birbirlerine saygılı. konutların ve toplu taşıma araçlarının durumundan ülkenin fakirliğini gözlemleyebiliyorsunuz, fakat ben yine de şehrin atmosferini ve insanlarını seviyorum.

    para birimleri grivna. yaklaşık 1/7 türk lirasına denk geliyor. yanınızda dolarla gidin. şehrin her yeri döviz bürosu dolu, ve oranlar her yerde aynı. ulaşım için uber kullanmanızı tavsiye ederim, şehirde gördüğüm tek çakallığı standart taksiciler yapıyor. özellikle hava alanından şehir merkezine götürmek için fahiş fiyatlar isteyebilirler, dikkatli olun.

    ukrayna'da kiril alfabesi kullanıldığını unutmayın. bazı mekanların latin alfabesiyle isimleri yazıyor, ama genel olarak telefonunuzda bir cyrillic to latin dönüştürücü uygulama bulundurmanızda fayda var.

    yemek:

    khleb i vino: siyah hamburgerlerine ve patates kızartmalarına bayıldığım, küçük ama çok başarılı mekan. çoğu zaman öğle yemeklerini burada yiyorum.

    mons pius: benim lviv'de en çok beğendiğim et restoranı. türkiye'ye kıyasla uygun fiyatlara harika etler yiyip güzel şaraplar içebilirsiniz. kırmızı et seviyoranız mutlaka tavsiye ederim.

    the first lviv grill restaurant of meat and justice: ortaçağ konseptli, etrafta tek kişilik zindanların olduğu, hesabın kütüğe baltayla çakıldığı güzel bir et restoranı.

    kryivka: yemekleri vasat ama ambiansı harika tarihi bir mekan. ukrayna milliyetçiliğinin zirvesi. mutlaka gidip bir içki için, o güzel ortamı görün. girişteki görevliye söyleyeceğiniz şifre: "slava ukraini".

    bar mushly: lviv'in en güzel deniz ürünleri restoranı. deniz ürünleri seviyorsanız bir akşamınızı mutlaka burada geçirmenizi tavsiye ederim, restoranın ortamı çok güzel. ben ilk ıstakozumu oldukça uygun bir fiyata burada yedim.

    arsenal ribs and spirits: han konseptli muhteşem et & barbekü mekanı. domuz eti yerim diyorsanız mutlaka gidin ve ribs'ini deneyin. yalnız çok kalabalık olabiliyor, bilginiz olsun. ayrıca önünüze bir önlük geçiriyorsunuz ve her şeyi elle yiyorsunuz.

    celentano ristorante: lviv'in bana göre en güzel pizzacısı/italyan restoranı. özellikle öğle yemekleri için sıkça tercih ettiğim bir mekan.

    stargorod: yemeklerini pek beğenmedim ama oldukça eğlenceli bir mekan. yöresel kıyafetler ve danslar için gidilebilir.

    içecek:

    masoch cafe: mutlaka gidilip görülmesi gereken bir mekan. gitmişken birkaç kırbaç yemeden dönmeyin, fazla acıtmıyorlar. *

    winston churchill pub: stratejik bazı noktalara * yakınlığından dolayı sık sık ziyaret ettiğim güzel bir pub.

    4friends whiskey pub - birkaç kadeh içki içmek için çok güzel bir mekan, tavsiye ederim.

    pravda beer theatre: yemekleri vasat, biraları ve ortamı güzel bir mekan. canlı müzik eşliğinde biranızı yudumlayabilirsiniz.

    pyana vishnya: tam meydanda bulunan ve nefis vişne likörleri içebileceğiniz bir mekan.

    dim legend: terasında araba olan, manzarası oldukça güzel bir pub.

    gasova lampa: gaz lambası konseptli değişik ve güzel bir pub.

    kahve - çikolata:

    coffee manufacture ve lviv handmade chocolate'ı mutlaka görün. 2'si de şehrin merkezi olan rynok meydanında. 2'si de aşırı turistik mekanlar olduğu için biraz kalabalık ve bunaltıcı olabiliyorlar, dikkat.

    gece için tavsiye edebileceğim men's club'lar:

    - split
    - rafinad
    - the white rabbit

    bu 3 mekandan ortam olarak en çok split'i beğendim. rafinad'ın ise nargileleri çok başarılı. lviv'in gece hayatı ile ilgili en iyi yanı, bu tarz mekanlarda size giydirmeye çalışmıyorlar. ortalama 200 grivna (30 lira) civarı bir giriş ücreti veriyorsunuz. diğer tüm hizmetlerin fiyatı zaten menülerde yazıyor. 100 grivna civarına bir corona veya jack daniel's içebilirsiniz.

    gece kulüpleri:

    fashion club ve zanzibar'ı tavsiye ederim. giden herkesten duyabileceğiniz gibi, metro club'dan uzak durun.

    gezilecek - görülecek yerler:

    lviv theater of opera and ballet: lviv'in opera binası. lviv bir kültür şehri unutmayın, mümkün olursa bir gösteri izleyin.

    arsenal museum: silah müzesi. efsanevi winged hussar zırhlarını görmek benim için etkileyiciydi. ayrıca osmanlı'dan kalma çok sayıda silah görebilirsiniz. arsenal ribs and spirits'de burada zaten.

    lychakiv cemetery: çok etkileyici bir mezarlık. merkeze biraz uzak ama mutlaka gidip görmenizi tavsiye ederim.

    forum lviv: lviv'in avm'si. alış veriş için gidebileceğiniz en iyi mekan. türkiye'den çok fazla iqos cihaz ve sigara siparişi olduğu için sık sık uğruyorum, burada çok uygun fiyata satılıyor.

    aklıma geldikçe ve yeni tecrübeler edindikçe eklerim. burada verdiğim bazı bilgilerin daha önce de yazıldığını biliyorum, ama genel bir rehber olarak kullanabilmeniz için kendi bakış açımla tekrar yazdım. giden herkese iyi eğlenceler.
  • taksi ihtiyacı duyulduğunda über yerine ukrayna'da daha yaygın olan yerli uygulama uklon kullanılmasını tavsiye ettiğim şehir. hem taksi sizi gitmek istediğiniz yere bıraktığında ödemeyi nakit olarak yapabilirsiniz, hem de über'den daha ucuza gidersiniz. yerli uygulama olduğu için araç sayısı da epey fazla.
    uygulama hakkında daha fazla bilgiye şuradan ulaşabilirsiniz.

    edit : link
  • şehir gibi şehir. yemekleri lezzetli ve ucuz, biraları güzel ve ucuz. rynok meydanı etrafındaki her mekan ayrı davetkar ama gel gel sikiyim yok. ukraynalı kızlar peşinizden koşmuyor, ha benim peşimden zaten koşmamaları normal de öyle türkler önce arkasında ukraynalı kızlar görmedim 4 günde.

    hepsi insan göz göze geldiğinde gülümseyip selam veriyor kızı erkeği.

    bir de herkes şehir rehberi amk.

    mons pius diye bir restaurant var. steakleri muhteşem. tbone yerkesen 100gr 80grivna yani 11 tl gibi bir rakam. burayı bir internet sitesinde görmüştüm, yerli bir gezgin yazmış. not olarak da "burası genelde locallerin geldiği turistlerin fazla uğramadığı bir yer" diye.

    biz içeri girdiğimizde 3 masa vardı 2 si türk kafileydi, sonra yanımıza 2 türk daha geldi. adam arkadaşına burasını locallerin geldiği bir yer fazla turist olmaz diye mekanı övüyor. lan sığır 4 masa 3'ü türk. ha türkler artık local olmuş ondan demiş olabilir.

    lviv hava limanına inince köşede bir büfe var alın sim kartınızı 70 grivna, pasaport kimlik vs istemiyor tak çalıştır. 4gb internet 74 dk konuşma var. 9,5 tl yapıyor. tak telefonuna hemen uber i çağır.

    havaalanı şehir merkezi 80-90 grivna arası. 11-12 tl yani. ama arabalar çok yavaş geliyor, konfor yok türkiyedeki araçları beklemeyin, ben halka karışacağım dersen otobüs 4, treleybüs 2 grivna.

    şehiri gez, dolaş, iç eğlen oldukça keyifli. gece kulüpleri türk avcılar tarafından zapt edilmiş, hepsinin kurşunu namluda bekliyor, kulüpte yere düşürürseniz almayın o derece.

    kahveleri muazzam, zaten rynok'da köşede şekil bir kahveci var, lviv coal mine coffee diye sanki mandenden kahve çekiyor konsepti ile güzel yer. kapı girişinde fesli bir amca var. osmanlı ordusundan kaçan bir ukraynalı esir kahveyi o getirmiş. hürmet ediyorlar amcaya.

    sorusu olan yeşillendilebilir.