şükela:  tümü | bugün soru sor
  • dionysos'a karsi gelen thrakia krali. dionysos kultunu memleketine sokmak istemedigi icin tanri onu delirterek cezalandirmis.. lykurgos, dusman oldugu asma kutuklerini parcaliyorum diye kendi oglunu oldurdu.
  • isa dan altı yüz yıl kadar önce isparta’da yaşadığı söylenir. ve tarih öncesi sosyalizmi yaşattığı da iddia edilir.
  • sparta'nin kanun koyucusu idi. gecmisi hakkinda pek bir bilgiye ulasilamayan lycurgus , birincil kaynaklar yoluyla plutarch* tarafindan ele alinmistir. plutarch'in eserini de ingilizceye ingiliz sair john dryden 17. yuzyilda cevirmistir.

    lycurgus'un kanunlari devleti korumaya ve savasa yonelikti. birey tek basina aile'den daha buyuk onem tasiyordu. cunku her zaman savasa hazir olunmasi icin erkekler eslerinden ayri yasiyorlardi.

    kanunlar egitim yoluyla asilaniyordu. egitimi entellektuel deil pratik olarak goren lycurgus , egitimli insanlarin daha iyi savascilar olacagina inaniyordu.

    esitlik ilkesi olmasina karsin , kolelere hayvan* gibi davraniliyordu.
  • plutarkhos 'un biyografisini yazdığı spartalı -vaktinden evvel- komünist. (!)

    “yasacı lykurgos hakkında su götürmez hiçbir gerçek söylenemez.” (1) diyerek başlıyor eserine plutarkhos. her ne kadar ilk cümlede böyle bir itirafla lykurgos'u anlatmaya girişse de, plutarkhos, diğer yaşamöykülerinde olduğu gibi, bunda da karakterinin soy sopunun bilgisini, bazen meşhur tarihçilere dayanarak; “..eratosthenes ve apollodoros gibi başkaları,tarihleri sparta krallarının sırasına göre hesaplayarak.. birinci olimpiyatttan çok önce yaşadığını ileri sürerler.” (2) “timaios ise, sparta' da ayrı zamanlarda, iki lykurgos'un yaşadığı sanısındadır.” (3) ,“ ksenophon da, onun heraklesoğulları zamanında yaşadığını söylemekle,..” (4)

    “..şair simonides 'e göre, lykurgos, evnomos 'un oğlu değildir.” (5) bazen de anekdot ve söylentilerle; “..lykurgos'un atalarının en şanlısı soos'tur.. soos için şunu anlatırlar: kleitorlular kendisini sarp ve susuz bir yerde kuşattıkları zaman, kendisinin ve bütün ordusunun yakındaki kaynaktan su içmelerine izin verirlerse, ele geçirdiği toprakları bırakacağına söz vermiş...hepsi kaynaktan su içmiş. kendisi kaynağa gelince, düşmanlarının gözleri önünde, sadece yüzünü yıkayıp uzaklaşmış.. (ve böylelikle) aldığı toprakları geri vermemiş.” (6) , “.. (lykurgos'un babası) birbirleriyle dövüşenleri ayırmak isterken, bir mutfak bıçağı ile yaralanmış ve krallığı büyük oğlu polydektes'e bırakarak ölmüş.” (7) vermiştir. 31 bölümden oluşan yaşamöyküsünün ilk iki parçası bu şekilde tamamlanmaktadır.

    3.bölüm, lykurgos'un kral ve sonra da kral naibi olmasını anlatmaktadır. kral olan büyük kardeşi polydektes ölünce, herkesin isteği üzerine lykurgos kral olur. fakat gebe olan yengesi, erkek çocuk olursa, krallığın ona geçeceğini söyler. lykurgos da, bu uyarı üzerine, çocuk doğmadan önce yengesiyle evlenmeyi kabul ederek kralığını garanti altına alır. her ne kadar eki yengesi yeni karısı, öz çocuğunu daha doğmadan öldürmeyi teklif etmesine rağmen, lykurgos bunu kabul etmez ve çocuk doğduğunda krallığı çocuğa bırakır.

    4. bölüm, lykurgos'un gezilerini, “..önce girit'e gidiyor.” (9) sözüyle başlayarak anlatmaktadır. bu bölümde, lykurgos'un spartalıları yetiştirmekte rehberi olan thales'le tanışması, girit'ten küçük asya'ya (anadolu) geçmesini, burada homeros'un destanlarıyla karşılaşmasını, hatta zaten bu destanları, bölük pörçük bilen hellen hemşehrileri için yazıp toparladığı (ilk olarak), anadolu'dan mısır'a, oradan libya 'ya, iberya 'ya ve son olarak da hindistan'a gittiği -spartalı hipparkhosoğlu aristokrates'i kaynak göstererek- okuyucuya sunulmaktadır.

    5. ile 14. bölümler, sparta 'daki reformlarıdır. 5'de; “..lykurgos hemen düzeni toptan değiştirecek bir anayasa hazırlama işine girişti. yepyeni bir rejim kurma gereğine inanıyordu.” (10) , 6 'da; “..lykurgos'un getirdiği birçok yenilik arasında ilk ve en önemli olanı senato kurumudur.”, (11) ephorosluk, (12) 8 'de ikinci kurumlar: toprakların paylaştırılması ve para, hem de “..mal mülk eşitsizliği o hale gelmişti ki, şehir topraksız, varlıksız insanlarla doluydu ve tüm servet küçük bir azınlığın elinde toplanmıştı.” yorumuyla sunulur. )'da, lykurgos'un taşınır malları da bölmeye giriştiğini söyleyen plutarkhos, lykurgos'un şaşırtıcı fikrini de sunar; “..kimsenin elindekini doğrudan doğruya vermeye katlanmadığını görünce, dolambaçlı bir yola sapıyor; başkalarından daha fazla mal edinme isteğini körletme çarelerine başvuruyor.” (13)

    altın ve gümüş parayı ortadan kaldırarak, tüm paraları demirden yapmayı hatta bin drahmilik (14) bir parayı taşımak için bir öküz arabası, evde saklamak için de koca bir oda gerekeceğini düşünür. plutarkhos şöyle sorar; “..bu saklanmaz, elde etmeye değmez, parçalanınca da hiçbir işe yaramaz maden için kim artık haksızlık eder, rüşvet alır, eşkıyalığa, dolandırıcılığa kalkardı?” devletçi tavrını burada gösteren lykurgos için, azra erhat hocamızın yorumu kayda değerdir; “..ne tuhaf! üçbin yıla yakın bir zaman önce, lykurgos diye bir adam aynı şeyi düşünmüş aşağı yukarı.. kişiye hiçbir mülkiyet tanımayan,devlet çıkarını tek ülkü ve erek diye benimseyen bu toplum düzenine ne ad vermeli?vaktinden önce bir sosyalizm mi, komunizm mi? (15) sonuçta limanlara ne gemiler gelir, ticaret işler, süsü yaratan ve besleyen kaynak kuruyunca, para da ortadan yavaş yavaş kalkar, bol parası olanların başkalarından üstünlüğü kalmaz. böylelikle azra erhat hocamızın bu şekilde bir bağ kurabilmesini mantıklı karşılamak lazım sanırım. zira 10. bölümde, lykurgos 'un sosyal adalet üzerine önemli başka bir reformu göze çarpar; 'ortak sofralar' bu kanunla birlikte; yurttaşların biraraya gelerek -yasanın öngördüğü şekilde- aynı ekmek ve aynı yemeği yemeleri zorunlu hale gelir. artık evlerinde gösterişli sofralar önünde rahat döşeklere uzanıp yemek yemek yasaktır. lykurgos, açgözlü yurttaşlarının sağlıklarını da düşünür, bu yüzden belli bir ritm ve sınırlar koyar. çağımızıninsani gerçeklerine ve yasalarına, özgürlüklerine oldukça ters olan bu reform hareketini, yine insanların bizzat sağlığı ve eşitliği için yapılıyor olmasından ötürü destekleyen plutarkhos, bu durumun sosyal adaletçi ve didaktik karakterini şu şekilde övmektedir: "..önemli bir sonuç da,.. yemeklerin ortaklığı ve sadeliği ile zenginliğin yoksullaştırılması oldu." (16),

    “..evinde gizlice yemek yemek ve ortak yemeklere tok gelmek yoktu. herkesle birlikte yiyip içmeyenler kimsenin gözünden kaçmaz, oburlukları, ortak yemekleri küçümseyen halleri yüzlerine vurulurdu." (17)

    11.bölümde, lykurgos 'un, onun bu sosyal adaletinde tepki gösterenler tarafından bir tapınağa kadar kovalandığını söyleyen plutarkhos, dioskorides'ten (18) bir alıntı yaparak 12. bölüme geçer; "..bu olaydan sonra da, spartalılar meydan toplantılarında sopa taşımaz olmuşlar."

    12. bölüm, 'ortak sofra'nın detaylarını verir. örneğin; "..çocuklar da bu sorada yer alıyorlardı. onlar için bir tokgözlülük okulu oluyordu bu yemekler. burada devletin yönetimi ile ilgili konuşmaları dinliyor ve özgğr düşünceli birer insan olarak yetişiyorlardı.", "soraya ilk gelenlere, sofranın en yaşlısı kapıyı gösterir ve şöyle derdi; 'burada söylenenler şurdan dışarı çıkmaz' ", "...en sevilen yemek fakir çorbasıydı. yaşlılar et paylarını gençlere bırakıp çorba ile yetinirlerdi." (19)

    bölüm, lykurgos'un bir başka yasağı ile ilgilidir. her evin tavanının yapılmasında baltadan, kapıların yapılmasında da testereden başka hiçbir aracın kullanılmamasını isteyen lykurgos, kendilerini savaşmaya değil de, savunmaya alıştırmak için, aynı düşmanla da savaşmayı da men etmiştir.

    14. ile 23. bölümler, genç kız ve erkeklerin eğitimine ayrılmıştır. 14'de 'kızların eğitimi ve evlenme' konusu işlenir. lykurgos'un emriyle, genç kızlar koşu, disk ve ok atma idmanları yaparlar. ayrıca lykurgos psikolojik eğitimin bir örneğini buyruğuyla ortaya koymuştur; "..genç kızlar da delikenalılar gibi geçit törenlerine çıplak olarak katılmaya ve bazı dini törenlerde erkeklerin gözü önünde dans edip türkü söylemeye alıştırıyordu. zaman zaman kızlar yanlışlık yapan delikanlılara alaylı laflar atıyor ya da başarı gösterenleri türkülerinde övüyorlardı.. yiğitliği övülen ve kızlar arasında ün salan delikanlının göğsü kabarıyor; küçük düşürücü alaylardan duydukları acıysa delikanlılar arasında en sert azarlardan daha etkili oluyordu." (20)

    15. bölüm, çıplaklık ve genç kızların delikanlılar önünde güreşmelerinin, evlilik için kışkırtmanın bir yolu olduğu belirtilerek başlıyor. eserinde bol bol anekdotlara yer veren plutarkhos, bekar büyüklere saygı gösterilmemesini de ayıplamaz. hatta bir delikanlının, ünlü komutan derklyyidas'a yer vermeyip ona şöyle dediğini bize aktarır; "birgün bana yerini verecek oğlun yok senin."

    16. ve 23. bölümler, erkek çocuk ve delikanlıların eğitimiyle ilgilidir. "bir çocuğu olan baba onu istediği gibi büyütemezdi." (21) diyor plutarkhos. çocukların leskhe'ye (22) götürülmesi, (bozuk yaradılışlı olanlar ise apothetas'a gönderilirdi.) sütninelerin çocuk büyütmedeki ustalıkları, (anekdot aktarmayı seven plutarkhos, spartalı sütnineleri överken, atinalı alkibiades'in spartalı sütninesini örnek gösterir.) 'ortak sofra'da olduğu gibi, çocuk eğitiminde de yiyecek kıtlığına karşı bir önlem yer alması, (çocukların bazı bahçelere gizlice hırsızlık yapmaları için yönlendirilmesi. -böylelikle hem mal mülk sahibinin bu tarz baskınlara hazırlıklı olması, hem de yakalanan hırsız çocukların da cezalandırılarak, dikkatli ve uyanık olmaları planlanmıştır.- zaten az yiyen gençlerin yiyecek kıtlığına çare bulmak için gözüpek ve kurnaz olmak zorunda kalmaları sağlanabilmiştir.) 17. bölüm, az yemenin, bedenin hafifleyerek rahatça ve serbestçe boy atmasını sağladığı ve kadınların gebelikleri sırasında müshil almalarıyla, çocuklarının ufak tefek ama güzel ve ince yapılı olduklarına dair fikriyle sona eriyor.

    18. bölüm, çocukların çeşitli yollarla, erkenden güzel davranışları değerlendirmeye ve toplum hayatıtla ilgilenmeye alıştıklarını, eiren'in cezalandırma sistemini, hemcinsler arası ilişkilere iyi gözle bakılmasını, sevgililerin birbirlerinin daha iyi yetişmesine olan katkısını anlatır.

    19. bölüm çocukların eğitiminden bahsetmeye devam eder, "..çocukların az ve öz konuşmaları, ustaca karşılık verebilmeleri için, uzun uzun susmayı bilmeleri gerekiyordu." (23) kral agis ve lykurgos 'tan çeşitli anekdotlarla devam eden bu bölüm, lykurgos'un "düşmanın yurdumuza girmesini nasıl önleyebiliriz?" sorusuna verdiği "yoksul kalarak ve birbirimizden daha üstün olmaya çalışmayarak." cevabıyla son bulur. (24)

    20.bölüm, lakedaimonia'lıların uzun konuşmayı sevmediklerini çeşitli anekdotlarla açıklar; kral leonidas, lykurgos 'un yeğeni kharilaos, sofist hekataios'un konuşmasını yerenlere karşı arkhidamidas, demaratos, kral agis, theopompos, pausanias'ın oğlu pleistoanaks anekdotların baş aktörleridirler. (25) plutarkhos, isim vererek spartalıların az ve öz konuşmalarını övdükten sonra, anonim hikayelerle spartalıların bu özelliğini açıklamaya girişir.

    öğretimde şiire ve ezgiye verilen önem, yiğitleri övücü, kamçılayıcı yönü, bayramlarda üç yaştan üç ayrı koro kurulması 21. bölümün konusudur. söz konusu dizelerden örnekler verilmiştir.

    " orada görülür çiçek açtığı

    savaşçı gençliğin,

    güzel sesli musa'nın

    ve yollara dökülen doğruluğun." (26)

    22. ve 23. bölümler, savaş törenleri esnasında, gençlerin bağlı oldukları sıkı kuralların gevşetildiğini, (hatta spartalılarda savaş, sıkı hazırlıklardan sonra bir rahatlamaya varıldığından sözedilmiştir.) ordunun savaş düzeninde görkemli ritüeli; (spartalıların flüt seslerine ayak uydurarak (27) , sıralarını bozmadan, yüreklerinde hiçbir korku duymadan, tehlikelere karşı güler yüzle ve keyifle, müziğe karışan bir sevinçle ilrlemeleri) çatışma anlarında kralın etrafında ödül kazanmış atletlerin bulunduğunu, spartalıların kazandıkları zafer sonrası yağma ve kıyıma karşı olduklarını, (ve bu yüzden hemen geri çekildiklerini) çeşitli kişilerin lykurgos yorumlarıyla (sofist hippias (28) -çok savaşçı lykurgos- derken, phaleralı demetrios (29),onun hiçbir savaş işine girişmeden sadece barışla işleri hallettiğini söyler.hermippos ise lykurgos'un başından geçen ilahi bir olayla önceden değer vermediği iphitos şenliklerini düzenler ve parlak, sürekli olmalarını sağladığını aktarır.) sonlanır.

    24. bölümde,kimi vatandaşların gelir eşitliğinden rahatsız olduğu belirtilir. lykurgos'un, yurttaşlarına el işleriyle uğraşmalarını yasaklaması, savaşlardan başka, sparta'da sadece bayramların, dansların, şölenlerin, avların, toplantıların ve konuşmaların varlığı da bu bölümde anlatılır.

    ergin vatandaşların yaşayışının anlatımı 25. bölümde de devam eder. plutarkhos'a göre; otuz yaşını doldurmamış olanlar çarşıya inmez, ev için gerekli şeyleri akrabalarına aldırırlarmış. plutarkhos, sosibios'tan (30) aktarır; lykurgos küçük bir 'gülüş' heykeli yaptırmış; bununla şölenlere hoş bir yaşamdan uzaklaştırdığını, onları arılar gibi kaynaştırmaya çalıştığını ve kendilerini yurtlarına vermeye alıştırdığını da ekler. yine anekdotlarla beslenen bu konuda; pedaritos, pisistratidas, amphipolis, brasidas isimleri geçer.

    26. bölüm, "lykurgos'a katılanlardan oluşan senatonun ölen üyelerinin yerine kimler geçecek?" probleminin çözümüyle başlar. bu çözüm lykurgos'a ait; ölen üye yerine, iyiler ve akıllılar arasından en iyi ve en akıllısı seçilecek ve bu insana, erdeminin karşılığı olarak ömrünün sonuna kadar devlet yönetiminde bir yer verilecekti. işte bu seçimin ayrıntıları bu bölümün konusudur.

    "ölüm törenlerini de lykurgos çok güzel bir düzene sokmuştu." (31) böyle diyor plutarkhos 27. bölümde. lykurgos, ölülerin şehir içine ve tapınakların yanına gömülmesi yasağını kaldırmış, gençleri mezarlar arasında yetiştirerek onları bu olaya alıştırmış, ölülerle birlikte başka şeyler gömülmesini yasaklamış, yas süresini 11 güne sığdırmıştı. ayrıca lykurgos, vatandaşlarına başka ülkelere seyahat yasağı da koymuştu. zira ona göre, oralarda kötü eğitilmiş insanların törelerine özenen, yabancı alışkanlıklar edinen, ülkedeki yönetimi eleştiren bir yapıya bürünen yurttaşlar olabilirlerdi. tam bu noktada, plutarkhos bir thukydides alıntısı yapar; yabancılar kötü alışkanlıklar getirebilirlerdi. bu yüzdendir ki; lykurgos, şehre sızan ve bir işe yararı olmayan yabancıları sınır dışına çıkardı. yani lykurgos "yurdunu bir bedene giren kötü hastalıklardan korur gibi, dışarıdan gelebilecek kötü törelerin salgınından koruyordu." (32)

    28. bölüm, 27. bölümde anlatılan lykurgos uygulamalarının sorgulanmasıyla başlar. aristoteles'ten alıntı yapan plutarkhos, krypteia töresinin (33) kurucusu olarak lykurgos'u gösterir. devamında thukydides 'in peloponnessos savaşı tarihinden yararlanan plutarkhos, kölelere karşı her zaman kötü davranıldığının notunu düşer. hatta ortak sofralarda şarap içirilip, sarhoş edilen köleler masüstüne çıkartılıp gülünç duruma düşürülüyorlarmış. plutarkhos, bu noktada fikrini açıklar; "..bana kalırsa spartalılar bu türlü hoyratlıklara sonraları, özellikle depremden sonra düşmüşlerdir... krypteia gibi, korkunç bir törenin lykurgos'tan geleceğine akıl erdiremem, o ki; kaşka yerde ruh büyüklüğü ve doğruluğuyla tanınmıştır ve tanrı bile ondan yana tanıklık etmektedir." (34)

    29. bölüm, kanımca plutarkhos'un lykurgos'u erdemde en üst noktaya koyduğu bölümdür. bu bölümde, lykurgos'un kendini aç bırakarak öldürmesi anlatılır. lykurgos öyle bir devlet adamıydı ki plutarkhos 'a göre; ölürken bile ülkesine yararı dokunuyordu, çok büyük işler başarmıştı, yurttaşlarının kendi koyduğu kurallara sadık kalacağını biliyordu, yanılmamıştı da; "sparta, lykurgos'un yasalarına uyarak, beş yüzyıl yunanistan'ın en şanlı ülkesi olarak yaşadı.. lykurgos'tan sonra, arkhidamos'un oğlu agis'e kadar hüküm sürmüş olan 14 kraldan hiçbiri yasaları değiştirmedi." (35)

    30. bölüm, sparta'nın geleceğine bir bakış niteliği taşır. para, kral agis zamanında hortlar, lysandros (36) yüzünden açgözlülük ve zenginleşme tutkusu ülkeyi sardı, lykurgos'un yasaları yıkıldı.

    31. bölüm, bir tek insanın da, bir kentin de hayatında mutluluğun erdemden ve iç uyumdan doğacağına inanan lykurgos'un felsefi yönüne eğilir. plutarkhos 'a göre; lykurgos, platon'un, diogenes'in, zenon'un ve bu konuda övülmeye değer yazılar bırakmasından farklı olarak; benzeri yapılamaz bir devleti gerçekleştirmiştir. kuramsal açıdan sözü edilen bilgenin varolamayacağını düşünenlere baştan başa bilgelik sevgisiyle dolu şehrini gösterdi. parlak bir ün kazandı bu yüzden. aristoteles, spartalıların , o'na gerekli ilgiyi göstermediğinden şikayet etmiş, yeterli bulmamış. plutarkhos eserinin bu son bölümünde birkaç söylentiye yer verir; lykurgos'un kemikleri sparta'ya getirilince, mezarına yıldırım düşmüş. başka bir söylentiye göre; tek oğlu varmış, o da evladı olmadan ölünce soyu kurumuş, hipparkos'un oğlu aristokrates'e göre; girit'te ölen lykurgos'un bedenini evlerinde konuk kaldığı kimseler yakmış ve küllerini denize savurmuşlar. bunu da kendi istemiş. sebebi de; birgün spartalıların, kemiklerini yurda getirip, döndü diye yemin bağlarını çözmelerinden ve kurduğu düzeni değiştirmelerinden korkmasıymış.

    plutarkhos'un lykurgos eseri üzerine son sözü azra erhat hocamıza verelim isterim; "insanoğlu oldum olası, birey olarak kişinin de, toplum olarak tüm insanların da denge içinde yaşayabilecekleri bir düzen aramış durmuştur. bu arayış gözlerini bilince açtığı günden başlar. çünkü bilince açıldığı gün mutluluğunu erek olarak karşısına diktiği gündür. o yoldan, bu yoldan, şu yoldan ereğe varayım diye çabalar durur. yolların hepsi birer denemedir, ereğe yaklaştırır elbet insanı; ama vardırır mı?" (37)

    notlar:

    1-lykurgos'un hayatı, plutarkhos, çev: sabahattin eyuboğlu, vedat günyol, sf:15, t. iş bankası, kültür yay. (626)

    2- 1'deki eser, sf:15

    3- 1'deki eser, sf:15

    4- 1'deki eser, sf:15

    5- 1'deki eser, sf:16

    6- 1'deki eser, sf:16

    7- 1'deki eser, sf:17

    8- "..yetim kralların naipleri lakedaimonia'da prodikos/hakları savunan adını taşıyorlardı." 1'deki eser, sf:17

    9- 1'deki eser, sf:19

    10- 1'deki eser, sf:20-21

    11- 1'deki eser, sf:22

    12- ephorosluk: bizim dilimizde 'bakanlık' olarak söylenebilir. ephoros kelimesi yunanca gözcülük, bekçilik etmek anlamına gelen 'ephoran' fiilinden gelmektedir.

    13- 1'deki eser, sf:26

    14- 100 drahminin ağırlığı olan 1mna aşağı yukarı 436 gramdır.

    15- 1'deki eser, sf:5 – önsöz: azra erhat

    16- 1'deki eser, sf:28

    17- 1'deki eser, sf:28

    18- dioskorides: lakedaimonia devleti üzerine bir eser yazmış tarihçi (plut.)

    19- 1'deki eser, sf:31

    20- 1'deki eser, sf:34

    21- 1'deki eser, sf:38

    22- leskhe: babaların, çocuklarını götürdükleri yer. burada topluluğun en yaşlıları bulunurdu. onlar yeni doğan çocuğu yoklar, kusursuz ve gürbüz bulurlarsa büyütülmesini emreder ve dokuz toprak payından birini ona ayırırlardı. (plut. lyk. 16)

    23- 1'deki eser, sf:42

    24- 1'deki eser, sf:43

    25- theopompos: yarı efsanevi sparta kralı. i.ö. viii. yy. sularında yaşamış olduğu düşünülür.

    26- 1'deki eser, sf:46

    27- lykurgos, herkesin başına bir çelenk takmasını ve flütlerin savaşta kastor havasını çalmalarını buyururdu.

    28- sofist hippias; i.ö. vi. yy.'ın ikinci yarısında yaşamış matematikçi ve filozof. geometride buluşları vardır. homeros üstüne bir araştırma ve tarihle arkeoloji konulu birçok eser yazmıştır. platon'un protagoras, küçük ve büyük hippias diyaoglarında baş kişidir.

    29- phaleralı demetrios; atinalı hatip ve devlet adamı. (i.ö. 350-283)

    30- sosibios: i.ö. ii yüzyılda yaşamış atinalı heykeltraş. louvre müzesinde bakkhalar alayını gösteren bir mermer vazosu bulunmaktadır.

    31- 1'deki eser, sf:53

    32- 1'deki eser, sf:54

    33- krypteia; saklanmak, bir işi gizlice yapmak anlamına gelen "kryptein" fiilinden gelir. sparta'da, yabancı ve kölelere yapılan gizli kötülükleri anlatır.

    34- 1'deki eser, sf:55

    35- 1'deki eser, sf:57

    36- lysandros; sparta generali. (i.ö. 395'de ölür.) plutarkhos, "paralel yaşamları" nda lysandros'un da hayatını işler.

    37- 1'deki eser, sf:11, - önsöz: azra erhat
  • a priori hükümlerin topluma yasa olarak vaz edilebileceğine inanan ilk yasa koyuculardan. ancak, toplumsal düzende lykurgos'lara yer yoktur. (bkz: ernesto laclau)
  • antik yunan'da bir nevi komünizmin dibine inmiş sparta kralı. başarısının sırrı çok küçük yaşından itibaren çocukların (kendi kanunları yönünde) eğitilmesini sağlamasıdır. 300 spartalı filminde izlediğimiz sparta'nın şeklini veren kral lykurgos'tur.
  • içkiye olan nefreti üzümleri de kapsamakta olan sparta kralı. bu nefretin kökenini teşkil eden şey kendi istem dışı eylemi imiş. şöyle ki şarap içtiği bir gece annesine şiddet uygulamaya kalkmış, kendine geldiğinde ise pişman olup içkiye savaş açmış. *
    yunan mitolojisi bunu şarap tanrısı olan dionyzos- lykurgos savaşı şeklinde anlatıp sonunda lykurgos'u cezalandırır.
    gaius julius hyginus'un, fabulae eserinden [cxxxıı. lycurgus ] alıntı şöyle : ''lycurgus, son of dryas, drove liber from his kingdom. when he denied that liber was a god, and had drunk wine, and in drunkenness tried to violate his mother, he then tried to cut down the vines, because he said wine was a bad medicine in that it affected the mind. under madness sent by liber he killed his wife and son. liber threw lycurgus himself to his panthers on rhodope, a mountain of thrace, over which he ruled. he is said to have cut off one foot thinking it was a vine.''

    * tabii bunlar işin mitolojik boyutu. gerçekliğe dayanan bir bilgi var ki o da eşitlikçi ve parayı değersizleştiren sosyalist yanı. ağırlığı kiloyu bulan metal paralar bastırarak taşınmasının ve paradan kaynaklanan kötülüklerin önüne geçmeye çalışmış. * tanrıların gazabına uğraması bu yüzden olabilir.

    jean jacques rousseau'nun toplum sözleşmesi'nden*:
    (1) ''bir halk, ancak yasaları işe yaramaz hale gelmeye başladığında ünleniyor. lycurgus'un yasalarıyla kurulan kurumlar, spartalıları kim bilir kaç yüzyıl mutlu ettikten sonradır ki, yunanistan'ın öteki kesimlerinde onlardan söz edilmeye başlandı.''
    (2) ''lycurgus, yurduna yasalar yaptığında işe tahtından vazgeçerek başladı. yunan kentlerinin çoğunda yasaları yabancılara yaptırırlardı hep. çağımız italya'sındaki cumhuriyetler de, çoğu zaman bu yönteme öykündüler; cenevre cumhuriyeti de öyle yaptı ve bunun yararını gördü. roma, en parlak günlerinde zorbalığın tüm kötülüklerinin hortladığını gördü ve yasama gücü ile egemen gücü aynı kimselerde topladığı için de az kalsın yok oluyordu.''