şükela:  tümü | bugün
  • türkçe'ye kabakçığın hayatı olarak çevrilen isviçre ve fransa ortak yapımı harika animasyon. isviçre'nin oscar adayı olarak gösterilmiş.
    filmde karanlık, dünyanın koca acısını taşıyan ama bir o kadar da naif bir hikayeyi, kimsesiz çocukların hikayesini, o çocukların gözünden görüyor ve bir saatliğine çocuk oluyorsunuz. çoğu yerde gülümsemeniz üzüntünüze karışıyor.

    keşke çocuklar hep mutlu olsa.
  • filmekimi kapsamında gittigim ve bir pazar günü, minnoş minnoş hissettirmiş, ancak buruk tadını da içinize işleten animasyondur.

    --- spoiler ---

    insan mutluluktan da ağlar içerikli sonuyla gözleri doldurmuştur. *

    http://youtu.be/ayup1rnv7ry

    --- spoiler ---
  • claude barras'ın yönettiği 2016'nın varşova film festivali'nde 'izleyici ödülü'nü kazanmış yapıttır.
  • o kadar tatlı bir 60 dakika geçireceksiniz ki...

    --- spoiler ---
    peki ya o dans sahnesinin güzelliği. buradan tekrar izleyebilirsiniz...
    koruyucu anne / babalığı ciddi ciddi düşündürecek bir film ayrıca.
    --- spoiler ---
  • akan yazılarla beraber giren şarkı * *, o ana kadar tuttuğunuz yaşlarınızı akıtabilir.
  • okula ilk giriş sahnesinde miyazaki'ye selam çakmıştır.
  • yürek yaralayan filmlerden, bunu bir saat boyunca 10-12 yaşlarında bir grup çocuğun içine sizi alıp bırakarak, epey de hırpalayarak yapıyor. ağlamamak için kendimi tuttukça, daha çok ağladım. sonunda sophie hunger söylemeye başladığındaysa yerinizden kalkamıyor, courgette ve camille gibi karlara uzanıp yıldızları izlemeye başlıyorsunuz.

    birçoğumuz ne şanslıyız, birçoğumuz ne çok hayata dokunup güzelleştirme şansına sahibiz baktığımızda. courgette, nispeten daha şanslı bir çocuktu belki ama bu kadarına bile sonradan kavuşamayan, incitilen çocukları düşünmek içini yakıyor insanın. "gözlerinden belli, her şeyi görmüş." bir çocuk camille mesela, bir çocuğun her şeyi görmüş olması insanın içini yakıyor. kime sarılacağını bilemiyorsun o an, herkes yaralı, bazısının daha fazla yaraları, öyle kalakalıyorsun. bir de dünyanın sahiden yalnız polis memuru raymond gibi iyi insanların hatrına döndüğünü hatırlıyorsun, minnet duyuyorsun.

    bazı filmler var, defalarca izlemek isteyip tekrar görmekten korktuğumuz. benim için ma vie de courgette onlardan biri oldu. biz bütün bunların en kötü biçimlerinin, korumaya verilen çocukların istismar edilip şiddet gördüğü rezil bir coğrafyanın insanlarıyız. bir dönem, simon gibi hırçın ve sürekli küfreden bir çocuğun, onu gözetimde tutmaya çalışan insanları ne kadar zorladığını gördüm. başka türlü yaklaşmaya, anlamaya çalıştığımda "gideceksin zaten, hepiniz gidersiniz, para da aldığınızı biliyorum." dediğini hatırlıyorum. para almıyorduk, gitmek için de gelmemiştik. babasını anlatmaya başladı. bir başka çocuk dikiş izimi gördü, bana ne olduğunu sordu. kolunu açtı sonra, "benim de var, annem bıçak attı, sonra üzüldü ama." dedi. "evde kim yardım ediyor ödevlerine?" diye sordum, "benim ablam öldü." diye yanıtladı. nasıl, bilinmez. çevremizde ailenin yarattığı tahribatı kaldıramamış yetişkinler, hâlâ bunları yaşayan çocuklar var, o kadar çoklar ki. unutmuş olma yüzsüzlüğümüze rağmen ensar vakfı hâlâ yurt faaliyetlerini sürdürüyor, bunu bile engelleyemedik, denetlenmelerini sağlayamadık. kaçak bir yurtta çocuklar yanarak öldüler. pozantı cezaevi'ndeki çocukların hesabını soramadık, çocuk esirgeme kurumu'nun içindeki zulmün, denetimsizliğini hesabını hiç soramadık. ma vie de courgette, buralarda yaşayıp izlediğinizde önce yutkunmanızı zorlaştıracak, belki bir gün ayağa kalkmaya da niyetleniriz de bir halta yararız.

    filmle ilgili ciddi bir sıkıntı var yalnız, nedense bazı yerli siteler bu filmi sevimli bir animasyon gibi pazarladılar fakat değil. aksine, yetişkinlere yönelik ağır bir film bu. 7 yaş sınırı, bu film için uygun değil. 10-12 yaşındaki çocukların dünyasına 7 yaşındaki bir çocuğu dahil etmek ciddi bir hata olur yalnızca. o yüzden, lütfen yanılıp çocuğunuzu mutsuz edeceğini, kafasını da karıştıracağını bile bile bu filmi izletmeyin. bazı ebeveynler de "ne kadar şanslı olduğunu anlasın." diye böyle filmleri izletiyorlar, duyduğumda dehşete düşmüştüm, onların zaten yatacak yeri yok.
  • 89. akademi ödüllerine en iyi animasyon dalında aday olan 66 dk gibi kısa süreli, isviçre yapımı film.
    film yetiştirme yurdunda kalan, farklı hikayeleri olan fakat benzer acılara sahip çocukların yaşamını çarpıcı bir şekilde ele alıyor.
  • hem masum, gülümseten, içten hem de can acıtıcı bir film. farklı film, anime ve şarkılara yapılan göndermeler sevindiriyor, gülümsetiyor. en güzeli ise daha önce de belirtildiği üzere le vent nous portera.

    --- spoiler ---

    le vent nous portera'nın klibini minik courgette ile aynı yaştayken izlemiştim. izler izler ağlardım. evet birazcık kafası kırık bir çocuktum.
    bu gereksiz ayrıntıyı geçersek, video klipteki çocuğun hikayesi ile tatlı courgette'mizin hikayesi arasındaki benzerlik ise insanın canını acıtan ama filmi daha çok sevmeme sebep olan bir ayrıntı.

    --- spoiler ---
  • kısa ve öz bir film. hoş ve derin. duygusal bir insansanız izleyin. yormaz ama biraz sızlatır gözleri.