şükela:  tümü | bugün
  • sometimes you just have to be yourself şeklinde taglineı olan,ludovic'in dramını anlatan başarılı bir film*.
  • ludovic 7 yasindadir ve birgun kiz olucagina inanir. dunyanin en sevimli cocugunu gormek istiyorsaniz izlemeniz gereken golden globe almis film. filmdeki ebeveynler de dayaklik ayrica.
  • kız kıyafetleri giyen, kız gibi davranan ludovic'in öyküsü. erkek bedeninde olmasının nerden kaynaklandığı ludovic şöyle anlatır;
    --------------------------------------------------------------------------------
    ludovic fabre: i'm a girlboy.
    jérôme: a girlboy?
    ludovic fabre: to make a baby, parents play tic-tac-toe. when one wins, god sends xs and ys. xx for a girl, and xy for a boy. but my x for a girl fell in the trash, and i got a y instead. see? a scientific error! but god will fix it and send me an x and make me a girl and then we'll get married, okay?
    jérôme: that will depend on what kind of girl you are.

    daha fazlası için;

    http://www.imdb.com/title/tt0119590/quotes

    (bkz: for today i am a boy)
  • 1997 yapımı, bir alain berliner filmi. 7 yaşındaki ludovic'in, erkek bedenindeki kız ruhunu anlatan, anlatmaya çalışan samimi film.
  • --- spoiler ---

    hanna fabre: boys cannot marry other boys.
    ludovic fabre: i know that.

    --- spoiler ---
  • 1997'de kristal küre'yi kazanmış filmdir.
  • bugün homofobi başlığındaki bir entryi okuyup kalbim çok acımıştı.

    sonrasında(2 saat sonra kadar) bu filmi izledim.

    öncelikle prayers for bobby'den sonra bu kadar masum, samimi bir lgbti sinema örneği görmemiştim. film özellikle lgbtiler için değil onları çemberin dışına öteleyen ikili(kadın-erkek) zihniyetine karşı yapılmış bir film.

    heteroseksizm belasının, dünyalar masumu ludo üzerinde hayatı cehenneme çevirişine tanık olmak insanın içini parçalıyor. ve hatta aile cahil olsa da toplumsal baskılara şahit olup, bunu bilmek insanın içini parçalıyor.

    --- spoiler ---

    ludo o kadar masum, o kadar çocuk ki toplumsal cinsiyetin yarattığı ön yargılar girdabında kendisini tanımlamaya çalışıyor. ama toplum ne ailesine ne de ludo'ya izin vermiyor.
    ludo kendisini kadın olarak tanımlıyorken, ailesi için erkekmiş gibi davranmaları, zorla saçının kesilmesi ve annesinin onu dövdüğü sahne çok hüzünlü(bir duygu sömürüsü söz konusu değil burada)

    sonunun umutlu bitmesi de çok güzeldi:

    hanna fabre: boy or girl, you will always be my child.
    pierre fabre: our child.
    --- spoiler ---

    filmi izledikten sonda çalan şarkıyı sevenler için gelsin: http://www.youtube.com/watch?v=mrv9xr0ej1q
  • bedeni erkek ama ruhu kadın olan küçük bir çocuk. kendini her ifade etmeye çalıştığında hem ailesinden hem çevresinden gördüğü tepki. ailesinin başına bela olduğunu düşünmesi...

    kendi mantığıyla çıkar yol arayan çocuğun önüne çekilen setler. hayallerinde sadece hissettiği gibi yaşamasının yüzünde oluşturduğu mutluluk.

    özünde nedenini sormadan olduğu gibi kabullenmenin hayatı daha kolaylaştırdığını fark ettirdi bana. sürekli neden aramak ya da kaçmak ya da diğerleri gibi olmak. işte bunlar mutsuzluk kimileri için. kimin ne hakkı var ki buna?

    kimilerince tabu olan konuyu çocuk üzerinden ve samimi şekilde anlatmasıyla iyi ki izlemişim dediğim bir film.

    ayrıca hatırlarsınız çok olmadı türkiye'de de 5 yaşındaki erkek çocuk sürekli bebeklerle oynuyor diye diğer öğrencilerin velilerinin şikayeti üzerinde kreşten atılmıştı. nedenleri ise kendi çocuklarının etkileneceğini iddia etmeleriydi.

    mantık her yerde aynı. mantıksızlık demek daha doğru olur sanırım.
  • "toplumun istediği gibi değil,olmak istediğin kişi gibi ol" mesajını çok güzel verirken, cinsiyet kalıplarını olduğu gibi kullanarak beni hayal kırıklığına uğratmış filmdir. örneğin, ludo'nun iyi futbol oynayamadığını göstererek kadınlar iyi futbol oynayamaz kalıbı, sadece bebeklerle oynamak istediğini göstererek erkekler bebeklerle oynayamaz kalıbı,kısa saç/uzun saç muhabbeti vs vs. bu kalıplar sanki futbol oynayan veya kamyonlarla oynamayı seven heteroseksüel kız çocuğu olamazmış, ya da uzun saçlı olmayı seven ama cinsiyetini değiştirmek istemeyen bir erkek çocuğu olamazmış algısı yaratıyor. bu kalıplar da dış görünüşe ve tavırlara bakarak cinsel yönelimler hakkında kafamızda önyargılar oluşmasına sebep oluyor. aynı zamanda bu kalıplar, insanları bu denli kimlik kargaşasına girmesine sokan şeyler değil mi? doğdukları andan itibaren çocuklara cinsiyetlerine göre kıyafetler,oyuncaklar alınıyor. cinsiyetine göre neyi sevip neyi sevmeyeceğine karar veriliyor. bunun yerine karar verebilecek yaşa gelene kadar,iki cinsiyet için de geçerli olacak eşyalar satın alınsa,nasıl olmak istediğine karar veren ve özgür bireyler yetişmez mi? toplumun kalıplarına uydukça insanların farklı olanı kabul etmesi ve farklı olana saygı göstermesi zorlaşıyor. bırakın farklılıklara sahip insanların yaşamasını,farklılıklara saygı duyan insanların bile bu toplumda yaşaması zorlaşıyor. (örneğin güzeller güzeli olacakken bir onur yürüyüşünün daha içine sıçılmış) neyse daha fazla sinirlenip üzülmeden filmde bu kadar klişe kalıplar kullanılmasını 1997 yılında çekilmiş olmasına veriyorum ve gidiyorum. bi de transamericagüzel filmdi, diğerleri izlendikçe entry güncellenicek.
    (bkz: #66304417)