şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sultan veledin bir kitabı.* oldukça faydalı bir eser mesnevi tadında hoş okunabilir.
  • katip mustafa çelebi mh. büyükparmak kapı sk. no:27 kat/1 beyoğlu

    daha fazla bilgiyi de tutup copy-paste yapmak yazarliga yakismaz, buyrun;
    http://www.garaj.org/…marif-bar-taksim-istanbul.htm
  • kısa bir sure once ismini rockstar olarak degistirmis olan mekan.

    tarz olarak alternatif muzik calmakla beraber haftanin dort gunu canli muzik yapmaktalar.

    ozellikle persembe aksamlari cikan sahte raki isimli gruba dikkat.
  • sultan veled'in farsça mensur, tasavvufi bir eseridir. yüzyıllar önce yaşamış büyük bir topluluğun, düşünce ve duygusuna hakim olan inanç, düşünüş ve görüşleri büyük bir açıklıkla ifade ve her yönüyle ihtiva etmesi bakımından maarif'in değeri ve önemi, büyüktür.

    der ki,

    "tanrı sizin suretinize ve amellerinize bakmaz; lakin sizin kalblerinize ve niyetlerinize bakar."
  • maarif, irfan kazandırmak demektir. her ne kadar, sözlüklerde maarif kelimesinin karşılığı olarak bilgi, kültür kelimeleri veriliyorsa da, bilgi ve kültür kelimeleri ve tanımları da maarif kelimesinin mânâsını vermekten uzaktır. maarif kavramının mânâsına vâkıf olabilmek için, “irfan” mefhumunun anlamını idrâk etmek şarttır. keza, irfan, maarif, mârifet kelimeleri hep aynı kökten türetilmişlerdir.

    eğitim kelimesi de tam olarak maarif kelimesinin anlamını karşılamakta yetersiz kalır. gerçi eğitim, başlıbaşına doğru bir kavram değildir. biz yavrularımızı eğitmemeliyiz. onlara “maarif” vermeliyiz. cünkü, eğitmek, eğitenin sözünü dinleyecek adam yetiştirmek faaliyetidir. yâni kukla...

    kimse kusura bakmasın, sirklerdeki maymunlar ve köpekler de eğitilirler, ama onlara maarif verilemez. insanoğlu eğitilmemelidir, ona maarif verilmelidir; doğruyu, iyiyi, güzeli, yükseği ayırdedebilecek bilgilerle donatılmalıdır. “benim dediğimi yap!”, bu eğitmektir.

    eğitim, askerîyede zarurîdir; çünkü astlar, üstlerin söylediklerini yapmaz ve emirleri yerine getirmezse, hiçbir şey olmaz. orduda kendi kafanı kullanmak gibi bir özgürlüğün olamaz, orduda emir yerine getirilecek, tâlim edilen, eğitim yapılan hususlar yerine getirilecek, ki yukardan birisi emir verdiği zaman, en uçtaki birisi o emri tatbik edebilsin. ama bu, sadece askerlikte olur.

    bunun dışında eğitim, jakoben bir sistemle, “benim dediğimi yapacaksın! parmağımı şıklattığım zaman sağa bakacaksın, elimi kaldırdığım zaman kuyruğunu sallayacaksın!..” zihnîyetiyle gerçekleşmez. evvelâ eğitim yerine, maarif kavramını ikâme etmeliyiz. bunu günümüze uyarlarsak; kişiyi araştırmacı yapabilmek, meraklarını tatmin edecek imkânlara kavuşturacak ortamı yaratabilmek için eğitim değil, maarif gereklidir.

    eğitimde, eğitenin dediğini yapacak adam yetiştirmek esastır. oysa “maarif”te, yâni irfan kazandırmak faaliyeti ve çabasında, kişiyi doğruyu, güzeli, iyiyi, yükseği seçebilme kâbiliyeti kazandırmakla mücehhes kılmak esastır.

    mustafa kemal atatürk’ün “en büyük emelim, maarif vekili olarak yurdumun irfanını yükseltmektir.” sözünü hatırlarsak eğer, belki hatırâsına ve mirasına neden sâdık kalamadığımızı ve nerelerde hata yaptığımızı tefekkür etmemize bir vesîle olur...
  • (bkz: maarif vakfi)
  • eğitim.